Modern Zamanların Melankolik Vampirleri

 

Amerikan bağımsız sinemasını yıllardır çizgisini bozmadan, başarılı bir şekilde temsil eden Jim Jarmusch’un geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde büyük ödül için yarışan son filmi “Only Lovers Left Alive” günümüzde geçen bir vampir hikayesi. Son yıllarda özellikle malum film serisi sayesinde iyice popülerleşip saygınlığını yitiren vampir miti neyse ki Jarmusch’un dünyasında tekrar eski saygınlığına kavuşuyor.

Adam ve Eve tüm insanlık tarihinin başlangıcından günümüze dünyada yer almış, isimlerinden de anlaşılacağı üzere bir nevi vampir ırkının ‘Adem ve Havva’sı görünümünde… İnsanlık tarihinin önemli olaylarına şahit olan ikili modern dünyaya ayak uydurmaya başarsalar da dünyanın geldiği son noktadan hiç de memnun değiller. İnsan ırkınının özellikle barbarlığından ve açgözlülünden bu duruma geldiğini düşünen Adam insan ırkından iyice umudu kesmiş gibi, zira insanlardan ‘zombi’ diyerek bahsediyor.

Hayatlarına devam edebilmek için öldürmeleri gerekirken eleştirdikleri zombilerden olmamak için kan içme ihtiyacını hastanelerden aldığı kanlarla karşılıyorlar. Detroit’te fazla dışarı çıkmadan bir nevi bohem hayat yaşayan Adam’ın aksine farklı zaman aralıklarında üç defa evlendiği Eve ise yaşadığı yüzlerce yıldan bıkmadan halen dünyaya yeni gelmiş gibi yaşadığı her günden keyif almaya çalışmakta. İyice bunalıma giren Adam’ı toparlamak için Eve ruh eşinin yanına geliyor.

Tüm bu olaylar filmin neredeyse yarısını kaplıyor diğer yarısında ise Adam ve Eve’nin yeni bir hayat kurma çabalarını izliyoruz. Bunu yaparken Jarmusch araya aslında çok Hollywoodvari duran bir ‘belalı baldız’ öyküsü sıkıştırıyor. Ancak baldız Ava rolünde Mia Wasikowska’nın parıldayan performansıyla bu mizansen de filmde oldukça şık duruyor.

Aslına bakarsak filmde şık durmayan neredeyse hiçbir şey yok. Jarmusch’un her sahneyi özene bezene çektiği çok belli. Müzik konusunda da ne kadar yetkin olduğunu bildiğimiz yönetmen izlerken büyük görsel hazlar veren sahnelerin arkasında da tamamıyla estetik bir bütünlük sağlayan çok güzel parçalara yer vermiş.

Thor’dan tanıdığımız Tom Hiddleston ve artık bağımsız filmlerde çokça görmeye alıştığımız Tilda Swinton’un tutan kimyası oyunculuk ve uyum olarak da filmde önemli bir yer ediniyor. Böylece unutulmayacak bir sevgili portresi ortaya çıkıyor.

‘Only Lovers Left Alive’ bir vampir filminden beklenenden fazla şey söylüyor. Olaydan çok oluşturulan atmosfer ve karakterlerin ağzından Jarmusch’a has ince mizahın ürünü olarak dökülen diyaloglar filmi alıp götürüyor. İnsanlık tarihinde yaşamış birçok kişiye ve sanat tarihine yapılan göndermeyle daha birçok ayrıntı saklı filmde. Aslında Jarmusch’tan beklediğimiz de tam olarak buydu…

- ‘Only Lovers Left Alive’ {Sadece Aşıklar Hayatta Kalır, 2013} / Jim Jarmusch -

 

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler