Olmazsa Klişe Olmaz!

Bu klişe sahneler olmazsa bunlara sıkı sahneler diyebilir miyiz?…aklımda olan  klişe sahneleri yazıyorum, aynısı olur farklı olur geri kalan sahneleri size bırakıyorum.

Ortada bir saatli bomba ve onu bulup imha etmek üzere yola çıkmış bir kahraman varsa ‘kırmızı kablo mu mavi kablo mu?’ sorusunu mutlaka duyarız…

Silahın emniyetini açmayı unutan birileri hep vardır…

Kötü adam, binanın elektriklerini kesmek için ana şalterin yerini şıp diye bulur..

Kahramanları,boşalan şarjörleri değiştirirken nadiren görürüz.nasıl olsa sıkılan mermileri sayan kimse çıkmaz…

Arabalar bir kaç el atışla havaya uçar,çarpışan araçlardan biri veya ikisi mutlaka patlar…

Polisler mutlaka sokakta hotdog yerler, bir yandan da laflarlar…

Kahraman polisimizin, akşam eve döndüğünde başının etini yiyen bir eş mutlaka vardır…

Kırmızı ışıkta son sürat geçerlerken başka arabalar çarpışır,asıl karakterler yağ gibi sıvışırlar…

Karakterler işlerini güçlerini bırakıp beklenmedik bir maceraya daldıklarında hiç kimse arkalarından kayıp ilanı vermez.yakınları cep telefonlarından arayıp başlarına bir iş gelmiş mi diye arayıp sormazlar.eve döndüklerinde hiç bir şey olmamış gibidir…

Kötülerin hep aksanı vardır.asla bir amerikalı gibi ingilizce konuşmazlar…

Telefonla şantaj yapanların sesi,özel bir aygıtla deforme edilir…

Yaya polis,acil durumda rozetini veya silahını gösterip sıradan bir vatandaşın aracına el koyar…

Aynı polis,aracı haşat ettikten sonra metroyu kullanır ya da yaya devam eder suçluyu kovalamaya…

Rehine olan kişi -genelde bayan oluyor bu- ki, kendisini kaçıranın silahını, dalgınlığından yararlanıp eline alıp,ona doğrultur ve kaçıranın cevabı hazırdır “-İçi boş,hadi
bas tetiğe” dir ki her zamanda bu numarayı yer bizim saf kız :D

Narkotik polisi, baskında ele geçirilen kokaini kontrol ederken,serçe parmağını damağıyla ıslatıp,parmağıyla banar ve dişlerine götürür parmağını ve ağzından şu klişe cümle duyulur “iyi mal” :D bi Allah’ ın kulu da demez ki “maldan anlıyorsun” :D

Öldü sanılan kötü adam,sinsice doğrulup silahını uzatır…

Öldü sanılan polis, uykudan uyanır gibi kalktıktan sonra sürpriz yapar ve çelik yeleğin faydalarından söz eder…

Hızla irtifa kaybeden uçak,son anda yükselmeyi başarır…

Felaket filmlerinde mutlaka böyle bir felaketin olmayacağına inanmayan bir şerif ve iş adamı vardır.devamlı kurtarılacak bir köpek bulunur bu tür felaket senaryolarında.

Kahramanımız bir binaya sessizce girmeye çalışırken veya firar edecekken yere bir nesne düşürüp herkesi başına toplamaz mı yahu be adam sen kaçıyorsun bu kadar mı sakar olur bir insan :)) yada hapşırır yakayı ele verir :))

Mutlaka en heyecanlı yerinde (özellikle korku filmlerinde) kurbanımız biriyle çarpışır ve çarptığı kişide,mutlaka elinde fener vardır ve fener yüzüne doğru tutulduğundan seyirci olarak bizde tırsarız :))

Silahla veya bıçakla birbirlerinin neredeyse içine girmiş kahramanlarımızdan biri vurulur ama biz o vurlma sahnesini veya bıçaklanma sahnesini görmeyiz :)) sonra kötü adam elinde bıçak veya tabanca ile çıkar iyi adamın yakınlarını bi hüzn kaplar yüzünü ama oda ne bizim kötü birden yere yığılıverir :)) birden iyi delikanlı arkadan sallına sallına çıka gelir ve yakınları artık sevdiceğimi arkadaşları mı her neyse :)) bi sevinirler bi sevinirler :))

Romantik-komedi fargmanlarında mutlaka fonda pop-rock bir şarkı çalar ve bu şaklılar hepsi birbirine benzerler ama şükür güzel şarkılar oluyor :))

Romantik-komediler ya havaalanlarında yada tren garlarında biter :))

Romantik-komedilerde mutlaka esas kızımız ve esas çocuğumuzun bir tane kankası vardır ve erkek tarafının kankası genelde seks düşkünüdür :D

Soygun filmlerinde, otobüsler,havaalanında deposu dolu bekleyen bir uçak.banka etrafında oluşan kalabalık,polis kordonları ve TV kameraları olmazsa olmaz klişelerdir :))

Ailesi öldürülmüş kahraman polisimiz, Allah’a inancını yitirir veya dünyaya küser… (bakınız: The Punisher-İnfazcı ve End of Days-Şeytanın Günü)

Aksiyon filmlerinde kadın sadece bir nesnedir.esir alınan,şantaj yapılan,kurtarılması gereken,dırdırlanan,filmin sonunda kahramana ödül olarak kendisini sunan,ama hep asıl sahneyi alan erkek kahramanın gölgesinde kalan bir nesne.hareketi erkek yönetir.

Amerikan ailesinin en büyük derdi evin babasının hayatını işine adayıp ailesine yeterince zaman ayırmaması. bir yandan kariyer hırsı bürüdüğünden gözlerini eşini ve çocuklarını ihmal eden ve çocuklarının okuldaki veli toplantılarına yada spor müsabakalarına gidemeyen babalar seyrettik zamanında hala da seyrediyoruz(en taze örnek : Hook-Kanca, Jingle All The Way-Babam Söz Verdi, Liar Liar-Yalancı Yalancı gibi filmlerde bu duruma sıkça rastladık…

Bir klişe de gerçek hayattan Oscar alan çoğu oyuncu ödülden sonra mutlaka bir aksiyon filminde oynar işte bir kaç örnek: Charlize Theron(Monster-Aeon Flux), Hale Berry(Monster’s Ball-Die Another Day), Mira Sorvino(Mighty Aphrodite-The Replacement Killers), Philip Seymour Hoffman(Capote-M:I-3)

Oscar galibi olup ardından aksiyona yönelen uzun bi süre (gerçi benim hiç bir itirazım yok ) Nicolas Cage (Leaving Las Vegas-The Rock)

Hollywood’da, Box-Office listelerinde 100 milyon dolar barajını aşan çoğu filmin mutlaka dev@mı gelir,iyi olsun kötü olsun fark etmez…

Djimoun Hounsou:
Hollywood’un aktörün üzerine yapıştırdığı,iyi niyetli,namuslu,siyah rollerini yapıştırdı hep,bi kez olsun kötü ad@m olarak göremedik…

Alec Baldvin:
Son yıllarda canlandırdığı karakterler hep takım ekbiseli,göbekli,sevimsiz patron tipleriydi… (Polly Gelince, Elizabethtown, D.ck & Jane İş Başında ve Will & Grace dizisindeki canlandırdığı karakterler…)

Tony Scott ve klişe pembe renkli beyzbol şapkası :D

Birde Amerikalı eleştirmenlerin klişe terimi vardır : ” Two Thumbs Up! “

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Olmazsa Klişe Olmaz!” bu yazı hakkında 20 yorum var

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Polisiye filmlerde polisimiz %99.9 erkektir, karizmatiktir, cooldur, içine kapanık ve yalnız kovboydur, hiç kimse onun yanına yaklaşmaya cesaret edemez ama yine herkes ona hayrandır ve birbirlerine onun cesareti ve kahramanlık hikayelerini anlatırlar ki, biz seyirciler adamın backroundunu en kısa zamanda anlayıp karizmasından iyice etkilenelim.

    Tek başlarına yaşar bu karizma kirli sakallı ve blue jean ya da deri ceket giyen abimiz, kısa ve öz konuşur, her zaman okkalı laflar eder-bakınız Tango&Cash- ve onun lafının üzerine kimse laf söyleyemez. Evi çok dağınıktır, dolaplarında sadece içki vardır ve eve sadece tv izleyip sızmak için gelirler. Sabahın kaçında kalkıyor olursa olsun tek boğazından geçen “sert bir kahve” -kahveyi de her zaman plastik bardaklarda içtiğini söylememe gerek var mı?-ve sigaradır.

    Mutlaka eşleri ya çok çalıştığı için onları terk etmiştir ya da bir olayda muhtemelen çocuğuyla birlikte öldürülmüştür ya da çocuk ölmüştür, adam kendini suçlayıp içine kapanmış ve o yüzden karısıyla ayrılmıştır.(Üzgünüm Ethan, dırdırcı kadın(bknz Cehennem Silahı-Glover’s wife)dan daha çok bu vakalar var:) Ya da baktığı vakada kötü adamın elinden rehin aldığı çocuğu kurtaramadığı için, o da olmadı eski ortağı çatışma sırasında vurularak öldüğü için kendini suçlar hatta çalışamadığı için şefi ona kıyak yapar bir müddet izin verir (şef de cool takılmaya çalışsa da aslında yufka yürekli bir adamdır), şefin de yapacak bir şeyi kalmayınca bu yüzden işinden atılır. Ama ortağını öldürenin peşini bırakır mı ?
    Haaaaaaaayııııııııırrrrrrrrrrr!!!!

    İki polis partner olacaksa muhakkak bölümün karizmatik cool erkeği ve en güzel bayanı -güzel değilse de sonradan güzelleştirilir (bknz X Files)- ortak yapılır. Abimiz cool ya, hemen şefe itiraz eder ama nafile zaten aslında sorun yoktur, yan cebime koy zihniyetindedir.

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Slow bir parça çalmaya başlayınca, başroldeki kadın ve adam her nedense tam da o anda karşı karşıya kalırlar ve de elleri mahkum ya(!) dans etmeye başlarlar. Dans ederlerken etraftaki onca kalabalık silinir ve bu ikisi kalır. Ve de ağır çekim dans!!!! Sonra da gelsin aşk, gelsin kavgalar ve kadın atlayıp taksiye ya terminale ya hava alanına, adamımız da önce kasıntı sonra düşüyor kadının peşine ve son anda yolundan çeviriyor. Happy End!

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Polisiyeler ve gerilim filmlerinde önceleri katil hep uşak olurdu, daha sonra polisler filmlerin banko katili olmaya başladılar. Son dönemde ise yeni bir moda var; hepinizin de bildiği ve artık bıkkınlık verdiği üzere katilin ya da kötü adamın filmin kahramanı çıkması. Ki genelde kahramanımız da bundan haberdar değildir zira psikolojik sorunları vardır. Bizimle birlikte filmin en son sahnesindeki flashbacklerle öğrenir zat-ı muhterem bu vahim durumu.(Bknz. Fight Club, Secret Window, Hide and Seek ve birrrr çokları).

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Bütün polisiyelerimizdeki barmenler uzman psikologdurlar aynı zamanda!!!

    Barmenlerimizin önemli bir diğer meziyeti de şehirdeki -hatta abd’deki- bütün suçluları tanımaktır. Ve 10 papel karşılığı bütün polislere şakımaktadır.

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Benim en çok itici bulduğum klişeler romantik komedilerdekiler:
    Her zaman başroldeki çiftin aşkları “harika aşktır” ve ne olursa olsun ne yaşarlarsa yaşasınlar, başlarına ne gibi korkunç olaylar gelirse gelsin daima filmin sonunda birlikte kalırlar ya da biribirlerini çok sevdiklerine ve hayatlarını beraber geçirmeye karar verirler. Yani “ruh eşidirler”(!). Ve bu tür filmeler de hep “ruh eşleri”ni konu edinir zaten(!).

    Diğer bir itici klişe ise baş roldeki kızın ya da admın muhakak “arıza” bir yakın arkadaşı vardır. Tabii arızalıkları çok çeşitli olabilmekle beraber genelde aşkta aradığını bulamamış, yalnız yaşayan, çapkın hatta bu işi abartıp hayat tarzı haline getirmişlerdir ve tek dertleri başroldeki arkadaşlarının aşk hayatıdır. Yemez içmez arkadaşının aşkını düşünürler. Ve arkadaşıyla sevdiği kadını/adamı birleştirmeye çalışırlar. Aşk konusunda “uzman”dırlar ama ne hikmetse kendilerine bir yararı yoktur bunun. Eeeee tabii o da ayrı bir film konusudur çünkü(!), bu filmde ne işi olabilir(!).

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Amerikan filmlerinde aile fotoğrafları hem duvarlarda hem de dolapların ve masaların üzerindedir. Ve ve bir de okul futbol takımında kazanılmış kupalar vardır ve madalyalar. Bütün Amerikan gençleri futbol oynamak zorundadır, eğer oynamıyorsa muhakkak gözlüklü, asosyal ve popüler çocuklar tarafından dışlanan eziyet edilen bir pısırıktır fakat bir dehadır muhakkak…… ve derslerde işe yarayan bu zekasını sosyal hayata da uygulamanın bir yolunu muhakkak ve muhakkak bulacak, okulun en güzel kızını kapıp mezuniyet balosunda kral seçilecektir. Sonuçta bütün Amerikan gençleri mükemmelerdir(!) klişesine varmamızı sağlamaya çalışmaktadır Hollywood emektarları!!!!!….

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Amerika’da zenciler aslında hep horlanan azınlık olduklarından, Holywood bu gerçeği saklayıp göz boyamak için, her filmde muhakkak önemli bir pozisyondaki karakterlerden birini zenci yapar. -Bknz. Cehennem Silahı, Seven ve diğer bir çok film-

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Dünyanın en iyi korunan çok değerli antikası, mücevheri, elması ya da tablosu, acar hırsızımız tarafından çalındıktan sonra, görevliler ancak ertesi gün fark edip şaşırırlar ve hırsıza yardım eden mutlaka içerden biridir.

    Soygun sahneleri de özellikle Mission Impossible’dan sonra artık hep hırsız yukarıdan indirilerek yapılmaya başlandı sanki. Ve siyah kıyafetli hırsızlar…. Ve mutlaka havalandırma boşlukları kullanılıyor unutmadan….

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Takip sahnelerinde kaçan ve kovalayanın önüne mutlaka cam taşıyan işçiler çıkar.

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Kahramanlarımız-eğer romantik komedi değilse-uçağa binmişse mutlaka uçak kaçırılacak ya da uçakta bir sorun çıkıp kahramanımız uçağı indirmek zorunda kalacaktır. Çünkü pilotlar her zaman ya yanlışlıkla vurulmuştur, ya bayılmıştır ve uçak kullanmayı bilen kimse olmadığından iş gözüpek kahramanımıza kalır, güzel hostes de ona yardım eder. Ve her ne sorun çıkarsa çıksın uçak muhakkak havaalanına indirilecektir, emin olabilirsiniz. ;)

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Bütün uzaylılar dünyaya inmek için her zaman ABD’yi seçerler!

    Ve kahramanlarımız, onca insan sinek gibi ezilip kızartılırken her zaman kaçmayı başardığı gibi sonunda onları öldürmenin yolunu da mutlaka bulur.

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Flahbacklerde de en klişe olan flashback sahneleri siyah-beyazdır. Bir çok filmde geçmişi gösteren sahneler de siyah-beyazdır bu arada…

    Ve hatırlama bitince de geçmişi düşünen kahramanımız şöyle bir başını sallayıp silkelenir.

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Romantik komedilerde kadın başrol her zaman kendi kendine konuşur ve bazı psikolojik takıntıları vardır -bknz Bridget Johnes-

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Korku filmlerinde başından bir hayalet, ruh, seri cinayet gibi hikayeler geçip, filmin sonunda kurtulan kahramanımızın bundan sonra rahat ve normal bir yaşam sürer mi?? Tabii ki hayırrrrr!!!!!……………

    Kahramanımız dünyanın öbür ucuna da yerleşmiş olsa, kimlik de değiştirmiş olsa o bela yıllarca sonra da olsa hatta yaşlı bir nine/dede olunca bile onu tekrar bulacaktır-bu arada bela seri katilse, ruhu geliyor dememe gerek var mı?-. Hatta o ölmüşse çocuklarını, yedi kuşak sonraki torunlarını, o da olmadı, eskiden onun oturduğu evde oturan kiracıları bulur. Bulur ki filmimizin ………. 2-3-4-5 gibi devam filmleri çekilebilsin değil mi! ;)

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Bir banka soygunundaki rehine operasyonunda ya da kaçırılma durumunda, kötü adamlarımızdan mutlaka ama mutlaka biri, bankadaki rehinelere veya kaçırdıkları aile mensuplarına iyi davranır. Her zaman ilk ölen ya da ilk yakalanan bu “yufka yürekli suçlular”dır. -Bknz Panic Room, Firewall vb.-

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Cool tetikçimiz ki yaptığı iş suç ve yanlış olsa da, filmin kahramanı olduğundan, hayatına çok fazla dahil olmuşuzdur ve “yanlış işler yapan arkadaşımız” muhabbetiyle severiz kendisini ya da hak edenleri öldürdüğünden dolayı.

    Ve her zaman tetikçimiz tam hedefi yere serecekken, öldüreceği kişinin kızı ve karısıyla mutlu mesut hallerini görüp öldürmekten vaz geçer!

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Ve aksiyon filmlerinde kadının nesnelik vazifesi artık değişiyor , bknz Thelma ve Louis, Natural Born Killers, Kill Bill, Charlie’s Angels, Terminator, Ballistic, Cypher, Elektra, True Lies örnekler çoğaltılabilir bunlar ilk aklıma gelenler!

  • okaliptus80 diyor ki:

    Yurtdışına gitme durumum hiç olmadı. Dolayısıyla gelenek ve yaşayışlarını yerinde müşahade imkânım da… Ancak neden bilumum ülke sinemasında (aslında buna yerli örneklerimiz de dahil edilebilir) gerek evin mukimleri gerekse gelen misafirler, ayakkabılarını çıkarma ihtiyacı duymazlar? Bunu uzun uzun düşündüğümü hatırlarım çocukluğumda:)

  • ethan_hunt diyor ki:

    Telefon, hep çekmez en gerekli anlarda, ki genelde korku filmlerinin olmazsa olmaz klişesidir bu :)

  • November76 diyor ki:

    Katil ya da yaratıktan kaçarken zar zor kendini arabaya atan kişi anahtarı kontağa takar ama ya araba çalışmaz ya da telaştan anahtarını düşürür.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler