”Sinemanın 114. Yıldönümü”

Tarih 28 Aralık 1895′i gösterdiğinde Auguste ve Louis Lumiere’nin yarattığı ve Capucines Bulvarı’ndaki Grand Cafe’de yaklaşık 33 kişinin seyrettiği sinema; 28 Aralık 2009′da tam 114 yaşına basıyor…
O gün beyazperde dostlarıyla burada buluşuyor, sinemanın 114.Yıldönümünü kutluyoruz.
***
***
***
:::Program Akışı:::
00:00=01:00/ Lumiere Kardeşler ve Sinemanın icadı; doğum çırpınışları ve sonrası üzerine…
01:00=02:00/ Ustalara Saygı Kuşağı-1: (Charles Chaplin, Buster Keaton, D.W. Griffith, Sergei M. Eisenstein, F.W. Murnau)
02:00=03:00/ Efsane Oyuncular…
03:00=04:00/ Ustalara Saygı Kuşağı-2: (Fritz Lang, Carl Theodor Dreyer, Josef von Sternberg, Luis Buñuel, Jean Vigo)
04:00=05:00/ Efsane Filmler…
05:00=06:00/ Ustalara Saygı Kuşağı-3: (John Ford, Orson Welles, Alfred Hitchcock, Akira Kurosawa, Jean Renoir)
06:00=07:00/ Türk Sineması üzerine…
07:00=08:00/ Akımlar-1 ( Şairane Gerçekçilik, Dışa Vurumcu Alman Sineması)
08:00=09:00/ Türler-1 (Korku, Komedi, Savaş, Tarihi, Müzikal)
09:00=10:00/ Sinemanın görünmeyen kahramanları …
10:00=11:00/ Oscar, Cannes, Bafta ve diğer ödüller üzerine…
11:00=12:00/ Ustalara Saygı Kuşağı-4: (Ingmar Bergman, Roberto Rosselini, Robert Bresson, Yasujiro Ozu, Michelangelo Antonioni)
12:00=13:00/ Kıtalarla Sinema-1 (Amerika, Avrupa, Avustralya)
13:00=14:00/ Akımlar-2 (Yeni Dalga, Yeni Gerçekçilik)
14:00=15:00/ Kıtalarla Sinema-2 (Asya, Afrika)
15:00=16:00/ Türler-2 (Aksiyon, Macera, Kara Film, Animasyon, Bilimkurgu)
16:00=17:00/ Sinema ve sansür …
17:00=18:00/ Sinemayı Sevmemizin 114 Nedeni-1
18:00=19:00/ Sinemayı Sevmemizin 114 Nedeni-2
19:00=20:00/ Sinemayı Sevmemizin 114 Nedeni-3
20:00=21:00/ ”4.Sinema Büyüsü Ödül Töreni” Öncesi…
21:00=22:00/ ” 4.Sinema Büyüsü Ödül Töreni”…
22:00=23:00/ Sinema öldü mü? (Peter Greenaway’in iddiası üzerine)
23:00=00:00/ Sonsöz!









72 – Onlar şehirli gansterler değil, onlar taşralı gansterler; ‘Bonnie and Clyde.
73- Demirkubuz’dan bir kara sevda; ‘Kader’.
74 – Dünyanın en kötü yönetmeninin hayatını izlemek; ‘Ed Wood’
75- Nuri Bilge Ceylan’dan psikolojik derinlikli filmler.
76 – Şiir onu yazana değil, onu kullanana aittir; ‘Il postino’
77- Derviş Zaim’den muhteşem bir Osmanlı dönem filmi; ‘Cenneti Beklerken’.
78 – Duygu sömürüsüne kaçmadan, etkileyici bir dram filmi yapmak; ‘La stanza del figlio’.
79- Aşkını ağaçtaki oyuğa fısıldayan aşıklar; ‘Fe Yeung Nin Wa’
80 – Uzakdoğu’dan görsel bir şiir; ‘Ugetsu Monogatari’.
81 – Yönetmenliğiyle de döktüren Redford’ un ilk filmi; ‘Ordinary People’
82- Cennetle cehennem arasında bir film; ‘What Dreams May Come’.
83 – Terry Gilliam & Terry Jones ikilisinden absürd komedi başyapıtı; Monty Python and the Holy Grail
84- Bir günü tekrar tekrar yaşamanın nasıl bir şey olduğunu merak mı ediyorsunuz? ‘Groundhog Day’.
85- ”Acı Yok!”İtalyan Aygırı’nın tam altı filmlik macerası; müzikleri, şafak vakti yutulan çiğ yumurtalar ve o insanı fena gaza getiren müzikle beraber merdivenleri tırmandığı sahnelerle girdi hayatımıza Rocky.
86- Çok sevdiği ve unutmak istediği aşkını hafızasından sildiren Clementine; ‘Eternal Sunshine of the Spotless Mind’.
87 – Bir kasabaya sıkışıp kalmış yaşamlar, ama gel gör ki sinemasında güzel filmler oynuyor; ‘The Last Picture Show’
88- 1950′lerin kendine has üslubuyla ve siyah-beyaz çekilmiş tüm o harika filmler.
89- Godard ve Karina ikilisi! Dünyanın en iyi yönetmenlerinden Godard ve onun dünyalar güzeli, her defasında insanı kendine aşık eden karısı Anna Karina birlikteliğinden doğan muhteşem filmler.
90 – Bir Bertrand Tavernier başyapıtı; ‘Un dimanche à la campagne’
91- Basına çok sert bir eleştiri; ‘Sweet Smell of Success’.
92- …ve Tanrı Bridget Bardot’yu yarattı.
93 – Jeanne, sana gelmem için öyle yollardan geçmem gerekti ki… ‘Pickpocket’
94 – İngiltere’de başlayan Sanayi İnkılabıyla birlikte insanların değişen yaşamları; ‘How Green Was My Valley’.
95- Susuz ya da aşksız geçen bir ömür: Tsai Ming Liang filmleri!
96- Rusya’daki Yahudilerin zorlu yaşam koşulları, değişen zamana karşı direnen gelenekleri ve tatlı mı tatlı bir ihtiyar Tevye; ‘Fiddler on the Roof’
‘If I were rich man…’
97 – Rus sinemasından etkileyici bir dram; ‘Ballada o soldate’
98- Alex Proyas ve David Fincher’ın karanlık atmosferli filmleri…
99- Billy Wilder filmleri…
100- Gregory Peck’li bir intikam öyküsü; ‘Mobydick’.
101- Zamanda yolculuğu konu edinen filmler…
102 – İnce ve çok özel bir mizah anlayışıyla süslenmiş Jirí Menzel filmleri.
103- İran Sinemasından Kiarostemi, Ghobadi, Makhmalbaf filmleri.
104- Tuhaf bir albenisi olan Almodovar filmleri.
105- Latin sinemasının yeni isimlerinden Alejandro Amenabar filmleri…
106- Çözülemez gizemlerle dolu :) Lynch filmleri.
107- Her seferinde farklı maceralara atılan ama hiç yaşlanmayan ajan 007.
108- Yılbaşı yaklaşınca ortaya çıkan “Noel Baba” ve “Ebenezer Scrooge”lar…
109 – Yaşama tutunamayan iki genç kızın, hayalleri; ‘La vie rêvée des anges’
110- Özellikle hasta olduğumda izlemek istediğim romantik komediler.
111- Her zaman iyilerin kazandığı iyimser yerli filmler.
112 – Matematikçiler sınırlarda yaşar; ‘Pi’
113- Son yıllarda ilerleme kaydeden yerli sinemamız.
114- Bize bu sanatı armağan eden Lumiere Kardeşler ve ‘L’arrivée d’un train à La Ciotat’.
Sahne-1/iç-gece (kulis): Oscar perdenin arkasına saklanmıştır.
Milşin: Ne yapıyorsun?
Oscar: Hişşştttt. Sessiz ol. Birazdan kapı çalacak ve Dr. Brown içeri girip bize bir görev verecek. Sakın kimseye cevap verme ve kimseyle konuşma. Bir an önce şu töreni sunup gidelim.
Milşin: Bence fazla paranoyak olmaya başladın. Burda bizden başka kimse yok.
Kapı çalmaya başlar. Kapıdaki Jack’tir.
Jack: İçerde olduğunuzu biliyorum. Lütfen kapıyı açın. Dr. Brown bana sadece sizin yardım edebileceğinizi söyledi. Benim, Jack.
Milşin (kapıyı açarak): Jack, burda ne arıyorsun. Adadakilere ne oldu?
Jack: Yardımınıza ihtiyacım var. Bildiğiniz gibi hidrojen bombasını patlatıp, kaderimizi değiştirmeyi planladık. Ancak bu asla olmayacak. Çünkü kaderi değiştiremeyiz.
Milşin: Peki bizim ne yapmamızı istiyorsun?
Oscar: Hiçbir şey! Gidip töreni sunacağız, hepsi bu.
Jack: Bir yolunu bulup paralel evrenlerden bu zamana gelebildim. Ancak unutmayın ki şu an adadaki Sawyer’ın, Locke’un, Kate’in; herkesin kaderi sizin ellerinizde.
Oscar: Üzgünüm. Sunmamız gereken bir tören var.
Milşin: Nasıl bu kadar acımasız olabilirsin?
Oscar: Bu güne kadar üç defa dünyayı kurtardım. Ne verdiler bana? Altın Küre’ye aday bile olamadım
Jack: O kadar insanı düşünün. Claire’nin daha küçücük bir bebeği var. Geleceğini hiç mi düşünmüyorsunuz?
Oscar: Claire hala hayatta mı? Ben onu öldü biliyorum yaa! Milşin, bol bol elf peksimeti hazırla yolluk olarak.
Milşin: Sana inanamıyorum yaa! Adadakiler söz konusu olmasa seninle bir yere gelmezdim ya, neyse.
Sahne-2/iç-gündüz (Uçağın içi): -Oceanic Hava Yolları-
Milşin, Oscar ve Jack Oceanic 815’te yerlerini almıştır. Uçak havalanır.
Milşin (Jack’e dönerek): Şu kara dumandan korkmuyor musun?
Jack: Ödüm patlıyor ama bilirsin, lider olmak zordur.
Oscar: Lider sen değilsin ki bi kere. Lider John Locke’tur. Sen önce kadınlarına sahip çık. Sawyer hepsiyle aşk yaşıyor, haberin olsun.
Birden uçak sarsılmaya başlar. Her yer kararır.
Sahne-3/dış-gündüz :
Oscar: Burası hiç de adaya benzemiyor. Nerdeyiz biz?
Milşin: Sanırım İrlanda topraklarındayız.
Polisler aniden ortaya çıkıp üçünü apar topar götürür.
Sahne-4/İç-gündüz:
Polisler; Milşin, Oscar ve Jack’i hırpalayarak Bobby Sands’in karşısına oturtur.
Bobby: Sigaranız var mı?
Oscar sigara paketini uzatır.
Bobby: Ira’yı bu şekilde bitireceklerini sanıyorlar; ancak yanılıyorlar. Açlık grevini her ne pahasına olursa olsun sürdüreceğiz.
Oscar: Açlık dedin de, Milşincim şu elf peksimetlerinden biraz versene.
Milşin: Oscar, bence yolculuğumuzun geri kalanında konuşmasan harikulade olur. (Bobby’e dönerek) Ira’yı yaptıklarından dolayı tebrik ederim; ancak yine de bu duruma katlanmanıza seyirci kalmak o kadar acı verici ki!
Bobby: Anlıyorum. Ancak birilerinin bedel ödemesi gerekiyor ve ben bunu henüz çocuk yaşta…
Gardiyanlar aniden içeri girerek: Sizler Ira’dan değilmişsiniz. Gidebilirsiniz.
Milşin: Bobby, güçlü olmalısın.
Oscar: Aç kalınca nasıl güçlü olacakmış? Hadi gidelim burdan. Ohaa sigaramı da bitirmiş.
Sahne-5/İç-Gündüz: -Oceanic 815’in içi-
Milşin: Bobby’le tanıştığım için o kadar mutluyum ki…Karadeniz’den Yusuf adında bir arkadaşım vardı. Onu hatırladım birden nedense…
Uçak sarsılır ve her yer kararır.
Sahne-6/Dış-Gündüz:
Oscar: Burası da pek adaya benzemiyor.
Jack: Sanırım 1950’ler Amerika’sındayız.
April camdan onlara bakmaktadır. Üçlü eve doğru yaklaşır. April kapıyı açarak onları selamlar.
Milşin: Bu kadar güzel bir evde yaşıyorsunuz ve mutsuz görünüyorsunuz. Doğrusu şaşırdım.
April: Çünkü bu hayat beni boğuyor. Çekip gitmek istiyorum bazen. Ancak gitmek o kadar zor ki, kalmak da öyle.
Milşin: Bize anlattıklarınızı kocanıza da anlatınız. Hem de her şeyi. Yaşadığınız yerden değil, yalnızlıktan kaçının.
Sahne-7/İç-Gündüz: -Oceanic 815’in içi-
Milşin: Her şey tamam da…Nereye gitsek uçağımız yanıbaşımızda. Senaryoda bir gariplik yok mu?
Jack: Yazana sormak lâzım.
Uçak sarsılır ve her yer kararır.
Sahne-8/Dış-Gündüz:-Ada-
Jack gözlerini açar. Milşin ve Oscar şaşkınlıkla Jacob’ın kulübesine bakmaktadır. Claire kulübeden çıkar.
Jack: Ben gidip adadakileri uyarayım şu hidrojen bombası konusunda. Kaderimiz böyle napalım. Sizler de evinize dönüp, ödülü sunabilirsiniz.
Oscar: Milşin, ben burda kalıyorum. Claire’yle beraber çocuğu büyütecez. Ödül töreninde başarılar.
Sahne-8/Dış-Gündüz:
Milşin: Hay Allah! Zamanı tutturduk da, mekanı tutturamadık galiba……..(Bank’ta oturmuş elinde silah, Ray’e yaklaşarak) Bayım, bakar mısınız?
Ray: Bruges’dan nefret ediyorum. Allah bu Bruges’un bin belasını versin. Zaten yaşamak da istemiyorum.
Milşin: Benim hemen ödül törenine yetişmem gerekiyor.
Ray: Ödül töreni uzakta. Şu taraftan. Ben de ağız tadıyla intihar edeyim bari. İnşallah Arâfa falan gitmem.
Sahne-9/Dış-Gündüz:
Milşin (Köşede duran Randy’e yaklaşarak): Beni bekleyen bir ödül töreni var ve neredeyse geç kalmak üzereyim.
Randy: Anlıyorum. İkimizi de bekleyen, ait olduğumuz bir yer var. Ödül Töreni hemen yolumun üstünde. Hadi atla da bırakayım seni.
Sahne-10/İç-Gündüz (Aracın İçi):
Randy: İşte, geldik. Benim de yolum çok kalmadı. Orda bir yerde insanlar beni çağırıyor. Gelip güreşimi izlemek ister misin.
Milşin: Sunmam gereken bir ödül töreni var. Çok teşekkür ederim.
4. Sinema Büyüsü Ödül Töreni’ne hoşgeldiniz!
Bu önemli gecede, sinemanın yıldönümünde, siz değerli dostlarımızın katılımıyla sonuçlanan, 2008’in en iyilerini açıklayacağız.
Bambi’den Fantasia’ya; Les triplettes de Belleville’den Finding Nemo’ya… Gerekse çocukları, gerekse yetişkinleri yıllardır sınırsız hayal gücüyle kendi evrenlerinde yolculuğa çıkardılar. Bu yıl da birbirinden değerli animasyonları tanıma fırsatı bulduk. Şimdi yılın en iyi animasyonu kategorisinde kazananı açıklıyorum.
Önce Adaylar:
•Bolt / Byron Howard & Chris Williams
•Gake no ue no Ponyo {Küçük Denizkızı Ponyo} / Hayao Miyazaki
•WALL•E / Andrew Stanton
Yılın En İyi Animasyonu:

•WALL•E / Andrew Stanton
Gerçekten her geçen yılla beraber gelişiyor mu? Yoksa bu koca bir yanılsama mı? Türk Sineması kendi değerlerini mi yitirdi? Bunlar tartışılacak konular elbette. Ancak şöyle bir gerçek var ki, son yıllarda oldukça yetenekli ve zeki yönetmenlerimiz var. Yılın en iyi yerli yönetmeni kategorisinde kazananı açıklıyorum.
Önce Adaylar:
•Nuri Bilge Ceylan – Üç Maymun
•Özcan Alper – Sonbahar
•Seyfi Teoman – Tatil Kitabı
•Tolga Örnek – Devrim Arabaları
•Ümit Ünal – Ara
Yılın En İyi Yerli Yönetmeni:

•Özcan Alper – Sonbahar
Belki artık Muhsin Bey gibi, Umut gibi filmler çekilmiyor; ancak yine de izlenmeyi hak eden yerli filmlerin var olduğu da gerçek. Yılın en iyi yerli filmi kategorisinde kazananı açıklıyorum.
Önce Adaylar:
•Ara – Ümit Ünal
•Devrim Arabaları – Tolga Örnek
•Sonbahar – Özcan Alper
•Tatil Kitabı – Seyfi Teoman
•Üç Maymun – Nuri Bilge Ceylan
Yılın En İyi Yerli Filmi:

•Sonbahar – Özcan Alper
İyi geceler herkese.
Adada Claire’yle beraber kalacağını söylemiştin hani?
Evet öyle olacaktı. Eğer Charlie ortaya çıkmasaydı.
Charlie üçüncü sezonda ölmemiş miydi?
Ne bileyim. Bir adadalar, bi değiller; bi ölüyorlar, bi yaşıyorlar! Bu kadar yeter, Lost’un son sezonunu izlemeyeceğim. Yaprak Dökümü’nü izleyeceğim bundan sonra.
Hadi hazır gelmişken, bu yıl kaybettiklerimizi de analım.
San Francisco Sokakları Yasta!
Birdman of Alcatraz, A Streetcar Named Desire, Patton, On The Waterfront gibi sinema tarihinin kilometre taşı filmlerindeki muhteşem performanslarıyla bizi kendine hayran bırakan; ünlü ‘’ San Francisco Sokakları’’ adlı diziyle bir neslin unutamadığı Oscar ve Emmy Ödüllü ünlü drama oyuncusu Karl Malden…

(1912-2009)
Ulusal Sinema Akımının öncüsüydü o!

Gurbet Kuşları, Haremde Dört Kadın, Hanım ve Teyzem gibi sinemamızın yüzakı filmlerinin başarılı yönetmeni Halit Refiğ…
(1934-2009)
Sinemamızın, bir diğer unutulmayacak, yeri doldurulamayacak senarist ve yönetmeniydi o!
Sürü ve Düşman gibi filmlerinin yanında Çöpçüler Kralının da arka planında yönetmenin hep o ustaca anlatımıyla toplumsal mevzular vardı. Bir Zeki Ökten geçti bu diyardan…

(1941-2009)
Hayatı tıpkı Cinema Paradiso gibiydi. Çok erken kaybettik onu. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak filminin senarist ve yönetmeni Ahmet Uluçay…

(1954-2009)
Ne zaman Ramazan ayı gelse, hemen her yerde onun The Message için bestelediği müzikler çalmaya başlardı. Lawrence of Arabia, Doctor Zhivago gibi sinema klasiklerinin notalarının yaratıcısı efsanevi müzisyen Maurice Jarre…

(1924-2009)
Michael Jackson öldüğünde, sadece bir pop ikonu değil; seksenli yıllarda yaşamış herkesin bir parçası gitmişti sanki.

O yıllarda yaşamış herkesin hayatına girmiştir Breakfast Club, Ferris Bueller’s Day Off, Weird Science filmleri…Bir kuşağın öfkesini, tutkusunu 24 kare kadrajına alıp efsaneleşti adeta. Usta yazar, yönetmen ve yapımcı John Hughes…
(1950-2009)
EFSANELER ÖLMEZ!…
Şimdi sıra son iki ödüle geldi…
Eisenstein’dan Godard’a; Griffith’ten Kiarostami’ye nice usta yönetmenden, nice başyapıt izledik. Ustalarının çizmiş olduğu bu yoldan ilerleyen nice sinema tutkunundan başarılı filmler izlemeye devam edeceğiz.
Yılın en iyi yabancı yönetmen kategorisinde kazananı açıklaması için sevgili November76’yı davet ediyorum.
Önce adaylar:
•Clint Eastwood – Gran Torino
•Danny Boyle – Slumdog Millionaire {Milyoner}
•Darren Aronofsky – Wrestler, The {Şampiyon}
•Stephen Daldry – Reader, The {Okuyucu}
•Steve McQueen – Hunger {Açlık}
Yılın En iyi Yabancı Yönetmeni:

•Darren Aronofsky – Wrestler, The {Şampiyon}
Teşekkürler November76.
Citizen Kane’den Tokyo Story’e; Gold Rush’tan Psycho’ya…Sinema bugün tam 114 yaşında! Nice yıllara sinema!…
Yılın en iyi yabancı filmi kategorisinde kazananı açıklaması için sevgili Rashomon’u davet ediyorum.
Önce Adaylar:
•Hunger {Açlık} / Steve McQueen
•In Bruges / Martin McDonagh
•Revolutionary Road {Hayallerin Peşinde} / Sam Mendes
•Vals Im Bashir {Beşir’le Vals} / Ari Folman
•Wrestler.The {Şampiyon} / Darren Aronofsky
Yılın En İyi Yabancı Filmi;

•Wrestler.The {Şampiyon} / Darren Aronofsky
Başlığı baştan aşağı çok değerli birikimleriyle dolduran sevgili Rashomon, November ve Okaliptus’a; sunumu benimle beraber yapan sevgili Milşin’e ve takip eden sinema dostlarına teşekkürler.
İyi geceler…
herkese iyi geceler herkesin ellerine sağlık…
Geleneksel hale gelen 28 Aralık Sinema Büyüsü Ödül Töreni’ni hazırlayan sevgili Oscar1895′e, sunuma yardımcı olan sevgili Milşin’e, bizi yalnız bırakmayan sevgili Okaliptus80′e, sinema bilgisiyle her daim yanımızda olan sevgili Rashomon’a ve oylarıyla listelerin oluşmasına katkıda bulunan tüm sinemasever arkadaşlara teşekkür ederim.
Önümüzdeki yıl 115. yıl kutlamalarının çok daha canlı geçmesi dileğiyle, herkese iyi geceler…
Sizlerin oylarıyla oluşan 114. yılın seçkileri az sonra ilgili başlıklarda açıklanacaktır.
Böyle güzel bir günde, böyle güzel bir topic açarak bizleri sinemasever arkadaşlarla buluşturan Sevgili Oscar 1895′ e, yaptığı katkılarla bu güzel güne farklı bir anlam katan, oyların sayılması aşamasında inanılmaz bir özveri gösteren November 76′ ya, bu güzel günde bizleri yalnız bırakmayan Sevgili Milşin’ e, Sevgili Okaliptus80′ e ve işleri dolayısıyla aramızda olamadıkları halde, kalpleri bizimle birlikte atan tüm arkadaşlarımıza en içten dileklerimle teşekkür ediyorum.
Ayrıca yaptığımız seçkilere oylarıyla katklıda bulunan tüm arkadaşlara sonsuz teşekkürler…
Sinemanın 115′ nci yaşında daha geniş katılımlı bir program yapmak dileğiyle!
İyi Geceler!
Hepinizin gönlüne sağlık. Dün ikindi sularında aktaracaktım aslında ama sayfa görüntülenemiyor ihtarları yüzünden siteye giremiyorum o zamandan beri. Yanınızda olmak isterdim. Hoşgörünüzle, son sözler kısmında karalamış olayım.
Ben susayım, filmler konuşsun. :)
- Sinemayı Sevmek İçin 50 Neden(im) -
* 1900 – 1910;
1-) ‘Le voyage dans la lune’ {Ay’a Yolculuk – 1902} / Georges Méliès
* 1910 – 1920;
2-) ‘Intolerance: Love’s Struggle Throughout the Ages’ {Hoşgörüsüzlük – 1916} / D.W. Griffith
3-) ‘Sherlock Jr.’ {Genç Sherlock – 1924} / Buster Keaton
* 1920 – 1930;
4-) ‘Das Cabinet des Dr. Caligari’ (1920) / Robert Wiene
5-) ‘Safety Last!’ (1923) / Fred C. Newmeyer
6-) ‘Stachka’ {Grev – 1925} / Sergei M. Eisenstein
7-) ‘Wings’ {Kanatlar – 1927} / William A. Wellman
8-) ‘The Crowd’ {Kalabalık – 1928} / King Vidor
* 1930 – 1940;
9-) ‘La chienne’ {Dişi Köpek – 1931} / Jean Renoir
10-) ‘Shanghai Express’ (1932) / Josef von Sternberg
11-) ‘Duck Soup’ {Ördek Çorbası – 1933} / Leo McCarey
12-) ‘Camille’ {Kamelyalı Kadın – 1936} / George Cukor
13-) ‘Bringing up Baby’ {Bebek Yetiştirmek – 1938} / Howard Hawks
* 1940 – 1950;
14-) ‘The Great Dictator’ {Büyük Diktatör – 1940} / Charles Chaplin
15-) ‘How Green Was My Valley’ {Vadim O Kadar Yeşildi ki – 1941} / John Ford
16-) ‘Laura’ (1944) / Otto Preminger
17-) ‘Paisà‘ {Hemşehri – 1946} / Roberto Rossellini
18-) ‘Great Expectations’ {Büyük Umutlar – 1946} / David Lean
19-) ‘Out of the Past’ (1947) / Jacques Tourneur
* 1950 – 1960;
20-) ‘Miracolo a Milano’ {Milano Mucizesi – 1951} / Vittorio De Sica
21-) ‘Oyû-sama’ {Oyu Hanım – 1951} / Kenji Mizoguchi
22-) ‘Lili’ (1953) / Charles Walters
23-) ‘Written on the Wind’ {Rüzgara Yazılanlar – 1957} / Douglas Sirk
24-) ‘Jalsaghar’ {Müzik Odası – 1958} / Satyajit Ray
25-) ‘Ballada o soldate’ {Askerin Türküsü – 1959} / Grigori Chukhrai
26-) ‘Ohayo’ {Günaydın – 1959} / Yasujiro Ozu
* 1960 – 1970;
27-) ‘Paris nous appartient’ {Paris Bizimdir – 1960} / Jacques Rivette
28-) ‘Peeping Tom’ {Röntgenci – 1960} / Michael Powell
29-) ‘El ángel exterminador’ {Mahvedici Melek – 1962} / Luis Bunuel
30-) ‘Két félidö a pokolban’ {Cehennemde İki Devre – 1962} / Zoltan Fabri
31-) ‘C’era una volta il West’ {Bir Zamanlar Batı’da – 1968} / Sergio Leone
* 1970 – 1980
32-) ‘Paper Moon’ (1973) / Peter Bogdanovich
33-) ‘Barry Lyndon’ (1975) / Stanley Kubrick
34-) ‘Nashville’ (1975) / Robert Altman
35-) ‘Taxi Driver’ {Taksi Şoförü – 1976} / Martin Scorsese
36-) ‘Days of Heaven’ {Cennet Günleri – 1978} / Terrence Malick
37-) ‘Stalker’ {İz Sürücü – 1979} / Andrei Tarkovsky
* 1980 – 1990
38-) ‘The Evil Dead’ {Şeytanın Ölüsü – 1981} / Sam Raimi
39-) ‘E la nave va’ {Ve Gemi Gidiyor – 1983] / Federico Fellini
40-) ‘Un dimanche à la campagne’ {Kırda Bir Pazar – 1984} / Bertrand Tavernier
41-) ‘The Purple Rose of Cairo’ {Kahire’nin Mor Gülü – 1985} / Woody Allen
42-) ‘Sur’ {Güney – 1988} / Fernando E. Solanas
43-) ‘Topio stin omichli’ {Puslu Manzaralar – 1988} / Theodoros Angelopoulos
* 1990 – 2000
44-) ‘Riff Raff’ {Ayak Takımı – 1990} / Ken Loach
45-) ‘Tulitikkutehtaan tyttö’ {Kibritçi Kız – 1990} / Aki Kaurismäki
46-) ‘Zıkkımın Kökü’ (1992) / Memduh Ün
47-) ‘Chung Hing sam lam’ {Chungking Express – 1994} / Kar Wai Wong
48-) ‘Rang-e khoda’ {Cennetin Rengi – 1999} / Majid Majidi
* 2000 – …
49-) ‘Dolls’ {Bebekler – 2002} / Takeshi Kitano
50-) ‘Io non ho paura’ {Hiç Korkmuyorum – 2003} / Gabriele Salvatores
…
Nice organizasyonlara… Büyü hiç bozulmasın.
Yazılanları okudum da yine çok güzel bir organizasyon olmuş… Tebrikler!