Okyanusya’nın Neo-Nazileri

“American History X”in başarısıyla orantılı popülaritesinin getirisiyle ırkçılık ya da neo-nazizm sinemada ilgi çeken bir konu oluvermişti. Oysa bu konularla alakalı 1998 yapımı olan “American History X”ten evvel onun çok uzağında bir coğrafyadan Avustralyalı Geoffrey Wright’ın elinden çıkmış pek de popüler olmayan kült “Romper Stomper” vardı.

Dazlak bir çetenin suçsuz/günahsız(onlara göre suçları ülkelerinde olmamak olan) Uzak Doğulu bir aileyi dövmesiyle açılıyor filmimiz. Aslında oldukça rahatsız edici olan bu sahneye izleyicisini hiçbir şekilde alıştırmadan sert bir biçimde tüm bu şiddet ve uçarılıkların içerisine sokuyor yönetmen. Hayattan bir beklentisi olmayan bir kaybedenler topluluğundan oluşmuş çetenin tek amacı bölgelerini ele geçirmekte(!) olan Vietnamlıları geldikleri yere yollamak!

Çetenin Nazi sempatisini çetenin lideri Hando(Crowe)’un ağzından, aslında bu tip bir ortama yabancı olan, yeni sevgilisi Gabe’e anlatırken duyarız. Bu ideoloji de olmasa da babasıyla yaşadığı dayanılmaz ensest ilişki sonrası yolu sokaklara düşen Gabe’in çeteye girişi de çok zor olmayacaktır. Zira o da bir kaybedendir!

— Filmi izlemeyen okumasın! —

Aslında sıkı bir ırkçılık eleştirisi gibi başlayan film; özellikle ikinci yarısından sonra çetenin lideri Hando(Russell Crowe), sevgilisi Gabe(Jacqueline McKenzie) ile Hando’nun en sıkı dostu Davey(Daniel Pollack) arasında aşk ve güç savaşına dönüşüyor. Davey ile Gabe arasındaki bağ güçlenirken; bu çift tamamıyla Hando’dan kopar. Gerilim dolu finale doğru izleyen hem ekrana üçüncü bir şahsın hisleriyle bakarken, her bir karakterin de duygularını anlama çabasına girişme süresini buluyor. İdeolojisinden taviz vermeyen Hando’nun ise borç para vererek Davey’nin almasını sağladığı Nazi bıçağıyla öldürülmesi;  ideolojisinin ölümüne neden olması gibi bir okumayı barındırsa da film ırkçılık adına net bir söylem getirmez.

Çetenin Gabe’in burjuva babasının evini bastıkları -Kubrick’in “A Clockwork Orange”ını hatırlatan- sahne başta olmak üzere – polislerin bu kadar geç gelmesi düşündürse bile- Uzak Doğulularla bitip tükenmek bilmeyen bir enerjiyle giriştikleri yüksek şiddet dozajlı çete kavgası filmin heyecanla izlenebilecek unutulmaz anları oluyor. Filmin Alex Cox’un “Sid & Nancy”sine yakın uç noktadaki tiplerini üstün bir başarıyla canlandıran özellikle Russell Crowe ile -filmin gösterime girmesine kısa bir süre kala intihar eden- Daniel Pollack üstün performanslar çıkarıyorlar.

Russell Crowe’a birçok ödülle beraber dünya çapında ün de kazandırarak Hollywood’a transferinde en büyük referans olan film; ırkçılığı eleştirsin ya da -yeteri kadar- eleştirmesin izlenmeyi hak eden bir kült!

- ‘Romper Stomper’ {Gözü Kara, 1992} / Geoffrey Wright -

Yazıyı buralarda paylaşabilirsin
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Technorati
  • MySpace
  • del.icio.us
  • email
  • Google Bookmarks
  • Live

Yorumunuzu bildirin

Kategoriler
  • +Dosyalar
  • +Festival ve Seçkiler
  • Filmler
  • +Genel
  • Yönetmenler