Ismarlama Film Yapmak…

‘Triumph des Willens’ {İradenin Zaferi – 1935} / Leni Riefenstahl


Nazilerin ‘sinemadan sorumlu bakanı’ gibi çalışmıştır Leni Riefenstahl. Marksist bir damardan geliyordu. 1933 ile beraber Nasyonal Sosyalizm’in sahtece ışıldayan yüzü, onun da gözlerini kamaştırmaya yetmişti. Aynı yüzden çekinerek Amerika’ya göç eden meslektaşlarının aksine, ülkesinde kalmayı yeğlemişti. Goebbels’in mesai arkadaşı oluverdi o saatten sonra. Ruhunu şeytana satan kadın yönetmen, kamerasını III. Reich’in hizmetine sunmaya başladı. Filmimiz ile birlikte, 1936 Berlin Olimpiyatları’nı yansıttığı iki bölümlük unutulmaz ‘Olympia’sının en bilinir oldukları propaganda amaçlı belgeseller çekti.
45′te yargılananlar içerisinde yer alan, sinema dünyasından dışlanan Leni; 50′lerde son filmini çevirecek {‘Tiefland’ / Ova} ve fotoğrafçılığa yönelecekti. ‘Mavi Işık’ ile parlayan müthiş bir sinemasal kabiliyet, yanlış ellerde zayi olup gitmişti…

Triumph des Willens, fevkalade etkili bir silah olduğu yadsınamayacak yedinci sanatı, propaganda malzemesi şeklinde kullanıyor oluşu ve kurguyu da tam bu noktada işe koşuşuyla Sovyet Devrim Sineması’nı; muzır neşriyatta bulunan içeriğini, muhteşem bir sinematografi ile desteklemesiyle de Bir Ulusun Doğuşu’nu akıllara getiriyor. Evet, bu hakikaten önemli. Belgeselimiz, açık bir ‘âri ırk’ propagandası. Ancak takdir edilesi bir sanat yönetimi barındırıyor. Mevcut gerçeğe, gözleri kamaştıran bir “estetiğin” fırınında, adeta yepyeni bir doku kazandırıyor. Tabi bunda değirmenine su taşıdığı Nazi idarecilerinin de payı büyük. Yönetmenin, belgesellerini onlardan aldığı maddi kaynaklar ve emrine seferber ettikleri teknik imkanlarla kotardığını biliyoruz. Nitekim çeşitli noktalara yerleştirilmiş elliye yakın kamerayla çekmiş filmi.

İradenin Zaferi, NSDAP’nin 1934 senesinde Nüremberg’de gerçekleştirdiği dört günlük kongresinde yaşananları ‘belgeleyen’ bir film. Hitler’den 2. adam Rudolf Hess’e, Goebbels’ten Himmler’e… tüm yönetici kadronun ve on binlerce partilinin yerini aldığı, gösterişli bir kongredir (ya da ambalaj) bu. Filmde, sık sık kalabalığa hitap eden yöneticiler yansıyor kadraja. Alman ırkının büyüklüğünden ve ülkenin yeniden inşasından dem vuran hamasi / demagojik söylemler dinliyoruz uzun uzun. (Aynı uzunluktan planlar da nasibini alıyor film boyunca. Bölümler arası geçişleri çok uzun tutmuş yönetmen.) Halktan insanlarla, kendisi için marş besteleyen Deutsche Arbeitsfron grubuyla tokalaşırken görülüyor Führer. Bu görüntüye, marş eşliğinde yürüyen SS askerleri ve kameraya yakın plan yansıyan -olanlardan habersiz- çocuk yüzleri eşlik ediyor. Her şey müthiş nizami ve disiplinlidir. O geometrik meydanlar gibi…

Hitchcock’un üstadı olduğu ‘paralel kurgu’ yöntemine de başvuruyor yönetmenimiz. Hitler’in tören kıtasındaki askerlerin sertçe elini sıktığı sahneler, top atan bir mancınığın görüntüsüyle dönüşümlü veriliyor.

Işık kullanımındaki maharet ve ‘gaz’ müzikler bir yana… Nüremberg şehrini kuşbakışı gösteren açılış sahnesinden, kamp alanlarının ve partililerin oluşturduğu insan selinin çeşitli ‘açılardan’ çekimine dek muazzam bir işçiliğe tanık oluyoruz. Aslında bu işçiliğe kaynak sağlayan da, ellerinde bayraklarla “Hail Victory – Zafere Selam” diye bağıran -kitle ve sürü psikolojisi içindeki- o kalabalığın ta kendisi değil midir bir nevi?

“Çok iyi bir sanatçı olduğu için hiç unutulmadı. Leni’nin trajedisi, yeteneğiydi!” (Ray Müller)

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler