Transformers İstanbul’a İstanbul Yeşilçam’a ışınlandı: “Zaman Makinesi 1973″

Zaman Makinesi (1973)

Yönetmen: Aram Gülyüz

Oyuncular: Zihni Göktay, Mustafa Uzunyılmaz, Seda Bakan, Gürgen Öz, Can Bartu Aslan, Fehmi Dalsaldı, Birsu Demir, Gülhan Tekin, Esvet Şahin, Ali Yoğurtçuoğlu

Yıllardır tv filmi veya tv dizisi ayarında, absürdlüklerin tavan yaptığı ama güldürmeyen, bazıları güldürse bile sinemasal ve sanatsal değer taşımayan neredeyse yüzlerce yerli komedi filmi üretildi, üretiliyor ve görünen o ki üretilecek. Bu filmlerin arasından üç taş çatlasa beş film sıyrılır. Kalite ve zeka açısından söylüyorum. Zaman Makinesi 1973 te bu filmlerden biri.

Filmin en büyük başarılarından biri Aram Gülyüz’ün nostalji ile “yeni”yi güzel harmanlamasından geliyor, ama en önemlisi yönetmen geçmişe saplanıp kalmıyor, geçmişi yüceltip günümüz dünyasını, başka bir deyişle modern dünyayı tefe koyup çalmıyor, böylelikle film demodelikten tamamen sıyrılıyor. Yönetmen zaman yolculuğu kavramını, züppeliği ve alın teri dökmeden ve çalışmadan para kazanma hevesini, bununla birlikte (az) paranın değerini bilmemeyi (aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz) eleştirmek için kullanıyor.

Fakat beni en çok şaşırtan yönetmenin ilerlemiş yaşına rağmen kamera arkasındaki formu ve zindeliği oldu. Çağımızı da gayet iyi bilen, iyi çözümlemiş, günümüzün mizah anlayışına olduğu kadar alışkanlıklarına ve yaşam tarzına da oldukça hakim görünen bir yönetmen ile karşılaştım. Zaten filmi demodelikten kurtaran da bu. Belki başka bir senaryo ve başka bir yönetmen ile oldukça sıkıcı bir filme dönüşebilirdi proje ama bu haliyle gerçekten su gibi akıp geçiyor.

Filmin mizah anlayışı yukarıda da dediğim gibi incelikli, en önemlisi basit değil, yani zeka seviyesi yüksek. Biraz Woody Allen’ın çok sevdiğim filmlerinden biri olan Roma’dan Sevgilerle filmini andırıyor. Yani film gülümsetmiyor, ciddi ciddi güldürüyor. Benim gibi içi boş absürd komediler görmekten bıktıysanız Zaman Makinesi 1973 ilaç gibi gelecektir. Filmdeki siyasi mizahın dozu da iyi tutturulmuş, yani mizah fazla karikatürleştirilmeden aktarılırken karton karakterlere rastlanmıyor ve film sarkmadan sona eriyor ki bildiğiniz gibi bir komedi filminin başına gelebilecek en kötü şey filmin sarkmasıdır (güldürmeyen bir komedi filminden bile daha kötü bir durumdur belki) Filmin en çok hoşuma giden unsurlarından biri ekran önünde hiç göremediğimiz ve sadece sesini duyabildiğimiz anne karakteri oldu. Sizi o yıllara götürmesi hatta biraz duygulandırması olası. Son olarak filmdeki arabanın Transformers’a selam çakması da o filmi de izleyenleri gülümsetecektir.

Filmin bütün oyuncuları üzerlerinde düşeni yapmış, ancak Tolga’nın zamanda yolculuk yaptıktan sonra kaldığı evin küçük oğlunu canlandıran Can Bartu Aslan tek kelimeyle çok iyi oynuyor! Bu arada filmin künyesine bakmadan gidenlere bir çocuk oyuncu sürprizi daha var ki o isim de sinemamızın umut veren çocuk oyuncularından bir diğeri aslında. Ben de sürprizi bozmuyor ve adını zikretmiyorum. Mustafa Uzunyılmaz ve Zihni Göktay gibi ustalar filmi onurlandırırken ve bizlere birer hatıra daha bırakırken Gürgen Öz karakterine çok yakışıyor ve Seda Bakan yerli sinemamızın en şeker oyuncusu olma yolunda ilerliyor (Kardeş Payı dizisini de işin içine katarak) Belki de artık ilerleyecek yeri kalmamıştır :)

Filmin finali ise görünürde size mantık dışı veya oldu bitti gibi gelebilir, ancak filmin ruhuna ve dokusuna çok uygun, çok yakışan bir final bu. 70′lerdeki yerli filmlerimize bir selam çakıyor. Zaten amacı da bu ve bu amacına ulaşıyor. Zaten kimsenin Kelebek Etkisi tarzı bir final beklediğini sanmıyorum. Siz kendiniz karar verin.

Önümüzdeki hafta belki de son haftasına girdiğinden bu son şansınız olabilir. Kaçırmayın derim.

 

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler