Meleğin Düşüşü (2004 – Semih Kaplanoğlu)

Yönetmen : Semih Kaplanoğlu
Senaryo :
Semih Kaplanoğlu
Görüntü Yönetmeni : Eyüp Boz

Oyuncular

Tülin Özen (Zeynep) , Budak Akalın (Selçuk) , Musa Karagöz (Müfit) , Engin Doğan (Mustafa) , Can Kolukısa (Selçuk’un babası) , Yeşim Ceren Bozoğlu (Funda) , Özlem Turhal (Nilgün)

Ödülleri
16.Ankara Film Festivali, 2005
Umut Veren Yeni Kadın Oyuncu Tülin Özen
Seçiciler Kurulu Özel Ödülü Semih Kaplanoğlu



41.Antalya Film Şenliği, 2004

En İyi Ses Tasarımı İsmail Karadaş
En İyi Görüntü Yönetmeni Eyüp Boz
En İyi Set Tasarımı Esad Tekand
Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü Semih Kaplanoğlu
En İyi Kadın Oyuncu Tülin Özen

12.Barcelona Bağımsız Sinema Festivali,

En İyi Alternatif Film Semih Kaplanoğlu

24.İstanbul Film Festivali, 2005

Fipresci Ödülü Semih Kaplanoğlu
Jüri Özel Ödülü Eyüp Boz
Nantes Film Festivali, 2005
Büyük Ödül Semih Kaplanoğlu

Hayatın acımasız adalet anlayışından fazlasıyla nasibi almış, bu durumu kabullenmiş kahramanımızın adı “Zeynep”.

Hayattan ne beklentisi var nede sahip olduklarına dair kini. Kaybetmişlerin en kabullenmişi. Tabii her kabullenmiş gibi onunda patlayacagı bir an var… Bir dönüm noktası… Kendini bulma çabası… Özgürlük…

İşte dönüm noktası anı… Hiçbirşeyin eskisi gibi olamıyacagı an… Affedilmeyen an…
Filmin tüm karakterleri kapalı kutu. Hiçbiriyle özdeşleşme söz konusu değil. İki önemli karakter var aslında hayatları ufacık bir bagla içiçe gecen farkında olmadan dönüşü olmayacak bi şekilde birbirini etkileyen. Diğer karakterimizde tutunamayanlardan. Yaptığı hataların bedelini dünya denen cehennemde ödemek zorunda kalanlardan…
Filmin ilk sahnesi ve son sahnesi resmen büyüleyici asla unutulmayacak cinsten.
Umut bekleyişinin “acı”sı ilk sahnede inanılmaz güzel işlenmiş. “Özgürlük” ise son sahnenin büyüsü…

Hakkında daha çok şey söylenmesi gereken çok yeterli bir film. Mutlaka izlenmeli…

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Meleğin Düşüşü (2004 – Semih Kaplanoğlu)” bu yazı hakkında 1 yorum var

  • oscar1895 diyor ki:

    Semih Kaplanoğlu’nun şu ana kadar çektiği en iyi film olduğunu düşünüyorum (Süt’ü henüz izlemedim). Sırf giriş sekansını bile başlı başına bir kısa metraj olarak görmek mümkün. O kadar gerçekçi bir film ki, Zeynep’in yasını tutarken Yumurta’nın giriş sekansında karşımıza sahafa gelen seksi kadın rolünde çıkan Tülin Özen’i görmek, içimize su serpiyor. Bunda büyük ölçüde kullanılan mekanların, oyuncuların doğal performanslarının ve belki de en önemlisi doğal ışık kullanımının payı büyük. Filmin tek bir sahnesinde bile yapay ışık kullanılmamış.

    ”Belki de bu dünya, başka bir gezegenin cehennemidir” demişti Aldous Huxley. İşte Zeynep’in hayatı da, babasının tacizleri yüzünden cehenneme dönmüştür adeta. Tıpkı filmin giriş sekansındaki kopmaya müsait tel gibi, sürekli gergin bir hayat yaşamaktadır. Ancak sevgili lidya’nın da değindiği gibi o bu hayatı kabullenmiştir. Fakat bu kabullenmişlik aslında zorunlu bir kabullenmişliktir. Türbelere giden, dualar eden, adaklar adayan Zeynep’in dileği asla gerçekleşmez. Tıpkı giriş sekansında olduğu gibi tekrar tekrar denemiş, fakat her defasında yenilmiş artık zorunlu bir kabulleniş başlamıştır. Oysa kader hiç beklenmedik bir anda, hiç beklenmedik bir biçimde müdahale edecektir bu gidişata.

    Ayrıca Edward Grieg’in Heart’s Wounds’ı da filme cuk oturmuş; bu kapkaranlık filmin, kötülüğün yansıması olmuş. Sadece Kaplanoğlu’nun değil, sinemamızın da en iyilerinden biri olan filmin, izleyeni rahatsız eden, keyfini kaçıran bir özelliğe sahip olduğunu da ekleyelim.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler