Yönetmenin Yolculuğu

‘Les rendez-vous d’Anna’ {Anna’nın Randevuları – 1978} / Chantal Akerman

Film boyunca bir kentten diğerine (Brüksel, Paris, Köln…) savruluşunu izlediğimiz Anna Silver (Aurore Clément), Yeni Dalga etiketli avant-garde filmler yapan Belçikalı feminist rejisör Chantal Akerman’ın ta kendisi. Anna, orta yaşlarını süren, ekonomik bağımsızlığını kazanmış, eğitimli bir kadın. Mesleği yönetmenlik.

İş icabı çıktığı gezide kendisini çeşitli şehirlere ulaştıran toplu taşıma araçlarında, 72′deki ‘Hotel Monterey’in başrolünü kapmış otel odalarında ve hep gece yüzüyle yansıyan ışıltılı caddelerde bazı insanlarla görüşür: Almanya’nın 20′ler ve 30′lardaki sıkıntılı tablosundan bahseden öğretmen bey; eşinden yaka silken istasyondaki kadın; “Paris altıncı vatanım” diyecek kadar dünya vatandaşı olmuş trendeki yabancı; onu Brüksel’de bekleyen annesi; bir erkek arkadaşı…

Anna, dinleyici pozisyonda. Anlatan, karşısındakiler. Siyasetten tarihe, 70′lerde kıtayı sarmalayan ekonomik resesyonlardan kadın erkek ilişkilerine, oradan bozuk aile yapılarına… geniş yelpazeli -ve dediğim gibi tek taraflı- bir sohbet bu. Konuşanların ortak özelliği, geçmişleriyle/ilişkileriyle hesaplaşmaları…

Uzun çekimler ve sabit açılar, Akerman sinemasının belirleyici öğelerinden biri. Anna, otel odasında uzanır, ankesörlü telefonla sohbetler eder, ışıl ışıl yüzüyle kadraja sıkça dahil olan metrolardan / tren camlarından -hızlı büyümenin ve sanayileşmenin işaretlerini taşıyan- caddelere, garlara bakar… Kamera hareket etmez; yoğun bir sessizlik siner; sahne geçişleri için “sabredilir”. O esnada harikulade başyapıtı ‘Jeanne Dielman, 23 Quai du Commerce, 1080 Bruxelles’teki mutfak düşünülür.

“Anne” figürü ve sınır tanımaz bir cinsellik, Akerman sinemasının bir diğer alamet-i farikası. Bu film de durumdan muaf değil.

Belçikalı yönetmen, “kent” hayatının akıp gitmekte olan ritmini tüm karmaşası ve giriftliğiyle vermekten hoşlanır. Les rendez-vous d’Anna, modern şehir hayatını en albenili ve steril halleriyle gösterirken, söz konusu hayatın bireyde yarattığı yabancılık/yalnızlaşma gibi unsurlara teğetten çok öte temas eder.

Kadın duyarlığına seslenen, psikolojik muhtevası yüksek, önemli bir filmdir.

Yazıyı buralarda paylaşabilirsin
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • email
  • Google Bookmarks
  • Live

Yorumunuzu bildirin

Kategoriler
  • +Dosyalar
  • +Festival ve Seçkiler
  • Filmler
  • +Genel
  • Yönetmenler