Kendini İyi Hisset Filmleri ;)

Kendimce bir liste yaptım izlerken kendinizi iyi hissedeceğiniz ya da size kendinizi iyi hissettireceğini umduğum “ben bu filmleri izlerken kendimi çok iyi hissediyorum”. Yanlarınıda küçük küçük yorumlar yazdım, bu liste tamamen benim kişisel seçkim ve bazı arkadaşlarıma tavsiye ettiğim filmlerden oluşuyor, tabi listenin daha çok eksiği var. Sizlerden ricam bu listeye ilavelerde bulunmanız ve yazdığınız her filmi neden izlemeliyiz konusunda küçücük bir not düşmeniz. Bana yardımcı olursanız sevinirim ;)

 

Başlığa isim koyma konusunda bana fikir vererek yardımcı olan arkadaşım Ziyaya çok teşekkür ediyorum.

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“Kendini İyi Hisset Filmleri ;)” bu yazı hakkında 7 yorum var

  • Sadıka Akay diyor ki:

    İşte Listem

    1-Şampiyon – Yönetmen : Franco Zeffirelli / 1979 (Kim gerçek Anne ve Babadır, hep seven ve onun yanında olan mı? Yoksa korkup kaçan mı?)
    2-Sihirli Oyuncakçı – Yönetmen: Zach Helm / 2008 (Dışarıda aradığın sihir sakın senin içinde olmasın?)
    3- Hayata Güzeldir – yönetmen : Roberto Benigni (En zor anlarda bile dimdik durup çocuğuna umut olabiliyor musun?)
    4- Ölü Ozanlar Derneği –Yönetmen : Peter Weir (Çocuğunun hayattaki tercihlerine ne kadar saygılısın ve onu ne kadar destekliyorsun?)
    5- Kalbini Dible – Yönetmen : unknown /2008 (Kalbiniz sizi hep doğru istikamete götürür)
    6- Yapay Zeka – yönetmen : Steven Spielberg /2001 (Yapay olan bir dünyada, yapay gibi duran kalpler gerçek sevgiyi bulabilir mi?)
    7- Can Dostlar – Yönetmen : David Duchovny (Dost hayattaki en önemli kişidir)
    8- Aşkın Gücü – Yönetmen : Vincent Ward / 1999 (Gerçek sevgi bütün aşılmazları aşar)
    9- Patch Adams – Yönetmen : Tom Shadyac / 1999 (Onun ilacı sevgi)
    10- Can Dostum – Yönetmen : Gus Van Sant / 1998 (Bundan bişey olmaz demeyin, Öyle şeyler olur ki ondan siz bile şaşırırsınız)
    11- Jumanji – Yönetmen : Joe Johnston (Hayat bazen öyle oyunlar oynar ki feleğiniz şaşırır ama size yardımcı sevenleriniz varsa yanınızda sakın korkmayın)
    12- Bicentennial Man – Yönetmen : Chris Columbus (Metal bir dış yüzeyim olabilir ama içimde öyle duygular yeşeriyor ki dışı metal olmayanlardan daha fazla “insan” oluyorum)
    13- Mrs. Doubtfire – Yönetmen : Chris Columbus (Manik Depresif olabilirim ama benim kalbimde sevmeyi çok iyi biliyor.)
    14- Yüzüklerin Efendisi üçlemesi – Yönetmen : Peter Jackson / 2001,2002,2003 (Öyle bir dünyaya gireceksin ki orada, ihtiras, bencillik, güç, mücadele ve en sonunda gerçek sevgiyi ve paylaşmayı bulacaksın.)
    15- Umudunu Kaybetme – Yönetmen : Gabriele Muccino / 2006 (Küçük oğlunla bir tuvalette sabahlayabilirsin bir gün, ama içinde öyle bir umut vardır ki en çıkmaz sokaklar bile sana kendiliğinden bir kapı açar ve sen bile şaşırırsın bu duruma.)
    16- Korkunç Politika (Arlington Road) – yönetmen : Mark Pellington / 1999
    17- Kod Adı Kılıçbalığı (Swordfish) – Yönetmen : Dominic Sena / 2001
    18- Kuşatma – Yönetmen : Edward Zwick / 1998 (Karartılmış bu üç filmi mümkünse arka arkaya izleyiniz ve izlerken yanınızda çocuklarınız olmasın.)

    19- Şimdi Ya da Asla – Yönetmen : Rob Reiner / 2007 (Hayata dair hedeflerinize dair bir liste oluştursanız içinde neler olurdu?)
    20- Benim Adım Sam – Yönetmen : Jessie Nelson / 2001 (Kocaman bir kalbin kocaman bir sevgi mücadelesi.)
    21- Yağmur Adam – Yönetmen : Barry Levinson / 1988 (Saflık hiç bu kadar güzel anlatılmamıştı)
    22- Sol Ayağım – Yönetmen : Jim Sheridan / 1989 (Benim iki tane ayağım var ama onun yaptıklarının zerresini yapamıyorum)
    23- Kelebek Ve Dalgıç – Yönetmen : Julian Schnabel (iki elim var ve zeki olduğumu düşünüyorum ama bırakın kitap yazmayı doğru düzgün okumuyorum bile, oysa o tek göz kapağı ile bir kitap yazdı)
    24- Yıldız Tozu – Yönetmen : Matthew Vaughn / 2007 (umudun ve sevginin bazen nereden geleceği hiç belli olmaz.)
    25- E.T. – Yönetmen : Steven Spielberg / 2002 (Dışarıdan dost aramak yerine içimizdeki dostumuzla irtibata geçsek neler olurdu acaba?)
    26- Düşler Ülkesi – Yönetmen : Marc Forster / 2005 (Aile her şeydir )
    27- Babamın Penguenleri – Yönetmen : Marc Waters / 2011 (Ailecek gülmek için)
    28- Hugo – Yönetmen : Martin Scorsese / 2011 (Herkes bu dünyaya bir amaç için geldi, peki senin amacın ne?)
    30- Mürekkep Yürek – Yönetmen : Iain Softley / 2009 (Çok güzel)
    31- Düşler Bahçesi – Yönetmen : Cameron Crowe / 2012 (Bu da başka bir güzel film.)
    34- Narnia Günlükleri üçlemesi – Yönetmen : Michael Apted (Hayat hep bir mücadele ama sonunda büyük bir mükafat seni bekliyor, sakın mücadeleden pes etme.)
    35- Hayal Et – Yönetmen : Karey Kirkpatrick / 2009 (Hadi sende hayal et.)
    36- Canım Kardeşim – Yönetmen : Ertem Eğilmez (İzlerken bir paket mendil bulundurun yanınızda.)
    37- Uçurtmayı Vurmasınlar – Yönetmen : Tunç Başaran (Bir insanı kafese kapatabilirsiniz ama düşüncelerini zincirleyemezsiniz.)
    38-Cennetin Çocukları – Yönetmen : Majid Majidi (Fedakarlığı küçük bir çocuktan öğrenmek istemisiniz?)
    39- Cennetin Rengi – Yönetme : Majid Majidi (Göz mi görür, gönül mü?)
    40- Uçurtma Avcısı – Yönetmen :Marc Forster /2008 (Aile her şeydir )
    41-Gizemli Şehir (Dark City) – Yönetmen : Alex Proyas (Bazen öyle bir uykuya dalarız ki etrafımızda olan olaylardan hiç haberimiz olmaz. Çocuklarınızla izlemeyiniz.)
    42- Truman Show – Yönetmen : Peter Weir / 1998 (Televizyonun insan hayatındaki yerini sorgulaya bir film, izlenmesi şiddetle tavsiye edilir.)
    43- Yalancı Yalancı – Yönetmen : Tom Shadyac / 1997
    44- Güzel Bir Gün – Yönetmen : Michaelle Hoffman / 1996 (İş kolik ebeveynlerseniz bir izleyin derim bu filmi)
    45- Babam Ve Oğlum – Yönetmen : Çağan Irmak / 2005
    46- Kramer Kramere Karşı – Yönetmen : Robert Benton / 1979 ( Boşanmadan önce izleyin, her insan ikinci bir şansı hak eder unutmayın!)

    47- Şahane Hayat – Yönetmen : Frank Capra / 1946 (Hayatta artık dibe vurduğunuzu düşünüyorsanız ve bir çıkış yolu arıyorsanız, kesinlikle izlemelisiniz.)
    48- Neşeli Günler – Yönetmen : Orhan Aksoy / 1978 (Bazen hayattaki kavgalar bir “hiç” yüzünden çıkıyor ve boşuna kalpler kırılıyor, işte bu film bu konuda bir ilaç gibi…)
    49- Sıfır Dediğimde – Yönetmen : Gökhan Yorgancıgil / 2007 (Hayatı bazen sıfırlamak gerekir)
    50- Nokta – Yönetmen : Derviş Zaim / 2008 (Hayat bir noktayla biter ve bir noktayla yeniden başlar. Önemli olan doğru bir “noktada” durabilmek.)
    51- Muhsin Bey – Yönetmen : Yavuz Turgul / 1987 (Umut her şeydir)
    52- Mr. Jones – Yönetmen : Mike Figgis / 1993 (İnsan kusurlarıyla kabul edilmeli)
    53- Aşk – Yönetmen : Michael Haneke / 2012 (Eşiniz birden hastalanırsa ve çocuklarınız biraz boş vermişse siz ne yapardınız?)
    54- Lorenzo’nun Yağı – Yönetmen : George Miller /1992 (Bir anne ne kadar fedakar olabilir?)
    55- Yeşil Yol – Yönetmen : Frank Darabont / 1999 (Ön yargıyı yok etmek atomu parçalamaktan daha zor demiş bir düşünür, ön yargılarımız pişmanlıklarımız olabilir)
    56- İyilik Yap İyilik Bul – Yönetmen : Mimi Leder / 2000 (Bir kıvılcımla başlar yangın, bir tek adımla başlar yürüyüş, bir parça iyilikle başlar iyilikler, iyi olan hep kazanır.)
    57- Altıncı His – Yönetmen : M. Night Shyamalan /1999 (Hiçbir acı gizlenemez, çok geç olmadan ona sevdiğinizi söyleyin)
    58- İşaretler – Yönetmen : M. Night Shyamalan /2002 (Hayat bazen bize akıp giden yaşam içinde bazen küçük bazen de büyük işaretler gönderir, önemli olan bunları görebilmek)
    60- Mona Lisa Gülüşü – Yönetmen : Mike Newell / 2003 (yürüyecekleri yolun onlara gösterilmiş olan değil, kendilerinin seçecekleri yol olduğunu anlatmaya çalışan bir öğretmen)
    61- Medusa Darbesi – Yönetmen : Paul Greengrass /2004
    62- Geçmişi Olmayan Adam – Yönetmen : Doug Liman / 2002
    63- Son Ültimatom – Yönetmen : Paul Greengrass / 2007 (Bu filmleri çocuklarınızla izlemeyiniz, ama siz mutla izleyiniz!)

    64- Başlangıç – Yönetmen : Christopher Nolan / 2010 (Bir başlangıç başka bir başlangıca kapı aralayabilir)
    65- Devlet Düşmanı – Yönetmen : Tony Scott /1998 (Hiçbir sır sonsuza dek sır olarak kalamaz.)
    66- Forrester’ı Bulmak – Yönetmen : Gus Van Sant / 2000 (Yetenek bazen gizlenir, onu çıkartmak için yardıma ihtiyacımız olabilir.)
    67- Bulut Atlası – Yönetmen : Andy Wachowski, Tom Tykwer / 2012 (Geçmişiniz geleceğinizi etkiler. Çocuklarınızla izlemeyiniz.)
    68- Hobbit: Beklenmedik Yolculuk – Yönetmen : Peter Jackson / 2012 (Her yolculuk yeni bir keşiftir.)
    69-Pi’nin Yaşamı – Yönetmen : Ang Lee /2012 (Macera dolu bir yolculuk sizi bekliyor)
    70- Milyon Dolarlık Bebek – Yönetmen : Clint Eastwood / 2004 (İnsan isterse hayatta her şeyi başarır.)
    71- Milyoner – Yönetmen : Danny Boyle, Lopveleen Tandan / 2008 (Yaşadığımız hiçbir olayı küçük görmemeliyiz; çünkü o yaşanmışlıklar bir gün bize armağan olarak geri dönebilir.)

  • Ziya Toroslu diyor ki:

    Merhabalar Sadıka :) Listene geçmeden önce birkaç şey söylemek isterim.

    “Ailenizle İzlemenizde Bir Sakıncası Olmayan Filmler” başlığı konusunda, hani böyle deyince akla hemen çizgi filmler, animasyonlar, “Macera Adası” veya “Peter Pan”, Talihsiz Serüvenler Dizisi, “Minik Örümcek Şarlot” tarzı çocuk filmleri gibi filmler geliyor. Dolayısıyla ben de başlığı ilk kez gördüğümde hiç ilgimi çekmemişti doğrusu. Birçok türü ve tarzı dışarıda bırakan bir başlık gibi görünüyor. Bunun yerine “aile filmleri” desen yine yanlış anlaşılacak, çünkü “aile filmi” bir alt türdür, bir ailenin etrafında gelişen olayları konu alır (komikte olabilir, korkunçta), bu alt türü en iyi temsil edebilecek örnek Ordinary People (Sıradan İnsanlar) filmi veya Kramer Kramer’e Karşı olabilir. Ayrıca yine “ailenizle izlemenizde bir sakıncası olmayan filmler deyince buradan “çok naif filmler” sonucunu çıkarıyoruz. Örneğin bir Gladyatör. Çocuklarla birlikte ailecek gülüp eğlenerek izlenecek bir film değildir, çünkü yer yer çok kanlı ve vahşidir, ama ne kadar muhteşem bir filmdir öyle değil mi? Bu yüzden tüm samimiyetimle başlığa hiç yazmak istemememin, hiç içimden gelmemesinin sebebi buydu, sonradan filmlere bakmaya başlayınca içlerinde sağlam filmler gördüm, daha ziyade dram filmleri, yetişkinlere hitap eden filmler. Örneğin Milyon Dolarlık Bebek tam bir yetişkin filmidir, oldukça sert bir dramdır, naif değildir. Yani “ben hayatın gerçeklerini görmek istiyorum, hayatın gerçeklerinin suratıma tokat gibi çarpmasını istiyorum diyen bir adamın filmidir. Ben şöyle bir şey yapayım, listeni yorumlayayım, ne dersin? Sevdiğim filmler var, sevmediklerim, izlediğim filmler var izlemediklerim. Şampiyon bana göre en iyi spor filmlerinden biri olmasa da özellikle finaliyle çok iyi, sert bir filmdir. Listende görmek güzeldi. Sihirli Oyuncakçı bildiğim kadarıyla çocuk filmi, tv’de görmüştüm, bakalım çocuklar için neler yapıyorlar diye merakımdan beş on dakika bakmıştım, bana çok fazla naif gelmişti ve o on dakikada bile çok sıkılmıştım, filmin tamamını izlemediğim için daha fazla yorum yapamayacağım, zaten tarzım değildir o tarz filmler :) Hayat Güzeldir’e hiç girmeyelim istersen :) Zira benim ne düşündüğümü, ne hissettiğimi, daha doğrusu ne hissedemediğimi biliyorsun. Yapay Zeka bana göre Spielberg’ün düşüş dönemine, o eski dahiliğini, ışığını kaybettiği döneme denk gelse de vasatı aşan, diğer örneklerin arasından sıyrılan önemli ve iyi bir filmdi. Ancak ustanın E.T.’sini veya Üçüncü Türle Yakın İlişkiler’ini tercih ederim. Bicentennial Man ve Patch Adams Robin Williams’a büyük bir saygı ve hayranlık duymama rağmen ne yazık ki hiç sevemediğim iki filmdir. Bicentennial’i zaten çocukken izlemiştim, daha doğrusu filmin ortasında sıkılıp izlemeyi bırakmıştım. Tıpkı diğer çoğu 80′ler ve 90′lar erkek çocuğu gibi vurdulu kırdılı filmlerle büyüyen bir çocuktum :) Patch Adams’a gelince aynı Hayat Güzeldir gibi oldu. Filmin hiçbir duygusu bana geçmedi, öyle olunca çok sıkıldım ve benim için çok önemli olan sinema duygusunu alamadım. Yüzüklerin Efendisi’ne diyecek hiçbir şeyim yok, fantastik sinemanın efendisi olduğunu birkez daha söylemeye gerek var mı? Ancak ben çocuk filmi kategorisine girmeyeceğini düşünüyorum bu üçlemenin, ama genç yetişkin yaşlı herkesin ilgisini çekebilecek bir seri olduğu doğrudur. Aman Allahım, Arlington Road mu? :) Tırnakları kemirten, bir o kadar çarpıcı karanlık bir gerilimdir, böyle bir listede gördüğüme çok ama çok şaşırdım ama saygı duyarım tabii. Yine de ben asla böyle bir listeye almazdım. The Siege, Kuşatma eski usül bir politik aksiyon gerilimdir ve türünün en sağlam örneklerinden biridir, ancak yine bu filmi en iyi politik gerilimler gibi bir listede görmek daha hoşuma giderdi. Yağmur Adam unutulmazdır, listeye de yakışmış. My Left Foot başyapıttır, ama özellikle sinema tv veya oyunculuk bölümünde okuyanlara zorla da olsa izletilmesi gereken bir filmdir :) Lewis kendini, kendi benliğini aşmıştır. E.T.’yi görmek güzel. Artık dalga geçilen bir filmdir, ancak 90′lar çocukları hiçte öyle düşünmez. Uçurtma Avcısı zamanında bazı eleştirmenlerin “samimi değil, kitabı kadar iyi değil” gibi yorumlarına karşın çok iyi bir filmdir, ancak ben bu filmin dostluk ve arkadaşlık üzerine olduğunu düşünüyorum. Babam Ve Oğlum’u yorumsuz bırakmışsın, ben de öyle yapıyorum :) Derler ya “yorumsuz!” Bırak film kendini anlatsın. Kramer Kramer’e Karşı. Feministler belki çok kızacak ama belki de Dustin Hoffman’ı çok sevdiğimden ben filmde kendimi babanın yerine koydum, babanın zorluklar karşısında yılmayışına hayran kaldım, kısacası baba tarafıyla özdeşleştirdim kendimi, finale gelince film belki de kadınlardan tepki çekmemek adına belki de gerçekten samimiydi, kadına hak verdi, erkeği bırakıp kadının tarafına geçti, ancak yine de “erkekler kadınlar kadar iyi çocuk bakamaz” tespiti çok doğruydu. Haneke filmi ve bu listede? :) Medusa Darbesi nefis bir aksiyondur, ezber bozar, Hollywood klişelerinden nasibini almamıştır. Ancak ilk filmi sıradan ve vasat bulmuştum ben hayranları kusurabakmasın. Üçüncü film ise yer yer kendini tekrar etse de farkını ve üstünlüğünü ortaya koyuyordu. Devlet Düşmanı filmi çok sıkı filmdir, güzel. Başlangıç bir türlü ısınamadığım ve ısınacağımı da düşünmediğim Nolan’ın tıpkı yönetmenin kendisi gibi abartıldığını düşündüğüm bir filmdir. Film gösterimdeyken The Matrix ile kıyaslanmış, The Matrix’ten daha iyi denilmişti. Film bana göre “İngilizler soğuk olur” söylentisini doğrulayacak kadar soğuktu ve sahnelerin etki gücü The Matrix’teki sahnelerin onda biri kadar bile değildi. Bulut Atlası ise bence tam bir çorbaydı. Hikayelerin kendi içinde bile fazla anlamı yoktu, derinliği yoktu ve bir yere de bağlanmıyordu. Malick’in Hayat Ağacı bir milyon kat daha derin, düşündürücü ve estetikti.

  • Sadıka Akay diyor ki:

    Merhaba sevgili Ziya, değerli yorumunu okudum :) öncelikle değer verip okuduğun için ve kendince bir yorum getirdiğin için çok teşekkür ediyorum.
    Ziya listeye Aile Filmleri demekle belki yanlış bir isim tercihi yapmışımdır, asıl anlatmak istediğim şey ise hayattan umudumuzu yitirdiğimizde ve yeni başlangıçlar yapmak istediğimizde bize arkadaşlık yapabilecek, bizi bazen alıp başka diyarlara götürebilecek, bazen başka sert ve daha zor hayatları bize göstererek bizim yüzümüze ya da hayatımıza tokat gibi inebilecek “Haneke filmi gibi”, umudumuzu kaybettiğimizde bize umut olabilecek “umudunu kaybetme ya da şahane hayat” gibi, yada ailecek çoluk çocuk birlikte vakit geçirmek istediğimiz bir anda hep beraber toplanıp macera dolu bir yolculuğa çıkabileceğimiz “Pi’nin hayatı” gibi, ya da çok zor şartlarda, hayatımız bizden çalınmak istendiğinde hayatım bana aittir onu kimseye veremem duygusunu kaybetmeye başladığımızda ya da bu duyguyu kaybetmemek için hayata direndiğimiz anlarda, vefanın, sevginin, paylaşmanın neler olduğunu yeniden ve yeniden hatırlamak istediğimiz ve ya gereğini duyduğumuz anlarda ve daha nice duygu kaymaları yaşadığımız ve kendimizi motive etmek adına izlememiz gereken ya da benim izlemekten keyif aldığım ve hemen hemen hepsinden izlerken kırıntı misalide olsa mutlaka kendime paylar çıkardığım nice filmden sadece bir kaçını yazdım bu başlığa. Sana sonuna kadar katılıyorum başlığın bu başlık olmaması gerektiği konusunda ama ne olabilir diye düşündüğümde bir isim bulamamanın verdiği bir son çareyle bu ismi koyuverdim bu listenin başına. Çoluk çocuk izlenmeyecek filmler var elbet içinde ama çocuğunla izleyemesende eşinle ya da ailenden yetişkin olan bir başkasıyla rahatlıkla izleyebileceğin bana göre iyi filmler var bu listede ;) Bilmiyorum bu benim değerlendirmem, senin bir isim önerin varsa duymak isterim ve öyle bir imkanım varsa ismi değiştirebilirim…Çok teşekkürler…

  • Ziya Toroslu diyor ki:

    Sen hangi başlığı kullanmak istiyorsan, hangisi en çok hoşuna gidiyorsa onu kullan, ama benim tavsiyem “kendini iyi hisset filmleri” olurdu :)

  • Sadıka Akay diyor ki:

    Ziya, önerini dikkate aldım ve gerekli değişikliği yaptım ;) artık burdan devam edebiliriz…

  • Sadıka Akay diyor ki:

    * Amelie – Yönetmen: Jean-Pierre Jeunet / 2001 (Modern zaman masalı, çok güzel,içimden ellerimi fasulye çuvalına sokmak isteği geldi birden :) )

    * Kızarmış yeşil Domatesler – Yönetmen: Jon Avnet ( Kadın olmak her devirde zor ama çok güzel ve yer yer de çok eğlenceli )

    * Saatler – Yönetmen: Stephen Daldry / 2001 (Başka bir kadın olmanın zorluğunu anlatan, kadınların dünyasını ve duygularını bir kadının gözünden, kaleminden çok yoğun bir şekilde anlatan iyi bir film )

  • Filiz SEZEN diyor ki:

    Başlığı görünce ilk aklıma gelen film Elizabethtown oldu.

    ‘Elizabethtown’ {2005} / Cameron Crowe: İzlediğimde gerçekten de kendimi çok uzun zaman sonra çok iyi hissettiren, umut aşılayan bir filmdi, benim için hala ayrı bir yerde durur. Filmdeki baş karakter de hayatından bezmişken, birden hayata ve yaşama sevincine tutunan bir genç adam… Kesinlikle izlenmeye değer.

    Güzel bir başlık olmuş, eline, emeğine sağlık Sadıkacım. Bu kadar erkek yazarın arasında, senin yazdıklarını okumak ayrı bir güzellik ve renk oluyor.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • +Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler