68. Altın Küre Ödülleri (2011)

Bu yıl 68′incisi verilecek Altın Küre ödülleri 16 Ocak Pazar günü sahipleriyle kavuşacak. Akademi ödüllerinin bir provası gözüyle bakılan, yine kendine has bir ödül dağıtma kıstası olan, tüm sinemaseverler tarafından her yıl takip edilen Altın Küre Ödül Töreni; her zamanki gibi yılın en sağlam filmlerinden oluşan bir aday listesiyle hepimizi heyecanlandırmayı başladı. İşte o adaylar:

——————————————————————————————–

Dram Dalında En İyi Film:

*Black Swan

*The Fighter

*Inception

*The King’s Speech

*The Social Network

————————————————————————————-

Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Film:

*Alice in Wonderland

*Burlesque

*The Kids Are All Right

*Red

*The Tourist

—————————————————————————————————

Drama Dalında En İyi Erkek Oyuncu:

*Jesse Eisenberg – The Social Network

*Colin Firth – The King’s Speech

*James Franco – 127 Hours

*Ryan Gosling – Blue Valentine

*Mark Wahlberg – The Fighter

————————————————————————————————–

Drama Dalında En İyi Kadın Oyuncu:

*Halle Berry – Frnakie and Alice

*Nicole Kidman – Rabbit Hole

*Jennifer Lawrence – Winter’s Bone

*Natalie Portman – Black Swan

*Michelle Williams – Blue Valentine

————————————————————————————————-

Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu:

*Johnny Depp – The Tourist

*Johnny Depp – Alice in Wonderland

*Paul Giamatti – Barney’s Version

*Jake Gyllenhaal – Love and Other Drugs

*Kevin Spacey – Casino Jack

—————————————————————————————-

Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu:

*Anette Bening – The Kids Are All Right

*Anne Hathaway – Love and Other Drugs

*Angelina Jolie – The Tourist

*Julianne Moore – The Kids Are All Right

*Emma Stone – Easy A

————————————————————————————

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:

*Christian Bale – The Fighter

*Micheal Douglas – Wall Street: Money Never Sleeps

*Andrew Garfield – The Social Network

*Jeremy Renner – The Town

*Geoffrey Rush – The King’s Speech

———————————————————————————————–

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:

*Amy Adams – The Fighter

*Helena Bonham Carter – The King’s Speech

*Mila Kunis – Black Swan

*Melissa Leo – The Fighter

*Jacki Weaver – The Animal Kingdom

——————————————————————————————————-

En İyi Yönetmen:

*Darren Aranofsky – Black Swan

*David Fincher – The Social Network

*Tom Hopper – The King’s Speech

*Christopher Nolan – Inception

*David O. Russell – The Figter

———————————————————————————————————

En İyi Senaryo:

*127 Hours – Danny Boyle & Simon Beaufoy

*Inception – Christopher Nolan

*The Kids Are All Right – Stuart Blumberg & Lisa Cholodenko

*The King’s Speech – David Seidler

*The Soical Network – Aaron Sorkin

————————————————————————————————————–

En İyi Şarkı:

*Burlesque – “Bound To You”

*Burlesque – “You Haven’T Seen The Last Of Me”

*Country Song – “Coming Home”

*Tangled – “I See The Light”

*Chronicles Of Narnia: The Voyage Of The Dawn Treader – “There’S A Place For Us”

————————————————————————————————————-

En İyi Müzik:

*The King’s Speech – Alexandre Desplat

*Alice in Wonderland – Danny Elfman

*127 Hours – A.R. Rahman

*The Social Network – Trent Reznor & Atticus Ross

*Inception – Hans Zimmer

—————————————————————————————————————

En İyi Animasyon:

*Despicable Me

*How to Train Your Dragon

*L’illusionniste

*Tangled

*Toy Story 3

—————————————————————————————————————–

Yabancı Dilde En İyi Film:

*Biutiful (Meksika/İspanya)

*Le Concert (Fransa)

*The Edge (Rusya)

*I Am Love  (İtalya)

*In A Better World (Danimarka)

——————————————————————————————————————–

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

“68. Altın Küre Ödülleri (2011)” bu yazı hakkında 11 yorum var

  • kadir503 diyor ki:

    Bu yılki filmlere genel olarak şöyle bir baktığımızda sanki geçen yıla göre daha güçlü filmler bu yıl bizleri bekliyor gibi gözüküyor. Filmlerin birçoğunu ödül törenine kadar izleme fırsatımız olamayacak. Zira çoğu ülkemizde ne yazık ki geç vizyona giriyor ya da türkçe altyazısı bulunmuyor. Ama yine de ödül törenine kadar izleyebildiklerimi burada paylaşacağım.

    Bunların yanı sıra adaylara şöyle bir baktığımızda 2 adaylık alan Johnny Depp hemen göze çarpıyor. Biraz da abartılı bir iki adaylık olmuş bu. Zira iki adaylığı da almasa kimsenin aklına gelmezdi herhalde Depp’in bu iki performansı. Yine yılıne n büyük hayal kırıklıklarından ‘Alice in Wonderland’in de adaylığı ilginç geldi bana.

  • kadir503 diyor ki:

    - Ruhsuz Gençliğin Ruhsuz Filmi -

    Doksanlı yıllara damgasını vurmuş David Fincher’ın elinde çıkma ‘The Social Network’ yılın en iyi eleştiri alan filmlerinden biri oldu. Bir önceki filmiyle akademiden ilk adaylık alan Fincher bu sefer ödül törenlerine daha iddialı giricek gibi gözüküyor.

    ‘Se7en’ ve özellikle de ‘Fight Club’ gibi post-modern dünyanın sorunlarına edebiyat parçalayan iki film çeken Fincher; bu sefer de bilgi çağının bir fenomeni haline gelen ‘facebook’un kuruluş hikâyesini anlatıyor. Aslında filmi sadece bir kuruluş öyküsü olarak tanımlamak yanlış olur. Zira film dünyanın en genç milyarderi facebook’un kurucusu Mark Zuckenberg’in kuşağının ve günümüz gençliğinin ruh tahlillerini yapma çabasında. Ne yazık ki bu durum çabadan öteye gidemeyip, Fincher’ın önceki filmleri gibi izleyeni derinden etkilemeyi başaramıyor. Fincher zaten antipatik bir karakter olan Zuckerberg’i alıp giden öykü dışında tanıtmayı ya da karakterin değişen ruh halini dile getirmeyi denemiyor. Hızlı diyaloglar ve geriye dönüşlerden oluşan facebook’un kurulum hikâyesi ve de mahkemeyi takip ederken Zuckerberg de arada kaynıyor. Belki açılış ve final sahnesi gibi akılda kalıcı sahnelerden birkaç tane daha olsa karakter hakkında kafamızda daha fazla şey oluşabilirmiş.

    Başarılı oyuncu kadrosu ve teknik başarısıyla kuşkusuz başarılı bir film ‘The Social Network’. Ama David Fincher’dan da çok daha fazlasını beklediğimiz bir gerçek…

    - ‘The Social Network’ {Sosyal Ağ – 2010} / David Fincher

  • kadir503 diyor ki:

    ‘Tangled’ {Karmakarışık – 2010} / Nathan Greno & Byron Howard

    Birçok sanat ürününde rastladığımız masal karakteri Rapunzel’in klasik öyküsünün dışına çıkan bir Rapunzel filmi “Tangled”. Genelde bu tarz değişiklikler ters tepse de bu sefer çok tuttuğu bir gerçek.

    Sihirli güçlere sahip upuzun saçlara sahip Rapunzel yaşadığı 18 yıl boyunca bir nevi hapis hayatı sürmektedir. Ta ki ülkenin aranan hırsızı Flynn ile yolları kesişene kadar! İlk bakışta basit bir öykü gibi gözükebilir; ancak “Tangled” gerek müzikal sahneleri gerekse gücünü 3D teknolojisiyle artıran keyifli maceraperest bol kovalamacalı bölümleriyle başarılı ve yılın izlenesi animasyonlarından biri olmuş. Filmin kuşkusuz her yaştan izleyicinin beğenisini kazanacak bir yapısı olsa da öncelikle 15 yaş altı, özellikle de bayan, izleyici kitlesinin hayranlıkla izleyeceği bir film görünümünde.

    “Tangled”in iki yönetmeni Nathan Greno ve Byron Howard birçok animasyon filminin ekibinde yer almış isimler. Ve yılın en sevilen animasyon filmlerinden birini ortaya çıkarmışlar. Film her ne kadar ödül törenlerinde “Toy Story 3” karşısında hiçbir şansı bulunmasa da güzel bir animasyon filmi izlemek isteyenlerin de ilk duraklarından biri olacağı kesin.

    Son olarak da ‘En İyi Şarkı’ dalında Golden Globe adaylığı bulunan filmin ülkemizde tamamen Türkçe dublajlı olarak oynatılmasından dolayı filminin aday olan şarkısını dinleyemediğimi belirteyim. Bizdeki seslendirmede bu aday şarkının yerine Sertab Erener’in seslendirdiği şarkı yer alıyor.

  • kadir503 diyor ki:

    ‘Despicable Me’ {Çılgın Hırsız – 2010} / Pierre Coffin & Chris Renaud

    Altın Küre animasyon adayları arasında en zayıf bulduğum film “Despicable Me” oldu. Zira neden Pixar stüdyolarının filmlerinin ne kadar zayıf yönleri de olsa her zaman beğenimizi kazandığını bu filmle anladım.

    Son derece eğlenceli ve ilgi çekici bir biçimde başlayan “Despicable Me” ilerledikçe olabildiğine sıradanlaşan, ilerledikçe öyküsünün şaştığı bir film. Oldukça ilgi çekici bir karakter olan Gru ve yardımcıları sarı yaratıklar filmi izlenmeyecek derecede dibe vurmasını önlemeyi başaran filmdeki iki unsur. Belki Gru’nun babalık yaptığı üç yetimle ilişkisi ile ortaya çıkan filmin ‘sevgi’ üzerine söyledikleri küçük izleyici kitlesine ilgi çekici gelebilir. Lakin yetişkinlere kesinlikle defalarca izlenmiş izlenimi verdiği bir gerçek.

    Çok daha iyi izlenebilecek animasyonlar varken “Despicable Me”yi kötü bulmamakla beraber kimseye önerebileceğim bir animasyon filmi de değil. Belki yanınızda bir küçükle göz ucuyla izleyebileceğiniz bir yapım. Ödül törenlerinde ise bir Universal animasyonunun adının anılmasının firma için iyi bir reklam olmasının öteye gidemeyeceği bir gerçek.

  • kadir503 diyor ki:

    ‘Black Swan’ {Siyah Kuğu – 2010} / Darren Aranofsky

    Yılın en çok merak ettiğim filmlerinden biriydi Darren Aranofsky’nin son filmi “Black Swan”… İki sene evvel “The Wrestler” ile yönetmen ve film dalında ödül törenlerinden adaylık bile alamayan Aranofsky’den bu yıl özür dilenecek gibi gözüküyor. Eleştirmenler ve izleyiciler tarafından da bu yılın tam not alan filmlerinden biri olan “Black Swan” ne yazık ki bende ufak çapta bir hayal kırıklığı yaşatan bir film oldu.

    Yönetmenin insan psikolojisi üzerine ne kadar takıntılı ve etkili filmler yaptığı su götürmez gerçek. “Black Swan” da bir önceki filmi gibi karakter merkezli bir film. Balerin Nina her halinden sorunlu olduğu anlaşılan, kuğu gölü balesi seçmelerini geçip bu oyunda oynamayı çok isteyen bir genç. Hatta bu oyunu ve baleyi hayatı haline getiriyor. Zaman zaman halüsinasyonlar görüyor, zaman zamansa kendisine zarar verecek düzeyde kendisini tırnaklıyor. Nina’nın sorunlu ruh hali sadece seçmeleri geçmekle kalmayıp provalar süresinde de devam ediyor. Hatta oynayacağı kötülüğü temsil eden siyah kuğu ve iyiliği temsil eden beyaz kuğu rolleriyle tamamen bütünleşiyor. Aslında filmi de böyle okumak gerekiyor. Zira Nina’nın annesiyle, arkadaşlarıyla, çevresiyle ilişkisi hayalle gerçek karışmış bir biçimde veriliyor. Ve film boyunca kafalarda soru işaretleri kalıyor. Film boyunca düşündüğümüz ve merak ettiğimiz Nina’nın hiç bahsedilmeyen geçmişi de tamamıyla izleyenin hayal gücüne bırakılıyor.

    Film izlerken birçok David Lynch filmi aklıma geldi. Zira sürreal bir biçimde birçok psikolojik filme imza atmış bir yönetmen. Aranofsky de bir bakıma bu yoldan gitmeye çalışmış. Karabasan etkisi yaratan birkaç sahne mevcut olsa da benzerlerini birçok kez gördüğümüz izleyeni germek için çekilmiş olan sahneler filmin orijinalliğine sekte vuruyor. Film bittiğinde eli yüzü düzgün bir psikolojik-gerilim ve birkaç güzel sahneyle Natalie Portman’ın muhteşem oyunculuğu geriye kalıyor. Filmden kuşkuluyum ama Portman kendi kategorisinin en güçlü favorisi. E dile kolay “Leon”dan beri bekliyorduk bu performansı…

    Kısaca “Black Swan” büyük film olmayı başaramayan iyi bir film. Ödül törenlerinden ise filmin film ve yönetmen dalında ödülle döneceğinin düşünmemekle beraber iki yıl evvel tıpkı geçmiş filmlerinin hatırına adaylık verdikleri Fincher gibi Aranofsky’ye de bir özür borcu olarak adaylık verildiğini düşünüyorum. Son olarak da psikolojik başyapıt izlemek isteyenlere ise Lynch’in “Mulholland Dr.” ile “Lost Highway”ini tekrardan izlemelerini öneririm.

  • kadir503 diyor ki:

    ‘How to Train Your Dragon’ {Ejderhanı Nasıl Eğitirsin – 2010} / Dean DeBlois & Chris Sanders

    Vikinglerin bildiğimiz hikâyelerinin dışında köylerini ve kendi ırklarını korumak üzere ejderhalarla yıllardır giriştikleri savaşı konu edinen bir film “How to Train Your Dragon”. Nesillerdir süren bu savaş, babadan oğla bir nevi vasiyet geçerek devam ediyor. Hiç kimse bu savaşı, bu düşmanlığı sorgulamıyor ve bu düşmanlık da kaldığı yerden devam ediyor.

    Gözüktüğü gibi “How to Train Your Dragon” tamamen çocuklara çekilmiş 90 dakikalık bir boş bir eğlence filmi değil. Filmdeki Vikinglerle ejderhaların taraf olma durumu, günümüzde ya da geçmişten istenildiği biçimde bir yerlere uyarlanabilecek bir hikâye. Irklar arasında sorgulanmadan, bilinçsizce yapılan ön yargılı yaklaşımların ne kadar gereksiz ve saçma olduğunu çok basit ve açık bir biçimde film boyunca dile getiriliyor.

    Film tüm bu alt metninin yanı sıra karakterimizle ejderhamızın dostluğu ve vefası filmde oldukça keyifli ve duygusal bir biçimde veriliyor. Özellikle ejderha üzerindeki sahneler izleyene de ejderhayla göklerde yolculuğa çıkmış hissiyatı veriyor. Sonlarına doğru belki basit bir biçimde filmin gidişatı tahmin edilebilse de bittiğinde ağızlarda son derece keyifli bir tat bırakıyor.

    Küçük yaştaki izleyicinin ağızlarını açık bıraktığı kadar yetişkinleri de tatmin edecek “How to Train Your Dragon” bu yılın en başarılı animasyon filmlerinden. Kuşkusuz bu yıl törenlerden alacağı her adaylığı da sonuna kadar hak ediyor.

  • kadir503 diyor ki:

    Daha önce yazdığım “Toy Story 3″ yazısının linki: http://www.sinemabuyusu.com/?p=2493

  • kadir503 diyor ki:

    ‘The Kids Are All Right’ {İki Kadın Bir Adam – 2010} / Lisa Cholodenko

    Farklı tiplerde hatta uç noktada karakterlerden oluşan “Laurel Canyon” filmiyle tanıştığım Lisa Cholodenko’nun son filmi “The Kids Are All Right” bu yılın beğeniyle karşılanan bağımsızlarının başını çeken bir film oldu.

    Tıpkı “Laurel Canyon” gibi pek de alışkın olduğumuz karakterlerden oluşmayan bir film var karşımızda. Birbirini çok seven iki lezbiyen ve çocukları… Tablo ne kadar garip gelse de onlar aile olmayı başarmışlar. Çocukların annesi de bu birbirini deliler gibi seven iki kadın. Her ikisi de birer çocuğu doğurmuş. Kendi dünyalarında bir mutluluk çerçevesi içerisindeler. Ta ki çocukların biyolojik babalarını, yani donörleriyle görüşme isteğine kadar. Hayatlarına bir erkeğin girmesi ve o istemese de ‘baba’ rolünü üstlenmesi, aslında çocukların böyle bir roldeki birine ihtiyaçlarıyla ailenin de huzuru kaçmaya başlıyor.

    Fazla kilit noktalarından bahsedip, izlemeyenlerin tadını kaçırmamak adına filmin ana öyküsü ve anlatılanlar genel olarak böyle özetlenebilir. Filmin toplum baskısından hiç bahsetmeyişi başta bu tarz filmlerden beklediğimiz bir şey olmasından ötürü başta garip gelse de film ilerledikçe filmin derdinin ne toplum baskısı ne de karakterlerin içerisinde oldukları durumu kabullenişi olmadığı anlıyoruz. Zira onlar zaten bunların üstesinden gelmişler. Filmin aşırı duygusallıktan olabildiğine kaçar hali de sanki başta vaat ettiğiyle örtüşmüyor gibi gözükse de sahici ve farklı karakterleri, çok başarılı oyunculuklarıyla filmdeki aile kendisini çok iyi tanıtmayı başarıyor. Film ilerledikçe filmdeki tüm karakterleri kalın çizgilerle birbirinden ayırıp, kendi kafamızda ruh hallerini ve kişisel özelliklerini oluşturabiliyoruz. Zaten tek derdi ‘aile’ olmayı anlatmak ve üzerine düşündürmek olan bu aileyi benim gibi severseniz bu yıl en yoğun hazla izleyeceğiniz nadir filmlerden biri olur “The Kids Are All Right”.

    Pek göz önünden bulunmayan, aldığı bolca Oscar adaylıklarına karşın ödüle bir türlü kavuşamayan, adları genelde fazla anılmasa da belleklerde yer edinen Julianne Moore ile Annette Bening’in muhteşem oyunculukları ve uyumları bile filmi izlemek için başlı başına bir sebep. Belki kim bilir bu ikili bu komedi öğeleriyle yoğrulmuş naif dram filmiyle bu yıl ödül törenlerinden mutlu dönerler. Son olarak da bu gece belli olacak Altın Küre ödüllerinde komedi dalında açık ara favori filmimin “The Kids Are All Right” olduğunu belirteyim.

  • kadir503 diyor ki:

    Tahminlerim

    Dram Dalında En İyi Film: The Fighter ile The King Speech’i seyretme imkânım olmadı; aslında The King Speech’ten çok umutluyum. Diğer üç adaylardan en beğendiğim Inception oldu. Golden Globe’nin farklı tavrını ve geçen yıl da Avatar’ın ödül aldığını düşünürsek Inception’un ödülü almasını muhtemel görüyorum.

    Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Film: Alice in Wonderland, Tourist ve Red anlam veremediğim adaylar oldu. Gerçekten böyle bir ödül töreninde aday olabilmek için çok zayıf filmlerdi. The Kids Are All Right zorlanmadan ödülü alacak diye düşünüyorum.

    Dram Dalında En İyi Erkek Oyuncu:Sadece Jesse Eisenberg’i izlediğimden net bir tahmin yapmak zor. Ama geçen yıl da direkten dönen Colin Firth sanki bir adım ileride gibi.

    Dram Dalında En İyi Kadın Oyuncu: Natalie Portman; görmezden gelinmesi zor bir performans…

    Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu: Johnny Depp’e verilen abartılı olarak iki adaylıktan eli boş dönmesi tek dileğim.

    Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu: The Kids Are All Right ailesinden birine gideceğini düşünüyorum. Bunların dışında Angelina Jolie’nin ödülü alması kanımca imkânsız!

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Jeremy Runner çıkıpş yapan grafiğini sürdürse de ödül kazanacak bir performans sergileyememişti. Michael Douglas’ın 25 yıl evvel oynadığı karaktere tekrar aynı oranda başarılı hayat vermesi takdire şayandı ama yıllardır ödül törenlerinin görmezden geldiği Christian Bale umuyorum ödülün sahibi olur.

    En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: The Wrestler ile tekrar hayatımıza giren Melisa Leo umuyorum ödülü kazanır.

    En İyi Yönetmen: Son 15 yılın en iyi on yönetmeni arasına rahatlıkla girebilecek üç yönetmen Fincher, Nolan ve Aranofsky’nin aynı yıl film çekmesi gerçekten sevindirici bir durumdu. Lakin hangisinin ödülü kazanacağını tahmin etmek gerçekten güç olsa da ben Fincher’ın ödüle yakın olduğunu düşünüyorum.

    En İyi Senaryo: Inception herhalde bu klasmanda rahat ödülü kazanacaktır.

    En İyi Animasyon: Toy Story 3’ün rahatlıkla ödülü kazanacaktır. Zira açık ara yılın en iyi filmlerinden biri de.

    Yabancı Dilde En İyi Film: Rus filmi The Edge bu kategoride izlediğim tek film oldu. Onu da pek fazla sevemedim. II. Dünya Savaşı fonunda bir tren makinistinin maceralarını anlatıyordu. Diğer aday filmler hakkında pek bilgim olmasa da Inarritu’nun filmi Biutiful’un ödülü kazanacağını düşünüyorum.

  • kadir503 diyor ki:

    Kazananlar

    Dram Dalında En İyi Film: The Social Network

    Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Film: The Kids Are All Right

    Dram Dalında En İyi Erkek Oyuncu: Colin Firth – The King’s Speech

    Dram Dalında En İyi Kadın Oyuncu: Natalie Portman – Black Swan

    Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Erkek Oyuncu: Paul Giamatti – Barney’s Version

    Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu: Annette Bening

    En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Christian Bale – The Fighter

    En İyi Kadın Oyuncu: Melissa Leo – The Fighter

    En İyi Yönetmen: David Fincher

    En İyi Senaryo: The Social Network

    En İyi Animasyon: Toy Story 3

    Yabancı Dilde En İyi Film: In a Better World (Danimarka)

  • Banishment diyor ki:

    Oscar yarışında da,altın kürede olduğu gibi Slumdog Millionaire vakası bekliyorum.Zira İnception ya da Black Swan akademiye sert kaçıcak tarzda filmler.

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +2017
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler