Asıl Vahşi Hangimiz?

‘Nanook of the North’ {Kuzeyli Nanook – 1922} / Robert J. Flaherty

Robert J. Flaherty, bu belgesel uğruna aylar boyunca eskimolarla birlikte yaşadı. Onların geleneklerini ve yaşantılarını yakinen gözleme olanağı buldu.  Fakat dönüş ertesinde bir sigara külünün azizliğine uğrayarak yanan negatifler, iki senelik “ilk” denemesinin heba olması anlamını taşıyordu.  Ancak bu talihsizlik onu yıldırmadı ve zengin bir kürk tacirinin sponsorluğunda, elinde kamerası, kuzeye doğru yola koyuldu.  Çıkan sonuç, belgesel janr içerisinde her daim parmakla gösterilen ve aynı janrın öncüsü şeklinde kabul gören antropolojik bir vesika idi.

Mekan; Kuzey Kutbu… Kanada sınırları içerisindeki Hudson Boğazı’nın batı yakasındaki Ungava Körfezi. Karlarla kaplı bölgede, bir ‘inuit’ (eskimo) ailesinin fertleri yansıyor kameraya. Kürkler içerisindeki Nanook’u görüyoruz evvela. Kameraya bakıp hınzırca gülümsüyor.  Sonrasında eşi Nyla’yı (The Smiling One), çocuklarını, kardeşlerini görüyoruz.  Ulaşımlarını sağlayan köpekleri de dahil edelim bu sıcak tabloya.  Evet, bir saat yirmi dakika boyunca onların yaman hayatlarının birkaç ayına konuk oluyoruz.

İnsanın doğayla olan çetin savaşımını harikulade yansıtıyor bu sessiz sinema abidesi.  Açlık ve soğuk, bir eskimonun en büyük düşmanı… Kuzey kutbunda hayatta kalabilmek için iyi bir avcı olmak zorundasın.  Ailenin -bazen kameraya sempatik gülücükler yollayan- fedakar reisi Nanook, bir kanoya tıkıştığı kardeşleriyle birlikte nehirde som balığı, ayı balığı avlarken görülüyor.  Bazen kanosuyla açıldığı denizdeki buzulların üzerinde yürüyor ve mızrağıyla delikler açarak balık avlıyor.  Filmde ‘Kuzeyin Kaplanları’ şeklinde bahsedilen Walruslar ise biraz daha zorlu av.  Onlar için özel tuzaklar ve zıpkınlar hazırlandığına tanık oluyoruz.

Nanook’un çocuklarıyla oynadığı, onlara avlanmayı öğrettiği ve ellerini ısıttığı sahneyi görmelisiniz.  Keza yemek anları…  Her şey o kadar doğal çekilmiş ki, karşınızdakinin bir kurgu olduğunu unutuveriyorsunuz hani.  Simetrik kestikleri buzul parçaları ile iglo inşa ettikleri kısımları izlemek muhteşem bir deneyim. Nanook’un şu bıçağı nelere kadirmiş. :)

Ailemizin, filmin çekiminden kısa bir süre sonra donarak ölmesiyse üzücü.  (Son sahne gelir akıllara.)

‘Medeni’ dünyaca, haklarında pek de olumlu denemeyecek söylencelere malzeme olagelen eskimolar, o medeni dünya ile aralarındaki uyum sorununu görece çözmüş durumda bugün. Evet, hâlâ iglolarda yaşayan, ulaşımlarını -filmimizdeki gibi- köpeklerin çektiği kızaklar ile sağlayan eskimo aileleri var.  Fakat bir çoğu teknolojiden yararlanıyor. Filmdeki geleneksel yaşamlar pek kalmadı.  Kızakların yerini motorlu taşıtlar; kardan evlerin yerini normal evler almış durumda.  Ateşli silahları bile var. Nanook gibi bir balığı öldürmek için dişe ihtiyaç duymuyor; gramofondaki plağı ısırmaya çalışmıyorlar. :)

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • Yönetmenler