2014 Yılının En İyi 10 Filmi!

Bana göre 2014 yılında ülkemiz sinemalarında ve festivallerinde boy göstermiş sırasıyla en iyi 10 film…

1. The Grand Budapest Hotel (Büyük Budapeşte Oteli) / {Wes Anderson}

- Wes Anderson’ ın sanatının doruk noktasına ulaştığı harika filmi. Stefan Zweig’ a saygı duruşu niteliğinde olmasının haricinde, onun eserlerindeki karakterleri ve zamanı da çok güzel yansıtıyor. Viyanalı yazarın dünyasının zenginliği, şiire dayalı detayları biz seyirciye Anderson aracılığıyla ulaşıyor. Uzun uzadıya güzel cümleler sarfedip hayatın zerafetini yansıtmak artık kesinlikle mümkün olmasa da, bir zamanlar insanlar büyülü sözlerle yaşadılar, aşık oldular, ağladılar ve öldüler. Şiir insanı etkilerken, tortusu da hep üzerimizde kalıyor. Bu büyülü filmde de o tortuyu hissediyoruz. Sinemanın Melies’ ten beri yaratıcılık anlamında geldiği noktayı Anderson; çoğu meslektaşına göre renkli, şaşırtıcı, çocuksu, masum, kimi zaman sert kimi zaman trajik ama kesinlikle görülmeye değer bir tarzla ortaya koyuyor.

 

2. Kış Uykusu / {Nuri Bilge Ceylan}

- Altın Palmiyeli bu büyük film, Nuri Bilge’ nin en iyi işi midir? Orası tartışılır fakat üç saat süren bir filmin bir üç saat daha sürse de izlesek tepkilerine yol açması gerçekten muazzam bir olay. Roman gibi akıp giden, sinemanın edebiyatla birleşme noktası diyebileceğimiz bir anlatıya sahip olan ve de Bergmanvari bir estetikle kotarılmış çarpıcı bir sinema deneyimi.

 

3. Boyhood (Çocukluk) / {Richard Linklater}

- Linklater bu yıl da yapacağını yaptı ve 12 yılda tamamladığı Boyhood’ la gönüllerimizi fethetti. Film hiçbir şey için değilse bile deneysel anlamda hep aynı oyuncularla çalışılarak uzun yıllar süren bir serüven anlattığı için bile izlenmeli. Bu açıdan bir yaşam kesiti sunuyor çünkü. Sinema sanatının da özel filmlerinden biri olmayı başarıyor.

 

4. Deux jours, une nuit (İki gün, bir gece) / {Jean-Pierre Dardenne, Luc Dardenne}

- Dardenne’ ler kapitalizmin en yalın halini, gene en iyi bildikleri şekilde ve muazzam diyebileceğim bir minimal sinema tekniğiyle  görselleştiriyorlar.

 

5. Ida / {Pawel Pawlikowski}

- Yaşam acıdır. İnsanlar hissettikleri veya hiç görmedikleri bir şeye arzu duyarlar. Bazen de duymazlar. Kesin olan o ki hangisi daha acıdır: Hiçbir şey yaşamadan bir olguyu kabullenmek mi, yoksa herşeyin dibine vurup sonra seçim yapmak mı? Ida, Pawlikowski’ nin kusursuz durağan kamerasıyla ve siyah beyaz görüntüleriyle bu yılın Avrupa Film Ödülü’ nü haketmiş görünüyordu. Her ne kadar Kış Uykusu gibi güçlü rakipleri de olsa sonuç olarak ödülü aldı. Su gibi akıp giden bir film.

 

6. Clouds of Sils Maria (Sils Maria: Ve Perde) / {Olivier Assayas}

- Bu yılın son günlerinde karşıma çıkan büyük bir sürpriz bu film. Assayas günümüz dünyasını, sosyal medya çağını ve pop kültürü eski ama zamana ayak uydurmakta zorlanan bir star(Juliette Binoche) üzerinden mükemmel anlatıyor. Film sisler arasından gelip geçiyor ama hafızalardan zor silineceğe benziyor.

 

7. Nebraska / {Alexander Payne}

- Payne’ den siyah beyaz kusursuz görüntüler eşliğinde tam bir atmosfer filmi. Baba-oğul ilşkisine ve Amerikan Rüyası’na çarpıcı bir bakış. İzlemeye doyamayacağınız son yılların en iyi Amerikan bağımsızı. Bir de unutmadan, sountrackleri öyle güzel ki kulağınızın pası siliniyor. Nebraska, yalınlığın zerafeti gibi.

 

8. The Wolf of Wall Street (Para Avcısı) / {Martin Scorsese}

- Daha önce de bir çok Wall Street ve kapitalizm temalı film yapıldı fakat uyuşturucu, seks ve parayı hikaye içerisinde görselleştirip filmin dokusu içerisine bu kadar destansı şekilde aktaran başka bir film yapıldığını hatırlamıyorum. Kapitalizm ruhunu müthiş yansıtan ve “paranın” başrolde olduğu; Leonardo Dicaprio ve Jonah Hill’ in muazzam performanslarıyla süslü bir yapım The Wolf of Wall Street. Bunların haricinde filmi özel kılan en önemli şey ise Scorsese’ nin ölümsüz yönetmenliği ve her filminde olduğu gibi doğrudan bir mesaj kaygısı taşımayan ama bütünüyle seyirciye yumruk gibi çarpan bir film olması.

 

9. Gone Girl (Kayıp Kız) / {David Fincher} 

- Bu yılın kesinlikle en önemli “tür” filmi. Fincher öyle bir atmosfer kurmuş ki filme kendinizi bir anda kaptırıyorsunuz. Belki bir Zodiac kadar etkili değil ama Fincher’ ın son yıllarda çektiği en çekici ve zekice filmi diyebiliriz.

 

10. Nightcrawler (Gece Vurgunu) / {Dan Gilroy}

- Sadece Jake Gyllenhaal’ un insanüstü oyunculuğunu görmek için bile izlenebilir. Onun haricinde de ciddi bir medya eleştirisi olarak da filme bakılabilir fakat bu konuda yeni bir şey söylemediğini de belirtmek gerek. Jake Gyllenhaal dedik ya, hah işte yenilik de orda yatıyor zaten. Aslında film bir sistem eleştirisi içeriyor. Jack de bunun baş kahramanı. Bu durum da filmi özel kılıyor.

Bu yazıyı paylaş:
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • email
  • MySpace

Yorumunuzu bildirin

Yazı hakkında yorum yapabilmeniz için giriş yapmalısınız.

Kategoriler
  • +Dosyalar
  • +DVD Köşesi
  • Festival ve Seçkiler
  • +Film Eleştirileri
  • +Genel
  • +Hacksaw Ridge
  • +Söyleşiler
  • +Yönetmenler