Feriştah ile tanışmamışlara…

‘Nimeh-ye penhan’ {Saklı Yarı – 2001} / Tahmineh Milani

nimeh-ye penhan (2001) ile ilgili görsel sonucu

Fereshteh, yönetmenin durmaksızın karşımıza çıkardığı ana karakter. Kocasına yazdığı mektupla yıllardır gizlediği “saklı yarı”sını açar, filmimiz de başlamış olur. 20 yıl öncesine, 1979′a döneriz. İran İslam Devrimi’nin hemen ertesine…

Saklı Yarı‘nın Feriştah’ını kısaca tanıtmadan önce, yönetmenin otobiyografik yansıması olduğunu düşmeli. Her ikisi de yoksul bir ailenin üniversite okuyan kızlarıdır. Feriştah’ın fakülteye giriş yılı, tıpkı aynı yıllar 18 yaşında olan Milani gibi, İslam devriminin baharına tarihlenir. Ve o da yaratıcısı gibi dünyayı değiştirme idealiyle yanıp tutuşan pırpır bir yürektir. Üniversitedeki Marksist kadın kolu içinde devrim sohbetlerine katılır, bildiriler dağıtır, karşıt grupların saldırısını göğüsler filmde.
Tam anlamıyla bir döneme tanıklıktır; yönetmenin, kuşağına vefa borcudur film. Geçmişin acı defterleri açılırken (Humeyni rejiminin üniversitelerdeki solcu tasfiyesi, yargısız infazları gibi), benzer bir hesaplaşmanın öz eleştirel cihetten de gerçekleştirildiği gözden kaçmaz. Dönemin üniversite sol gençliğinin bilinç düzeyinin düşüklüğü, devrimi slogancılığa indirgeyişleri, savundukları şeyi temelde içselleştiremedikleri itiraf edilir.
Maruz kalınan şu replik, durumu daha da çatallaştırır: “Sadece komünist ülkelerin tarihini okuyarak İran’ın özgül şartlarını anlayamazsınız. Mesela Musaddık’tan haberiniz var mı?”

(SPOİLER)… Film, kırık yaşanmışlıkların ve gerçekleşemeyen o güzel hayallerin dökümüdür bence. Hem de bir yol kavşağından: Feriştah, zamanla sadece örgütünü ve dava arkadaşlarını kaybetmez; bir aşk’ı da içine gömmek zorunda kalır. Melodram kalıplarına da belli oranda yaslanılır bu noktada. Dramatik gerilim oluşturulur.

Kim demiş, geçmiş ve hatıralar sadece Kar Wai filmlerinde acıtır diye!
.

Milani’nin ‘Do zan’ {İki Kadın – 1999} ile birlikte bir diğer parıldayan filmidir. İkisinde de eğitimli kadın karakterler öne çıkar. Elezer ataerki’nin dayattığı sınırlara kazan kaldıran, kimlik/bağımsızlık mücadelesi peşinde, birbirlerine de omuz veren kadınlardır bunlar. O yakaya da neşterini vuruyor Saklı Yarı.

Bir kadın olarak sansürün şimşeklerini iki kat üzerine çekmiştir ki Milani. Sırf şu filmden ötürü aynı yıl idamla yargılandığını biliyoruz. Ne diyelim…

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler