filmekimi 2011

 

Bu sene 8- 15 ekim arasında festival perdelerini açıyor. bilet satış 1 ekim cumartesi, ön satış 29-30 eylül arsında.  filmlerimi belirleyip burada paylaşacağım..

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“filmekimi 2011” bu yazı hakkında 8 yorum var

  • kadir503 diyor ki:

    Bu yıl ilk kez İstanbul dışında başka illerde de gerçekleşecek olan festivalde geçtiğimiz Cannes’da yer almış filmlerin çoğunlukta olduğu bir program yer alıyor bu sene. Herkesin beklediği “The Tree of Life” ise maalesef liste dışı.

  • milsin diyor ki:

    gideceğim filmler şöyle:

    tiranozor
    a dangerous method
    snowtown
    et maintenant, on va où?
    sleeping beauty
    we need to talk about kevin
    tomboy
    restless
    melancholia
    contagion
    elena
    le gamin au vélo

  • milsin diyor ki:

    Restless 2011/ Gus Van Sant

    ölümü bekleyen bir kız, anne ve babasının ölümünde onların cenazesine katılamadığı için boşluk içinde başkalarının cenazelerine katılan sorunlu bir genç ve aralarında beklenmedik ani bir aşk.

    sanırım filmin muadillerinden tek farkı duygu sömürüsüne kaçmadan sevimli iki gencin saf aşklarına odaklanması ve sadece bunu işlemesiydi ancak bu da sevimlilikten öte seyir açısından ne yazık ki pek de tatminkar değildi. açıkcası kendimi bir çocuk filminin içindeymiş gibi hissettim. keyifli anları vardı ama filmin sonunda neydi bu şimdi film miydi demekten de kendimi alamadım. tatlı ama yavan bir filmdi.

    film duygu sömürüsüne kaçmadığından , seyirciyi dinamik tutmak adına, hikayenin özünün çeşitli metaryallerle zenginleştirilmesi gerekirdi. kurgu zenginliği şarttı. ancak bu dikkate alınmayarak öykü fazla basite indirgenmiş ve filmin etkileyiciliği epey bir sekteye uğramıştı. beklentilerin asla karşılanmadığı orta karar bir film olarak hafızalarda yer etti kısaca restless.

    fllmin hikayesini zenginleştirmekten bahsetmişken buradan kastımız asla bir hayalet oyun arkadaşının hikayeye dahil edilmesi değil pek tabi, ama sanırım yönetmenimiz zenginleştirmeyi bu yönde algılamış ve bu hayalet kahramanı hikayeye dahil etmiş. gus van sant neden böyle bir film çekti amacı neydi, elephant , mala noche, milk gibi unutulmaz filmlerin yönetmeni neden bu kadar basit bir hikayeyle ve neden bu kadar basit bir tarzda film çekmeye karar verdi anlamak çok güç..
    sant dinlenmek istedi sanırım..

  • milsin diyor ki:

    Sleeping Beauty 2011/ Julia Leigh

    Film okul masraflarını karşılamak için çeşitli işlerde çalışan lucy’nin özel seks partilerinde çalışma teklifi alması ve bunu kabul etmesinin ardından yaşadıklarını perdeye yansıtıyor. Bu partilerde lucy önceleri bir hizmetkar daha sonra da çıplak halde uyutularak yaşlı erkeklere sunulan bir kadın rolüne bürünüyor. Bu son rolünde o uyurken bedenine neler yapıldığına yönelik merak, zamanla lucy’nin tek gerçeği haline geliyor.

    Lucy’nin adeta terfi ederek özel partilere çağrılması ve orada zengin müşterilere fetiş iç çamaşırlarıyla yemek servisi görevi üstlenmesi daha sonra da tamamen bdsm ağırlıklı bir fantezinin içinde, bir yatakta çırılçıplak uyutulma ve sonrasında da o anlara dair bilinmezlik, filmin ana vurgusunu oluştururken, lucy’nin yaşadıkları ve değişen hayatının betimlemesi o kadar eksik yavan ve tekdüze anlatılmış ki filmin farklı içeriği bu renksizlik ve anlatımdaki yavanlık sebebiyle seyircide ne yazık ki farklı bir etki de yaratamadı, sadece vasat altı bir film olarak hafızalarda yer etti.

    Stanley Kubrick ‘in son filmi eyes wide shut ile kıyaslanıyormuş sadece gülüyorum büyük ustaya hakaret anlamı taşır bu, diğer taraftan bu filmin yönetmenine de gereksiz özgüven..
    bu hataya düşmemek gerek..

  • milsin diyor ki:

    Tyrannosaur 2011 / Paddy Considine

    Karısının ölümünden sonra hayat karşı daha fazla tahammülsüz öfkeli ve agresif olan joseph’in, hannah’yı tanımasıyla değişen hayatı üzerine kurgulanmış tiranazor. Şiddet ve içsel çelişkileriyle vücuda gelmiş acımasız ve gaddar dünyasında çırpınan, hayata kendisine öfke dolu joseph’in kocası tarafından şiddet ve kötü muameleye maruz kalmış hannah ile yaşadığı aşkın anlatıldığı aynı zamanda da çaresiz ve yorgun iki insanın kendileriyle ve hayatla bedeller ödeyerek barışmalarının da anlatımı diyebiliriz film için..

    Tiranazor tipik bir ingiliz filmi. Ortamı çekimleri soğuk ve mesafeli anlatım diliyle kendi derdini anlatmayı başarmış bir ilk film. küçük aşırılıkları klişeleri saymazsak gayet de başarılı bir film. Özelikle oyunculuklar çok başarılı aslında filmi alıp götüren de biraz da bu. peter mullan ve olivia colman rollerinde adeta devleşmişler, özellikle olivia colman film boyunca kendine hayran bıraktı diyebilirim.

    Yönetmen Paddy Considine’e gelirsek ilk filminde iyi bir sınav verdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Doğal bir anlatım dili ve olanca gerçekliğiyle yaşayan karakter betimlemelerinde çok başarılıydı kendisini kutlarım. sadece yan rollerde oynayan oyuncu seçimlerinde daha dikkatli olmasını öneririm o kadar. sinema iyi bir yönetmen kazanmış bulunmakta festivallerin değişmez yönetmenlerinden biri olacağı da açık bir gerçek..

  • milsin diyor ki:

    A Dangerous Method filminin detaylı yorumu linktedir.

    http://www.sinemabuyusu.com/index.php/tehlikeli-sularda-gezinen-cesaretsiz-bir-film.html

  • milsin diyor ki:

    Contagion filminin detaylı yorumu linktedir.

    http://www.sinemabuyusu.com/index.php/belgesel-tadinda-bir-salgin-filmi.html

  • milsin diyor ki:

    Le Gamin au Velo filminin detaylı yorumu linktedir.

    http://www.sinemabuyusu.com/index.php/dardenne-kardeslerden-kucuk-bir-mola.html

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler