Eylül Fırtınası! Çok Sert Eser Bu Ülkenin Fırtınaları!!!

Tür: Dram
Gösterim Tarihi: 11 Şubat 2000
Yönetmen: Atıf Yılmaz
Senaryo: Gaye Boralıoğlu
Görüntü Yönetmeni: Erdal Kahraman
Müzik: Tamer Çıray
Yapım: 1999, Türkiye , 100 dk.
Oyuncular: Tarık Akan, Zara, Kutay Özcan, Hazım Körmükçü

Ülkemin üzerinde hep kara bir leke olarak kalacak 12 Eylül. Yaşanan onca acı, korku, var olma savaşı… İnsan hayatı boyunca hep inandığı değerler için savaşmak zorunda kalıyor. Neye inandığı yada nasıl inandığı önemli değil, önemli olan bir şeye inanıyor olması ve birilerinin bu inançtan rahatsız olması. Bu ülke bu inançlar yüzünden çok sınavlardan geçti ama maalesef hep kaybedenlerden oldu. Kabul edemedik bir türlü karşımızdakinin bizden farklı düşünüyor oluşunu, hayata farklı bir pencereden bakıyor oluşunu. Ne olmuş sanki onun bakış alanı farklı ise, o renklere benim baktığım gibi bakmıyorsa, gökyüzü onun dünyasında kırmızı ise ne olmuş yani???

Darbeler, hep darbe vurmuş bu ülkenin gariban halkına. En çok da çocuklar darbe almış bu darbelerden. Baba anneyi ispiyonlamış, anne hapse girmiş, baba kaçmış, çocuk dedenin yanına gönderilmiş ve en çok çocuk üzülmüş, en yalnız çocuk kalmış. Aşkı da hayatı da kendi başına keşfetmiş çocuklar. Zorluklar içerisinde ayakta kalma savaşı vermiş, hayatın hep en çetin yanını yaşamış 12 Eylül çocukları…

Metin de işte böyle bir çocuk. Deyim yerinde ise tam bir acıların çocuğu küçük Emrah misali. Hep hayatında mecburi gidişler olmuş, aslında birisi gitse birisi kalmış yanında ama yinede kendi küçücük dünyasında hep yalnız… Kahramanı olan babası prensesi olan annesini ele vermiş bu karanlık günlerde. Aslında o da o çok sevdiği biricik eşini ele vermek istememiş fakat; yapacak bir şey yok baş büyük, emir keskin, ya ölüm yada özgürlük var işin sonunda.

Güçlü olan güçsüz olanı ezer, bu kesin ve değişmez bir doğa kuralıdır ve bu kural biz insanlar içerisinde diğer canlılara nazaran daha çok uygulanır. Öyle ya en güçlü egoya sahip olan varlık insandır ve bu egosunu tatmin etmesi gerekmektedir, en iyi tatmin yolu da kendisi gibi düşünmeyeni ezmek, onun varlığını reddetmektir, yada sisteme tabi olup kendisine ne söyleniyorsa aynen yapmaktır. Aslında özünde çok özgür olan, kural tanımayan ve hayatı kendi kafasına göre yaşayan insan nedense iş kendi cinsi olan varlığın farklılıklarını kabul etmeye gelince sıkı bir kural koyucu olup farklı olanı ezme yoluna gidiyor. Ne acı verici bir tablo…

Eylül Fırtınası izlemeyi en çok istediğim filmlerden bir tanesi idi, bu zamana kadar izleme şansı yakalayamamış ve bunu kendimde büyük bir eksiklik olarak görmüştüm. Neyse ki sonunda izledim ve muradıma erdim. Bir kere film tarafsız gibi duran ama içten içe aslında çok fazla taraf tutan yanı ile kendini kamufle etmede oldukça başarılı. Abartılı olmayan oyunculuklar filmi izlerken kendinizi gerçek bir hayat hikayesinin içerisinde geziniyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Zara’yı tebrik etmek istiyorum bana göre oldukça iyi oynamış. Diğer oyuncular için bir şey söylemiyorum çünkü onlar zaten dev isimler. Küçük oyuncu ise oldukça iyi. Bazı insanlar sanırım doğuştan oyuncu doğuyor bu küçük çocuk da küçücük yaşına rağmen oldukça iyi bir iş çıkartmış. Yönetmeni hakkında bir şeyler söylemeye gerek duymuyorum çünkü; ismi yeter “Atıf Yılmaz” fazla söze ne hacet.

Filmde en çok dikkat çeken unsurlardan bir tanesi de gerek bu görüş farklılıkları yüzünden olsun gerekse daha başka konular hep ezilen, üzülen, yalnız kalan halk oluyor. Bu olaylarda kim hapse girdi? Halktan üniversite öğrencileri. Hangi görüşten olursa olsun, ezilenler zaten ezik olanlardı.

Hasılı film izlenmeyi hak ediyor. Bir zamanlar bir grup insan ülkesi için bir şeyler yapmaya çalışmış ama aynı ülke bu insanları ya hapislerde ya da darağacında süründürmüş. Yaşasın düşünce özgürlüğü…

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Eylül Fırtınası! Çok Sert Eser Bu Ülkenin Fırtınaları!!!” bu yazı hakkında 1 yorum var

  • oscar1895 diyor ki:

    80 Darbesine (Böylesine önemli bir olaya, insanlık ayıbına) dair çeşitli filmler yazıldı, çekildi; lakin hiçbirini sevemedim. Bu dönemin çok da iyi kavranmadığını düşünüyorum. Yoksa bu kadar basit, bu kadar sığ betimlemelerle filmler çekilmezdi. Ya ”Babam ve Oğlum” gibi ve yukarıda da zikredilen ”Eylül Fırtınası” gibi filmlerle olayı küçük bir çocuğun bakış açısıyla, bol duygu sömürüsüyle yansıtmaya çalışmışlar. Ya da Beynelmilel gibi görünürde komediyle hicvi kaynaştırmaya çalışan, bana kalırsa eline yüzüne bulaştıran filmler çekiliyor.

    Ancak çekilmesine karşı değilim. Belki çok fazla çekilirse, bir gün gerçekten bu konuda yaratıcı ve etkileyici bir film izleriz.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler