Bakımsız ama delikanlı! “Deliha”

 

Geçen yıl televizyonda kanalları dolaşırken Gupse Özay’ın konuk olduğu bir programa denk gelmiştim. Özay programda ya ailesiyle ya da tek başına yaşamayı sevdiğini, ev arkadaşı konseptinden hoşlanmadığını, çünkü geçici insanlarla kalıcı duygusal bağ kurmaktan, onlara bağlanmaktan kaçındığını dile getirmişti. Bu açıklaması bana ilginç gelmiş ve o gün bu gündür aklımdan çıkmamıştı. Ancak, Deliha’yı izleyince durumun hiç te öyle olmadığını gördüm veya aktrisin bu açıklamasını yanlış anladığımı! Yüreği sıcacık olmayan bir kimse böyle bir film yapamazdı!

Deliha’nın başarılarından ilki güldürebilmesi, ama daha da önemlisi bu işin matematiğini iyi uygulaması. Recep İvedik benzerliği var mı yok mu konusuna gelince, filmin yönetmeni, senaristi ve oyuncusu olan Gupse Özay Deliha karakterinin birkaç hal, hareket ve tavrının İvedik karakterini andırdığını bizzat dile getirmiş, ancak burada önemli olan benzerliğin bununla sınırlı kalması ve Özay’ın gayet orijinal ve renkli bir karakter ortaya koymasıdır. Örneğin mahalledeki çocukların topunu kesmeye kalkan esnaf abiye Deliha’nın müdahalesi andırmayı geçtim, Recep İvediğe açık bir selam bile olabilir! Ancak, Deliha’nın sevgisizlik ve yalnızlık temalı bir hikayesi var. Bu hikaye elbette sizi uzun süre düşünmeye itecek veya hüzne boğacak, boğazınızı düğüm düğüm edecek bir hikaye değil çünkü bu bir komedi filmi! Ben biraz bir filmin kendi içinde amacına ulaşıp ulaşamadığına bakıyorum bu tür işlerde… Deliha da ufak tefek kusurlarına rağmen amacına ulaşıyor. En önemlisi naif ama bayat kaçmıyor veya banalliğiyle sıkmıyor (tıpkı çok beğendiğim Zaman Makinesi 1973 gibi)

Deliha’nın bir diğer artısı da sürekli trip atan, hep “prenses” edasıyla dolaşan, erkekleri süründürmekten veya harcamaktan geri durmayan, erkeğe sürekli aşması gereken engeller çıkartan kız tiplemelerinden zıt yönde seyretmesi oluyor. Deliha kesinlikle halk diliyle bir “kezban” değil, sadece erkek gibi yetişen, “delikanlı” bir kız, ama bu “harbi” tavır iticilik düzeyinde değil, tam tersine onu sevimli kılan özelliklerinden biri. Deliha sık sık ayna karşısına geçip “çok güzelim be!” diyor ama bu narşistlik asla şımarıklıktan kaynaklanmıyor, onun saflığından kaynaklanıyor. Başka kızlar kendilerini beğenen erkeklere engeller çıkarırken, burada Deliha’nın karşısına engeller çıkıyor. Böylelikle klasik (ve de sıkıcı) romantik komedi algısı yıkılmış, daha doğrusu tersine dönmüş oluyor.

Yerli sinemamızın çöp komedi filmlerinden geçilmediğini kaçıncı söyleyişim, ama ben söylemekten bıkmıyorum. Aradan sıyrılan, belli bir albeni taşıyan, kayda değer komedi filmlerimizin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor maalesef. Geçen yıldan Zaman Makinesi 1973, Murat Cemcir ve Ahmet Kural ikilisinin işleri Düğün Dernek, Eyvah Eyvah filmleri… Absürt komedi olarak ta Recep İvedik… Samimi olmak gerekirse, Recep İvediğe gülen ve seriyi takip etmenin “utanılacak” bir şey olmadığını düşünenlerdenim. Bunlar haricinde ise kendi adıma listeye alabileceğim pek bir iş yok. Deliha ise sonuçta amacına ulaşıyor (şapkadan tavşan çıkmasını beklememek gerek) Demek istediğim bu tür bir film zorlama yollara başvurmadan ve saçmalamadan eğlendiriyorsa ve güldürüyorsa vaadini yerine getirmiş demektir. Örneğin filmde bir düğün öncesi fotoğraf çekimi sahnesi var ki uzun süre konuşulacak cinsten. Elbette artık klasik olmuş yerli komedi başyapıtlarımızla kıyaslayacak değiliz. O filmler zaten gözümüzün nuru, başımızın tacıdır.

Çok sevdiğim, hatta bizzat tanışma fırsatı bulduğum Zeynep Çamcı ise filme tatlılık katıyor, ancak keşke daha farklı bir karakter yazılsaymış kendisine, zira ben ilk başlarda yaşlı bir nineye benzeyen, sonra muhafazakar bir mahalle kızına, en son da alımlı delikanlı bir kıza dönüşen bu karakteri anlayamamakla birlikte kafamda oturtamadım. Zeynep Çamcı gerektiği zaman komik olabilen gerektiği zaman da ciddiyet gerektiren rolleri sırtlayabilen bir oyuncu. İnşallah filmin devamında kendisi, kendisini daha iyi yansıtabileceği, daha iyi ifade edebileceği farklı bir rolde karşımıza çıkar ve yüzümüzü güldürür. Filmde Deliha ile Zeynep Çamcı’nın karakteri arasındaki ilişki de biraz havada kalıyor sanki, ikisi iki iyi arkadaş mı? sadece merhaba merhaba mı takılıyorlar, aralarındaki muhabbet nasıl, bunlar pek belli olmuyor.

Cenk & Erdem ikilisinden Cenk Durmazel’in karakterini izlemek ise çok keyifliydi, ancak keşke bu karakter de biraz daha genişletilse, kendine hikayede biraz daha yer bulsaymış. Şahsen ben izlemeye doyamadım. Filmin şaşırtan isimlerinden biri olan Cenk Durmazel’in karakterinin finaldeki naif değişiminden ise pek memnun kalmadım. Kendine has bir yaşam felsefesi olan, diğer insanlardan farklı düşünen bir karakter bu… Mizahı da bu damardan besleniyor. Bu karakter de potansiyel ikinci filmde daha baskın bir hale getirilirse tadından yenmez diye düşünüyorum.

Film, Hollywood’un o iç bayıcı, özellikle çoğu erkeğin arkasına bakmadan kaçtığı sıkıcı romantik komedilerine hiç benzemiyor, çünkü o tür filmlerde (istisnalar hariç) iki bilemedin üç komik sahne olur, araya bir yığın gereksiz sahne girer, bazen film sarktıkça sarkar sonra da ortalama bir finalle noktalanır. Deliha bu filmler gibi değil, tadı tuzu yerinde bir film. Tek zayıf noktası naifliği ve bununla bağlantılı olarak yer yer naif bir mizahtan beslenmesi, ancak bu da filmin dünyası içinde kaybolup gidiyor, sırıtmıyor. Şahsen ben vakit bulursam bir kez daha izlemeyi düşünüyorum ve filmin hemen vizyondan kalkmamasını temenni ediyorum. En azından şöyle üç hafta kadar daha kalmalı bence. Eğer tercihinizi komediden yana kullanacaksanız şimdilik vizyon filmleri arasından yapılacak en iyi tercihin Deliha olduğunu düşünüyorum. Afişleri gibi rengarenk bir film.

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler