“Mutlak Değerlerle Kurulmuş Sistemler Terörizme Yol Açar” Michael Haneke

Das Weisse Band ( Beyaz Bant ) 2009 / Michael Haneke

Haneke’nin merakla beklenen Cannes da Fipresci ödülünü almış son filmi  Beyaz Bant bende inanın hala soru işareti yorumuma geçmeden önce konuyu kısaca anlatayım…

1. Dünya Savaşının başlamasından önce Almanya’nın bir köyünde yaşanan garip olaylar, köyde yaşayan insanların kişilikleri kurdukları düzen ve korkunç sırlarının gölgesinde hayat buluyor filmimizde…

Sıradan her şeyin normal gözüktüğü bir köyde aniden garip olaylar  yaşanmaya başlar… Önce köyün doktoru iki ağaç arsına gerilmiş şeffaf bir tel yüzünden ağır yaralanır. Bu teli kimin gerdiği ortaya çıkmaz … Bu olayın gizemi çözülmeden bir süre sonra köyün en nüfuzlu ve zengin kişisi olan baronun küçük oğlu ağır şekilde dövülür çocuk komaya girer bunu kimin yaptığı da ortaya çıkmayacaktır… Yaşanan tüm talihsiz ve kötü olaylar unutulmaya başlanmışken uğursuzluklar tekrar başlar… Köyün ebesinin otistik oğlu kaçırılır ve gözleri kör edilircesine dövülür bunu yapan da hiçbir zaman bulunamaz… Tüm bu yaralama olaylarında bırakılan bir not tek delildir “kişilerin yaptığı kötülüklerin cezalarını o kişilerden değil yakınlarından 3 veya 4 nesilleri dahi olsa onlardan çıkarırız” eldeki bu not işleri daha da karmaşıklaştırmaya cevapsız yeni sorulara ve bilinmeyenlere doğru, bir panik ve merak havasıyla birlikte, tüm köy halkını etkisi altına almaya başlar. Bu ortamda bu yaşananların kim veya kimler tarafından yapıldığına dair tek görüşü olan da bu hikayenin anlatıcısı köyün öğretmenidir… Yaşanan gelişmeler ve köyü sürpriz  bir terk ediş, öğretmenin görüşünün yanında, yeni bir soruyu daha akıllara sokacak, cevapsız sorularla birlikte filmin atmosferindeki gizemi pekiştirecektir…

İlk önce şunu söyleyebilirim ki Haneke’nin daha güzel filmlerini seyretmiştim… Film epey klişelerle doluydu köydeki çocuklar yaşananlar katı disiplin tavizsiz otoriter ana babalar sanki hep izlediğim bir filmin tekrar çevirimi hissini uyandırdı bende… Filmin devamlı başka filmlerle çağrışım yapması beni gerçeği söylemek gerekirse epey hayal kırıklığına uğrattı …

Bunun yanında gizem diye verilmek istenenlerin de çok iyi işlenmediğini de belirtmek isterim… Haneke’nin atmosfer yaratmadaki ustalığını bu filmde gizemi yansıtma ve devam ettirilmesi yönünde ne yazık ki ben tam olarak göremedim … Film ilginçleşiyor derken birden eski normal köy hayatı havasına bürünmesi filmin seyircinin gözünde etkili olamaması sonucunu doğurdu maalesef… Ancak sezarın hakkı sezara filmin genel yönetimi çekimler dekor dönemi yansıtma ve oyunculuklar Haneke’nin bir çok filminde olduğu gibi oldukça başarılıydı…

Köyün papazının otoriter kişiliği Hıristiyanlık öğretisinin verdiği mesaja ters tutum ve davranışları, bunun yanında köyün saygın bir ailesinin evinde yaşanan ensest ilişki köydeki feodel yaşam ve bunun üzerine kurulu düzen, filmin soru sorma üzerine kurlu işlenişinin belki de tek cevap vermeye yönelik parçalarıydı diyebiliriz…

Bunun yanında filmin inceden feodel sisteme ve inanç üzerinden otoriter baskılara yaptığı eleştirel göndermeler filmin diğer bir olumlu havasını yansıtsa da filmin geneli için ne yazık ki aynı şeyleri söyleyemeyeceğim… Film vasat değildi ama çok iyi hiç değildi ortada kaldı benim gözümde gerçi filme epey kalabalık gitmiştik ben yine içlerinde en pozitif yönde görüş bildirenlerdendim genel hava filmin geçer not alamadığı yönündeydi ama ben bu kadar negatif değerlendirmiyorum her şeye rağmen Haneke diyorum ve yönetmenin ağırlığının etkisiyle filme 10/7 veriyorum..

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler