‘Camdan Kalp’ (1990)

Yön: Fehmi Yaşar
Oyn: Genco Erkal (Kirpi) – Şerif Sezer (Kiraz) – Deniz Gökçer (Naciye) – Füsun Demirel (Sinten) …

Bilhassa Haneke’nin pek sevdiğini bildiğimiz küçük burjuva “yabancılaşması”nı işlemiş Fehmi Yaşar; yurt içi ve yurt dışından kendisine ödüller getirecek olan bu ilk filminde: Camdan Kalp’te…

Kirpi ve Naciye, orta sınıf kentsoylu bir aile. Bir seslendirme sanatçısı olan Naciye ila ikinci bir Haşmet Asilkan diyebileceğimiz, yazdığı senaryolar aşırı entellektüel ve genelden kopuk bulunduğu için yapımcılarca pek kabul görmeyen Kirpi’nin sorunlu/tatsız devam eden evlilikleri, üçüncü bir kişinin araya dahil olmasıyla renk değiştirir: Tezer Özlü romanlarından çıkmış gibi duran küçük burjuva aydınımız Kirpi, evlerine gündeliğe gelen Kiraz adlı hanıma ilgi duyar. O’nun sorunlarıyla ilgilenir; nobran kocasınca maruz kaldığı şiddetin önünü almaya çalışır. Bu yolda kızımızın yaşadığı gecekondu mahallesini mesken bellediği de olur. Kiraz’ın üzerine getirilmek istenen kuma ise yaşadığı köye dek götürür kahramanımızı. (* Kirpi’nin Güneydoğu’ya yaptığı tren seyahatinde Libyalı işçi ile gerçekleştirdiği sohbet ve o bölme, farklı da olsa Ayşegül Aldinç’in oynadığı ‘Ağrı’ya Dönüş’ filmine çağrışım yapar.) Adım adım evrildiği bambaşka bir boyutta bulmuştur kendini. Üstelik bilinçli atılmış adımlar da değildir bu! Bir burjuva münevveri, yabancısı olduğu dünyanın tam göbeğindedir artık. Sendeler; nihayet yabancılaşır! Bu sahnelerin yer yer düşsel ve Kafkaesk anlatımlarla verildiğini eklemeliyim. (msl. Johannesburg’a, apartheid G. Afrika’sına gitmek isteyen boyacı çocuğun olduğu sahne…)

Sinemamızın en güzel örneklerinden bir tanesi olduğunu düşünüyorum. “Varoluşçuluk”tan izler taşıyan kurgu hakikaten şahane. Oyunculuklar sağlam. Her filminde kendini daha da aşan Genco Erkal, burada oyunculuğunun zirvesine çıkmış artık! Ona keza Şerif Sezer’i (Orhan Oğuz’un Herşeye Rağmen’inde inanılmazdı!) ve ablası rolünde Füsun Demirel’i de pek beğendim.

Filmden iki güzel ayrıntı;

- Kirpi bir sahnede Ferit Edgü’nün ‘O’ adlı kitabını okumaktadır. Akıllara da hemen Erden Kıral’ın ‘Hakkari’de Bir Mevsim’i gelir. Söz konusu kitaptan uyarlanmıştı ve başrollerde yine Erkal ve Sezer’i görüyorduk.
- Güneydoğu’da, Kiraz’ın köyündeyiz. Karakola çekilen İstanbullu aydınımız, jandarma komutanınca kim olduğu sorulan Almanyalı bir dostunun adını Fritz olarak verir. Komutanın üstelemesiyle soyadını da söyleyiverir (daha doğrusu uyduruverir): Lang… Sanırım bu ad ve soyadın o anki konumda karşısındakine bir şey ifade etmeyeceğini tahmin ettiği için başvurmuştur bu numaraya. Fakat komutandan karşılık gelmesin mi: Fritz Lang mı! Metropolis’in yönetmeni değil mi o? (Çok hoş bir sahneydi. Zaten film süresince epey bir gönderme vardı sinema tarihine.)

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler