” Sevgilim Hayat ” (*)

Bir november76 / rashomon ortak yapımıdır.

rashomon: Sinema nedir?

november76: Sinema hayattır.

Hayat bazen bir olayı değişik açılardan görebilmektir… ‘Rashômon’ {1950} / Akira Kurosawa

Hayat bazen bir savaştır, sürekli anlamsızlığını sorguladığımız… ‘Paths of Glory’ {Zafer Yolları – 1957} / Stanley Kubrick

Hayat bazen yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşamaktır, üstelik çocuk olarak… ‘Pather Panchali’ {Yol Türküsü – 1955} / Satyajit Ray

Hayat bazen istemeden de olsa tuzağa düşmektir… ‘The 39 Steps’ {39 Basamak – 1935} / Alfred Hitchcock

Hayat bazen iplerin kendi elinde olduğunu sanırken aslında hiç de  öyle olmadığını farketmektir… ‘Double Indemnity’ {Çifte Tazminat – 1944} / Billy Wilder

Hayat bazen derin bir gerçekliği yüzlerde aramaktır… ‘La Passion de Jeanne d’Arc’ {Jeanne d’Arc’ ın Tutkusu – 1928} / Carl Theodor Dreyer

Hayat bazen bir kasabaya sıkışıp kalmaktır, tüm gençlik heyecanına rağmen… ‘The Last Picture Show’ {Son Gösteri – 1971} / Peter Bogdanovich

Hayat bazen kızının büyüdüğünü kabullenememektir, güzel bir izdivaç öncesi… ‘Father of the Bride’ {Gelinin Babası – 1950} / Vincente Minnelli

Hayat bazen yaşamın akışını kamerayla göstermektir, inanılmaz bir ustalıkta… ‘Chelovek s kino-apparatom’ {Kameralı Adam – 1929} / Dziga Vertov

Hayat bazen bir yankesicinin sevdiğine giden yolu bulmak için geçtiği kötü duraklardır… ‘Pickpocket’ {Yankesici – 1959} / Robert Bresson

Hayat bazen savaşı bir kenara atıp, Akdeniz’ in maviliğinde mavi düşlere dalmaktır… ‘Mediterraneo’ {Akdeniz – 1991} / Gabriele Salvatores

Hayat bazen artık evi gibi olmuş bir gemide piyano çalmaktır, müthiş bir ustalıkla… ‘La Leggenda del pianista sull’oceano’ {1900 Efsanesi – 1988} / Giuseppe Tornatore

Hayat bazen kendi topraklarında saklanmak zorunda kalmak ya da ekmeğini başka yerlerde aramaktır… ‘The Grapes of Wrath’ {Gazap Üzümleri – 1940} / John Ford

Hayat bazen kurtlu etleri yemeye zorlanmak, ya da merdivenlerde katliama uğramaktır… ‘Bronenosets Potyomkin’ {Potemkin Zırhlısı – 1925} / Sergei M. Eisenstein

Hayat bazen bir taşra kasabasında kafasına uygun birini bulup, yaptıkları soygunlarla ortalığı kasıp kavurmaktır… ‘Bonnie and Clyde’ {1967} / Arthur Penn

(*) Bir İsmet Özel şiiridir.

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“” Sevgilim Hayat ” (*)” bu yazı hakkında 20 yorum var

  • November76 diyor ki:

    Hayat bazen kasvetli, karamsar ve insanoğlunun karanlık doğasına ayna tutan bir müzikaldir… ‘Sweeney Todd: The Demon Barber of Fleet Street’ {Sweeney Tod: Fleet Sokağı’nın Şeytan Berberi – 2007} / Tim Burton

    Hayat bazen onu bulduğunda kaybetmiş olmaktır… ‘Brief Encounter’ {Kısa Tesadüfler – 1945} / David Lean

    Hayat bazen bir şiirdir, farklılıklara rağmen baştan sona aşkla dolu… ‘Yes’ {Evet – 2004 } / Sally Potter

    Hayat bazen bir yolculuktur özgürlüğe açılan ancak insanların hazmedemediği… ‘Easy Rider’ {1969} / Dennis Hopper

    Hayat bazen dört duvar arasında sıkışmışken özgürlüğü bulmaktır… ‘Birdman of Alcatraz’ {Alkadraz Kuşçusu – 1962} / John Frankenheimer

    Hayat bazen bir savaş içinde küçük bir kız çocuğu olmaktır, tek arkadaşı masallar olan… ‘El Laberinto del Fauno’ {Pan’ın Labirenti – 2006} / Guillermo del Toro

    Hayat bazen sevgilinin peşinden çıkılıp da hüsrana uğranılan bir seyahatin sonunda bambaşka bir aşkın kalbinde büyüdüğünü görmektir…. ‘Before Sunrise’ {Gündoğmadan – 1995} / Richard Linklater

    Hayat bazen çocukça bir kıskançlık sonuncu çok sevdiğin insanların hayatını mahvetmektir… ‘Atonement’ {Kefaret – 2007} / Joe Wright

    Hayat bazen küçük bir kasabada yaşayan arkadaşları darmadağın eden bir savaştır… ‘The Deer Hunter’ {Avcı – 1978} / Michael Cimino

    Hayat bazen “bir barışsever” mi yoksa “doğuştan katil mi” olduğuna karar verememektir… ‘Full Metal jacket’ {1987} / Stanley Kubrick

    Hayat bazen rengarenk, düşlerle dolu bir karnavaldır… ‘Giulietta Degli Spiriti’ {Ruhların Jülyeti – 1965} / Federico Fellini

    Hayat bazen atalarının topraklarına geri dönüp, kendine yeni bir yaşam kurmaktır… ‘The Shipping News’ {Çok Özel Haber – 2001} / Lasse Hallström

    Hayat bazen hayatın hakkında karar verebilme hakkı istemektir… ‘Mar Adentro’ {İçimdeki Deniz – 2004} / Alejandro Amenábar

    Hayat bazen son demlerinde evinin penceresinden o dingin manzaraya ve kabaran denize sükunetle bakabilmektir, içinde çığlıklar koparken… ‘Sonbahar’ {2008} / Özcan Alper

    Hayat bazen istediği herşeye sahip olabilecek kadar parası olan bir adamın, çocukluğuna ve kızağına duyduğu onulmaz özlemdir… Citizen Kane’ {Yurttaş Kane – 1941} / Orson Welles

    Hayat bazen haksızlıklara baş kaldırmaktır fütursuzca… ‘Cool Hand Luke’ {Parmaklıklar Arkasında – 1967} / Stuart Rosenberg

  • oscar1895 diyor ki:

    Hayat bazen bir yolculuktur, ıssız çöllerde kaybolmuş benliğini arayanların yolculuğu…’Paris , Texas’ {1984} / Wim Wenders

    Hayat bazen hayallerinin aksi yönde ilerleyip, bir fahişe olarak kendini kaldırımlarda, yabancıların kollarında bulmaktır. ‘Vivre Sa Vie’ {Hayatını Yaşamak – 1962}/ Jean Luc Godard

    Hayat bazen sınıfların ayırdığı, savaşların birleştirdiği karşı cinsle beraber yasak oyunları oynamaktır. ‘Jeux interdits’ {Yasak Oyunlar – 1952} / René Clément

    Hayat bazen kendi geçmişinde düş kırıklıklarıyla dolu bir geziye çıkmaktır. ‘Smultronstället’ {Yaban Çilekleri – 1957} / Ingmar Bergman

    Hayat bazen idealizm uğruna savaşırken; çaresizlik, yenilgi ve ölümle beraber savaşın anlamsızlığını sorgulamaktır. ‘All Quiet on the Western Front’ {Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – 1930} / Lewis Milestone

    Hayat aslında hiç de göründüğü gibi değildir. Defalarca bakmış olsanız bile, bir kez daha yakından bakın. İşte o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız. ‘Blow Up’ {Cinayeti Gördüm – 1966} / Michelangelo Antonioni

  • Rashomon diyor ki:

    Hayat bazen iç içe geçen iki öykü ve birbirine dönüşen kişiler arasında kalmaktır… ‘Lost Highway’ {Kayıp Otoban – 1997} / David Lynch

    Hayat bazen anılardan ve düşlerden renkli mi renkli bir dünya oluşturmaktır… ‘Amarcord’ {Hatırlıyorum – 1973} / Federico Fellini

    Hayat bazen koyu karanlık bir atmosferdir, yedi ölümcül günahın olduğu… ‘Se7en’ {Yedi – 1995} / David Fincher

    Hayat bazen seks, ölüm ve araba kazaları arasındaki bağlantıyı çözmeye çalışmaktır… ‘Crash’ {Çarpışma – 1996} / David Cronenberg

    Hayat bazen arkadaşlarıyla bowling oynayıp eğlenirken, kendilerini belanın orta yerinde bulmaktır… ‘The Big Lebowski’ {Büyük Lebowski – 1998} / Coen Brothers

    Hayat bazen hep öcü olarak gösterilen uzaylıları, insancıl olarak görebilmektir… ‘E.T.: The Extra-Terrestrial’ {1982} / Steven Spielberg

    Hayat bazen sefalet içinde yaşanan bir dönemde altın aramaya çıkmaktır, acımasız doğaya, kara ve açlığa rağmen… ‘The Gold Rush’ {Altına Hücum – 1925} / Charles Chaplin

    Hayat bazen Fransız yönetmenin İngiliz oyuncusuyla yaşadığı aşka tanıklık etmektir, ”Pamela’ yı Tanıştırabilir miyim”… ‘La Nuit américaine’ {American Gecesi – 1973} / François Truffaut

    Hayat bazen sıradan bir adamı şarkıcı yapabileceğine inanmak, bu uğurda inançla çalışmaktır, sonunda bir başına kalmak pahasına… ‘Muhsin Bey’ {1987} / Yavuz Turgul

    Hayat bazen fotograf güzelliğindeki görüntülerle, bir resme aşık olmaktır; ‘ben senin resmine aşığım’… ‘Sevmek Zamanı’ {1965} / Metin Erksan

    Hayat bazen kurban bayramı sabahı biricik yavrusunu kurban vermektir, ‘Kurban bayramın mübarek olsun Hacı İlyas!’… ‘Gelin’ {1973} / Ömer Lütfi Akad

  • Rashomon diyor ki:

    Hayat bazen çok çekici bir kabare şarkıcısına umutsuzca aşık olmaktır, onun kölesi olmak pahasına… ‘Der Blaue Engel’ {Mavi Melek – 1930} / Josef von Sternberg

    Hayat bazen bir kanun kaçağını, bir bar kadınını, alkolik bir doktoru, bir kumarbazı, bir viski satıcısını, hamile bir lady’ i, sahtekâr bir banker ve şerifi bir posta arabasında buluşturmaktır… ‘Stagecoach’ {Posta Arabası – 1939} / John Ford

    Hayat bazen göreviyle aşkı arasında kalmaktır… ‘Notorious’ {Aşktan da Üstün – 1946} / Alfred Hitchcock

    Hayat bazen varını yoğunu verip bir bisiklet almak, ama talihsizce onu çaldırmaktır… ‘Ladri di biciclette’ {Bisiklet Hırsızları – 1948} / Vittorio De Sica

  • Rashomon diyor ki:

    Hayat bazen mutsuz bir adamı (kocasını) yeniden kazanmaya çalışan bir kadının mücadelesidir… ‘Cat on a Hot Tin Roof’ {Kızgın Damdaki Kedi – 1958} / Richard Brooks

    Hayat bazen kadın kılığına girip sevdiği kadına daha yakın olabilmektir… ‘Some Like It Hot’ {Bazıları Sıcak Sever – 1959} / BillyWilder

    Hayat bazen filmlerdeki gangsterlere özenip (Bogart mısın mübarek:) suça bulaşmak, ya da New York Herald Tribune satan bir öğrenciye aşık olmaktır… ‘À bout de souffle’ {Serseri Aşıklar – 1960} / Jean-Luc Godard

  • kadir503 diyor ki:

    Efendim ne kadar güzel bir başlık olmuş, bir süre sadece okumakla yetindim, naçizane ben de katılımda bulunuyorum artık.

    Hayat bazen başı sonu belli olmayan bir ucuz roman gibi karmakarışıktır… ‘Pulp Fiction’ {Ucuz Roman – 1994} / Quentin Tarantino

    Hayat bazen bir taksi şoförünün gözünden Amerika’nın pisliklerine bakmaktır… ‘Taxi Driver’ {Taksi Şoförü – 1976} / Martin Scorsese

    Hayat bazen sadece California Dreamin’ parçasını dinlemektir… ‘Chung Hing sam lam’ {Chungking Express – 1994} / Wong Kar Wai

    Hayat bazen tek bir kişinin, bir gencin yaşamı için 11 kişiyi nasıl ikna ettiğini görmektir… ’12 Angry Men’ {12 Öfkeli Adam – 1957} / Sidney Lumet

    Hayat bazen “21 Gram ne kadardır?” sorusunun yanıtını aramaktır… ’21 Grams’ {21 Gram – 2003} / Alejandro González Iñárritu

    Hayat bazen masalların gerçek olabileceğini gösterir… ‘Big Fish’ {Büyük Balık – 2003} / Tim Burton

    Hayat bazen para dolu bir çanta için ne kadar insanın ölebileceğini gösterir… ‘Fargo {1996} / Ethan & Joel Coen

    Hayat bazen her ne olursa olsun umudumuzu yitirmememizi gösterir… ‘The Pursuit of Happyness’ {Umudunu Kaybetme – 2006} / Gabriele Muccino

    Hayat bazen bizi sağanak yağmurun altında Singin’ in the Rain adlı şarkıyı söyleyip, dans etmeye iter… ‘Singin in the Rain’ {Yağmur Altında Şarkı – 1952} / Stanley Donen & Gene Kelly

  • Rashomon diyor ki:

    Hayat bazen sıradan bir hırsızlık olayının, aslında hiç de sıradan olmadığını görmektir, ya da büyük bir skandalı ortaya çıkarmaktır… ‘All the President’s Men’ {Başkanın Tüm Adamları – 1976} / Alan J. Pakula

    Hayat bazen baskıcı İngiliz aile yaşamına çarpıcı bir şekilde, eleştirel bir açıdan bakabilmektir… ‘Family Life’ {Aile Bağları – 1971} / Ken Loach

    Hayat bazen seçmemeyi seçmektir… ‘Trainspotting’ {1996} / Danny Boyle

  • November76 diyor ki:

    Hayat bazen Dimyat’a pirince giderken, eldeki bulgurdan olmaktır… ‘Ugetsu Monagatari’ {Yağmurdan Sonraki Soluk Ayın Öyküleri – 1953} / Kenji Mizoguchi

    Hayat bazen yoksulluğun ve sefaletin ortasında, iyiliği, sevgiyi, kardeşliği ve mutluluğu bulmaktır… ‘Miracolo a Milano’ {Milano Mucizesi – 1951} / Vittorio de Sica

    Hayat bazen insanların “kutsal değer” kisvesi altında, çıkarları doğrultusunda acımasızca hareket etmesidir… ‘The Crucible’ {Cadı Kazanı – 1996} / Nicholas Hytner

    Hayat bazen sevdiğin seni hatırlamasa da onunla birlikte yollara düşmektir….’Dolls’ {Bebekler – 2002} / Takeshi Kitano

    Hayat bazen bir ağacın kovuğuna fısıldanıp orada kalan bir aşktır… ‘Fa Yeung Nin Wa ‘ {Aşk Zamanı – 2000} / Wong Kar Wai

  • Rashomon diyor ki:

    Hayat bazen film bittikten sonra, ”Ne kadınlar sevdim zaten yoktular. / Böyle bir sevmek görülmemiştir.” şiirinin akla gelmesidir… ‘L’homme qui aimait les femmes’ {Kadınları Seven Adam – 1977} / François Truffaut

  • milsin diyor ki:

    hayat bazen düşüncelerdeki aşkı gerçek kılmaya çalışmak ama bunu başaramamaktır… love in thoughts 2004 / Achim von Borries

    hayat bazen tutkuyu geç yakalamak çabuk kaybetmektir… the mother 2003 / Roger Michell

    hayat bazen insan taklidi yapan hayvanlara dönüşmektir … standart operating procedur 2008 /Errol Morris

    hayat bazen sınırsızca özgürce yaşamak ve yaşamak yalnız ölmektir… into the wild 2007 / Sean Penn

    hayat bazen ikisinide sevmektir … splendor 1999 / Gregg Arraki

    hayat bazen aşk kavramının evrilmesini izlemek birazda hüzünlenmektir… three times 2005/ Hsiao-hsien Hou

    hayat bazen kendini kabullendirmek, olduğu gibi davranmaya cesaret edebilmektir… crazy 2005/Jean-Marc Vallée

    hayat bazen arkadan hançerlensende bundan sıyrılmayı bilecek öngörüye sahip olabilmektir….The Edukators 2004/ Hans Weingartner

    hayat bazen glam rock eşliğinde tutkulu bedenlerin müziğini dinlemek cinsel özgürlük rüzgarlarında kaybolmuş idollerin sonradan değişimlerie tanıklık etmektir… velvet goldmine 1998 /Todd Haynes

    hayat bazen en sevdiğimizi feda ederek bir şeyler anlatmaya çalışmaktır… mudge boy 2003 /Michael Burke

  • okaliptus80 diyor ki:

    Çok güzel bir başlık olmuş. Ellerinize sağlık!

    - Hayat, çalıştığın yerde tanık olduğun bir tehlikeye karşı çevreyi bilinçlendirme çabasıdır. Bu uğurda yılmamak, tüm engellemelere göğüs germektir. Sonu ölüm bile olsa: ‘Silkwood’ (1983) / Mike Nichols

    - Hayat, bir apartman dairesinde geçirilen ölesiye yalnız saatlerdir. Bu saatlere eşlik eden korku dolu anlardır: ‘Repulsion’ {Tiksinti} / Roman Polanski – 1965

    - Hayat, Aborijinlerin diyarında yaşayan ve hiç arkadaş edinememiş bir kızın kurduğu evlilik düşleridir: ‘Muriel’s Wedding’ {Muriel’in Düğünü} / PJ Hogan – 1994

    - Hayat, çocukluğunun geçtiği topraklara yıllar sonra geri dönmek ve geçmişin “günahlarıyla” yüzleşmek demektir: ‘Panny z Wilka’ {Wilkolu Kızlar} / Andrzej Wajda – 1979

    - Hayat, bir tren kompartımanında üzerine doğru gelen “düşmana” korku ve şüphe dolu gözlerle bakmaktır: ‘King of New York’ {New York’ta Bir Kral} / Abel Ferrara – 1990

    - Hayat, küçük kızınla birlikte bir geceliğine uyumak için kaldığın motelin parasını ödeyememek ve camdan sıvışmaya kalkmak demektir: ‘The Kid’ {Yumurcak} / Charles Chaplin – 1921

    - Hayat, -filmde de denildiği üzere- bir kutu çikolata gibidir. İçinden ne çıkacağını asla bilemezsin: ‘Forrest Gump’ (1994) / Robert Zemeckis

    - Hayat, tahliye sonrası eski yaşama tövbe edip temiz bir sayfa açmayı istemek demektir: ‘The Man with the Golden Arm’ {Altın Kollu Adam} / Otto Preminger – 1955

    - Hayat, yağmurun altında kendinden geçmiş şekilde öpüşmektir: ‘Breakfast at Tiffany’s’ {Tiffany’de Kahvaltı} / Blake Edwards – 1961

    - Hayat, intiharın eşiğinden dönmektir kimi vakit de: ‘Boudu sauvé des eaux’ {Boğulmaktan Kurtarılan Boudu} / Jean Renoir – 1932

    - Hayat, çapkınlık yapayım derken bunu fena halde yüzüne gözüne bulaştırmak demektir: ‘Aşık Oldum’ (1985) / Ertem Eğilmez

    - Hayat, evli ve iki çocuklu bir adamın, maişet motorunu döndürmek uğruna geceleri kulüpte klarnet çalması, sabahlarıysa Ankara’nın o ayazında çakmak doldurmasıdır: ‘Düttürü Dünya’ (1988) / Zeki Ökten

    - Hayat, ölürken bile gururundan/azametinden bir şey yitirmeyen bir efsanenin “Özgürlük!” nidalarıyla haykırışıdır: ‘Braveheart’ {Cesur Yürek} / Mel Gibson – 1995

    - Ve hayat, Shakespeare’nin de belirttiği üzere bütünüyle “bir oyun sahnesi”dir: ‘The Game’ {Oyun} / David Fincher – 1997

  • rashomon diyor ki:

    - Hayat bazen bir davanın seyrini değiştirecek beklenmeyen bir şahidin gelmesi, ya da bu şahidin alanında uzman bir avukatı tuzağına düşürmesidir… ‘Witness for the Prosecution’ {Beklenmeyen Şahit – 1957} / Billy Wilder

  • milsin diyor ki:

    hayat bazen tutunamayanların çıplak bedenleri üzeinden sesiz çığlıklarına şahitlik etmek dibe yuvarlanışlarının dramını üzüntüyle seyretmektir….A Hole in My Heart 2004/ Lukas Moodysson

    hayat bazen bir hayatı tümüyle yaşamaya çalışırken kimliklerle örülmüş dünya düzeninde istenmemek gitmek zorunda bırakılmak sonrada bunlar yetmezmiş gibi kötü bir hastalık sonucu ölmektir….Before Night Falls 2000 / Julian Schnabel

  • milsin diyor ki:

    hayat bazen sokaların tekin olmayan atmosferini solumak ve tehlikelerine dibine kadar bulaşıp şansın yaver gitmesiyle kurtulmak 11 yaşının deneyimleriyle hayata güvenle devam edebilmektir… London to Brighton 2006 /Paul Andrew Williams.

  • milsin diyor ki:

    hayat bazen bir caniyi sevebilmek ve onun bıraktığı izleri bir ömür takip etmektir… The Reader 2008 / Stephen Daldry

  • paris-texas diyor ki:

    Hayat bazen onurlu bir samuray’ın gözünden ezen ve ezileni izlediğimiz gerçek dünyanın ta kendisidir..( Seppuku – 1962 ) / Masaki Kobayashi

    Hayat, gerçeğin aldatıcı yansımalarıdır.(Blow Up/1966 ) / Michelangelo Antonioni

  • paris-texas diyor ki:

    Hayat, siyah beyaz bir dünya da her şeyin anlamsızlaşıp değerini yitirdiğini görürken, tüm manevi değerlerin(in) ufacık bir akvaryuma hapsedildiği mavi ve kırmızı siyam balıklarıdır. (Rumble fish- simgesel anlatım üzerinden … )

  • paris-texas diyor ki:

    …Bazen “yaşam” ı daha katlanabilir kılmak için “üç maymun”u oynamaktır.

    Hayat, kimi zaman sıradan olamayacak kadar gerçeküstü imgelerle doludur. ( Holy Mountain )

  • paris-texas diyor ki:

    Hayat,umutsuzluğun pençesinde kıvranırken günden güne eriyip yok olmaktır. (They Shoot Horses, Don’t They? )

    -Atları da vururlar değil mi?

  • Jef _ Costello diyor ki:

    * Hayat bir hapishanedir [Sorun Yaratan Adam]

    * Hayat bir varolma savaşımıdır [Cool Hand Luke]

    * Hayat, birçok kez Nihilizm´e selam çakmaktır.. [Yazgı]

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler