Filmlerdeki Doğum Günleri

İlginç hediyeler, kutlamalar… Bakalım aklımızda hangi doğum günleri kalmış…

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Filmlerdeki Doğum Günleri” bu yazı hakkında 8 yorum var

  • kadir503 diyor ki:

    *I Am Sam {Benim Adım Sam – 2001} / Jessie Nelson

    Sean Penn’in harika oyunculuğuyla ete, kemiğe bürünen, zihinsel engelli Sam’in pasta elinde düşüşü filmin hem komik hem de unutulmaz anlarındandı.


    *37°2 le matin {Betty Blue – 1986} / Jean-Jacques Beineix

    Zorg’un arızalı Betty’ye hediye ettiği doğum günü hediyesi unutulmayacak cinstendi. Hediye ise, gözlerden uzak, doğanın kalbinde ufak bir ev.


    *Some Like It Hot {Bazıları Sıcak Sever – 1959} / Billy Wilder

    Kadın kılığındaki ikilimizi arayan ‘Tozluk’a hem de doğum günü olmadığı halde hazırlanan doğum günü ise oldukça komik. Yemek masasının altında, ‘Tozluk’un tozluklarının dibinde duran ikilimiz de masadakiler gibi pastanın içerisinden makineli tüfekli adamın çıkmasını beklemiyorlardı.

  • kadir503 diyor ki:

    *’Revolutionary Road’ {Hayallerin Peşinde – 2008} / Sam Mendes

    Sorunlu evliliklerine, karısını bir de iş arkadaşıyla aldatarak bir yeni sorun ekliyor Frank Wheeler. Hem de doğum gününde. Oysa ev ahalisinin ona bir sürprizi var. Oldukça buruk bir doğum günü olmalı.

    *’Issız Adam’ {2008} / Çağan Irmak

    Nam-ı diğer ıssız adamımız Alper, Ada’dan ayrılışı sonrası öyle bir travma yaşıyor ki lokantasının mutfağının boşluğuna bir anlam veremiyor. Oysa çalışanlar patronlarına bir doğum günü hazırlamışlar.

  • Rashomon diyor ki:

    *’Author! Author!’ {Yazar! Yazar! – 1982} / Arthur Hiller

    İşten evine dönen Ivan Travalian (Al Pacino}, evde çocukların kendi kendilerine takıldıklarını görür. Birden çocuklar kalkar, çember şeklinde el ele tutuşarak dönerler, babalarının (gerçekte öyle olmasa da) yeni yaşını kutlarlar. Çocuklarıyla evin içinde koşuştururken, Gloria’ nın elinde kare şeklinde büyük sayılabilecek bir pastayla, mutfaktan geldiğini görürüz. Tam ne güzel pastayı yiyecekler derken, getirilen pasta çocukların da yardımıyla Ivan Travalian’ ın başına geçirilir. Her tarafı pasta olmuştur, ama çocuklarla çok mutludur. Onlarla evin içinde oynar.

    Bu sahneleri görünce, keşke hayatları her zaman böyle olsa diyor, insan.

  • kadir503 diyor ki:

    * ‘ Cat on a Hot Tin Roof ‘ {Kızgın Damdaki Kedi – 1958} / Richard Brooks

    Riya, yalan vs. olumsuzluk üzerine kurulmuş Pollitt ailesinin nam-ı diğer Koca Babasının doğum günü için aile malikanesine geri dönmesiyle başlayıp, bu sınırlı süre ve mekanda devam eden Tennessee Williams uyarlaması filmimizde, bu doğum günü tam bir aile faciasına dönüyor. Bu durumda doğum günü kutlamaları da bir o kadar sahte oluyor.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Bu öyle bir doğum günü kutlaması olsun ki, burjuva bir ailenin fertlerini bir bahçede toplayabilsin. (Baba Helge’nin 60. yaş günü kutlamasından bahsediyorum.) Ailenin bir araya gelen fertleri, bu doğum günü vesilesiyle saklı duygularını açığa çıkarmış olsunlar. Çarpık bir aile yapısına tanık olunsun böylece. Bir doğum günü nelere kadirmiş görüyorsunuz!

    ‘Festen’ {Şölen} / Thomas Vinterberg – 1998

  • milsin diyor ki:

    herşey cliffin doğum gününde toronto’nun gay ghettolarına gitmesiyle başlar o doğum günü kutlaması ergenlikten büyümeye olgunluğa geçiş sürecinde cliff ten çok şeyi de alıp götürecektir …

    filmimiz Sugar

    2006 İF te gösterilen ve çok beğeni toplayan aykırı yönetmen karikatürist senarist Bruce Labruce’un J.D. kısa öykülerinden beyazperdeye uyarlanan farklı yer yer eğlenceli yer yer dram yüklü izlemesi zor bir film sugar…

    toronto’nun gay gettolarında fahişelik yapan bisexuel butch’ın o gece tanıştığı 18 yaşına yeni girmiş liseli cliff ile yaşadıkları birkaç ayın inkarlarla ve uyuşturucuyla yitip gitmesi ve geriye meth bağımlısı bir genç ve onun hazin sonunun anlatıldığı üzücü bir dram filmimiz…

    filmi izlerken fahişelik meth uyuşturucu sokak yaşamı üzerine seyirlik bir yolculuğa çıkıyorsunuz her şey son derece gerçekçi işlenmiş … yönetmen kasıtlı olarak bazı noktaları boş bırakmış bir çok duygu analizinde soru işareti oluşuyor kafanızda özellikle butch karakteri cliffe hislerinin gerçekliği ona yaptığı affedilmez hata üzerine sizi düşünmeye neden sorusunun cevabını aramaya itiyor filmimiz…

    ben sugar’ı tüm eksikliklerine rağmen sevdim brendan fehr’in oyunculuğuna şapka çıkarttım her duyguyu güzel yansıtmış cliff karakterini oynayan andre nobre filmden birkaç ay sonra zehirli bir bitki sebebiyle ölmüş çok üzüldüm çok ışıltılı bir gençti çok güzel filmlerde karakterlere hayat verebilirdi…

    farklı zor duygu yüklü şaşırtıcı sorgulatıcı şok edici ama herkese göre olmayan bir film ayrıca izleyicide ya çok beğenilen ya da hiç sevmedim dedirten bir etki bırakıyor yani uçlarda bir film ama benim tavsiyemdir…

  • milsin diyor ki:

    De Kus 2004

    ailesi tarafından şiddet gören sarah evden kaçma planları yapmaktadır yine şiddet dozu yüksek olan günlerin birinde bir yabancı ile tanışır yakışıklı karizmatik yabancı sarah’ı çok etkiler… sarah’ın bu yakışıklı yabancıya aşık olmasıda uzun sürmez tabiki… vic saranın güvenini kazanmış ona maskenin altındki yüzü göstermemiştir gerçekte kadın pazarlayıcısıdır amacı sarah’ın 16 yaşına gireceği gün onu kaçırarak veya kandırarak gönüllü olarak bilmediği bir yere götürmek ve önce patrona sunmak sonrada pazarlamaktır …o gün gelir çatar kızımız doğum gününde kaçırılmaz belki ama hiç unutamayacğı bir doğum günü süpriziyle ve yine hiç unutamayacağı bir maceraya da atılıverir…

    klasik türk filmi tadında bir meledrom “De Kus” ancak bir farkı var bizim filmlerimizde kızımız sonuna kadar saf ve masumdur kötü adamın gerçek yüzünü hiç bilmez ancak bu filmde kızımız bir şekilde adamın ne mal olduğunu öğreniyor ancak önemsemiyor bir nevi onu bu haliyle kabulleniyor tabi kendisine zarar vermeyeceğini düşünerek ne büyük hata bunu sonra anlıyor tabi…

    klasik bir konu ve çokta klişe işlenmiş bir filmdi tatmin edicilikten epey uzak hatta yer yer bu kadar da olmaz dedirten bir çalışmaydı tavsiye etmiyorum ama boş vakti olanlar ve belçika yapımı bir film izlemek isteyenler buyursun izlesin …

  • November76 diyor ki:

    Çok zengin ve herşeyi olan bir iş adamına verilebilecek en iyi doğum günü hediyesi nedir?

    Tabii ki bir “oyun”… O oyun ki, tüm hayatını allak bullak edecek!

    ‘The Game’ {Oyun – 1997} / David Fincher

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler