‘Interdevochka’ (1989) / Pyotr Todorovskiy

Abartılı karşılanabilecek bir öznel yargıyla başlarsam. Sovyet Sineması, biraz da “davayş”ın zamanla uğradığı güç kaybını görebileceğimiz bir sinemadır. Továrisc’in (yani yoldaş’ın) Rusça telaffuz ediliş şeklidir; davayş! Kadınlar ve erkekler, birbirlerine sesleneceklerse (hısım veya yabancı, fark etmez) veya bir topluluğa hitap edeceklerse, önce bu kelimeyle başlarlar. Davayş! Öznelliği giderek abartırsak: Sovyet ülkesinin idealizmle yanıp tutuştuğu ve kaynaşmış çember oluşturduğu yılların sinemasında, Komsomol üyesi gencecik yüreklerden daha yaşını başını almışlara, kadınlar o kadar güzel/masum bir tondan söylerler ki bu kelimeyi (hangi bir filmi sayayım). Bunu kalpten yazdığıma lütfen inanın, o filmleri izlerken hala ve hala ekranı yırtasım, o sıcacık davayş diyen kadınları sevgiyle kucaklayasım gelir. Başka hiçbir ülkenin sineması/kadınları insanda bu hissi uyandıramaz, Yeni Dalga dahil. Yine aklıma düştüler yazarken. Mashenka’sı, Katya’sı, Zoya’sı…
Davayş, bırakalım leke düşmemiş saflığı, aynı zamanda adanmışlığın/inanmışlığın da simgesidir. Nasıl olmasın.
…girişi bağlayabiliriz artık (erkeklerin yine affına sığınarak). 80′li yılların dönüşüm kavşağında nasıl da solmuştur aynı davayş. Kadınlarımız ya hiç ağızlarına almazlar ya da hani sanki lütfen bir edayla söylerler. 40′ların, 50′lerin o sarıp sarmalamak istediğiniz Mashenka’ları ve coşkulu “deyişleri” şimdi suya düşen birer hayalden ötesi değildir. Hatta öykü eski zamanlara kurulsa bile acı gerçek değişmez. Yuriy Kara’nın geçmişin aşırılıklarıyla yüzleştiği başyapıtı ‘Zavtra byla voyna’ {Tomorrow Was the War – 1987} mesela. İdealist 40′ların hemen başında geçen filmde, davaya sıkıca bağlı öğretmen kadın haricinde coşkulu bir tek davayş işitmeyiz. Üstelik bu kızlar parti gençlik örgütünden olmalarına rağmen. İnsan bekliyor işte, ne yaparsın!
.

İlgili resim

  • “Yakın bir zamana kadar, sanat yapıtları açısından fahişelik, tabu temalardan biriydi. Değil bu konuda ortaya bir ürün çıkarmak, sözü bile edilemezdi. Çünkü SSCB’de fahişelik yoktu (!). Pek çok konuda olduğu gibi, fahişeliğin de açıkça ve korkusuzca tartışılmasında glasnost ve perestroyka politikalarının büyük etkisi oldu.” (Pyotr Todorovskiy – 1990′da Beyazperde dergisine verdiği röportajdan bir bölüm)

Todorovskiy, glasnost’un ve perestroyka’nın yönetmeni. ‘Interdevochka‘ da yine aynı dönemsel dinamiklerin yüzeydeki yansısı. Gorbaçov politikalarının sunduğu nispi serbestlikle beraber peşi sıra yabancılaşmış birey tasvirleri ve çarpıcı toplum betimleri gelir malum (sıralayıp büsbütün dağıtmaya gerek yok). Kolay mıydı dünyanın en eski mesleği bile olsa böyle bir konuyu sinemada fütursuzca sergilemek. Yapmıştır film. (Sovyet Sineması’nın, bir bakıma yakıcı 60′ları yirmi yıllık gecikmeyle tecrübe ettiği söylenebilir)

Interdevochka, bu yakada değilse bile, en popüler Sovyet filmlerinden biridir. Babalar evi terk etmiştir. Yaşam, çetin bir mücadele halidir. Yabancı uyruklu kalantor turistlerle iş tutan Leningradlı hayat kadınları, bir yandan yeni kuşaklara da sözcüdür.  Lüks bir hayat, zenginlik, materyalizm, ezcümle ithal menşeli rüyalar bu kızların başını döndürmüştür. Sermaye vücutlar, ücretlerini dolar ve mark üzerinden tahsil eder. Ve nitekim o kadınlardan biri olan başkarakter Tanya, bir İsveçliyle evlenerek “boğucu” Leningrad’dan kurtulur.

İlk bölümleri Leningrad’da geçen ve dramla karışık komedi içeren film, İsveç’te konakladığı ikinci yarımındaysa boyut değiştirir (tıpkı başkarakter gibi). Kültür çatışmaları, duygusal yabancılaşma ve anayurt özlemi üzerinden göverir. İlaveten, yer yer melodramatik klişelere başvurur. Steril/yalnız bir topluma uyum sağlayamayan Tanya, anayurt sıcaklığını ve annesini özleyecektir… (acaba İsveç özellikle mi tercih edildi, bir Tarkovski referansı mıydı diye sormadan edemeyiz)
Eğreti duran bir ikinci yarıdır kısacası. Ki zaten yönetmen de yine aynı dergiye verdiği röportajında duruma biraz da mecbur bırakıldığını söyler: “Intergirl benim inisiyatif ve isteğimin dışında yarım saat uzadı. Benim çektiğim film böyle değildi ve kadının evlenmek üzere yurt dışına çıkışını gösteren havaalanı sahnesiyle bitiyordu. Fakat stüdyo aynı görüşte değildi ki, filmi uzatmamı istediler.”

Interdevochka‘, 91 sonrası insan dramlarının şu yakıcı ayağını (dört yana savrulan hayat kadınları kafilesi) sinemadan duyuran haberci gibidir.

Tanya, filmde sadece iki defa, pek de tatmin etmeyen bir tondan söyler davayş’ı. Olsun, yine de kalbimizde bir çarpma uyandırmayı başarır. Az olan kıymetlidir ve 1989′un Sovyetler’inde çok daha kıymete binmiştir şimdi davayş.

1917′nin 100. yılına ithafen, tersten bir yazı…

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler